Anasayfa / Kariyer ve İş / İyi Bir Patron Olmak İçin Öneriler

İyi Bir Patron Olmak İçin Öneriler




Saçınızı, sakalınızı, giyim tarzınızı değiştirdiğiniz gibi, çalışma ortamındaki ‘patron’ imajınızı da değiştirebilirsiniz. İşte size 10 öneri. https://www.myfikirler.org

İdeal patronun çalışan anketlerinden çıkan robot resmi aşağı yukarı şöyle: İyi bir yönetici, ekibini başarıya götüren (mümkünse) iyi bir lider. Başarısızlığı yönetmeyi ve çare üretmeyi de bilir. Dibe vurduğu zaman bile sıçramayı bilir. Siz, yönetici olarak bu tarife uymuyorsanız, dert etmeyin. Hâlâ yapabileceğiniz şeyler var. İşte size 10 öneri.

Başlamak için, şu temel kuralı unutmayın:  Yönetici olarak siz ekibinizin hizmetinizdesiniz, ekibiniz sizin hizmetinizde değil.

1- Çalışanlarınızla ‘cool takılın’. Lacivert elbise ve kravat takıntısından kurtulun. Çalışanlarınıza adlarıyla hitap edin, ‘sen’ deyin. Bunun aksi bir ‘look’ ile Y kuşağıyla uyumla çalışmanız çok zor. X kuşağı hatta ‘baby boomers’ bile bu değişimden hoşlanacaktır.

2- Patronun somurtkan çehreli olması gerekmez. Aksine. Yüzünüzde doğal bir gülümsemeye yer açın. Genç stajyerden aykırı sanat yönetmenine kadar herkesi ‘görmeyi’ ve bir günaydın demeyi alışkanlık haline getirin.

3- Ara sıra başınızı işten kaldırmayı, bir küçük şaka yapmayı, çalışanlarınızla birlikte gülmeyi başarın. Bir ‘gülümseme arası’ vermek zaman kaybı değildir, aksine, hem ekip ruhunu güçlendirir hem de çalışma arzusu verir.

4- Yukarıda sözünü ettiğimiz temel kuralı unutmayın: Zamanınız çok kıymetli olabilir ama siz, zamanınızı onların başarısı için harcamak zorundasınız. Çağımız ‘urgence’ (ivedilik, acele) çağıdır. Ekibinizin hızlı hareket etmek için size her an ihtiyacı olabilir. Ulaşılabilir ve açık olun.



5- Dolayısıyla büronuzun kapısı daima aralık (daha doğrusu açık) olsun. Bir yardımcınız kapıdan başını uzattığı zaman ‘gene ne var’ tavrı takınmayın, bilin ki size danışmaya ihtiyacı vardır. Başınızı önünüzdeki rapordan, gözünüzü ekrandan kaldırmak ve gözünün içine bakıp dikkatle dinlemek alışkanlığı edinin.

6- Bir lider gibi davranmayı, bir toplantıyı yönetmeyi, kalabalıklar karşısında söz almayı ve kendinizi dinletmeyi öğrenin. Gereğinde ‘kötü kişi’ olmayı, tatsız kararları almayı bilin. Liderlik budur.

7- Teknik konularda, maliye-muhasebe alanlarında şirketin en iyisi olmanızı bekleyen yok. İşiniz bu değil zaten. Sizin işiniz en iyileri bulup şirkete kazandırmak ve şirkette tutmayı bilmek. Sonra, çok söylenip yapılmayan bir şey, şirketin iki numarasını yani günü gelince yerinizi alacak olanı da yetiştirmek. Hastalık var, kaza var, her türlü ihtimali göz önünde bulundurup şirketin geleceğini güven altına almak sizin göreviniz.

8- Vizyonunuzla yardımcılarınıza ve bütün çalışanlarınıza yol göstermelisiniz, inancınızı ve heyecanınızı onlarla paylaşmalısınız, en küçüğünden en büyüğüne kadar her çalışanınız şirketin misyonunu bilmeli, paylaşmalı, hedefte, sevinçte, başarıda birlik olmalı. Bunu başarmak sizin başarınız olacaktır.

9- Başaranlara teşekkür etmeyi, tebrik etmeyi bilin. Cesaretle bir girişimde bulunup başarısız olanları da teselli etmeyi, onları yeniden yüreklendirmeyi bilin. Şimdi çok moda, ama çok gerekli: Empati yapmayı öğrenin. IQ’nuzdan yani ‘zeka katsayınız’dan kimsenin şüphesi yok. Ama çalışanlarınızı peşinizden sürüklemek için asıl EQ’nuz yani ‘duygusal katsayınız’ sizin için önemli. Lider, çalışanlarını zekalarından değil, gönüllerinden tutup sürükler.

10- İşler iyi gittiğinde (başarıyı çalışanlarınızla paylaşmanın ötesinde) kârı çalışanlarla çalışmaktan korkmayın. Bunu topluca (herkese bir prim ödeyerek yahut maaş zammı şeklinde) ya da bireysel olarak yapabilirsiniz. ‘Almadan vermek Allah’a mahsus’ sözü çalışma hayatında da geçerlidir. Paylaştığımız başarı ve kâr, ertesi yıl size büyüyerek geri dönecektir.
Kaynak: Lentreprise.com Temmuz 2012

Hürriyet İK





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir