Anasayfa / Haberler / Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması




TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun (TÜtK) “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” gelir dağılımı ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Araştırmada, nüfusun gelirlerinin yüksekliğine göre her beşte birlik kesiminin harcanabilir gelirdeki payları ayrı ayrı gösteriliyor. Bu gösterim şekli, genel ortalama değerlere bakıldığında gözden kaçan ayrıntıların fark edilmesini sağlıyor.

Türkiye’de kişi başına milli gelir 2011 ’de cari kurla 10 bin 444, satın alma gücü paritesi ile 16 bin 633 dolar düzeyinde bulunuyor. Ancak nüfusun beşte birlik bölümlerine göre gelirleri hesapladığımızda üst gelir grubunun, AB’nin bazı üye ülkelerinin üstünde, en alttaki grubun ise orta halli bir Afrika ülkesi kadar gelir elde ettiğini görüyoÖrneğin Çin’in aynı yöntemle hesaplanan kişi başına milli geliri 8 bin 442 dolarda kalıyor. Bu değer Türkiye’deki kişi başına gelir düzeyinin yarısını zorlukla geçiyor ama Çin’de yaklaşık 270 milyon kişinin her birinin yıllık geliri 19 bin 946 doları buluyor. Türkiye’nin nüfusunun dört katına yakın bir kitledeki kişiler, bizdeki ortalama gelirden 3 bin 313 dolar daha fazla gelir elde edebiliyor.

2011’deki Türkiye nüfusunun her beşte birlik bölümündeki 14 milyon 790 bin kişinin gelir dağılımından aldığı paylarla ilgili yaptığım hesaplamalar şu sonuçları veriyor:

■    En üsttekiler Belçika’yı geçti: Nüfusun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinde satın alma gücü paritesine göre kişi başına milli gelir 38 bin 838 dolara ulaşıyor. Dünya Bankası verilerine göre aynı yöntemle hesaplanan kişi başına gelir Belçika’da 38 bin 633 dolar, Almanya’da 39 bin 414 dolar düzeyinde bulunuyor. AB’ye üye 27 ülkenin ortalama kişi başına geliri ise 32 bin 828 dolarda kalıyor. Bu değerler dikkate alındığında Türkiye nüfusunun 17 milyon kişiye yakın bir kesiminin AB’nin ortalama refah düzeyinin üstünde bir yaşam sürdürdüğü ortaya çıkıyor.



■    Ortanın üstü yerinde sayıyor; Yaklaşık 14.8 milyon kişilik bu kitlede kişi başına milli gelir 18 bin 47 dolar olarak hesaplanıyor. Bu gelir, Şili’de 17 bin 125, Arjantin’de 17 bin 674 dolar olan gelir düzeyinde bulunuyor.

Ancak toplumun ve ekonominin bu dinamik kesiminin milli gelirden aldığı payda dört yılda ancak binde 2’lik bir artış olduğu görülüyor.

■    Orta sınıf sıkıntıda: Nüfusun bu yüzde 20’lik kesiminin 12 bin 641 dolarlık kişi başına milli geliri Sırbistan’ın 11 bin 719 dolarlık gelirini aşıyor. Bu kesim, küreselleşme ve dış rekabet nedeniyle milli gelirden aldığı payı yüzde 15.2’nin üstüne çıkaramıyor.

■    Ortanın altı: Bu kesimde kişi başına gelir 8 bin 815 dolarla Çin’in 8 bin 422 , Tayland’ın 8 bin 703 dolarlık gelirini geçiyor. Ücret ve maaş artışları enflasyona endekslendiği ve hesaplanan oranlara büyüme oranlarını yansıtan bir refah payı eklenmediği için bu gelir grubu, payını artıramıyor.

■    En alttakiler zor durumda: Nüfusun 14.8 milyon kişilik en düşük gelirli kesiminin yıllık geliri 4 bin 824 dolarda kalıyor.

Bu düzey, ancak Kongo Cumhuriyeti’nin 4 bin 429, Moğolistan’ın ise 4 bin 764 dolarlık gelir düzeylerini aşabiliyor. Bu kesimde ekonomideki değişim dalgalarının dışa savurduğu yaşı ilerlemiş işçiler, küçük çiftçiler ve düşük maaşlı emekliler yer alıyor. Türkiye, gelecek yıllarda nüfusun en düşük gelirli yüzde 40’ının yaşam koşullarını iyileştiremezse 2023 hedeflerine ulaşmak epey zor olacak.

Benim kısaca değindiğim bu hesapları büyük holdinglerin ve yabancı girişimcilerin uzmanları nüfusun yüzde 10’luk ve yüzde 5’lik kesimlerinin gelir oranlarını ayrıca gelirin coğrafi dağılımı da dikkate alarak yapıyor. Bir yabancı yatırım fonunun yöneticisi şöyle düşünebiliyor: “Belçika’ya yatırım yapacağıma, Türkiye’nin en üst gelir grubunu hedef kitle olarak alırım. Bu kitledeki kişi sayısı, Belçika’nın nüfusundan daha fazla, üstelik Türkiye’de tüketim eğilimi genç nüfus nedeniyle daha güçlü…”






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir