Anasayfa / Sağlık / Eleştirmeye Değil, Yaratmaya Yönelik Yaşayın

Eleştirmeye Değil, Yaratmaya Yönelik Yaşayın




elvan demirkanKendinizi iyi hissettiğiniz zamanlarda ya da bir amacınız olduğunda ya da hayatınıza bir anlam kattığınız dönemlerde başkalarının olumsuzluklarından o kadar etkilenmezsiniz… Ancak kendinizi kötü hissettiğiniz dönemde her şey sizi rahatsız eder, hani nem kapmak var ya, etrafınızdaki herkesi ve her şeyi eleştirmeye başlarsınız. Sorun onlar değil, sorun çevremizi kendi negatif iç dünyamızın merceğiyle görmemiz. Eleştirmeye konsantre olduğumuzda ise adım atmamızı gerektirecek enerjiyi ya-ratamayız ve bunca sorgulamadan sonra, hayatı nasıl daha dolu ve derin yaşayabileceğimizin cevabını bulamayız…

USA Today gazetesinde Yoga dersleri veriyorum. Gazetenin sağlık merkezinin başına başka bir eyaletten yeni bir yönetici atanmıştı. Daha ilk karşılaştığım gün popülerliğimden rahatsız olduğunu hissetmiştim. Bana küstah bir tavırla, “Burada diğer eğitmenlerden daha çok para kazanıyorsunuz, bunu ayarlamamız gerekecek,” dediğinde çok sinirlenmiştim. Derslerim o kadar çok ilgi görüyor ve takdir ediliyordu ki, yıllardır çalıştığım bütün yöneticiler karşılığını bile veremediklerini söylüyorlardı. O anda adamın boğazını sıkıp işimi bırakmak aklımdan geçmedi değil… Ama yapmadım tabii! Dersimi vermem gerekiyordu ve o anda konuyu uzatacak zamanım yoktu. Derse başlayıp müziği duyduğum anda, beni tüketen o negatif düşüncelerden sıyrılıp profesyonel kimliğime girmeye çalıştım. Ensemde sanki kocaman bir yük taşıyordum ve bu, tüm vücudumu yere bastırıyordu… Bir anlık hırsla gerilen kaslarımı rahatlatacak bir ders vermeye karar verdim. Birkaç dakika sonra kızgınlığımı unutmuştum…

Ders bittiğinde öfkeyi benliğimin bir parçası olarak hissetmiyordum artık, çünkü vücudumu rahatlatmıştım… O anda şunu fark ettim, bir seçimim vardı; öfkemi tekrar kabartabileceğim o ortamı yaratabilirdim içimde, “O bunu söyledi, ben şunu yaptım, insanlar nasıl böyle hareket edebilirler,” diyerek… Bir anlık kendi üstünlüğümü ispat zevkiyle o negatifliğin içinde boğulacaktım. Ancak ben objektif olmaya, konuya tarafsız bakmaya karar verdim.



Bir olayı veya hatalı olduğuna inandığımız birini eleştirmekle bir anlık da olsa üstünlüğü ele geçiririz. Bir açık yakaladığımızda kendimizi daha akıllı görürüz… Haksızlığa hak bulmak, yanlışı ortaya çıkartmak, bizi daha da hırslandırır, bu sefer de oturduğumuz yerden kalkıp harekete geçeriz. Pek çoğumuz için eleştiri ve suçlama bir çeşit duygusal kafein, bizi pasiflikten sıyıran bir ilaç…

O zaman yanlış yapanı veya yanlış olanı, kendimizi negatiflikle doldurmadan nasıl eleştirebiliriz? Karşı koymalarımızı, endişelerimizi ve gerginliğimizi nasıl giderebiliriz? Savunduğumuz konunun önemini kaybetirmeden negatif eleştiriyi yapıcı eleştiriye dönüştürebilir miyiz?

Burada önemli olan, negatif duygu ve düşüncelerinize kendinizi kaptırıp tepki göstermeden önce sahip olduğunuz sezgi, kavrama… Farkında yaşam pratiği, yıllar içinde kendimi ve tepkilerimi daha iyi tanımamı sağladı. Tehdit altında olduğumda, şartlarımı veya karşımdakini suçlamamak benim için daha kolaylaştı. Yanlış olduğunu düşündüğüm bir olayla karşılaştığımda, rahatsızlığımın beni yine o eski negatifliğin içine sürüklemesine izin verebilirim. Egomun doğru olma ihtiyacına teslim olduğumda, dipsiz kuyu misali, sonu olmayan tartışmalar beni sinirli ve toleranssız bir insan yapıyordu. Neden bu kadar haklı olmaya ihtiyacım vardı? Yolunda gitmeyen bir şeye negatif tepki göstermemek veya kendi hatamı kabul etmek, sanki beni ömür boyu kusurlu olmaya mahkûm edecekti. Yıllarca egomu sürekli aktif tutan bu tip bir korku tüm davranışlarımı kontrol ediyordu. Eleştirdikçe, negatif diyaloga izin verdikçe, o düşük enerjinin bir parçası olmaya devam ediyordum. Ne olursa olsun, kendimi bu düşük enerjinin içinden çıkartacak bir yol bulmalıydım.

önce küçük adımlarla pratik yapmaya başladım. Farklı kültürden gelen kişilerin farklı görüşleri olduğunu her seferinde kendime telkin ederek, bu alışkanlığı oturtmaya çalıştım. Bazen başarıp bazen yenik düşerek, ama yine de kendimi geliştirme kararlılığımdan vazgeçmeden… Bir haksızlığa şahit olduğumda veya bana düşüncesizce davranıldığını hissettiğimde, olaya tarafsız gözle bakmaya çalışıyorum. Gerçekten haksızlığa uğramışsam, egomu aktif hale getirmeden, düşüncemi ilettiğimde, karşımdaki savunmaya veya saldırıya geçmek yerine, benim bakış açımı anlamaya daha yatkın oluyor. Bu yöntem, karşılıklı bir saldırı ve savunmayla yaratılan negatiflik alışverişinin içinde boğulmaktan çok daha etkili, öyle değil mi?…

Olumsuz şartlarımızın etkisiyle acımasızlaşıp katılaşacağımıza, dünyayı farklı yönleriyle hatta gerçeğiyle görebilmenin ve kabul edebilmenin, yani düşünce açıklığının ruh ve beden sağlığınız üzerindeki olumlu etkisi tartışılamaz.

Elvan Demirkan






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir