Anasayfa / Ekonomi-Finans / İç ve Dış Piyasalardaki Gelişmeler Aralık 2012

İç ve Dış Piyasalardaki Gelişmeler Aralık 2012




Önümüzdeki günlerde yine “mali uçurum” ile yatıp kalkacağız. Çok anormal bir gelişme olmazsa yurtdışı piyasalarının yönünü bu konudaki gelişmeler belirleyecek. İçeride ise yatırımcılar yıl sonuna doğru yeni bir not artırım beklentisini satın almak isteyebilir…

İç ve dış piyasalardaki gelişmeler

GEÇEN hafta IMKB’de oldukça heyecanlı ve dalgalı bir seyir hakimdi. Yurtdışından beklenenden daha iyi verilerin gelmesi dikkat çekti. Geçen hafta açıklanan ekonomik duyarlılık endeksi, Avrupa’nın geleceği açısından umut verdi. Hem tüketicinin hem de işletmelerin ekonomiye olan duyarlılığını ölçen ve son olarak 84.5 olarak açıklanmış olan bu veride düşüş bekleniyordu. Ancak söz konusu endeks 85.7 olarak gerçekleşerek sürpriz yaptı.

Asya cephesinde ise Japonya sanayi üretimi endeksinde yüzde 2.1’lik daralma beklenirken 1.8’lik bir büyüme kaydedildi. ABD’de büyüme verisi yüzde 2.7 olarak açıklandı. ABD’de üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 2’den 2.7’ye revize edildi. Piyasaların beklediğine yakın bir rakam olduğu için etkisi fazla olmadı.

Geçen haftanın en önemli gündem maddesi ise ABD’de 1 Ocak 2013’te devreye girecek olan vergi artışları ve kamu harcamaları kısıntısı olarak bilinen “mali uçurum” konusuydu.

CUMHURİYETÇİ-DEMOKRAT ÇEKİŞMESİ

Bu konuda ABD Maliye Bakanı Geithner’in sunduğu planın cumhuriyetçiler tarafından hemen reddedilmesi dikkat çekti. Bu plana göre ABD Başkanı Obama 10 yıllık süre içinde ekstra 1.6 trilyon dolar vergi toplamayı hedefliyor. Cumhuriyetçiler ise buna kesin bir “red” verdi. Öte yandan demokratlar sağlık reformu ile ilgili harcamalarda sadece 200 milyar dolarlık bir indirim yapabileceklerini söylerken ekstra işsizlik maaşı ödemek için 50 milyar dolar harcama artışı istediler. Cumhuriyetçiler buna da ılımlı bakmadı. Ancak demokratların en önemli isteği, 2013 yılı sonrasında kongreden onay almaya gerek kalmadan borçlanma limitini artırma hakkıydı. Ki bu istekleri de kabul görmedi.

Kısacası ABD’de her iki taraf da kartlarım açtı ve şimdi gerçek pazarlıklar başlıyor. İşin piyasa tarafı ise bu gelişmelere pek de olumsuz tepki vermedi. Aslında bu haber başlı başına borsalara sert satış getirebilirdi. Fakat yayınlanan anketlere göre analist, trader ve fon yöneticilerinin yüzde 75’i “mali uçurum” konusunun eninde sonunda çözüleceğini düşünüyor. Bu anket yayınlanmamış olsaydı ABD ‘de ortaya çıkan bu anlaşmazlık tablosundan sonra ABD borsalarına sert satışlar gelebilirdi.



Fakat piyasa şu an aslında her iki tarafın da kartlarını açtığını ve pazarlığı yüksek seviyeden başlattığını görüyor. îlk aşamada hiç kimse “tamam anlaştık” mesajını zaten beklemiyor. Bundan sonraki süreçte pazarlıklar ayakları daha iyi yere basmış olarak devam edecek. Piyasa ise cumhuriyetçilerle demokratların ortada bir yerlerde buluşmalarını bekliyor ve bunu fiyatlıyor. Bu görüşmelere piyasalar bir süre daha kredi vermeye devam ederler. Yeter ki köprülerin atıldığına ilişkin haberler gelmesin.

FİNANSAL İSTİKRAR

Yurtiçine baktığımızda ise geçen haftanın en önemli gelişmelerinden biri finansal istikrar raporuydu… Rapor açıklandıktan sonra dolarda gerileme oldu ve dolar/TL kuru 1.7840 seviyelerine kadar düştü. Söz konusu rapora göre bankacılık sistemimiz sağlam duruyor ve özel sektörün yurtdışından borçlanması yataya girmiş durumda. TCMB’nin hem dünyayı hem de yurt içindeki ekonomik parametreleri çok yakından izlemesi güven veriyor.

Söz konusu rapora göre Merkez Bankası ekonominin ne hızlı büyümesini ne de çok yavaşlamasını istiyor. Bu anlamda gelecek yıl kredilerde yüzde 15 artış olması yeterli bulunuyor. Bu oranda bir kredi büyümesi, diğer şartlar aynı kalmak koşuluyla ekonomiyi en az yüzde 3 büyütür. Bankacılar ise daha fazla kredi büyümesi istiyor. Ancak deyim yerindeyse cemaat ne derse desin, imam bildiğini okuyacaktır. Eğer kredilerde artış ivmesi hızlanır ve yüzde 15’in üzerine çıkacağı anlaşılırsa, Merkez Bankası elindeki politika araçlarını kullanarak müdahale eder. Özellikle de kaldıraç oranı (sermaye/borç) düşük olan bankaların bu oranı artırmasını ister ve bu yönde sinyal de vermiş durumda. Geçen hafta içinde Merkez Bankası’nın reel efektif kur endeksine atıf yapması, aralık ayındaki PPK toplantısında politika faizinde indirim geleceği beklentisini yarattı ve piyasalar bunu satın almaya başladı.

Önümüzdeki günlere baktığımızda ise en az üç hafta “mali uçurum” ile yatıp kalkacağız. Eğer çok anormal bir başka gelişme olmazsa bu belirsizlik piyasaların yönü üzerinde etkisini sürdürmeye devam edecek. Yatırımcılar şimdi faiz indirimini satın alıyorlar ama yıl sonuna doğru da herhalde yeni bir not artırımını satin almak isteyebilirler.

Yaşar Erdinç






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir