Anasayfa / Haberler / Kobi’lerde nakit akışı ve şirketten para çekme

Kobi’lerde nakit akışı ve şirketten para çekme




Ekonomik hayatın hem vazgeçilmezleri, hem de en fazla yükü çeken işletmeleri olarak tanımladığımız KOBİ’lerde fınansal açıdan en önemli iki konudan biri nakit akışı diğeri de vergi planlamasıdır. Nakit akışı, işletmedeki nakit girişleri ve çıkışlarını ifade etmektedir.

İşletmelerde yönetimden beklenen akdf ve pasif yönetimi dediğimiz olgu basitçe alış-borçlanma-üretim-depolama-satış-tahsilat sürecinin başarılı bir şekilde yönetilmesidir. Özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde KOBİ’ler ne olursa olsun satalım felsefesine sahip olunca işletmelerin satarak ve üreterek iflasa kadar gittikleri sıklıkla görülebilmektedir. Doğrusu işletmelerin nakde en kısa sürede dönmelerini sağlayacak satış politikaları kurmalarıdır.

KOBİ yöneticilerinin özellikle de yeni girişimcilerin nakit akışı sorunları ile karşı karşıya kalmamaları için işleri ile ilgili iyi bir fizibilite yapmaları ve en azından önündeki 12 ayın nakit bütçesini oluşturarak faaliyetlerine başlamaları Fınansal başarı için önemlidir. Girişimci KOBİ’lerin finansman olanaklarından daha fazla yararlanmaları için nakit akış planlamaları yapmaları kreditörler için de önemli unsurlardan biridir.

KOBİ’lerin nakit akışı konusunu çok iyi biçimde yönetebildiklerini söylemek oldukça güçtür. Özellikle sürekli bir şekilde işletme sermayesine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin nakit akışlarını -istisna olan şirketler dışında- çok doğru planlayabildikleri söylenemez. Peki, neden KOBİ’ler nakit akışı konularında pek başarılı sayılamaz? Aslında birden fazla nedeni bulunmaktadır. Bunları sıralayacak olursak; işe başlarken öz kaynağın bilinçli ya da bilinçsiz olarak düşük tutulması, plan ve programsız yatırım kararları, rekabetin büyüsüne kapılıp gereğinden fazla müşteri finansmanına yönelmek (devamlı vade açmak) gibi nedenler sayılabilir.

Ancak en sık rastlanan durumlardan biri de işletmede oluşan nakit varlıkların kazançmış gibi kişisel ihtiyaçlar için işletme dışına çıkarılmasıdır. Bu konu KOBİ’ler için en önemli ve riskli konuların başından gelmektedir.

Girişimci KOBİ’lerde ortaklar şirketlerinden para çekebilecekler mi? Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ilk halinde ortakların şirketten para çekmeleri yasakken son düzenlemeler ile birlikte şirket ortakları şirketlerine borçlanabilme olanağına sahiptir.

Ortaklar şirketten değişik şekilde para çekebilmektedirler. Ancak her seçeneğin iyice incelenmesi ve seçeneklerin maliyetleri ve vergisel yüklerinin iyi planlanması gerekmektedir.

Huzur Hakkı Almak

Şirket yönetiminde karar alınarak şirkette işlerin idare ettirilmesinde görev alan ortak ya da ortakların ücret almalarına huzur hakkı adı verilir. Huzur hakkı alan ortaklar, ücret gibi yüzde 15’den başlayan gelir vergisi dilimine göre vergilendirilmektedir (SGK mevzuatı hükümleri saklıdır). Bunun anlamı eğer şirketten büyük tutarlarda huzur hakkı alınacaksa yüksek vergi dilimi ve vergi tutarları ile karşı karşıya kalabilecektir.

Kâr Payı ve/veya Kâr Avansı Dağıtmak

Şirketten para alabilmenin bilinen en basit yolu kar dağıtımıdır.



Yeni Türk Ticaret Kanunu ve buna paralel çıkarılan kar avansı ile ilgili düzenleme limited ve anonim şirketlerin kar avansı dağıtmasının da yasal alt yapısını oluşturmuştur. Ancak yine de iş dünyasında çok tercih edilen bir uygulama değildir. Çünkü kar ya da avans kar dağıtıldığında iki hatta bazen üç aşamalı vergilendirme sözkonusu olabilmektedir.

■    Birinci aşamada çıkan kar şirkette kurumlar vergisine (Yüzde 20) tabi tutulur.

■    ikinci aşamada, kurumlar vergisi sonrası kalan kar ortağa dağıtıldığında yüzde 15’i şirkette stopaja tabi tutulur.

H Üçüncü aşamada ise ortağın eline geçen kar tutarı ve şirkeün ödediği stopaj toplamının yarısı her yıl değişen Menkul Sermaye İradı beyan sınırını aşıyorsa (2012 yılı için 25 bin TL) ortak tarafından ayrıca Gelir Vergi beyannamesi ile beyan edilip, vergi dilimine göre vergilendirilir. Şirkedn kestiği stopaj hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir.

Görüldüğü gibi kar veya avans kar dağıtımı KOBİ ölçeğindeki işletmeler için ülkemizde vergisel maliyeti yönünden çok cazip görünmemektedir. Ancak iş yapabilme kolaylığı açısında dünyada ilk sıralarda yer alan bazı ülkelerde kar dağıtımın vergisel yükü çok düşük olmakla birlikte bu ülkeler doğrudan yabancı sermayeyi daha kolay çekebilmektedir.

Şirkete Borçlanarak Para Çekmek

Ülkemizde özellikle KOBİ’lerde sıklıkla rastlanılan konulardan biri şirket ortak ya da ortaklarının şirkete borçlanmalarıdır. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ilk hali sermaye şirketlerinde ortakların şirkete nakdi ve ayni borçlanmalarını yasaklamakta ve karşılığında adli para cezası öngörmekteydi. Ancak yapılan değişikliklerden sonra ortakların şirkete borçlanabilmeleri iki istisna dışında serbesttir. Bu istisnalar mevcut olduğu halde borçlanmanın cezası üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıdır. Ayrıca ortakların ayni borçlanma yasağı da kaldırılmıştır.

Şirket ortaklarının şirketten para çekmelerini engelleyen iki istisna aşağıdaki gibidir:

■    Ortakların sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçları var ise

■    Şirketin serbest yedek akçeleri ile karlarının toplamı geçmiş yıllar zararlarını karşılamıyorsa.

Bu iki istisnadan biri mevcutsa şirket ortakları şirketlerine borçlanamayacaklandır. Ancak Yeni TTK’nın bu hükmü uygulanırken vergisel düzenlemeler; örtülü sermaye, örtülü kazanç ve transfer fiyatlandırması gibi konular göz ardı edilmemelidir.

Bulunduğumuz ekonomik şartlar içerisinde rekabet ve tüketim alışkanlıkları gibi birçok nedenden dolayı KOBİ’lerin üzerinde oluşan kar baskısı, KOBİ’lerin var olabilmeleri için düşük kar oranları ile çalışmalarını zorlamaktadır.

Sonuç olarak KOBİ’lerin günümüzde en büyük sorunlarından biri işletme sermayesi eksikliğidir. Bu nedenle KOBİ ortak veya ortaklarının girişimciliğe başlama aşamasında mali müşavirleri ile birlikte iyi bir finansal planlama yaparak, kendi şahsi ihtiyaçları da dahil tüm nakit akışını bütçelemeleri hem kendileri için hem de işletmelerinin sürekliliği için oldukça önemlidir. Unutulmamalıdır ki; artık ticari hayatta ekonomik faaliyeder olduktan sonra değil, olmadan önce hesap yapan yani PLANLAMA yapanların ayakta kalabildiği bir zamanda yaşamaktayız.

Doç. Dr. Volkan Demir / Ekonomist






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir