Anasayfa / Kariyer ve İş / Küresel İyimserlik ve Beklenti Araştırması

Küresel İyimserlik ve Beklenti Araştırması




Bu yıl Türkiye’de gelir, istihdam ve ihracat konularında iyimser düşünenlerin oranı hayli yüksek. Yöneticilerin en önemli sıkıntıları ise işlerini büyütürken yaşadıkları yasal engeller, bürokrasi ve finansman maliyetlerindeki artış…

KÜRESEL araştırmalar Türk iş dünyasının bu yıl geleceğe dönük olarak hayli pozitif bir bakış açısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de geçen yıl boyunca düşüş trendinde olan iyimserlik göstergesi, 2012’nin ilk aylarında önemli bir sıçrama yapmış durumda. Türkiye’de 60 puan civarında seyreden gösterge, Avrupa Birliği’nde (AB) -4, dünya ortalamasında ise 19 puan.

Denetim, vergi ve özel danışmanlık hizmetleri sunan Grant Thornton’un her çeyrek sonunda tekrarladığı küresel iyimserlik ve beklenti araştırması sonuçlandı. Peru (90 puan), Brezilya (86 puan) ve Birleşik Arap Emirlikleri (84 puan) ilk üç sırayı oluştururken, Türkiye 60 puanla 10’uncu sırada yer aldı.

Söz konusu araştırma, 40 ülkeden yaklaşık 3 bin üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleştirildi.

İyimserlerin yüzdesinin kötümserlerin yüzdesinin farkına göre belirlenen sıralamada, beklendiği şekilde Yunanistan (-52 puan), Japonya (-53 puan) ve İspanya (-71 puan) son üç sırayı paylaşıyor. Hong Kong İtalya, İngiltere, Hollanda, Belçika ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu bu grupta, kötümserlerin yüzdesi iyimserlerin yüzdesinden daha fazla olduğu için gösterge negatif rakamlara işaret ediyor. Türkiye’de ise durum hayli umut verici. Keza, 2011 boyunca gözlenen düşüş, 2012 yılının ilk çeyreği itibariyle yerini yükselişe bırakmış durumda.

İYİMSERLER ÇOĞUNLUKTA

Gelir, satış fiyatları, ihracat gibi belli başlı bazı göstergelerin seyri konusundaki beklentilere verilen cevaplarda artış öngörüsü içinde olanlar, azalış öngörüsü içinde olanlardan açık ara önde. Türkiye’den verilen cevaplarda gelir, istihdam ve ihracat konusunda artış beklediğini söyleyenler dikkat çekiyor.

Türkiye’ye en yakın göstergeler Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in baş harflerinden oluşan BR1C (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ülkelerinde gözlemleniyor. AB ülkelerinde ise artış bekleyenler azalış bekleyenlerden fazla. Ama aradaki fark Türkiye ve BRIC ülkelerine göre çok daha az. AB’de özellikle istihdam konusunda risk göze çarpıyor. istihdamın artacağını düşünenler, azalacağını düşünenlere sadece 8 puanlık fark atabiliyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan yöneticiler, işlerini büyütme konusunda en önemli engel olarak kanunları ve bürokrasiyi gösteriyor. Hemen ardından finansman maliyetinin kendilerini zorladığını ifade ediyorlar. Azalan talep de büyük risklerden biri olarak değerlendiriliyor. Keza uzun vadeli finansmana erişim zorluğu da ilk sıralarda yer alıyor.

Büyüme önündeki engeller söz konusu olduğunda hem BRIC, hem AB ülkeleri hem de dünya ortalaması paralel bir seyir sergiliyor.

ZAM VE İSTİHDAMDA ÖNDEYİZ

Geçen bir yılın istihdam artış-azalış seyri sorulduğunda, en büyük artış beklentisi Türkiye’de ortaya çıkıyor. İstihdam konusunda geçen bir yıl P içinde artış belirtenlerin yüzdesi- j nin, azalış belirtenlerin yüzdesine I farkı dünya ortalamasında 25 iken, V BRIC ülkelerinde 39, Türkiye’de 48,

AB ortalamasında ise sadece 18…

Grant Thornton araştırmasının Türkiye sonuçlan baz alındığında, 2010 araştırmasında zam planladığını belirtenlerin oranı yüzde 59. 2011’de bu oran yüzde 81’di. 2012’nin ilk çeyreği sonunda ise yüzde 85’e yükselmiş durumda. Türkiye’nin ardından yüzde 69 ile BRIC ülkeleri geliyor. AB yüzde 58 “evet” yanıtıyla üçüncü sırada. Bu ortalamayla AB, yüzde 65 olan global ortalamanın altında kalıyor.

Maaş zammı planlayan katılımcılar arasında enflasyonun üzerine çıkmayı düşünenlerin oranı, Türkiye için yüzde 27. Bu oran BRIC’te yüzde 19,



AB’de yüzde 9. Dünya ortala- ^ ması ise yüzde 14.

“YILDIZLAR DEĞİŞİYOR”

Grant Thornton Türkiye Başkan Yardımcısı Nazım Hikmet, dünyada ekonomik dengelerin son dönemde pek de alışkın olunmayan bir yönde seyrettiğini düşünüyor. Hikmet, özellikle de gelişmiş ekonomilerde değişen beklentilere dikkat çekiyor:

“Gelişmiş ekonomiler, birkaç yıl öncesine kadar tüm araştırmalarda en yüksek sıralarda yer alıyordu. Ancak artık geleceğe yönelik beklentiler, istihdam, gelir gibi temel göstergeler söz konusu olduğunda daha alt sıralarda yer alıyorlar. Türkiye ve BRIC ülkeleri ki bunlara T-BRIC desek yerinde olur-ekonominin yeni yıldızları olarak göze çarpıyor. Türkiye’nin göstergelerinin pozitif seyretmesi mutluluk verici. Bununla birlikte ihtiyatı elden bırakmayıp ihracat pazarlarımızı gelişmekte olan ekonomilere kaydırmaya devam etmeliyiz. Ve üç beş yıllık planlarımızı önceden tasarlayıp ona göre adımlar atmalıyız.”

Mutlu EROĞLU / Nicholson International Türkiye Ülke Müdürü
“İyimserlikte ekonomik politikaların etkisi var”

iyimserlik bir ölçüde dünyadaki ciddi kötümserliğin karşılığı… Bununla birlikte uzun vadeli finansman bulma konusundaki zorluklar da dünyada kötümserlik yaratan krizin sonucu. Başka bir anlatımla, Amerika ve Avrupa

ülkeleri 2008’den bu yana finansal krizde olduklarından büyüme ve istihdam göstergeleri düşük. Ama Türkiye’de böyle bir durum yok. Bizde ancak dışa bağlı konularda (finansman gibi) zorluklar yaşanıyor ve dolaylı bir kriz etkisi görülüyor. Türkiye hala pek çok yabancı yatırımcı için cazip. Çünkü gayrimenkul, inşaat, perakende, enerji ve turizm için çok fazla potansiyel var. Bu yatırımcılara ulaşan şirketler orta vadede olumlu gelişme beklentisi içindeler. Bununla beraber her türlü yatırım için gerekli finansmanı sağlamada eninde sonunda iş, dünyadaki ekonomik trende bağlı olduğundan zorluklarla karşılaşılıyor. Yukarıdaki sektörlerdeki canlılık beraberinde büyüme ve istihdam beklentisini de getiriyor. İstihdamla ilgili ekonomi bakanının geçen ay yaptığı iş gücü maliyetlerinin düşürülmesine yönelik açıklamanın da bir etkisi olmuştur diye düşünüyorum. Bu göreceli pozitif tablo nitelikli çalışanlarını motive etmeyi ve nitelikli yeni iş gücüne ulaşmayı gerektireceğinden şirketlerin zam planlarına da yansıyor. Ve enflasyonun üzerinde zam verme eğilimlerine neden oluşturuyor.

Murat YEŞİLDERE / Egon Zehnder International Yönetici Ortağı
Patronlar şirketlerinin değerini anladı

Dünya 2008-2009 ekonomik kriziyle sallanırken Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Bu kriz bize teğet geçer” demesi aşırı özgüven olarak yorumlanmıştı. Ancak son üç yılda yaşananlar bu “kısa ve öz” söylemini arkasında ekonomi yönetiminin yaptığı analitik değerlendirmelerin olduğunu kanıtladı. Kamu harici borçlanma oranlarının dünya ortalamalarının gerisinde kalması sayesinde Türkiye, 2011‘de dünyanın takdirini kazanan ülkelerin başında geldi.

Bu olumlu algı yöneticilerin de özgüvenini artırdı. Şirket satın almalarında talebin aşırı artması, pazar değerlerinin yükselmesiyle bazı patronlar şirketlerine yeniden aşık oldular. Sonuç olarak ekonomik büyüme ve istihdam başlıklarında Türk yöneticiler dünyadaki puslu resme rağmen büyüyebileceklerine kanaat getirdiler. Türkiye’ye gelmeye hazır finansal yatırım ve doğrudan sermaye yatırımcılarının iştahı, olası açığı kapatma güveni veriyor. Ücretlere yapılacak ayarlamalar konusunda da Türkiye hala zikzaklar çizerek sürdürülebilir politikalar oluşturmaya çalışıyor. On yıllarca çift haneli enflasyonla yaşayan bir LgOn ülkenin normalleşmesi birkaç yılda pek kolay olmayacak. Bu Zehnder bağlamda enflasyonun geçen yıl tekrar iki haneli oranlara International yükselmesi de geçiş sancılarını artıracak.

tucçe altinsoy





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir