Anasayfa / Ekonomi-Finans / “Kısa vadeli fon girişleri zararlı”

“Kısa vadeli fon girişleri zararlı”




Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından, bankaların son 1 yılda kullandıkları uzun vadeli krediler yaklaşık 1 milyar dolar artarken, kısa vadeli kredilerdeki artışın 9 milyar dolar olduğuna dikkat çekilerek, ”Yabancı bankaların Türk bankalarında tuttukları mevduatlardaki 13 milyar dolarlık artışla birlikte kısa vadeli net dış kaynak kullanımı 22 milyar dolara çıktı. Fon akımı banka bilançolarında kalıcı ve sistematik bir bozulma ihtimalini artırıyor” denildi.

TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti Sarp Kalkan tarafından yazılan ”Kısa vadeli fon girişleri bankalara zarardır” başlıklı çalışma yayımlandı.

Çalışmada, krizle birlikte ABD Merkez Bankası başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmeleriyle birlikte Türkiye gibi bazı gelişmekte olan ülkelere yönelen kısa vadeli fon akımlarının hızla arttığına işaret edildi.

Türkiye’de fon akımlarının ana giriş kanalının bankacılık sektörü olmasından dolayı bankaların bilançolarının daha riskli hale geldiği ifade edilen çalışmada, ”Zaten canlı olan iç talebe artan fon akımları da eklenince, iç kredi hacminde ciddi bir genişleme sağlandı. 2010’un ilk 10 ayında toplam kredi hacmi yüzde 23, tüketici kredisi hacmi de yüzde 31 arttı” denildi.

”BABACAN BANKALARI NİYE TOPLADI?”
Çalışmada, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, 22 Aralık 2010 tarihinde 49 bankanın tepe yöneticilerini Ankara’ya topladığı anımsatılarak, şunlar kaydedildi:

”Bu toplantıya finansal istikrar ve düzenlemelerden sorumlu Merkez Bankası, Hazine, BDDK ve SPK’nin üst düzey yöneticileri de katıldı. Toplantıda Bakan Babacan’ın kredi genişlemesinin finansal istikrarı ve para politikasını tehdit ettiğini belirttiği ve bankalardan kredi genişlemesini yavaşlatmalarını istediği basına yansıdı.

Kamuoyunda ekonomi yönetiminin kredi genişlemesinden neden bu kadar çekindiği fazla tartışılmadı. Tartışılan bölümünde ise iç kredi genişlemesinin ithalatı tetiklediği ve cari açığı artırdığından bahsedildi. Peki, gerçekten sorun sadece cari açıkla mı ilgili?

Net dış kaynak kullanımı krizin Türkiye ekonomisine yıkıcı etkisinin başladığı 2008’in son çeyreğinde 17 milyar dolara ulaşmıştır. Daha sonra hızlı bir daralma yaşanmış ve Ekim 2009’a gelindiğinde bankaların kullandığı yurtdışı kaynaklar 7 milyar dolar azalmıştır. Daha sonra dış kaynak kullanımında toparlanma başlamıştır. Ekim 2010’a geldiğimizde ise bankaların yurtdışından kaynak kullanımı son bir yılda 22,5 milyar dolar artmıştır.”



Çalışmada, son 1 yılda dış kaynak kullanımına ilişkin bir diğer önemli hususun da bu kaynakların yüzde 98’inin kısa vadeli kaynaklardan oluşması olduğuna dikkat çekilerek, bu dönemde bankaların kullandıkları uzun vadeli kredilerin yaklaşık 1 milyar dolar artarken, kısa vadeli kredilerdeki artışın 9 milyar dolar olduğunun altı çizildi. Çalışmada, ayrıca yabancı bankaların Türk bankalarında tuttukları mevduatlardaki 13 milyar dolarlık artışla birlikte kısa vadeli net dış kaynak kullanımının 22 milyar dolara çıktığına işaret edildi.

”KREDİ GENİŞLEMESİNE İLİŞKİN ALINAN ÖNLEMLER ÖNEMLİ”
Bu veriler ışığında bankaların bozulan bilanço yapısı ve artan riskliliği ile ilgili iki tespit yapmanın mümkün olduğu ifade edilen çalışmada, ilk olarak, ”Fon akımlarının bu yapısı banka bilançolarında kalıcı ve sistematik bir bozulma ihtimalini artırmaktadır” değerlendirmesinde bulunuldu. İkinci tespit olarak ise, son dönemde kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan kısa vadeli fon akımlarının sınırlandırılması konusuna değinilen çalışmada, ”Son 1 yıl içinde sistemimize giren finansal akımın yüzde 57’si bankaların kullandığı kısa vadeli kaynaklarından oluşmaktadır. Örneğin, sıcak para olarak nitelenen portföy hareketleri son 1 yılda 15 milyar dolar düzeyindedir. Bankaların kısa vadeli kaynak kullanımının 22 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, bu alanda yapılacak düzenlemelerin cari açığın finansman yapısının düzeltilmesinde daha etkili olabilecektir” denildi.

Çalışmada, Merkez Bankası ve BDDK’nin son dönemde kredi genişlemesine ilişkin aldığı önlemlerin son derece önemli olduğuna dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

”Kredi genişlemesinin iç tüketimi ve ithalatı tetiklemesi yoluyla cari açığı artırıcı etkisi olduğu kamuoyunda tartışılmaktadır. Ancak, görüldüğü üzere artan fon akımları bankaların finansman yapısında da ciddi bir değişime yol açmıştır. Bu da finansal sistemin önümüzdeki dönemde ciddi risklerle karşılaşabileceğini göstermektedir. Kredi genişlemesinin yavaşlatılması finansman yapısındaki hızlı bozulmayı düzeltici etki yapabilecektir. Bunun yanında bankaların kısa vadeli yabancı kaynak kullanımına ilişkin tedbirlerin de gündeme alınması cari açığın finansman yapısında düzelmeyi sağlayabilecektir.”

AA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir