Anasayfa / Ekonomi-Finans / Enflasyon Hedeflemesi Yerine Yeni Yöntem Bulunmalı

Enflasyon Hedeflemesi Yerine Yeni Yöntem Bulunmalı




enflasyon hedeflemesiEKONOMİ Bakanı Zafer Çağlayan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı arasında yaklaşık bir yıldır devam eden faiz oranları ve sıkılaştırma tartışması nisan ayında yeni bir boyut kazandı. 2012 yılı büyüme oranının beklenenden daha düşük gerçekleşmesi ve bu yılın ilk iki ayında büyüme yönünde güçlü ve kalıcı görünen bir trendin ortaya çıkmaması, Çağlayan’ın tezlerini ön plana çıkardı. Merkez Bankası’nın son dokuz ayda yayınladığı raporlarda ekonominin 2012’nin ikinci yarısından itibaren canlanacağı yönündeki tahminlerinin, milli gelir istatistikleri ile doğrulanmaması Erdem Başçı’yı zorlamaya başladı.

Merkez Bankası’nın geçen 29 Ocak’ta açıkladığı Enflasyon Raporu’nda 2012’nin son çeyreğindeki ekonomik faaliyet ve iç talebe ilişkin şu tahmin yer almıştı. “2012 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin veriler ekonominin toparlanma eğilimine girdiğini göstermektedir.

Ekim ve Kasım aylarında tüketim malı üretim ve ithalatındaki artış, tüketici güvenindeki son dönem gelişmeleri ve yatırım talebindeki toparlanma iç talepte beklenen canlanmanın başladığına işaret etmektedir.” Ancak 1 Nisan’da açıklanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) ve harcama istatistikleri bu tahminin isabetsiz olduğunu gösterdi.

Merkez Bankası geçen yıl 26 Temmuz ve 24 Ekim tarihlerinde yayınladığı raporlarda da ekonominin 2012’nin ikinci ve üçüncü çeyreklerinde canlanmaya başladığı tahminlerinde bulunmuş ancak grafikte de görüldüğü gibi iç talepteki değişim oranları ekside kalmaya devam etmişti.

TÜlK’in bu yılın ocak ve şubat aylarına ait sanayi üretim endeksine bakıldığında, ilk çeyrekteki büyüme oranının ancak yüzde 3 dolayında olacağı tahmin ediliyor. Bu iyileşmenin kredi genişlemesinin hedeflenen yüzde 15 yerine yüzde 20 dolayına yükselmesi ile sağlanması da Merkez Banka-sı’nın elini zayıflatan diğer bir etken oluyor.



Merkez Bankası’nın “rezerv opsiyon mekanizması” (ROM) aracılığı ile uyguladığı sıkılaştırma politikası, 2008’den önce uygulansaydı başarılı olabilecekti. Ancak dünya ve AB ekonomisinde uzatmalı bir durgunluğun yaşandığı, Türkiye’de alınan yapısal önlemlerin sonuçlarının henüz ortaya çıkmadığı bir dönemde bu uygulamanın başarı şansı azaldı.

Bu aşamada Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 16 Nisan’da yapacağı toplantıda faiz oranını dişe dokunur ölçüde düşürmesi de tam anlamıyla gerçekçi bir çözüm olmayabilir. Çünkü bu tür bir karar 2011 yılı kasım ayı öncesindeki yüksek enflasyon ve tırmanan cari açık dönemine geri dönüş anlamına gelebilir. Ekonominin birey ve kumrularının 15 aydır gösterdiği özveri de boşa gitmiş olur…

ORTA YOLU BULMAK

Uzun süredir uygulanan enflasyon hedeflemesinin yerine, dünyadaki gelişmelere uygun tutarlı bir para ve faiz politikasının oluşturulması bir ara çözüm olabilir. Son aylarda tüm ülkelerde tartışılan “nominal GSYH hedeflemesi” büyüme ve istikrar ikileminde orta yolu bulmamızı sağlayabilir. ABD, Japonya ve AB’nin canlanma için piyasaları paraya boğduğu bir dönemde, Türkiye’nin bu tür bir uygulamaya geçmesini kimse eleştiremez.

Nominal GSYH hedeflemesi, enflasyon hedeflemesini tamamen dışlamasa da, ekonominin canlanması için enflasyondaki bir miktar artışa göz yumulması anlamına geliyor. Bu yöntemde yıllık hedefler, örneğin enflasyonda yüzde 6.5 ve büyümede yüzde 5.5 düzeyinde olduğunda tüm ekonomik politikalar, yüzde 12.36’lık nominal milli gelir düzeyi nirengi noktasına konarak yeniden belirleniyor.

İngiltere’de yayınlanan Financial Times gazetesinin 8 Nisan günü yayınlanan bir analizine “Enflasyon Hedeflemesinin Günleri Sayılı” diye başlık attığı bir zaman diliminde “nominal GSYH” yöntemine geçmek dünya para ve sermaye piyasalarında da olumlu karşılanır. Iki-üç yıl için geçici olarak uygulanacak bu yöntem hem Merkez Banka-sı’nın itibarını korur hem de Ekonomi Bakanı Zafer Çağla-yan’m “düşük faiz – yüksek büyüme” talebi büyük ölçüde yerine getirilmiş olur. Bu iki-üç yıllık sürede teşvik ve tasarruf paketleri ile girdi tedarik stratejisi ve diğer politikalar, cari açığı kalıcı bir şekilde azalttığı takdirde ekonomi uzun soluklu bir büyüme ivmesine kavuşabilir.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir