Anasayfa / Ekonomi-Finans / Enflasyon nereye gidiyor?

Enflasyon nereye gidiyor?




Ramazan ayına rağmen enflasyondaki düşüş trendi sürüyor. Hükümetin 2012 için yüzde 5 enflasyon hedefi çok zor. Merkez Bankası’nııı revize tahmini yüzde 6.5 belki zorlanabilir. Ancak enflasyon mu büyüme mi konusunda hükümet içinde de farklı sesler var…

TEMMUZ ayında tüketici fiyatları bir önceki aya göre binde 23 düşmüş. Yılbaşından bu yana ise tüketici fiyatları yüzde 1.71 artmış. Geçen yılın aynı ayına göre son 1 yıldaki artış ise yüzde 9.07 olarak gerçekleşmiş. Üretici fiyatları da temmuz ayında bir önceki aya göre binde 31 oranında gerilemiş. Üretici fiyatları artışı yılbaşından bu yana da düşüşünü sürdürmüş ve binde 56’da kalmış. Ancak geçen yılın temmuz ayına göre üretici fiyatları artışı yüzde 6.13 olmuş.

Temmuz sonuçları her iki göstergede de olumlu. Deyim yerindeyse genelde bu ay hayat ucuzlamış. Aslında enflasyon denen hayat pahalılığının ağırlıklı mal ve hizmet gruplarını gıda, konut, ulaştırma, giyim ve ev eşyası oluşturuyor. Bu ürünlerin insan hayatında yeri ve önemi çok fazla. Örneğin, sadece gıda ürünlerinin TÜFE içerisindeki ağırlığı bile yüzde 26’nın üzerinde. Aynı şekilde konut ve ulaştırma harcamalarının her birinin payı da yüzde 16’dan fazla.

Peki temmuz ayının enflasyon rakamlarını nasıl yorumlayabiliriz? Son birkaç aydır ve özellikle temmuz ayında enflasyonun düşüşünü tetikleyen bazı gelişmeler var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

•    Her şeyden önce işlenmemiş gıda ürünleri fiyatları ucuz seyrediyor. Mevsimsellik etkisiyle özellikle gıda fiyatları düşüyor. Sadece ramazan ayına bağlı olarak konjonktürel bir artış olduğu anlaşılıyor.

•    Aynı şekilde dünyada da temel mal fiyatlarının artmadığı görülüyor. Başta petrol olmak üzere demir, bakır, pamuk gibi temel ürünlerin fiyatları artmadığı gibi genel trendde azalış sergiliyor.

•    Enflasyon üzerinde çok etkisi olan petrol fiyatlarının düşmesi de enflasyonun düşüşünü sürdürmesini sağlıyor.

•    Diğer maliyet baskılarının da fazla olmadığı anlaşılıyor.

Sözün özü, kısa dönemli analizlere göre fiyatlar azalışını

sürdürüyor. Aslında ramazan ayı olmasaydı özellikle gıda fiyatlarındaki azalışın daha fazla ve hissedilir olacağı görülecekti. Yani ramazan ayının temmuz ayındaki düşüşü frenlediği söylenebilir.

BÜYÜME Mİ ENFLASYON MU?



Bilindiği gibi hükümetin 2012 yılı enflasyon hedefi yüzde 5. Bu rakam bütçe ve diğer mali tablolara yansımış durumda. Ancak özellikle Merkez Bankası’nın “Enflasyon Raporu” ve başkanının açıklamalarına bakıldığında yüzde 5 hedefinin yakalanmasının olanaksız olduğu görülüyor. Merkez Bankası’nın yeniden revize ettiği yıllık ortalama enflasyon oranı yüzde 6.5 dolayında.

Merkez Bankası, enflasyon konusunda işi sıkı tutuyor. Hükümetin bir kanadı da bu tavırdan yana görünüyor. Onun için büyümenin biraz duraksaması veya deyim yerinde ise ekonominin daha ılımlı soğuması isteniyor. Ancak hükümetin bir başka kanadı enflasyona hedefini çok da önemsemiyor. Özellikle ihracat odaklı büyüme üzerinde ısrar ediliyor. Büyümenin yaratacağı bir miktar enflasyon önemsenmiyor.

Aslında bu hükümet döneminin enflasyon karnesini yorumlamakta zorlanıyoruz. 2000’li yıllarda Türkiye’nin enflasyon oranı Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde görünüyor. Sadece en yüksek enflasyon oranına sahip bir iki AB ülkesi rakamlarıyla örtüşme söz konusu. 2004-2011 arası Türkiye’nin enflasyon oranı ortalama yüzde 8.4 dolayında. Yani tolere etmekten uzak bir oran. Özellikle 2006, 2007, 2008 ve 2011 yılları enflasyon rakamları hedeflerin üzerinde gerçekleşmiş.

Buna karşılık 2005, 2009 ve 2010 yıllarında ise hedeflenenin altında oranlar ortaya çıkmış. Dolayısıyla enflasyon konusunda sürdürülebilir ve aynı yönlü bir çizgi yok. Kaldı ki enflasyon oranını tetikleyecek unsurlar da her zaman gündemde, işte bunlardan birkaçı:

•    Maliye politikası aracı olarak kolay vergileme yolu seçildiği için içki ve tütün üzerinden alınan vergilerdeki ayarlamalar her zaman enflasyonu tetikleyen bir unsur olarak ortaya çıkıyor.

•    Aynı durum petrol fiyatlarındaki ayarlamalar ve otomotiv üzerinden alınan çeşitli vergiler için de söz konusu. Vergi getirisi çok yüksek olan bu alanlarda taviz verilmediği gibi, artış yönünde refleksler ortaya konulması beraberinde enflasyona davetiye çıkarma anlamına geliyor.

•    Petrol fiyatlarında dışa bağımlılık da enflasyon üzerinde çok etkili oluyor. Kurlara bağlı olarak her fiyat artışı veya ayarlaması otomatik olarak enflasyonu tetikliyor.

•    Kurlardaki belirsizlik her zaman önemini koruyor.

•    Avrupa Birliği bölgesindeki politika başarısızlıkları da Türkiye’ye enflasyon olarak yansıma riski taşıyor.

Sözün özü: Yılların alışkanlığı olarak “gül gibi büyümek” ile enflasyon gibi “dikenine katlanmak” arasında tercih yapma gereği doğuyor.

PROF. DR. NEVZAT SAYGILIOGLU





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir