Anasayfa / Kariyer ve İş / İş Faaliyetlerinde Doğru ve Adil Davranmak

İş Faaliyetlerinde Doğru ve Adil Davranmak




Siz ne kadar etiksiniz?

İş ahlakı ya da diğer adıyla iş etiği en basit tanımıyla iş ortamında iş faaliyetlerinde doğru ve adil davranmak demek. Ahilik teşkilatında kalitesiz mal üretenin pabucunun dama atıldığı günlerden bugünlere çok şey değişti elbette, acımasız rekabetin de etkisiyle iş ahlakı çoğu zaman önemsenmeyen, lüks görülen bir konu olarak kaldı. İş etiği son dönemde yeniden şirketlerin gündemine girmeye başladı. Türkiye’de nadiren gördüğümüz ihbar hatlarının, etik kurulların sayısı artıyor. Hatta iş etiği cuma hutbelerine bile taşındı.

Osmanlı tarihinin önemli bir kurumu olan esnaf dayanışma teşkilatı ahilikte ticaret anlayışı tamamen dürüstlük ve doğruluk üzerine kuruluymuş. Zarara uğrayan müşterinin şikayeti teşkilat tarafından incelenir ve eğer haklı bulunursa kusurlu mal üreten esnafın pabucu dama atılırmış. Esnaf utancından günlerce insan içine çıkamazmış. Usta kendini affettirmek için elinden geleni yapar, ne zamanki yaptığı işin kalitesini düzeltir o zaman pabucu damdan indirilirmiş. (Pabucu dama atılmak lafı da buradan gelir.)

O dönemden bu döneme çok şey değişti elbette.

Her geçen gün kızışan rekabet ortamı, herşeyi çok hızlı tüketmemiz ve hep daha fazlasını istememiz ahlak duygusundan alıp götürüyor. Hırsızlık, suistimal, yolsuzluk, torpil, daha ucuza mal üretmek için insan sağlığını, çevreyi hiçe saymak, vergi kaçaklığı yapmak, çocuk işçi çalıştırmak, yalan söylemek, çekini, senedini gününde ödememek, çalışanlara kötü davranmak, rüşvet ve uygunsuz hediyeler almak ve vermek, aldatıcı reklam yapmak, çalışanların ücretlerini zamanında ödememek… gibi bir çok iş ahlakına uygunsuz davranışa tanık oluyoruz.

Şirket teşvik ediyor
İş etiği en açık tanımıyla “neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek ve doğru olanı yapmak, adil olmak” anlamına geliyor. Kişi çoğu zaman bir yol ayrımına geldiğinde etikle yüzleşiyor.
Hemen hemen her sektörde etik dışı davranışlara tanık oluyoruz ama daha çok parayla uğraşan birimler, satın alma, finans, muhasebe gibi departmanlarda rastlanıyor. Bazen şirketler de çalışanlarını etik olmayan davranışlara yönlendiriyorlar. Özellikle ulaşılmaz hedefler söz konusuysa. Çalışan satış mı yapsın, kâr mı getirsin, hedeflerini mi tuttursun yoksa etik mi davransın bilemiyor.
Doğuş Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Uzel Danışmanlık’ın kurucusu Doç. Dr. Uğur Zel, “Çalışanları hedefe, kısa vadede sonuç almaya yönelik zorladığınız takdirde kişi etik olmadığını bilse bile, hedefe gidebilmek, başarıya ulaşabilmek, primini alabilmek için performans kriterini tuttutarabilmek için etik olmayan yollara sapabiliyor. Bunu bazı şirketler biliyor, bilmezlikten geliyor, özellikle parayla uğraşan şirketlerde, finans sektöründe, ilaç sektöründe çok sık rastlanıyor. İlaç sektöründe doktorlara sunulan bir takım imkanlar, ilacı satmaları karşılığında gidiyor” diyor.

Etikle 10 yıldır tanışığız
Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı (TEDMER) Başkanı Ural Aküzüm, iş dünyasında etik değerlerin anglo-sakson bir kavram olduğunu, küresel rekabet için ve yabancı sermayenin dönüştürücü etkisi ile bu kavramla tanışıklığın son 10 yılda ilerlediğini söylüyor: “Dünyada ve Türkiye’de en çok kâr maksimizasyonu için tüketiciye yönelik olarak ürün veya hizmetin niteliğinin gizli olarak düşürülmesi, iş yaparken çevreye zararlı faktörlerin oluşturulması, işverenler tarafından çalışan kesimine yönelik kanun ve insaf dışı uygulamalar en çok rastlanılan etik ihlalleri olarak göze çarpıyor.”
Aküzüm, etik değerleri en çok ihlal eden sektörlerin, insanların günlük hayatında en çok varolan; dolayısıyla en fazla reklam veren ve insan hayatını, sağlığını en çok ilgilendiren sektörler olduğunu söylüyor: “Tüketici şikayetleri ve genel ilkeler yönünden baktığınızda etik değerlerin en çok ihlal edildiği sektörler medya, tıp, bankacılık, ilaç, gıda, ve GSM sektörleri.”

Nasıl etik olunur?
Etik olmak Türkiye’de lüks bir yatırım olarak görülüyor; şirketler, o kadar derdimiz varken etik kurul oluşturmakla kim uğraşacak diyorlar, ta ki yurtdışı ile ithalat-ihracat bağlantısı kurana dek. O zaman yurtdışındaki şirkete ‘bizim de etik değerlerimiz, etik kurullarımız var’ demek için harekete geçiyorlar. Kimisi gerçekten bunu benimsiyor kimisi ise sözde bırakıyor, sadece görsel olarak kalıyor. Oysa etik davranmak şirketlere uzun vadede kâr sağlıyor. Yapılan araştırmalar tüketicilerin etik davranan şirketlerin ürünlerini daha çok talep ettiğini gösteriyor.

Peki etik şirket olmaya karar verdiniz diyelim, işe nereden, nasıl başlayacaksınız?
– Öncelikle etik kurallar belirlenmeli ve herkese iletilmeli. Tüm çalışanlara eğitim verilmeli. Bu etik kurallar çok açık ve net olmalı. Hırsızlık, mali tablolarla oynamak ya da yalan söylemek çok bariz etik dışı davranışlarken, daha subjektif davranışlar da gri alanlara kapı açıyor. Örneğin şirketin fotokopi makinasından 100 sayfa fotokopi çekmek etik mi? O nedenle davranış kuralları ne kadar belirlenirse gri alanlar o derece azalıyor.
– Bu iş yukarıdan başlıyor, rol model her zaman yöneticidir.
– Üst yönetim çalışanı teşvik etmeli ve tabii çelişmemeli. Mesela üst yönetim çalışanlarına ‘ne pahasına olursa bu inşaat şu tarihte bitecek’ diyorsa o zaman belki de rüşvet gibi etik olmayan davranışları teşvik ediyor.
– Şirkette çalışanları etik davranmaya yönlendirecek bir ortam yaratılmalı. İnsanlar kendilerini etik davranmakta hür ve desteklenmiş hissetmeli. Kurumu arkasında hissetmeli.
– Şirketler bir etik kurulu oluşturmalı. Alo Etik diye telefon hatları kurulmalı. (Yurtdışında insanlar bir vatandaşlık görevi olarak bu etik hatları ararken, Türkiye’de bu iş ihbar etmek, ispiyonlamak gibi algılanıyor ve insanlar etik dışı davranışı bildirmekten kaçınıyorlar.)
– Etik kurallara uyanlar için ödül, uymayanlar için ceza verilmeli.
– İş ahlakına yönelik hukuki düzenlemeler yapılmalı, çocuk işçi çalıştırılması, vergi kaçakçılığı ile ilgili mücadele programı oluşturmak, haksız rekabetle ilgili çeşitli yaptırımlar yapmak, tüketiciyi korumaya yönelik uygulamalar yapmak gibi.



Gelirlerin yüzde 5’i yolsuzluğa gidiyor
Etik olmamanın bir şirketin sırtında taşıdığı en büyük kambur olduğunu söyleyen Türkiye Etik ve İtibar Derneği (TEİD) Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Etik olmayan şirketlerin kalifiye elemana ulaşma, çalışan sadakatini sağlama gücü ortadan kalkar, verimleri düşer, örnek olarak dünyadaki şirketler gelirlerinin ortalama yüzde 5’ini yolsuzluk nedeniyle kaybediyorlar. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 9’lar mertebesindeyken gelişmemiş ülkelerde karşımıza çok daha dramatik oranlar çıkıyor. İş etiğinden uzaklaşmak şirketler için çok önemli bir hukuki risktir. OECD, BM ve benzeri kurumların öncülüğünde oluşmuş uluslararası konvansiyonlar, yolsuzlukla mücadele programları ve buna uygun olarak düzenlenen ülkesel hukuk bir şirketin etik dışı davranışını çok ciddi cezalarla cezalandırıyor. Gene de şirketlerin aldığı en büyük
darbe yüz milyonlarca dolarlık cezalarda değil yaşanan itibar kaybında saklıdır” diyor.

Siz olsaydanız ne yapardınız?
2009 yılında İngiltere’de Manchester kentinde arıza yapan bir ATM, istenilen tutarın iki katını verince önünde uzun kuyruklar olmuş, 6 saat boyunca kimse arızayı bankaya bildirmemişti. Banka yetkilileri, 6 saat boyunca olayı kimsenin bildirmemesini hayal kırıklığı olarak değerlendirmişlerdi. (İngiltere gibi kurallara sıkı sıkıya bağlı, böyle bir durumu bildirmeyi bir vatandaşlık görevi olarak gören bir ülkede arızanın haber verilmemesi, insanların kendi paraları gibi fazladan para çekmeleri İngiliz yetkilileri çok şaşırtmış!)

Böyle bir durumda siz ne yapardınız? Etik konusunda verdiği eğitimlerde bu yaşanmış olayı aktaran Doç. Dr. Uğur Zel, doğru cevabın ‘haber verirdim’ demek olduğunu ama gelen cevapların hep ‘ben sıraya girerdim’ ya da ‘girmezdim’ şeklinde olduğunu söylüyor. Hatta “önce sıraya girerdim sonra haber verirdim” diyen uyanıklar da çıkıyormuş. Etik konusunun çok subjektif bir kavram olduğuna ve işin kişide bittiğine dikkat çeken Zel, eğitimlerde şu iki vakayı örnek veriyor.

VAKA 1: X bilgisayar firmasında satış personeli olarak çalışıyorsunuz. Y bilgisayar firması, sizin en büyük rakibiniz. Bir iş toplantısı için bir araya geldiniz. Rakip firmanın pazarlama müdürünün önündeki dosyada gelecek yıl uygulayacakları pazarlama planları olduğunu fark ettiniz. Pazarlama müdürü, bir süre için odayı terk ettiğinde dosyayı masanın üzerinde bıraktığını gördünüz. Rakibinizin pazarlama planlarını öğrenmek sizin ve firmanız için çok önemli faydalar sağlayacak. Pazarlama müdürü gelene kadar, dosyanın fotokopisini çeker misiniz?
Türkiye’de bu soruya evet, çekerim diyen erkeklerin oranı yüzde 51, kadınların oranı yüzde 25. Çekmem diyen erkeklerin oranı yüzde 6, kadınların oranı yüzde 5. Kararsız kalanların oranı ise bir hayli fazla erkeklerde yüzde 43, kadınlarda yüzde 70.

VAKA 2: Tıbbi cihazlar üreten bir firmanın satış personelisiniz. Protez organlar satıyorsunuz. Zaman zaman, doktorlar sizden protezle ilgili yardımcı olmanız için ameliyatlara girmenizi istiyor. Bir profesyonel atletin dizindeki rahatsızlıkla ilgili bir ameliyata girmeniz istendi. Atletin diz kapağının yerine sizin sattığınız diz kapağı protezi takılacak. Fakat sizin rakibiniz olan bir firmanın aynı protezin daha gelişmişini ürettiğini biliyorsunuz. Ameliyatı yapacak olan doktora, daha uygun olacağını bildiğiniz bu protezin varlığı hakkında bilgi verir misiniz?
Veririm diyenlerin oranı erkeklerde yüzde yüzde 62, kadınlarda yüzde 84. Vermem diyenlerin oranı erkeklerde yüzde 8, kadınlarda yüzde 2. Kararsızların oranı ise erkeklerde yüzde 30, kadınlarda yüzde 14.

Deloitte şirketler için etik hattı kurdu
Etik olmayan davranışları caydırmak amacıyla yapılması gerekenlerden biri de iletişimi arttırmak. Etik hattı da bu anlamda elçi oluyor. Çalışanlar telefonla, isterlerse anonim bir şekilde suistimal ya da potansiyel suistimali ihbar edebiliyorlar. Çünkü insanlar kovulma, ispiyoncu damgası yeme, deşifre olma, dışlanma korkusuyla çoğu zaman anonim olmayı tercih ediyorlar. Deloitte, buradan yola çıkarak bir etik hattı kurdu. Şu anda 1’i lojistik, 3’ü perakende sektöründe olmak üzere 4 şirkete hizmet veriyor.

Etik hattını arayan kişi çağrı merkezine ihbarda bulunuyor. Kişi isterse kimliğini açıklamıyor. Her şirkete ayrı telefon numarası tahsis ediliyor. Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Direktörü Gül Saraçoğlu, suistimalin ortaya çıkarılmasında en yaygın yöntemin yüzde 40.2 ile ihbar olduğunu söylüyor. Anonim olması ihbar seviyesi artıyor. Deloitte’ın çağrı merkezine de 6 ayda 80 ihbar gelmiş. Saraçoğlu, perakende sektöründe en çok hırsızlık, adil olmayan davranış problemleri ve muhasebe konularında ihbar aldıklarını söylüyor.
Saraçoğlu, şirketlerin etik hatları duyurmak istemediklerini söylüyor: “Çünkü ben bu hattı açarsam benim şirketimde bu tür olayların çok olduğunu sanırlar diye düşünüyorlar. Bu hattı açmak demek şeffaf olmak demek. Gittiğimiz şirketler arasında bu hatta ihtiyacı olduğunu, çünkü çok sayıda mektup aldıklarını söyleyen şirketler oluyor.”

İş ahlakı cuma hutbesine de girdi
İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği’nin (İGİAD) Başkanı Şükrü Alkan, 1.200 kişi ile yaptıkları bir ankete göre insanların ahlakdışı davranmasının en büyük sebebinin bilgisizlik olduğunu söylüyor. Yani insanlar yaptıklarının iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyor. Alkan, o nedenle iş ahlakının öğretilmesi gerektiğini savunuyor. Alkan, “İş ahlakına eğitim mekanizmamızda yer vermemiz gerekiyor, MEB’e iş ahlakının girişimcilikle beraber müfredata alınmasını önerdik. Biz geçtiğimiz yıllarda müftülükle de işbirliği yaptık, cami imamları iş ahlakı konusunda da hutbeler okusunlar dedik. Özellikle de iş çevresinin yoğun olduğu yerlerde. 2 yıldır çeşitli haftalarda cuma hutbelerinde bu konu işleniyor” diyor.

Brass, etik sempozyumu düzenledi
Kiremit ve çatı sistemleri üreticisi Braas, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ile birlikte “İş Dünyasında Etik ve İnsan Hakları Sorunları” konulu bir sempozyum düzenledi. Sempozyumda konuşan Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, bir kurumun insan haklarını koruması için ilk olarak bunu dürüstçe istemesi, bu alandaki temel bilgiye sahip olması ve bunu hayata geçirmesinin şart olduğunu bilmesi gerektiğini belirtti.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir