Anasayfa / Kariyer ve İş / Otoriter Liderlikten Kolaylaştırıcı Liderliğe

Otoriter Liderlikten Kolaylaştırıcı Liderliğe




GEÇEN yüzyılın son 20 yılına kadar otoriter liderlik işlerin yolunda gitmesini sağlıyordu. Tek bir kişi yöresel bir pazarın tüm özelliklerini kavrayabiliyor, yönetici tüm üretim sürecini denetim altında tutabiliyordu. Pazarın boyutları önce ulusal sonra küresel boyutlara ulaşınca ne kadar yetenekli olursa olsun, tek bir yönetici tüm işlere yetişemez oldu. Pazardaki segmcntasyon ise işleri iyice karıştırdı. Örneğin daha 30 yıl öncesinde bir bisküit fabrikasında en çok 15-20 tür ürün piyasaya sürülürken, bu sayı zamanla 300’ü aştı. Karmaşıklaşma sürecine son noktayı ise elektronikteki gelişmeler ve internet koydu.

Her şeyi bildiğini düşünen ve tüm iş sürecini kontrolü altında tutmak isteyen yöneticiler bu aşırı iş yoğunluğu karşısında tökezleyince yeni bir lider tipi ön plana çıktı. Akıllı ve ileriyi gören yöneticiler çevresindeki ekibi hem yetkilendirip, hem de yüreklendirerek sorunları çözdü. Bu yöntem, bir anlamda geçmişteki usta-kalfa-çırak ilişkisine dönüşü de simgeliyordu. Üst düzey yönetici, bilgisini, birikimini orta kademe yöneticilere adeta bir öğretmen gibi aktarıyor, sonra onlara mümkün olan en yüksek ölçüde sorumluluk veriyordu. Amaç artık üretim sürecini doğrudan yönetmek değil, bu süreci yönetecek kişileri yetiştirmekti. Otoriter lider yerini, diğerlerinin yönetime katılmasını kolaylaştıran bir lidere bırakmıştı artık. Sporla ve özellikle basketbol ile yakından ilgilenenler ise kolaylaştırıcı lideri, bir takımı başarıya götüren koça benzetiyorlardı.

UFUK AÇAN KOÇ

Kolaylaştırıcı olan ve bir takım koçu gibi çalışan yönetici ile otoriter yöneticiler arasında düşünce ve tutum farkları şöyle özetlenebilir:

Otoriter yönetici elemanlarına “Bu işi ille de benim istediğimi gibi yapacaksın!” der. Koç ise gerekli bilgi ve sorumluluğu aktardıktan sonra ekibini azami ölçüde özgür bırakır.



Otoriter lider, tüm bilgi ve birikimini kendine saklar ve “vazgeçilmez adam” konumundadır. Kolaylaştırıcı lider ise kadro yetiştirerek kendini lüzumsuz adam haline getirir ve “Benden sonra tufan” demez.

Çıtayı yükseltmeyi kafasına koymuş, özgür tabiatlı ve zeki gençler, koçların yönetimi altında çalışmayı tercih eder. Otoriter liderin etrafındakileriıı çoğunluğu ise “evet efendimci”dir.

İki tip lider arasındaki en büyük fark insana verilen değerdir. Kendine değer verildiğini hisseden bir kişinin morali ve özgüveni yükselir. Otoriter liderin çevresinde kendini önemsiz gören kişi, kolaylaştırıcı liderin yanında yeni başarılara imza atar. İngiliz yazar G.K. Chestcr-ton’un vurguladığı gibi “Büyük insanların yanında herkes kendini önemsizmiş gibi hisseder. Gerçekten büyük insanlar ise çevresindeki herkesin kendini önemli hissetmesini sağlar.”

YÖNETİCİNİN BİR “KOÇ”OLARAK PORTRESİ

Kolaylaştırıcı yöneticiler, birlikte çalıştığı kişilerin, bilgi ve beceri düzeylerini sürekli olarak yükseltmeyi amaçlar. Bunun için de çevresindekilerin çalışkanlığına ve sorunlara çözüm bulma kapasitesine tam yol verecek ortamı hazırlar. Şirketini bir “koç” gibi yöneten kolaylaştırıcı lideri aşağıdaki tutum, davranış ve nitelikleri ile hemen fark edebilirsiniz:

Ounun yönetim anlayışının ana ekseninde korku ve endişeleri, özlem ve umutları ile “insan” vardır. İnsanları ipleri kendi elinde olan bir kukla gibi görmez Kişileri “adam etme” meraklısı bir “insan mühendisi” değildir, insanları tornaya giren çelik veya tahta parçası yerine koymaz.

Bireylerde adanmışlık duygusunu en üst düzeye çıkaracak yolları bulur. Motivasyonun geleneksel yöntemlerini uygulamaz ve ekibini güdülecek bir sürü olarak görmez. Çalışanların kendi yetenek ve becerilerinin bilincine varmasına katkıda bulunur. Onların kendilerini aşmasını kolaylaştırır.

Kendi karizması ile başkalarını peşinden sürüklemek yerine, insanların içindeki pırıltıyı, aydınlığı gün ışığına çıkarmayı tercih eder. İnsanlar hakkındaki kanaatini, duygularına kulak vererek değil, onların performansına bakarak değiştirir.

Dünya standardında iş, üretim ve kaliteyi hedefler.

Elemanlarının özel hayatlarına müdahale etmeden, onların sorunlarına anlayış ve empati ile yaklaşır.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir