Anasayfa / Kariyer ve İş / İş Hayatında Sosyal Medya

İş Hayatında Sosyal Medya




Sosyal medya, iş hayatımız, çalışanların sosyal medyayı kullanımı, iş hayatında sosyal paylaşım siteleri

Sosyal medya artık her alanda karşımıza çıkıyor. Özel hayatımızda sık sık kullandığımız bu mecra, iş hayatımızda başımızı yakabilir. Yazılacak her şeyin iki kez düşünülmesi gerekiyor. Kimse görmez, nasıl olsa patronum sosyal medyada beni takip etmiyor demeyin, bu mecralarda yazılan “Of, yine pazartesi, yine iş!” cümlesi bile işten olmanıza neden olabilir. Yenibiris.com’un dergisi Yenibiriş Dünyası da bu ayki sayısında çalışanların sosyal medyayı kullanımını, insan kaynakları departmanlarının nasıl ilerlemesi gerektiğini ele aldı.

Bir Pazartesi sabahı. Yine yoğun bir hafta başlıyor. Sosyal paylaşım sitelerine şöyle bir göz atıp çalışmaya başlayacaksınız. O da ne? Bir çalışanın az önce yaptığı yoruma gözünüz takılıyor: “Of, yine pazartesi, yine iş!” Sonuç mu? Çalışan işinden oluyor.

Dünyada, şirketlerin tepe yönetimi çalışanların sosyal ağları kullanımından pazarlamayı olduğu kadar insan kaynaklarını da sorumlu tutuyor. Paylaşım siteleri kurum kültürüyle de İK birimlerinden, sosyal mecraların kullanımıyla ilgili bir politika oluşturması bekleniyor. Bu politikaların kişisel hakları ihlal etmeyen, çalışanların sosyal paylaşım alışkanlıklarıyla uyumlu olması gerek. İşte insan kaynaklarına zorlu bir görev daha…

Bir firmanın halkla ilişkiler üst düzey yöneticisi Memphis Havaalanı’na inince “Burada yaşasam ölürdüm” diye tweet atıyor. Firmanın en büyük müşterisi olan ve Memphis’de bulunan FedEx şirketinin bu yoruma cevabı hiç de hoş olmuyor tabii. Daha büyük rezaletler de mevcut. Kuzey Carolina Domino’s Pizza’da dağıtıcı olarak çalışan iki eleman stres atmak için video çekmeye karar veriyor. Peynir soktukları burunlarının iki yanına da ekmek dilimleri koyan iki kafadar o kadar eğleniyor ki bu videoyu bir de YouTube’da paylaşıyor. Sonuç, şirketin halkla ilişkiler departmanına uykusuz geceler…

Yukarıdaki örneğin benzeri her an sizin çalıştığınız firmanın da başına gelebilir. Sosyal mecralar, “bireysel internet özgürlüğü” olduğu kadar kurumsal kimlikle de kesişen bir dünya. İK’cılar için önemli bir nokta, kurum kültürünün sosyal medya ile ilişkili olması. Deloitte firmasının yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 45’i sosyal ağların kullanımının kurum kültürünü olumlu etkilediği görüşünde.

İhlale disiplin cezası
ABD merkezli SHRM’in (İnsan Kaynakları Yönetim Derneği) üyeleri arasında yaptığı ankete göre şirketlerin neredeyse yüzde 40’ı resmi bir sosyal medya protokolüne sahip. Bu şirketlerin de yüzde 43’üne yakını politikaların oluşturulması ve uygulanmasından İK’yı sorumlu tutmuş. Çalışanların sosyal medya kullanımlarının işveren tarafından takip edilebileceğine dair bilgilendirmeler de politikalarda yaygın şekilde var. Bunun yanında yüzde 55 gibi büyük bir oran sosyal ağlarda iletişim esaslarına dair işlevsel kılavuzlar hazırlamış. Ayrıca, resmi bir sosyal medya politikasına sahip firmaların üçte biri, son bir yıl içinde politika ihlali nedeniyle çalışanlarına disiplin cezası vermiş.

Sosyal medya politikası oluştururken 7 ipucu
Dünyanın önde gelen sosyal medya uzmanlarından Brian Solis, sosyal mecralarla ilgili politika oluştırma konusunda blog sayfasında şu önerilerde bulunuyor:
1- Sosyal mecra politikası çalışanların mesai saatlerini nasıl kullanacaklarını belirlerken, işyeri dışında da şirketlerini sosyal ağlarda nasıl temsil edeceğini de incelikle tanımlamalı.
2- Mesai içinde erişimlerin kapsamlı bir tanımlaması yapılmalı. Tamamen yasaklamaktan serbest bırakmaya kadar geniş bir alana yayılan seçeneklerden şirket için en uygun olanı çalışanlarla mutabık kalınarak tercih edilmeli.
3- Eğer erişime kısıt getirilecekse bunun nasıl kontrol edileceği planlanmalı. Bugün, yazılımlarla istenen sitelere erişim kolayca kısıtlanabiliyorken, kısıtlı sitelere kaç kez giriş yapılmak istendiği bile takip edilebiliyor.
4- Eğer erişime sınırlama getirilecekse, bu sadece bireysel kullanımlarla mı ilgili olacak yoksa işle ilgili paylaşımlara da kısıt gelecek mi sorusu kesinlikle yanıtlanmalı. Bölümlere göre ayarlamalar yapmak faydalı olabilir.
5- Çalışanların sitelerde kurum kimlikleri ile yer almaları konusunda net sınırlamalar getirilmeli. Çalışan paylaşımlarını şirket profili ile yaparsa, neden olduğu uygunsuz sonuçlardan sorumlu tutulacağı kesinlikle ona belirtilmeli.
6- Sanal ortamda “profesyonel davranışlar” dan şirketin ne anladığı iyice açıklanmalı.
7- Sosyal ağlarda güvenlik, gizlilik, teknolojik mülkiyet kavramları bu politikayla ortaya konulmalı. Şirkete zarar verecek hareketlerin nasıl cezalandırılacağı detaylarıyla belirtilmeli.



İnsan kaynaklarına ne görev düşüyor?
Kurallar ve ihlali durumunda ne olacağı iş sözleşmesine yazılmalı
MarkeFront Genel Müdürü Aytaç Mestçi, İK’nın sorumluluklarından şöyle bahsediyor:
“İK, korkutmayan bazı kuralları koymak zorunda. Mesela, şöyle denebilir: Kişisel hesaplara sınırlama koymak istemiyoruz ama bu kurumda çalışıyorsunuz, Facebook kişisel hesabınızı markaya zarar verecek şekilde kullanmamalısınız. İş sözleşmesine de şu maddeler konulabilir:
1) Sosyal medya politikaları diye kurumun bir kuralı vardır. Bu kurallar interaktif ortamda herkesin ulaşabileceği bir yerde doküman olarak tutulmalıdır.
2) Bu sözleşmedeki herkes bu kitapçığa uymak zorundadır. 3) Kuruma ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak bu kitapçık içeriği değiştirilebilir. Çalışana verilecek sosyal mecra eğitimleri öncesinde, değişimlere bağlı kurallar revize edilip kitapçık yenilenmeli ve tüm departmanlara duyurulmalı. Şirkette şu kişiler eğitime alınmalı: Cevap hizmeti verecek kişiler, yöneticiler, üst düzeydeki kişiler ve özellikle İK, pazarlama, reklam, iş geliştirme, bilgi işlem gibi birimlerin yönetici ve çalışanları.

Örnek profillerle yol gösterilmeli
Prof. Dr. Türker Baş, çalışanın eğitimi konusuna dikkati çekiyor: “Yeni İK Danışmanlık Grubu’nun İşveren Markası üzerine yaptığı ve 20 binin üzerinde profesyonelin katıldığı araştırma sonuçları, Türk insanının şirket tercihini etkileyen temel faktörün “şirket çalışanları” olduğunu gösteriyor. Bu açıdan çalışanların yalnız şirket ve çalışma şartları ile ilgili paylaşımları değil, özel yaşantılarına yönelik paylaşımlarının da çalıştıkları şirketin prestijini doğrudan etkilediğini görüyoruz. Hâl böyleyken binlerce sayfalık bir sözleşme dahi yapılması ve yapılmaması gerekenleri tanımlamaya yetmeyecektir. Rehber niteliğinde bir sosyal medya politikası oluşturulmasının, konunun öneminin bir dizi eğitimle ve örnek profillerle anlatılmasının daha etkili sonuçlar vereceğini düşünüyorum.”

Önce İK öğrenmeli
Yetenekvekariyer.com yazarı Cengiz Çatalkaya da şirketlerin yasak koymak yerine çalışanı sosyal ağları kullanmaya teşvik etmesi gerektiğini düşünüyor: “Şirketler özellikle yetkili çalışanları sosyal medya hakkında eğitmeli. Bunun için önce İK departmanının sosyal medyayı öğrenmesi gerekiyor. İK tarafından hazırlanacak bir sosyal medya kullanım kılavuzu, eğitimlerle anlatılmalı. Çalışan neyi paylaşıp paylaşmayacağını bilmeli. Ayrıca çalışanların blog yazması, sosyal medyayı kullanması teşvik edilmeli. Çünkü, şirket hakkındaki pozitif haberler ilk olarak şirket çalışanları tarafından sosyal medyada duyurulur, sahiplenilir ve daha çok kişiye ulaştırılır.”

Konu kurum kültürüyle ilgili
İnsangücü Danışmanlık Yöneticisi Hüseyin İrfan Fırat, çalışanların paylaşımlarıyla ilgili uygulamaların, tamamen şirketin kültürüyle ilgili olduğunu söyleyerek ekliyor: “Eğer yönetim gerekli görüyorsa İK departmanları konunun iş hukuku ile ilgili yönü bakımından iş sözleşmeleri ve personel yönetmelikleriyle düzenlemeye gidebilir. Veya yasak ve yaptırım uygulamayı demokratik bulmayan kuruluşlar çalışanlarını sosyal medya kullanımı konusunda eğitimlerle yönlendirebilir.”

Karşılıklı menfaatler dengelenmeli
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Erdem Özdemir, çalışanlar için, iş-özel hayat dengesi ve sınırlarını da gözeterek, karşılıklı menfaatleri dengeleyici nitelikte bir sosyal medya kullanım politikası oluşturulması gerektiğini şu örnekle belirtiyor: “Libération gazetesinde yayınlanan “Patronunuza sosyal medyada güven içinde nasıl ayar verirsiniz” başlıklı çok keyifli bir makalede anlatıldığı üzere belki çalışanınıza güvenebilirsiniz ama alkole güvenemezsiniz! (www.liberation.fr/economie/01012303382-comment-tailler-un-costard-a-son-patron), Gerçekten ekran karşısında kişinin kendine duyduğu güvenin çok zararlı sonuçları olabilir. Bu konuda önlem almak şart.

Şirketler toleranslı olmalı
Adisa Danışmanlık Kurucu Ortağı Hüseyin Adanalı, duyguları kontrol etmenin güçlüğüne değiniyor ve bir anısını aktarıyor: “Üniversite yıllarında hocalarımın çalışkan ve efendi öğrencisi olan ben, bir sınav sonrası aldığım nottan memnuniyetsizliğimi sınıfın ortasında herkese hiç de hoş olmayan bir üslupla ifade ederken o sırada hocamız sınıfa girmiş, söylediklerimin tümünü duymuştu. Onu gördüğümde yüzüm kıpkırmızı oldu ve bir anda sustum. Bu sefer hocam başladı konuşmaya. Benden daha ağır ifadeler kullanarak kendi kendini eleştirdi. Ben o konuştukça daha da utandım, yerin dibine girdim. Hocam ve ben dahil sınıftaki herkes bu diyaloğu gülerek sonuçlandırdık. Hocamı o günden sonra daha çok sevdim, notlarım da yükseldi. Şirketlerimizin de böyle duygu boşaltması anlarında çalışanlarına hocamın bana davrandığı gibi yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Onları kaybetmek çok kolay, kazanmak bir o kadar zor.”

İK’nın hiçbir rolü yok
Kariyeryolculugu.com yazarı Fatmanur Erdoğan, sosyal medya politikası yerine kurum kültürüne vurgu yapıyor: “Sosyal mecralar icin kural/politikalar sosyal mecraların doğasına aykırı. Kurumların yapması gereken, çalışanlara neyi nasıl ve ne zaman paylaşabileceğini anlatmak değil, kendi kurum kültürünü olabildiğince sağlam tutabilmektir. Bunu yaparken de bu mecraları kullananları bu platformlarda daha da güçlü hale getirmek için çaba harcamaktır.
Günümüzde hasta olduğunu söylediği için evde olan bir çalışanın Facebook’ta bir yorum yapması işine son verilmeye sebep oluyorsa bu, kurumun yeni dünya düzenine henüz adapte olamadığını gösterir. Sosyal medya politikası koymak kurum itibarınızı “koruma” çabasının sonucudur. Sosyal medya anlayışı yaratmak, kurum itibarınızı “yüceltme” çabasının sonucudur.”

Çalıştığınız şirkette sosyal paylaşım sitelerine yorum yazmanızla ilgili kısıtlama, kural veya oluşturulmuş bir sosyal mecra politikası var mı?
Sözlü kurallar var yüzde 26
Yazılı kurallar var yüzde 27
Hiçbir şekilde kural yok yüzde 47
Toplam Oy Sayısı: 1324

Hürriyet İK






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir