Anasayfa / Ekonomi-Finans / Euro Bölgesindeki Sıfır Büyüme ve Türkiye’ye Etkileri

Euro Bölgesindeki Sıfır Büyüme ve Türkiye’ye Etkileri




IMF’NIN son “Ekonomik Görünüm” raporunda Euro Bölgesi’ndeki ortalama büyüme hızının 2012’de yüzde -0.2 olacağı tahmini yer alıyor.

Tahminlere göre bu büyüme hızı 2013’te artıya geçecek ama yüzde 0.2 gibi çok düşük bir düzeyde kalacak. IMF, bu bölgede 2014-2017 dönemindeki yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 1.4 olacağını tahmin ediyor.

Avrupa Birliği’ne göre 27 üye ülkenin ortalama büyüme hızı 2012’de sıfır, 2013’te yüzde 1.3 olacak. 17 ülkeli Euro Bölgesi’ndeki tahminler ise 2012’de yüzde -1.3 ve 2013’te yüzde 1 düzeyinde bulunuyor. Son yıllarda tahminlerdeki revizyonlar hep aşağı doğru yapıldığı için gerçekleşmelerin 0.3 ile 0.5 puan daha düşük olacağı söylenebilir.

Bu tahmin ve beklentilerin ortaya çıkardığı tablo 2013’te Türkiye ekonomisini şöyle etkileyecek:

■ Büyüme hızı: Orta Vadeli Program’da 2013, 2014 ve 2015 yılları için büyüme hedefleri sırasıyla yüzde 4, yüzde 5 ve yüzde 5 olarak açıklandı. Oysa 2007-2009’daki programda bu oranlar yüzde 7, yüzde 7.0 ve yüzde 7.1’di. Dünya ekonomisinde ve AB üyesi ülkelerde dört yıl önce başlayan kriz her ülke gibi Türkiye’yi de etkiledi ve büyüme hedeflerinin daha düşük belirlenmesine yol açtı.

■ Dış ticaret: 2011 yılının ocak-ağustos döneminde ihracatın yüzde 47.5’i AB üyesi ülkelere yapılırken, bu yılın aynı döneminde bu oran yüzde 38.2’ye geriledi. Aynı dönemde ithalatın içinde AB’nin payı yüzde 38.4’den yüzde 36.4’e indi. Durgunluk 2013’te de devam edeceği için AB’nin ihracatımız içindeki payı yüzde 35 ile yüzde 40 arasında kalabilir.



■ Yabancı sermaye: Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişleri içinde AB üyesi ülkeler yıllardır ilk sıraları alıyor. Girişler içinde AB’nin payı 201 l’deki yüzde 70.8’den, 2012’de yüzde 77.4’e yükseldi ama mutlak değer olarak düşüş yaşandı. Geçen yılın ilk sekiz ayında 9 milyar 830 milyon dolar olan girişler bu yılın aynı döneminde 5 milyar 968 milyon dolara kadar geriledi. Avrupa’da bankacılık sistemi sıkıntıda olduğu için gelecek yıl girişlerde önemli bir artış beklenmiyor.

■ Turizm gelirleri: 2010 yılının ağustos ayında turistlerin yüzde 58.2’si AB’ye üye ülkelerden gelmişti. Bu oran 2011’de yüzde 53.3’e ve 2012’de yüzde 48.6’ya geriledi. Turizm gelirlerindeki AB payının gelecek yılda da yüzde 50’nin altında kalacağı tahmin ediliyor.

■ Diğer etkiler: Dünya ekonomisindeki uzatmalı krizin ekonomideki diğer etkileri şöyle olacak:

• Gelecek yıllarda başta krizdeki ülkeler olmak üzere tüm ülkeler ihracatlarını artırmaya gayret edecekleri için rekabet artacak ve Türkiye’nin ithal ettiği ürünlerin fiyatları göreceli olarak ucuzlayacak.

• ABD yönetiminin ve Avrupa Merkez Bankası’nın piyasaları canlandırmak için piyasalara para sürmeleri faiz oranlarını düşük düzeylerde tutacağı için Türkiye’nin dış borç faiz yükü bir miktar azalacak. Parasal genişleme Türkiye ekonomisine sıcak para girişini artırınca cari açığın finansmanı kolaylaşacak.

• İhracatçılarımız, sıkıntıdaki ülkelerde gelirleri duraklayan veya azalan tüketici segmentlerine kaliteli ama hesaplı kompakt ürünler sunabildiği takdirde krize rağmen ihracatını artıran girişimciler olacak.

Gelişmiş ülkelerin ekonomileri 2014 ve 2017 arasında belirli bir büyüme ritmini yakalayacak ama bu ekonomilerin 2007 düzeyine tekrar ulaşmaları daha uzun bir süre gerektirecek. IMF’nin başekonomisti Olivier Blanchard, krizin bir 10 yıl daha süreceği yönündeki tahmini ile hızlı bir iyileşme beklemediğini vurguluyor.

Bu ortamda Türkiye’de ekonomi yönetiminin, bu tahminleri dikkate alarak iç talebi, cari açığı tırmandırmadan canlandırmanın yol ve yöntemlerini bulması gerekiyor.

Gelecek yıllar girişimciler ve iş insanları için bir konjonktüre direnme ve stresle başa çıkabilme sınavı olacak. Bu sınavı geçenler dünyadaki durgunluk dönemini daha da büyüyerek atlatabilecek.

Faruk TÜRKOGLU / Para






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir