Anasayfa / Ekonomi-Finans / En Başarısız Konuda Başarı Arayışı

En Başarısız Konuda Başarı Arayışı



En başarısız konuda başarı arayışı

HÜKÜMET, DIŞ FİNANSMANDAN UMUDU KESİNCE TASARRUFLARI ARTIRMAK İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTI. ANCAK BU KONUDA KISA VADEDE SONUÇ ALMAK HAYLİ ZOR GÖRÜNÜYOR.

Dış finansmanda daralmaya ilişkin beklentiler güçlenirken, hükümet, iç tasarrufların artırılması ve özel sektör tasarruf açığının azaltılmasına ilişkin iddialı bir çalışma başlattı. Asıl çözümün sanayi yapısının tamamen değişmesine bağlı olması ise çalışmanın 2012 ekonomisine olumlu etki ihtimalini azaltıyor.

Türkiye’nin iç tasarrufları artırma konusundaki temel başarısızlığım bugüne kadar izlenen büyüme modellerinde aramak gerekiyor. TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti Sarp Kalkan, 80’li yıllardan beri büyümenin dış tasarruflarla finanse edildiğini belirterek, “Sorunun birçok boyutu var. Bunların başında da kültürel boyut geliyor. Hane halkı kültürel olarak tasarrufa değil, tüketime kodlanmış” diyor.

Koç Üniversitesi – TÜSİAD Ekonomik Araştırmalar Forumu’ndan Dr. Sumru Oz’ün tasarruflarla ilgili makalesinde 1988-2008 arasında özel sektör yurtiçi tasarruf oranının yüzde 25’ten yüzde 15’e düştüğü, 2010’da bu oranın yüzde 13’e gerilediği vurgulanırken, gerilemenin nedenleri “Son kriz sonrası yaşanan hızlı toparlanma ile iyileşen beklentiler, gelişmiş ülkelerin krize karşı aldığı genişlemeci para politikası önlemleri ve artan likidite ve düşen emtia fiyatlarının tekrar artmaya başlaması” olarak sıralanıyor.




Sarp Kalkan ise kültürel boyutla beraber ikinci olarak borçlanma ve finansman imkanlarının artmasının da tasarruf eğilimini azalttığını ifade ediyor. Benzer eğilim AB’ye katılma sürecinde Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da da görülmüş. Yunanistan’da 1980’de yüzde 21 olan tasarruf oranı 2010’da yüzde 4’e inmiş. Kalkan, üçüncü boyutun ise Türkiye’de yıllardır enflasyon ve bütçe açıklarıyla yaşanan makro ekonomik istikrarsızlık olduğunu söylüyor.

Son altı-yedi yılda makro ekonomik istikrar yakalandı ancak dış finansman olanakları giderek daralmaya başladı. Kaynak yaratma konusuna kafa yoran hükümetin elinde kısa vadede sonuç verebileceği düşünülen iki enstrüman olduğunu kaydeden Sarp Kalkan, “İlki kamu tasarruflarının artırılması. Özellikle harcamaların artışına getirilecek bir çıpa son derece faydalı olacaktır. Bugüne kadar kamu mâliyesinin sıkılaştırılması dendiğinde hep gelir artışı aklımıza geliyor. Ancak 2012’de küresel ekonomide daralma eğiliminin etkili olacağı düşünüldüğünde harcamaları kısacak yöntemler üzerinde durulması daha faydalı olacaktır” diyor. Kalkan’a göre ikinci önemli araç kur politikası. Ona göre Merkez Bankası, bu silahı 2011’in ilk altı ayında etkili bir şekilde kullandı ama yılın ilk 10 ayında cari açıkta ciddi bir daralma görülmedi. Bu nedenle ithalatın yerini dolduracak yerli üretim olmayınca ithal ürünün fiyatı artsa da ithalatın istendiği kadar azalmadığını, TL’nin değer kaybına izin vererek iç tasarrufları artırma konusunda bir daha düşünmek gerektiğini vurgulayan Kalkan’ın değerlendirmesi şöyle: “Türkiye açısından ‘olmazsa olmaz’ ise üretim yapısını değiştirecek, ithalat bağımlılığını azaltacak ve rekabet gücünü artıracak bir sanayi politikası çerçevesinin benimsenmesidir. Somut sonuçların kısa vadede alınamayacağı açıktır ama üretim yapısında kalıcı bir değişikliğe giden reformların hızla hayata geçirilmesi, sürdürülebilirliğe ilişkin kaygıları bertaraf eder. Belki de bu nedenle, tasarruf oranlan hızla artmasa da cari açığa ilişkin kaygıları en hızlı azaltacak yöntem bu olacaktır.”

Nurhan Yönezer




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bunu da İnceledinizmi ?

Analistlerin gelecek gördüğü 26 hisse

Üçüncü çeyrek bilançoları bir bir açıklanıyor, öte yandan özellikle uluslararası gündem maddeleri çok yoğun. Uzmanlar, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir