Anasayfa / Ekonomi-Finans / Piyasalardaki yeni denge arayışı hala sürüyor

Piyasalardaki yeni denge arayışı hala sürüyor




Piyasalardaki yeni denge arayışı hala sürüyor. Şu anda yeni dengelerin Hazine’nin borçlanma faizinde yüzde 7-8, Bİ5T 100’de 80.000-85.000, dolar kurunda 1.85-1.90 TL, altının ons fiyatında 1.100-1.300 dolar, mevduat faizinde yüzde 7-8 arasında oluşması öngörülüyor. Ekonomideki büyümenin de artık yüzde 4 yerine yüzde 3-5 civarında gerçekleşmesi tahminleri var. Enflasyon beklentisi ise yıl sonu için yüzde 6.5’ten yüzde 7’nin üzerine çıkmış durumda.

piyasalar

Türkiye’de daha iki ay öncesine kadar yılın ikinci yarısı için bambaşka beklentiler vardı. Bir süredir çok yavaş yol alan ekonominin ikinci yanyılda biraz hızlanması bekleniyordu. Böylece yıl sonunda yüzde 4’lük büyüme hedefine ulaşılabileceği tahmin ediliyordu. Her ne kadar yüzde 5 dolayındaki potansiyel büyüme oranının altında kalsa da, geçen yılki yüzde 2.2’lik büyümeye göre önemli bir toparlanma demekti bu.

Enflasyon için de nispeten iyimser beklentiler vardı. Gerçi yüzde 5’lik hedefin artabileceğine pek inanan yoktu ama enflasyonun yüzde 6.5 civannda kalabileceğine inanan çoktu. Finansal piyasalardaki tahminler de olumluydu. Mesela BIST 100 Endeksi’nin 100.000’e ulaşacağı öngörülüyordu.

HESAPLAR DEĞİŞTİ

Fakat mayıs ayında tam da aylardır beklenen ikinci kredi notu artışının geldiği ve de Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın ‘negatif reel faize alışın’ dediği sıralarda işler değişiverdi. ABD’nin merkez bankası FED’in 2008-2009 resesyonundan bu yana sürdürdüğü parasal genişlemeyi artık sona erdireceği düşüncesinin ciddiye binmesi, mayıs ayı ortalarında gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını başlattı. Bundan Türkiye de etkilendi. Mayıs sonunda patlak veren Gezi Parkı olayla-n bunun üzerine tuz biber ekti. Sonuçta borsa tepetaklak olurken, kurlann ve faizlerin yükselmesiyle de tüm hesaplar değişti. Bu hesap değişikliği sadece finansal piyasalar için değil reel ekonomi için de geçerli. Hem reel ekonomide hem de finansal piyasalarda eski dengeler yok olup giderken yeni denge arayışlan gündeme geldi.

Büyük bir bankanın genel müdürü “31 Mayıs öncesine artık dönüş yok. Yeni dengelerin nerede oluşacağı çok önemli” diyor.

Ekonomist dergisi olarak bu sayıda işte bu yeni denge arayışını araştırdık. Reel ekonomide yeni dengelerin nerelerde oluşabileceğini birazdan özetleyeceğiz. Finansal piyasaların çeşitli alanlarındaki yeni denge beklentilerini ise izleyen sayfalarda ayrıntılı olarak bulacaksınız.

BÜYÜME VE ENFLASYON

Esasında bu yıl ekonomide yüzde 4’lük büyüme hedefine ulaşma ihtimali hala var. Ancak bu ihtimalin iki ay öncesine göre zayıfladığı da bir gerçek. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, finansal piyasalardaki son çalkantının hem faizleri yükseltmesi hem de iş dünyasındaki moralleri bozması. Faizdeki yükseliş, bir süredir toparlanmakta olan tüketimi önümüzdeki aylarda olumsuz etkileyebilir. İş dünyasındaki moral bozukluğu ise geçen yıldan beri zaten düşüşte olan yatırım eğiliminin canlanmasını geciktireceğe benziyor.

Yüzde 4’lük büyüme hedefine ulaşmayı zorlaştıran ikinci neden ise en önemli ihracat pazarımız olan Avrupa’daki resesyonun hala sürmesi. IMF, bu nedenle, geçenlerde Euro Bölgesi’ne ilişkin bu yılki büyüme taliminim biraz daha aşağıya çekip yüzde -0.6’ya indirdi. Avrupa’daki reses-yon, dünya ekonomisini yavaşlattığı için dolaylı olarak da bizi olumsuz etkiliyor. Bu koşullar altında bir süredir zayıf olan dış talebin ikinci yanyılda güçlenmesi zor görünüyor.

DÖVİZ ENFLASYONU YÜKSELTECEK

Bu gelişmeler piyasalardaki büyüme tahminin aşağıya çekilmesine neden oldu. Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nde, iki ay öncesine kadar bu yıl için yüzde 4’ün hafif üzerinde bir büyüme beklentisi vardı. Bu ayki ankette ise bu beklenti yüzde 3-6’ya indi.

Enflasyonda ise kurlardaki yükselişin etkisi henüz görülmedi. Fakat haziran ayında gıda fiyatlarındaki sıçrama yüzünden enflasyon yüzde 6.5’ten yüzde 8.3’e fırladı. Önümüzdeki aylarda gıda fiyatlarında bir düzeltme yaşanabilir. Fakat bu kez de kur etkisi devreye girecek ve enflasyonun çok fazla düşmesine engel olacak gibi görünüyor. Bu nedenle yılbaşından beri yüzde 6.5 dolayında olan Beklenti Anketi’ndeki enflasyon beklentisi bu ay yüzde 7.2’ye çıkmış bulunuyor.

BİSTTE YENİ HEDEF 80.000

22 Mayıs’ta 93.179 kapanışı ile zirvede olan BIST 100, bu dönemden sonra yüzde 20’nin üzerinde kayıp yaşadı ve 71.000 seviyelerine geriledi. Şimdi hedefler ve tavsiyeler yeniden belirleniyor. Piyasalarda, FED kararı, AB’den gelen haberler ve içteki gelişmeler nedeniyle, geri dönüşü olmayacak yeni dengeler oluştu.

Bir süre 73 000 seviyesini geçemeyen BIST 100, geçen hafta ise Bemanke’nin bir diğer konuşmasında FED’in varlık alımlartnın önceden belirlenmiş bir doğrultuda olmadığını ve hatta ekonomik koşulların gerektimıesi halinde genişletilebileceğini söylemesiyle, yükselişe geçerek 77.000 seviyelerini test etti..

Şimdi merak edilen ise endeksin 75.000 seviyesi üzerinde kalıp kalamayacağı. Uzmanlara göre eğer hacimli kapanışlar görürsek 80.000-82.000 bandına doğru ivme-lenme başlayabilir. Ancak bu senaryo için uzmanlara göre dolar/TL’nin içeride 1.90 TL seviyelerine, hatta bu seviyelerin altına sarkması gerekiyor.

YATIRIM İÇİN UYGUN DÖNEM Mİ?

Yeni denge arayışı içinde aracı kurumlar da hedeflerini değiştirdi ve önerilerini giincelledi. Çoğu kuramda BİST 100 için hedef değerler aşağı çekilirken bu seviyelerden F/K oranlan bakımından cazip olması nedeniyle hisse önerilmeye devam ediliyor. Ancak burada riskleri göz önünde bulundurmakta fayda var.

PhillipCapital Menkul Değerler Genel Müdürü Kerem Korur, özellikle bankacılık sektörü hisselerinde yaşanan düşüşlerin F/K ortalamalarını 10’un altına indirdiğine dikkat çekiyor. Fakat faiz ve döviz cephesinde yaşananların yılsonu kâr rakamlarına da olumsuz yansıyabileceğini de söylüyor.

Korıır’a göre, yurt dışındaki konjonktür daha fazla bozulmaz ise orta vadeli olarak mevcut F/K seviyeleri yatırım için uygun. Sanayi şirketlerinin bankalara göre daha iyi performans gösterme ihtimalinin yüksek olduğu bir dönem yaşayabileceğimizi ifade eden Korur, ancak endeksin hareketlerinde bankaların yine lokomotif olarak kalacağını belirtiyor.

F/K CAZİP AMA?

Finansinvest Yatırım Danışmanlığı Yönetmeni Serhan Yenigün, “Endeksin 70.000’lere kadar gerilediği dönemde, özellikle uzun vadeli TL faizlerin yüzde 6’lardan yiizde 9’lara yükselmesi nedeniyle yeni 12 aylık endeks hedeflerinin 85.000-95.000 bandına çekildiğini görüyoruz” diyor.

Yenigün,TL faizlerin bu seviyelerde istikrar kazanması halinde, şirket değerlemelerinin ve endeks hedeflerinin bir miktar daha aşağı çekilebileceğini söylüyor.

Küresel risk iştahının desteği ile veya TL faizlerin bir miktar gerilemesi ile Türk şirketlerinde yaşanabilecek bir mini ralli döneminde yine bankaların öne çıkabileceğine işaret eden Yenigün, son dönemdeki gerilemede bankaların sanayi şirketlerine göre daha zayıf kalmasının da teknik anlamda bankalar lehine bir görünüm sunduğunu söylüyor.

BİLANÇOLAR NE OLACAK?

Piyasalarda yeni dengelerin oluşmasının bilanço tarafında da hisseleri nasıl etkileyeceği merak uyandırıyor. Döviz ve faizdeki hareketler bilançolar üzerinde genelde negatif etki yapıyor. Özellikle döviz borçlu olan şirketlerin bilançolarında bu negatif etkiyi göreceğimizi söyleyen Kerem Koaır, “Fakat sayıları, borçlu olan şirketlere göre daha az olmakla birlikte, dövizdeki yükselişten pozitif etkilenecek bazı şirketler de var. Bankalar ise faizlerdeki yükselişe paralel olarak, portföylerinde taşıdıkları bono pozisyonları itibariyle kârlılıklarında olumsuzluklar yaşayabilir” diyor.

Borsadaki ağırlıklarının fazla ve lokomotif konumda olmaları nedeniyle,en çok bankaların bilançoları merak ediliyor. Türk bankalannın solo bazlı finansal sonuçlarını ağustos ayının ikinci haftasına kadar açıklamaları bekleniyor.

Global Menkul Kıdemli Analisti Sevgi Onur, yaptığı analizde ilk çeyrekte banka kârlarında görülen çey-reksel bazdaki yüzde 5 oranındaki artışı takiben, ikinci çeyrekte araştırma kapsamı içerisinde olan bankaların kârlarında ortalama olarak yüzde ll’lik bir daralma bekliyor. Yıllık bazda ise yüzde 17 kâr artışı söz konusu. Sevgi Onur’un analizini sayfa 73’deki haberimizde detaylıca okuyabilirsiniz.

Yeni denge yüzde 15-20 aşağıda

AK YATIRIM: Faiz oranlarında yaşanan belirgin yükseliş sonrasında değerlemelerde kullandığımız sermaye maliyeti ve risksiz getiri oranında revizyon gerekliliği BIST-100 için hedef değeri 101.500’den 87.500’e indirdik. Hisse bazında iş Bankası, YKB, Alarko Holding, Çimsa, Emlak GY0, Kardemir D ve THY’yi beğeniyoruz.

ATA YATIRIM: Tahminlerimiz ve risksiz faiz oranı varsayımlarındaki değişiklik sebebiyle 12 aylık BIST-100 Endeks hedefini 108.000’den 90.000’e çektik. Bu hedef, önümüzdeki 12 ay için yükseliş potansiyeline işaret ediyor. BIST, benzer kredi notuna sahip diğer gelişmekte olan ülkelerle kıyasladığında F/K bazında cazip. Bu anlamda özellikle lokomotif bankacılar öne çıkıyor.

İŞ YATIRIM: Yaşanan sert düşüş sonrasında Borsa İstanbul 95.OOO hedef değerine göre yüzde 24’lük artış potansiyeli ve 10.2 Fiyat/Kazanç oranı ile yeniden cazip hale geldi. Risk alma iştahı ve dayanma gücü yüksek olan yatırımcıların önümüzdeki dönemde piyasalardaki dalgalanmaları yatırım yapmak için fırsat olarak kullanabileceklerine inanıyoruz.

PHİLLİPCAPİTAL: Daha önceleri endeksin 100.000 seviyelerine yaklaşabileceği yönünde tahminlerimiz vardı. Özellikle uluslararası piyasalardaki son gelişmelerin ardından yıl sonu endeks tahminimizi 80.000 seviyesi olarak revize ettik. Ancak yıl içerisinde 85.OOO seviyeleri test edilebilir.

Mevduat faiz yükselişi dengede

Bankaların TL mevduatlara uyguladığı faiz oranlarında yılın başından bu yana gerileme var. Merkez Bankası’nın verilerine göre, 1 aya kadar vadeli mevduatta ağırlıklı ortalama faiz oranı 4 Ocak’ta yüzde 6.49 iken, 5 T emmuz’da yüzde 5.80 seviyesine gerilemiş durumda.



Fakat Merkez Bankası’nın verileri böyle gösterse de, özel bankalardan aldığımız bilgilere göre iki ay öncesinde yüzde 6’lı seviyelerde olan mevduat faizleri, son haftalarda yüzde 8.5’ları, hatta yüzde 9’ları buldu. Mevduat faizlerini yükselten gelişmeler, yine ABD etkisiyle dünyada faizlerin artması ve içerideki Gezi olayları oldu. Yapı Kredi Yatırım Bankacılık Analisti Övünç Gürsoy, mevduat faizlerinin yükselişinin durduğunu söylüyor. 22 Mayıs’taki FED açıklaması sonrası yüzde 9’lara çıkan mevduat faizlerinde denge arayışı olduğunu, bundan sonraki süreçte ise piyasaların rahatladığını, bu seviyelerin korunacağını belirtiyor. Mevduat faizlerindeki çıkışın krediye yansıması ise zor görünüyor. Gürsoy’a göre bu durum, bankaların kârları ve kredi büyümesi üzerinde baskı yaratacak. Gürsoy, “2012’deki kârları göremeyeceğiz. Kredi büyümesinde ise Merkez’in sınırı olan yüzde 15-20 büyüme bandı korunur” diyor.

BANKA KÂRLARI DÜŞER

Ak Yatırım uzmanları, “Bankaların sahip olduğu bonoların sadece yüzde 3’ü alım satım amaçlı portföylerinde olduğu için piyasa değerlemesi sonunda oluşacak zararlar gelir tablosu yerine özsermaye altında muhasebeleştirilecek. Bankaların komisyonları ile ilgili tasarı halindeki düzenleme bu yıl yasalaşırsa bankaların net kâr büyüme tahminlerinde daha fazla aşağı yönlü revizyon olabilir” diyor.

Ak Yatırım uzmanlarına göre, 2013 yılı net kâr tahminlerine göre BÎST,10.8 F/K oranında işlem görüyor. Tarihsel ortalama ile karşılaştırıldığında bu oranın çok yüksek olmamasına rağmen yukarı yönlü riskin, net kâr büyümesi tarafında negatif etkenlerin daha ağır basabileceği duaımunu göz önünde bulundurarak, sınırlı olacağı düşünülüyor. Çok şubeli bir bankanın yönetim kurulu üyesi “Bankalar faiz ve maliyet artışı nedeniyle kârlarının yüzde 15’ini kaybeder” diyor.

FAİZDE DENGE NEREDE?

Bono ve tahvil piyasasındaki bozulma, son dönemde Türkiye’deki finansal piyasalarda yaşanan harekette ana belirleyici durumunda. Yabancı ortaklı bir bankanın genel müdürü, var olan durumu şöyle özetliyor: “Yüzde 5’in altı makul değildi, ama yüzde 9’un üzerinde makul değil.”

Bono ve tahvil piyasasında satış yapmak isteyen, ancak likiditenin düşmesi nedeniyle alım yapamayan yatırımcılar, hedge amacıyla do-lar/TL’de uzun pozisyon alıyordu. HSBC Stratejisti Fatih Keresteci, bu durumun TL’de ciddi değer kaybına yol açtığını belirterek, döviz piyasasındaki hareketliliği şöyle açıklıyor: “Bernanke’nin son açıklamasıyla dolar/TL kurunda yaşanan düşüş, bu hedgeleri kapanmaya itti. Bu nedenle döviz piyasasında göreceli olarak daha olumlu hareket görüldü. Ancak, bono ve tahvil piyasasında bunu göremiyoruz. Çünkü faizlerdeki düşüş ve alıcıların gelmesi, beklemedeki satıcıları devreye sokuyor. Bu da faizlerdeki düşüşü oldukça sınırlıyor. Bu eğilim bir süre daha devam edecek. 23 Temmuz’daki PPK toplantısı sonrası durum netlik kazanacak.”

Paritede ana trend dolar lehine

Küresel piyasalarda ABD varlıklarına talebin artması ile birlikte Euro da dolar karşısında değer kaybeden para birimlerinden oldu. Geçen hafta FED Başkanı Ben Bernanke’nin açıklaması sonrası 1.32’ye doğru hareket eden Euro/dolar paritesişimdi 1.31 seviyesinin altında işlem görüyor. Kısa vadede 1.30’un altına yönelim beklenirken, yılsonu için 1.28 seviyeleri öne çıkıyor, iş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü ŞantManukyan, Euro/dolar paritesinde 1.3080 seviyesi kırılmadığı takdirde önce 1.3230, ardından da 1.34 seviyelerine kadar yükselişin süreceğini öngörüyor. “Ana trend dolar lehine” diyen Manukyan, özellikle 1.2740’ın kırılması durumunda yeni denge seviyesinin oluşacağını söylüyor.

DERİNLİK ÇOK AZ

Bu piyasada özellikle son dönemde gösterge tahvilde derinlik çok azalırken, 5 yıldan 10 yıla kadar vadeli tahvillerde ise hacim seviyesinin normal düzeyde olduğu görülüyor. Finansal piyasaların yılsonunda bir miktar daha iyi durumda olması tekleniyor. Faizde yıl sonu beklentisinin yüzde 7.5 olduğunu söyleyen Garanti Yatırım Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, kısa vadede ise Merkez’in karan sonrası yüzde 8’in altının görülebileceği kanaatinde. Altınsaç, “Enflasyonda da yüzde 7-7,5 seviyesini bekliyoruz. Son günlerde dalgalı görünüm biraz durulmuş gibi, ancak kontrollü gidilmesi gerekiyor. Merkez Bankası’nın elindeki tüm cephaneyi harcayacağını düşünmüyorum. Faiz artışı 50-100 baz puan seviyesinde gelebilir” diyor.

Yıl sonu enflasyon beklentisi bir ay öncesine kadar yüzde 6.5 civarında iken, bu ay yüzde 7’nin üzerine yükseldi. Bu durum gösterge bileşik faizin gevşeme alanını sınırlayabilir.

MERKEZ ZAMAN KAZANDI

Radikal Gazetesi yazarı / Ekonomist Uğur Gürses’e göre temel soru, koridor genişlemesi iradesini açıklayan Merkez Bankası’nın bugünkü koridoru etkili biçimde kullanıp kullanmadığı. Gürses, konuyla ilgili yazısında “Koridor genişlemesinden bahsedildiği gün, piyasaya yaptığı fonlamanın maliyetini gevşeten Merkez’in, 23 Temmuz gününe kadar, hem Hazine ihalelerini geçmek için hem de FED açıklamalarını geçmek için bu tür taktik adımlarla zaman kazanmak istediği çok belli” diyor. Gürses’e göre, Merkez Bankası’nın koridoru genişlettikten sonra politika faizinin değiştirmemesi ve buradan yaptığı fonlamanın devam etmesi halinde bugünkü durum fazla değişmeyecek.

Merkez Bankası’nın önlemlerinin kısa vadede yeterli olacağını belirten JP Morgan Başekonomisti Yarkın Cebeci ihtiyatlı iyimserlerden: “Çok da enseyi karartmamak gerek. Bundan sonraki tepkiler daha yumuşak olur. Kısa vadede faizler yükselmeli, uzun vadede ise maliye politikası gevşememeli, yapısal reformlar yapılmalı” diyor. Ekonomik tabloyu pek aydınlık görmeyenler de var. Yaşar Üniversitesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erinç Yeldan “2002-2012 arasında yıllık büyüme oranlan ortalamasının eğimi negatif; yani büyüme sonrası büyüme patikasının ardında, ucuz dövizin sunduğu aritmetik işlemlere dayalı olarak dolar bazında hızlı bir büyüme yanılsaması yaratıldı” diyor.

DOLARDA 1.90 ÖNEMLİ

Dolar/TL kuru yılın ilk yansında uzun süre 1.80 civannda kaldı. Mayıs ayında başlayan finansal çalkantıyla birlikte önceki hafta bir ara 1.97 liraya kadar çıktı. Geçen hafta ise 1.92 liraya doğru inmişti.

Önümüzdeki dönemde doların yurt dışında güçlü kalması bekleniyor. Bu nedenle ve sermaye çıkışlarından ötürü TL’nin değer kaybının sınırlı kalması, ancak 1.90 seviyesinin öne çıkması öngörülüyor.

Euro/TL’nin de 2.50 seviyelerinde kalması beklentisi var. Böylece sepet kurun 2.20 seviyelerinde dengelenmesi bekleniyor.

YABANCILAR DÖNECEK

Yabancı yatırımcıların TL ve TL cinsi varlıklar konusunda haziran başındaki kadar ürkek olmadıkları değerlendirmesini yapan Finans Yatınm’dan Serhat Yenigün, FED’inde daha öngörülebilir bir patika çizdiğini anlatıyor. Merkez Bankası’nın da desteğiyle yabancı yatırımcıların yeniden hisse senetlerine ve Türk tahvillerine ilgi göstermesini bekliyor. Bu ilgi sayesinde TL’deki değer kaybı sınırlanabilir. Yenigün, “Dolarda FED kaynaklı küresel bir ralli yaşanmadıkça dolar/TL’de yeniden 1.85-1.90 aralığına yönelim görebiliriz” diyor.

HSBC Stratejisti Keresteci, piyasalar için belirleyici olan FED’in tahvil alımlannı azaltmaya muhtemelen Eylül 2013’te başlayacağını, sonlan-dırmayı ise 20l4’ün sonuna erteleyeceği düşüncesinde. Orta vadede ABD’nin makroekonomik verilerine bağımlı ve haliyle de dalgalı bir piyasa görülebileceğini belirten Keresteci, “Dolar/TL kademeli olarak 1.90’ı aşağı yönde test edebilir” diyor.

Garanti Yatınm’dan Gizem Öztok Altınsaç, FED’in ılımlı bir söylemi olmaması durumunda dolar/TL kurunda yıl sonunda 1.88 seviyesini kısa vadede de 1.90’ın altına doğru gidişi öngörüyor.

FAİZ KARARI KRİTİK

İş Yatırım Hazine ve SGMK Müdürü Yasin Demir, Merkez’in TL’yi savunma konusunda faiz silahını kararlı bir şekilde kullanacağını belli etmesi halinde bunun uzun vadeli tahviller için olumlu olacağını belirtiyor. Demir, 200 baz puan veya üzerindeki bir faiz hamlesinin, gösterge tahvil üzerinde olumlu etki yapmasa da uzun vadelilerin daha da aşağı gelmesine yardımcı olacağını ifade ediyor.

Peki Merkez Bankası faiz artışı konusunda isteksiz kalırsa? Demir’e göre bu dunımda uzun vadeli faizler yukarı giderken, gösterge tahvilde de yükseliş görülür. İş Yatınm’ın kısa vadede gösterge faiz beklentisi yüzde 8.5-9.5 bandındayken, global gelişmelere bağlı olarak bu bandın yılso-nunda yüzde 7.5-8.5 aralığına gelmesi bekleniyor.

ALTINDA YÜKSELİŞ ZOR

Güçlü dolarla birlikte güvenli liman olma özelliğini kaybeden altında ise yatırımcılar ne yapacağını şaşırmış durumda. Uzmanlara göre altın fiyatını 600 dolardan 1.900 dolara taşıyan bol ve ucuz para dönemi bitecekse, artık kalıcı yükselişlerden bahsetmek zor. Burada kilit nokta ABD ekonomisi, istihdam-işsizliğin seyri, konut piyasasının gidişatı ve büyüme-enflasyon rakamları olacak. ABD ekonomisi büyüme beklentilerinin altında ilerliyor, istihdamda iyileşme var ama şu an için süreklilik arz etmiyor.

Destek Menkul Araştırma Direktörü Erdoğan Turan, “Altın fiyatlarında düşüşü tetikleyecek ilk konu tarım dışı istihdam rakamında üç dönem 200 bin ortalama tutturulması. Böyle bir durumda FED’in varlık alım programında sona hızlıca yaklaşılabilir” diyor. Böylece dolar değer kazanırken değeri dolarla ölçülen altın gibi varlıklar değer kaybediyor. FED bol paraya devam kararını sür-dürse de artık bir gün kolay paranın sonuna gelineceği de biliniyor. Bu ortamda Turan, “Altın yükselmesi zor düşmesi kolay bir piyasayla karşı karşıya” diyor.

FED ETKİLİ

İntegral Araştırma Müdürü Egemen Candır ise geçtiğimiz sekiz ay içerisinde değerinin yaklaşık yüzde 30’unu kaybeden altın kotasyonlarında, orta vadedeki düşüşün sürdüğünü söylüyor. Candır, “Yükselişlerin sınırlı kaldığı, olumlu gelmeye genel olarak devam eden ABD verilerinin ve ABD piyasalarının olumlu beklentilerinin satış baskısı yarattığı altın, alanlara uygun değil” diyor.

GRAM ALTIN AVANTAJLI

Önümüzdeki altı aylık dönemde de ABD verilerinde ciddi bir bozulma görülmeden altında alım tarafında kalınmasını önermeyen Egemen Candır, elinde gram olarak altın tutan yatırımcıların bu aşamada ons altın tutanlardan daha avantajlı olduğunu anlatıyor. Altının ons fiyatında görülen geri çekilmelerin, Türkiye’deki zayıf TL’nin etkisi ile daha az oranlarda görüldüğünü kaydeden Candır, şunları söylüyor:

“Bu bağlamda, Dolar/TL’nin şu anda bulunduğu 1.9070-1.9200 bandından tekrar 1.9400-1.9450 seviyelerine yükselişler görülebilirse, gram altında alış pozisyonlarından çıkılarak daha istikrarlı kâr potansiyeli olan hisse senetlerine girilebilir. Altının ons fiyatı üzerinden işlem yapan yatırımcıların ise ek atımlardan uzak durmaları gerekir.”

Orhan Karaca / Gözde Yeniova / Kıvanç Özvardar / Ekonomist





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir