Anasayfa / Şirket Haberleri / Park Bravo Satılık, Şirketin Büyüdükçe Derdi de Büyür

Park Bravo Satılık, Şirketin Büyüdükçe Derdi de Büyür




Park Bravo Satılık, Şirketin Büyüdükçe Derdi de Büyür

17 Temmuz 2011 Pazar günü gazeteler “Tekstil Devi Ihtiyaçtan Satılık!” haberiyle sallandı. Park Bravo’nun kurucusu Kamil Özçoban’ın açıklamasına göre şirketi satmak istemesinin sebebi “para” değil “özgürlük” arayışı.

Özçoban’ın bu söylemine inanırım. Şirketin varsa ve büyüdükçe derdi de sahibine yüklediği sorumluluğu da artar. Bir yerde şirkete bağlı yaşamak ve hayatını şirketin gidişatına göre yürütmek zorunda kalırsın. İşler iyi gitmiyorsa, hayatta bir müddet allak bullaktır, ta ki tekrardan düze çıkana kadar.

Özçoban’ın açıklamasını tümüyle okursanız, özgürlüğün yanısıra, şirketin gelişen trendlere ayak uydurmakta zorlandığını da net olarak görürsünüz. Özçoban şöyle diyor: “Artık tüketicinin bir malı alması için ya ilk görüşte vurulması gerek ya da
çok ucuz olması. Baksanıza fast fashion markalara, almayanı dövüyorlar.”

Park Bravo son yıllarda anneannemin döneminden kalma tasarımlarıyla, kumaşında ki kalitesizliğiyle, mağaza konseptlerinin sıradanlığıyla ve pazarlamadan neredeyse sadece “reklam” vermek anlayışını uyandıran yaklaşımıyla bu noktalara gelmiş olabilir mi? Özçoban’ın referans verdiği markalar arasına tahmin ediyorum Zara da giriyordur. Zara’nın üretim kalitesinin ne kadar zayıf olduğunu biliyoruz ama onlar da zaten kaliteden ziyade farklı bir oyun oynuyorlar. Müşteriyi anlıyorlar, dinliyorlar, ne istiyorlarsa onu veriyorlar. Yani değişime direnmiyorlar. Hedef kitlesiyle iyi dans ediyor Zara. Almazsanız döverim diyen bir yaklaşımdan çok öte bir durum söz konusudur burada. (Zara’nın büyüme stratejisini ilgilenenler okuyabilir.)



Umuyorum Özçoban’ın kızları böylesine değerli bir markayı satmaktansa alıp yepyeni bir vizyonla ve daha farklı bir enerjiyle büyütürler. Nostaljik yaklaşımları günümüz ihtiyaçlarıyla buluşturmak iyi bir başlangıç olabilir. Uluslararası beyinlerin sayısını artırmak şahane bir fikir olabilir. Hızlıca hareket etmeyi denemek ivme kazandırabilir. İşi profesyonellere sözde değil özde bırakabilmek çeviklik verebilir. Belki trendyol’dan biraz ilham alabilirler. Öyle değil mi?

Aynı gün gazetelerde bir de şu haber vardı: “Ayakkabını Zevkine Göre Tasarla”. Bu sektör şirketleri uyuyadursun, girişimciler müşterilerin satın alma davranışlarını değiştiren yöntemlerle tam gaz ilerliyorlar. Bakın toppuk.com nasıl meydan okuyor? Hantal ve bağnaz yapılar, Türkiye’nin inovasyon alanında öne çıkamamasının da sebepleri arasındadır.

Tekstil sektörü online alışverişe en uygun sektörler arasında. 1997’de yapılan “görmeden, dokunmadan elbise alışverişi yapılmaz” tartışmaları uzun yıllar önce sona erdi. 10 küsür senedir neyle uğraşıyoruz bizler? Park Bravo outlet açmaktan bahsediyor, iyi fikir. Belki. Ancak dünyada şu an şöyle bir akım var: Online alırsan $500 olan bir ürün, mağazadan alırsan $700. Bunu da akılda tutmakta fayda var.

Bir de tabii Amazon’un “my habit”i var. Jeff Bezos online tekstil alışverişini diğer bir boyuta geçirmiş. Video ile kıyafetlerin mankenler üzerinde nasıl durduğunu bir defile eşliğinde izleyebiliyorsunuz. Pilot bir deneme ile başladıklarından ürün sayısı az olmakla beraber, her gün belli bir markanın ürünlerini satışa veriyor. Sektöre bomba gibi düşecek ve ortalığı altüst edecek gibi duruyor. myhabit.com private shopping sitelerine de sıkı bir rakip olarak geldi.

Her şirket ekiplerini kurarken “trend watcher” olabilecek kişileri içinde barındırmalı. Laf olsun diye değil, trendler doğrultusunda hızlı gelişme sağlayabilmek ve herşeyden öte kendi trendlerimizi yaratabilmek için…






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir