Anasayfa / Ekonomi-Finans / En büyük pazarımız tehdit altına giriyor

En büyük pazarımız tehdit altına giriyor




Serbest Ticaret Anlaşması

ticaretAB ile ABD arasında haziran ayında müzakerelerin başlaması beklenen STA (Serbest Ticaret Anlaşması) dünya ticaretinde oyunun kurallarnı değiştirecek en büyük hamlelerden biri olacak. ‘Yüzyılın anlaşması’ olarak nitelendirilen çalışmada, Türkiye’nin de yerini alması için lobi faaliyetleri yürütülüyor. Anlaşma, Türkiye’nin özellikle AB pazarını tehdit ediyor.

En büyük ticaret ortaklarımızdan AB’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşması, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Fakat bu anlaşmalar içerisinde en büyük darbe ABD ile AB arasında müzakereleri başlayacak Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığında yaşanacak gibi görünüyor. Çünkü bu anlaşma, ihracatının neredeyse yarısını AB’ye yapan Türkiye için ciddi bir tehdit de oluşturacak.

Uzmanlar, yüzyılın anlaşması olarak nitelendirilen bu bütünleşmede Türkiye yerini alamaz ise oluşacak kaybın ticari boyutunun öngörülemez büyüklükte olacağını ileri sürüyor. Konuyla ilgili iş dünyası da boş durmuyor ve TÜSİAD konuyla ilgili lobi faaliyetleri yürütmenin yanı sıra seminerler düzenleyerek dikkatleri çekmek istiyor. Ekonomi Bakanlığı’nın da çalışmalar yürüttüğü biliniyor.

GÖZLER OBAMA’DA OLACAK

Tam bu süreçte gözler 16 Mayıs tarihinde Obama ile görüşecek Başbakan Tayyip Erdoğan’da. İş dünyasının önde gelen temsilcileri, Obama ile Erdoğan görüşmesinde gündem maddelerinden birinin bu konu olacağı yönünde beklentililer.

İKV ve TGSD yönetim kumlunda üyelikler yapmış bir isim olan Sezer Tekstil Yönetim Kumlu Başkanı Halil Sezer, AB ile ABD arasında imzalanacak STA’nın gündem maddelerinden biri olacağı konusunda şüphesi olmadığını söyleyerek “Başbakanın ABD ziyaretinden çok şey bekliyoruz. İlk tohumlar burada atılabilir” diyor.

Bu ziyarette konuyla ilgili nasıl bir adım atılacağı henüz belli değil, fakat görüşünü aldığımız İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Haluk Kabaalioğlu ise hukuki anlamda AB tarafının bir formül bulmaya çalıştığını belirtiyor. Bu STA’da sadece mallann serbest dolaşımı değil, hizmetlerin dolaşımı konusu gibi ayrı bölümler olduğunu anlatan Kabaalioğlu, iki ülke arasında haziranda başlayacak ve iki yıl sürmesi beklenen müzakerelerin, Türkiye ile aynı tarihte başlaması ve iki anlaşmanın paralel ilerlemesi gerektiği görüşünde.

KURALLAR DEĞİŞİYOR

Dünyanın en büyük iki pazarının bu birleşmesi dünya ticaretinde oyunun kurallarını değiştirecek bir adım olacak. Hatta yapılan değerlendirmeler bunun sadece ticari değil, siyasi anlamda da bir pazar bloklaşması olduğu yönünde.

Aslında Almanya Başbakanı An-gela Merkel’in tutumu anlaşmanın yarattığı heyecanı gösteriyor. Merkel’in “Şu an daha çok olmasını istediğim başka bir şey yok” dediği bu anlaşma, krizdeki AB’nin de kurtuluş umudu gibi. Karşılıklı gümrüklerin indirilmesi ve standartların senkronize edilmesi ile yakalanacak bütünleşmeyi en çok Almanya’nın istediği görülüyor. Üretim ve ihracat merkezli bir ülke olan Almanya’nın ihracatının yüzde 60’ının diğer AB üyesi ülkelere olduğunu kaydeden Halil Sezer “Almanya’nın bu büyük ihracat pazannda sıkıntı var. Alternatif olarak ortaya çıkan ABD pazanna gümrüksüz gidebilirse yaşadığı krizi de aşmayı başaracak” diyor.

ANLAŞMA NE GETİRECEK?

Anlaşmanın Türkiye’ye etkileri henüz bir rapor haline getirilmedi ve yapılan değerlendirmeler tahminden öteye gitmiyor.



Fakat bu anlaşmanın AB ve ABD’ye katkılarını Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı bir rapor ortaya koyuyor. Buna göre AB ile ABD arasındaki ticaret serbestisi AB’nin ihracatını yüzde 1.4, ithalatını ise yüzde 1.3 oranında artıracak.

Bir de ABD Ticaret Odası’nın verileri var ki, anlaşmanın ticari katkısını daha net ortaya koyuyor. Buna göre AB ile ABD arasındaki ticarette tarifelerin ortadan kaldırılması AB için 89 milyar dolar, ABD içinse 87 milyar dolar kazanç yaratacak. Tarife dışı engellerin ortadan kaldırılması hem AB hem ABD için GSYİH’yi yüzde 3 oranında artıracak.

Rapora göre, AB ve ABD ekonomileri toplamda, dünya GSYÎH’sının yarısına yakınını, ticaret akışının ise üçte birini oluşturuyor. Bu doğrultuda ABD ile AB arasında ticari bariyerlerin yıkılmasıyla Atlantik’in iki yakasında 800 bin kişiyi içine alacak bir serbest ticaret alanı yaratılacak. ABD Ticaret Odası’na göre, ihracatın büyük oranda artış göstermesiyle, her iki tarafın ekonomisinde yılda ortalama yüzde 1.5 daha fazla büyüme yaşanacak ve imzaların atılmasını takip eden beş yıl içinde ekonomiye katkısı 180 milyar dolara ulaşacak.

“GÜMRÜK BİRLİĞİ’NE EKLENSİN”

Rakamların ortaya koyduğu tabloya Türkiye ve ABD ticaret ilişkileri açısından bakıldığında ise İktisadi Kalkınma Vakfı Uzmanı Selen Akses du-nımu çok net özetliyor. ABD Başkanı Obama’nın ulusal ihracat inisiyatifi oluşturduğuna dikkat çeken Selen Akses, buna göre Türkiye’nin, Kolombiya, Endonezya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Vietnam ile birlikte ABD firmaları için önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde potansiyel ilk altı ihracat pazarı arasında sayıldığını dile getiriyor.

TÜRKİYE UYMAK ZORUNDA

Türkiye ve Avrupa Birliği arasında 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Ortaklık Konseyi kararının 16’ncı maddesi Türkiye’nin AB’nin, STA’lan dâhil tüm tercihli gümrük politikasına uyumunu öngörüyor. Bu maddenin AB açısından aynı bağlayıcılığı ise yok.

Bu nedenle AB ile yapılan her bir STA’nın Türkiye’ye de gümrüksüz geçiş anlamına geldiğini ifade eden Halil Sezer, bu anlaşmanın da genişletilebileceğini belirtiyor. Gümrük Birli-ği’nin kapsamının genişletilerek bundan sonra yapılan STA’larda Türkiye’ye dair bir maddenin de yer alması gerektiğini anlatan Sezer şunları söylüyor:

“Eğer AB herhangi üçüncü ülke ile STA imzalarsa ‘bu Türkiye’yi bağlamaz, Türkiye o ülke ile kendisi de bir anlaşma yapmalıdır’ denmeli. Tam üyeliğe giden yolda bir basamak olacak Gümrük Birliği anlaşmasına böyle bir madde eklenirse hiçbir sorun yaşanmaz. Makul bir diplomasi ve baskı ile bu yürütülebilir. Bu noktada restleşmek yerine sözümüzü geçirmeliyiz. Öbür türlü dünyada ticaretin dengesini değiştirecek bu anlaşma ile zaten Avrupa’da pazar kaybederiz. Özellikle tekstilde AB ülkelerindeki markalara fason üretim yapanlar ciddi ciro kaybı yaşayacaktır.”

KOPRULER ATILIR MI?

Türkiye’nin yaklaşık 5.6 milyar dolarlık bir ihracat yaptığı ABD ile ticari ilişkilerini geliştirmesinde potansiyel sektörler olarak demir çelik, işlenmiş doğal taşlar, otomotiv ve yan sanayi, beyaz eşya, inşaat ve maden makineleri, takım tezgahları, mobilyalar, altın ve mücevherat, tekstil ve konfeksiyon sektörleri ilk sırada geliyor. O nedenle bu anlaşma, demir çelik ve tekstil sektörü temsilcileri tarafından çok yakından takip ediliyor.

Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan’a göre, ABD ve AB hurda ithalatının en önemli kapısı. O nedenle Türkiye’yi yakından ilgilendiren bu anlaşma ile işbirliği anlayışına uygun ve olgun tavrı beklediklerini kaydeden Yayan, “Öbür türlü bu dostane olmayan bir tavır olur. Amerika ile ilişkilerde bize hayat hakkı tanınmak istenmediği anlamına gelir. Eğer anlaşmaya Türkiye’de dahil edilmezse köprülerin atılması anlamına gelir” diye konuşuyor.

Sibel Atik / Ekonomist






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir