Anasayfa / Ekonomi-Finans / Garanti’den Kamu ve Özel Sektör Tahvil Bono Fonu

Garanti’den Kamu ve Özel Sektör Tahvil Bono Fonu




Garanti’den Kamu ve Özel Sektör Tahvil Bono Fonu

Kürese] piyasalara yön veren ekonomilerin büyümelerindeki yavaşlama sorununu çözmek içnı düşük faiz politikası devanı ediyor. Garanti Bankası Kamu ve Özel Sektör Tahvil Bono Fonu, borçlanma piyasasında oluşan bu yeni durumdan yararlanarak düşük tahvil-bono ve mevduat faizi ortamında, müşterilerine geleneksel faiz getirisi sağlayan enstrümanların üzerinde yüksek getiri yansıtan bir fon olmayı hedefliyor.

ABD’den Avrupa’ya, hatta krizde küresel büyümenin lokomotifi olarak görülen Çin’e kadar gelişen ve gelişmekte olan piyasalarda ekonomik büyüme, beklentilerin altında kalıyor. Ekonomileri canlandırma misyonunu üstlenen merkez bankalarının uyguladığı destek programları ise dünya çapındaki düşük faiz ortamını sürdürüyor.

Dünya genelindeki ekonomik yavaşlama sorununu çözmek için küresel merkez bankalarının koordineli olarak uyguladıkları genişlemeci para politikaları sonucunda, faiz hadleri tarihi düşük seviyelerinde bulunuyor. Geçtiğimiz haftalarda Amerikan Merkez Bankası’ndan (FED) gelen, faiz oranlarının 2015 yılı ortalarına kadar mevcut seviyelerinde tutulacağı açıklaması, global anlamda düşük faiz, bol ve ucuz likidite ortamının devamının sinyali niteliğindeydi. Global piyasalardaki likidite artışı beklentisinin tek kaynağı FED değil. Avaıpa Merkez Bankası ndan (ECB) da krizdeki Avrupa ekonomilerini kurtarma için yeni teşvik paketleri gelmesi olası görünüyor. Gelişmiş piyasalar tasarruf ve büyüme çelişkisinden kurtarma yolunu, piyasaya yeni likidite sağlamakta ve faizleri düşük tutmakta görürken, piyasalar ve yatırımcılar için bu süreçte nerede konumlanmak sonısu güncelliğini koruyor.

FAİZLER DÜŞÜYOR

Yurtdışındaki bu piyasa dinamiklerinin yurtiçindeki yansımaları sonucu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da uzunca bir şiiredir sabit tuttuğu kısa vadeli faiz bandının üst limitini geçtiğimiz günlerde yüzde 11.50’den, yüzde 10 seviyesine indirdi. APİ çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde ll’den yüzde 9-5’e, geç likidite penceresi borç verme faiz oranı da yüzde 14.5’ten yüzde 13’e indirildi. Diğer bir para politikası uygulaması olan munzam tarafında ise TCMB rezerv opsiyon katsayısında (ROK) düzenlemelere gitti. Döviz için kullanılan Rezerv Opsiyon Katsayılarının (ROK) küresel piyasalardaki son gelişmeler dikkate alınarak finansal istikrarı desteklemek amacıyla bütün dilimlerde 0.2 puan artırıldığı açıklandı. Bunun ilk etkisi bankaların müşterilerine sunduğu mevduat faizlerinde düşüş olarak görüldü.

CAZİP GETİRİ SUNUYOR



Faiz koridorunun geniş olması, belirsizlik ortamında bankaların mevduat faizlerini yüksek tutmasına neden oluyordu. Son görünümde Merkez Bankası, maliyetleri düşürme yönünde sinyal vermesiyle, faizlerde de aşağı gidiş kaçınılmaz oldu.

Bununla birlikte gelişmekte olan piyasalarda farklı ve önemli bir sermaye piyasası yatırım aracı olarak, özel sektör tahvil ve bono (ÖST) ihraçlarının her geçen gün hacim ve likiditesi artıyor. Özel sektör tahvilleri, aynı vadedeki devlet iç borçlanma enstrümanları ile kıyaslandığında, belirli bir spread (risk primi) eklenerek fiyatlandığı için yatırımcılara daha cazip getiri fırsatı sunuyor.

ÖST İHRAÇLARI GELİŞİYOR

Tahvil, bono ve mevduat faizlerinin düşük olduğu bu ortamda, yatırımcılar için aynı vadedeki devlet iç borçlanma enstrümanları ile kıyaslandığında, belli bir spread (risk primi) eklenerek getiri sunan Özel Sektör Tahvilleri, cazip bir enstrüman olarak öne çıkmaya başladı.

Özellikle son yapılan düzenlemelerle birlikte yatırım fonları ve emeklilik fonları daha yüksek oranda özel sektör tahvili taşıyabiliyorlar. Bu sayede özel sektör tahvilleri, portföy çeşitliliğinin artmasında da önemli rol oynuyor.

Yüksek enflasyon, yüksek faiz ve büyük bütçe açıkları yüzünden borçlanma piyasasının hemen hemen tümünün devlet tarafından oluşturulduğu için yıllardır hareketsiz olan özel sektör borçlanma piyasası, makro ekonomik göstergelerdeki düzelmelerin ve yapılan yasal düzenlemelerin de desteğiyle son zamanlarda büyük bir ivme kazandı. Bu piyasa, gerek bankalar gerekse fonlama ihtiyacı duyan diğer kuruluşlar için önemli bir kaynak haline geldi. ÖST ihraçlarının son yıllardaki gelişimine bakıldığında 2010 toplam ÖST ihracı 2.4 milyar TL iken, 2012 yılı Eylül ayı itibariyle 31.6 milyar TL seviyesine ulaştığı görülüyor. Bu gelişmelerin yatırım fonlarına yansıması kaçınılmaz oluyor.

ÇEŞİTLENDİRİLMİŞ BİR PORTFÖY

Ülkemizde bireysel ve kurumsal yatırımcılar için sınırlı olan finansal piyasalardaki yatırım alternatifleri, özel sektör tahvil ihraçları ile yeni bir ivme kazandı. Gelişmiş piyasalarda banka kredilerine alternatif olan kullanılması yaygın olan özel sektör tahvilleri, son dönemde faizlerdeki aşağı yönlü hareketin yanı sıra Sermaye Piyasası Kurulu’nun yaptığı yeni düzenlemeler ile gündeme geldi.

Garanti Bankası Kamu ve Özel Sektör Tahvil Bono Fonu, borçlanma piyasasında oluşan bu yeni durumdan yararlanarak düşük tahvil-bono ve mevduat faizi ortamında, müşterilerine geleneksel faiz getirisi sağlayan enstrümanların üzerinde yüksek getiri yansıtan bir fon olmayı hedefliyor. Fon portföyünün en az yüzde 70 oranında düzenli olarak Özel Sektör Tahvilleri’ne yatırım yapılmaktadır. Bu oran yüzde 100’e kadar yükseltilebiliyor. Fon portföyü için yatırım yapılacak ÖST’ler için titiz bir analiz süreci uygulanıyor, ihracı yapan şirketin yapısı, içinde bulunduğu sektör, ihraç edilecek tahvilin yapısı (vade, spread, faiz oranı, vs.) ve benzer ihraçlar ile karşılaştırmalı analizler yapılarak, yatırıma karar veriliyor. Dolayısıyla Fon, yatırımcılara cazip Özel Sektör Tahvil getirilerine profesyonelce seçilmiş ve çeşitlendirilmiş bir portföy üzerinden yatırını imkanı sağlıyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir