Anasayfa / Ekonomi-Finans / İlk Çeyrekte Ekonomide Canlanma

İlk Çeyrekte Ekonomide Canlanma




Ekonomide canlanma değil kıpırdanma var

Öncü göstergeler ilk çeyrekte ekonomide bir canlanmadan çok kıpırdanma sinyallerinin geldiğmi gösteriyor. İç talepte bir miktar toparlanma var.

Örneğin ocak ve şubat aylarmda otomobil satışları yüzde 20’niıı üzerinde arttı. Fakat bu kez de dış talep zayıfladı. TİM’in verilerine göre ilk çeyrekte ihracattaki artış yüzde 2.8’e indi.

Merkez Bankası’nın ekonomide canlanma beklediği geçen yılın son çeyreğinde durumun pek değişmediğini geçen hafta gördük. Türkiye İstatistik Kuıumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, geçen yılın son çeyreğindeki büyüme üçüncü çeyrekteki-ne (yüzde 1.6) oldukça yakın çıktı ve yüzde 1.4’te kaldı. Bu durum 2012’nin tamamındaki büyümenin de yüzde 2.2 gibi düşük bir düzeyde çıkmasına yol açtı. Önceki yıl yüzde 8.8 büyümüş olan ekonomi, böyle-ce 2012’de sert bir iniş yaşamış oldu.

Ekonomide canlanma için gözler şimdi 2013’e dönmüş dunımda. Fakat 2013’ün de ilk çeyreği geride kaldı ve bu dönemde ekonomide bir canlanma yaşanmış gibi görünmüyor. Elimizdeki öncü göstergeler bu dönemde ancak bir kıpırdanmadan bahsedilebileceğine işaret ediyor.

İç talebe ilişkin bazı gösterge- I lerde toparlanma var ama bu kez de dış talepten zayıflama sinyalle- I ri geliyor. İç talepteki artışın daha çok stoklardan karşılanması nedeniyle üretim göstergelerinde kayda değer bir hızlanma gözlenmiyor. Bu nedenle ekonomideki büyüme ilk çeyrekte en fazla yüzde 2-3 arasına çıkabildi gibi görünüyor.

İÇ TALEPTE SON DURUM

İlk çeyrekte iç talepte bir kıpırdanma olduğuna ilişkin en önemli sinyal tüketime ilişkin göstergelerden geliyor. Otomobil satışları yılın ilk iki ayında geçen yıla göre yüzde 20’nin üzerinde artış gösterdi. Ocak ayında gerileyen beyaz eşya satışlarında da şubat ayında yükseliş vardı. Fakat ocak ayında tüketim malı ithalatında reel olarak hala düşüş söz konusuydu. Bu da ilk çeyrekte tüketimde çok güçlü değil, cılız bir toparlanma olduğunu düşündürüyor.

İç talebin yatırım ayağına ilişkin göstergeler ise biraz karışık. Sermaye malı ithalatının ocak ayında reel olarak yüzde 7.9 artması bu konuda ümit vermişti. Fakat ocak ayında yükselen ticari araç satışları şubat ayında geriledi. Şirket ku-mluşlarında ise 14 aylık düşüşten sonra şubat ayında yeniden yükseliş gördük. Bu gelişmeler ilk çeyrekte yatırımlarda da cılız bir toparlanmanın yaşanmış olabileceğine işaret ediyor.

İç talepte gördüğümüz cılız toparlanma, geçen yılın ikinci yarısında para politikasının gevşemesiyle faizlerin düşmesinden ve kredi kullanımının hızlanmaya başlamasından kaynaklandı gibi. Fakat geleceğe güven henüz çok güçlenmediği için para politikasındaki gevşeme özellikle yatırımlara yeterince yansımamışa benziyor.

İlk çeyrekte iç talepte cılız da olsa bir toparlanma varken dış talepte ise zayıflama yaşandı gibi görünüyor. Bunun en önemli sinyalini Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerden alıyoruz, ihracatçı birliklerinin kayıtlarına dayanan ve büyüme üzerinde etkisi olmayan altın ihracatını kapsamayan bu verilere göre, ilk çeyrekte ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.8 arttı. Oysa geçen yılın son çeyreğinde bu verilerde yüzde 5’lik artış vardı.



DIŞ TALEP ZAYIFLIYOR

Reel ihracat ile hizmet ihracatındaki artışın ocak ayında geçen yılın son çeyreğine göre daha düşük olması da ilk çeyrekte dış talepte zayıflama olduğunu düşündürüyor.

Dış talepteki bu zayıflama en önemli pazarımız olan Avrupa’nın hala resesyonda olmasından kaynaklanıyor. 2011’in sonlarında Avaı-pa resesyona girdiğinde alternatif pazarlara yönelerek durumu bir süre idare etmiştik. Ancak Avrupa’daki resesyon geçen yılın ortalarından itibaren ihracatta gerçek performansı düşürmeye başladı. Çoğunluğu İran’a yönelik altın ihracatı nedeniyle ekonomik kamuoyu bu durumu tam fark edemedi. Fakat altın ihracat etkisi olmadı da bu dönemden itibaren giderek azaldı. Anlaşıldığı kadarıyla ihracatın büyümeye katkısı ilk çeyrekte de azalmaya devam etmiş bulunuyor.

ÜRETİMDEKİ ARTIŞ DÜŞÜK

Ekonominin üretim cephesine ilişkin en güncel gösterge imalat sanayi kapasite kullanım oranı. Kapasite kullanımında geçen yılın şubat ayında başlayan düşüş bu yılın ilk üç ayında da devam etti. Şubat ve mart aylarında bu düşüş hafifledi ama ilk çeyrekteki kapasite kullanım oranı yine de geçen yılki düzeyinin yüzde 1.5 altında kaldı. Bu da üretimde geçen yılın ikinci yaı ısındakinden daha iyi ama ilk yarısındakinden de daha kötü bir duruma işaret ediyor.

Sanayi üretiminde ocak ayında yüzde 2.1’lik artış yaşanması da benzer bir sinyal veriyor. Kapasite kullanım oranlarına bakılırsa, şubat ve mart aylarında sanayi üretiminde yüzde 3-4 arasında artışlar görebiliriz. Fakat yine de ilk çeyrekteki sanayi üretimi aıtışı yüzde 2-3 arasında kaldı gibi görünüyor. Bu da kapasite kullanımındaki gibi geçen yılın ikinci yarısından iyi ama ilk yarısından kötü bir duruma karşılık geliyor.

Iç talepteki kıpırdanmanın üretime pek yansımamış olması, sanayicinin bu talebe üretime hız vermek yerine stoklan eriterek karşılık verresesyonun hala sürmesi nedeniyle ihracatta sıkıntı yaşayan sanayici, geleceğe yeterince güven duymuyor. Bu da hem yatırım hem de üretimde hala frene basmasına yol açıyor.

UMUT BAZ ETKİSİNDE

Öncü göstergelerden gelen sinyaller bir arada değerlendirildiğinde, ilk çeyrekte ekonomideki büyümenin yüzde 2-3 arasında çıkmasını beklemek makul görünüyor. İlk çeyrekte büyüme gerçekten bu düzeyde çıkarsa, geçen yılın ikinci yarısın-dakinden daha iyi ama ilk yarısında-kinden daha kötü bir büyümeyle karşılaşmış olacağız. Bu ise ekonomide canlanma değil, en fazla bir kıpırdanma olarak değerlendirilebilir.

ilk çeyrek için tahmin ettiğimiz büyümenin bu yılın yüzde 4’liik büyüme hedefiyle de pek uyumlu olmadığını belirtelim. Fakat yüzde 4’lük büyüme henüz hedef tahtasından çok uzaklaşmış da değil. Yılın ikinci çeyreğinde “baz etkisi”nin de devreye girmesiyle ekonomideki büyümenin biraz daha hızlanması mümkün. Bu baz etkisi yılın ikinci yarısında daha da güçleneceğinden, yüzde 4’lük hedef hala ulaşılabilir görünüyor. Ancak büyümenin daha da hızlanabilmesi için baz etkisinden fazlası gerekiyor.

Orhan Karaca / Ekonomist





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir