Anasayfa / Ekonomi-Finans / Rating Yaptıran KOBİ’lere Uygun Koşullarda Kredi

Rating Yaptıran KOBİ’lere Uygun Koşullarda Kredi




Kobilerin faizini rating notu belirleyecek!

Uzun bir süredir konuşulan Basel II kriterleri, temmuz itibariyle devreye giriyor. Bankaların risk yönetimini, şirketlerin ise sermaye akışlarını sıkılaştıran kriterlerin uygulanmaya başlamasıyla kısa vadede ciddi bir değişiklik bekleyen yok. Ancak rating yaptıran KOBI’lerin diğerlerine göre daha uygun koşullarda kredi kullanabileceğine dikkat çekiliyor.

Bankacılık sisteminde uzun bir süredir beklenen Basel II kurallarının yürürlüğe girmesine az kaldı. Temmuz ayında yürürlüğe girecek kurallarla, bankaların kredi kullandırırken şirketlerin ratinglerine bağlı kriterler getirmesi, yani kısacası kredi verme koşullarında sıklaştırmalara gidilmesi öngörülüyor. Böylece düşük kredi notuna sahip şirketlerinki özellikle bankaların kredi hacimlerinin en büyük kalemini oluşturan yaklaşık yüzde 35 gibi KOBİ’lerin daha pahalıya kredi kullanmak durumunda kalacağı öngörülüyor

Bu durumun da şirketlerin ve dolayısıyla bankaların iş yapma şekillerini ne oranda değiştireceği sorusunu akla getirdi. Basel H’nin gerek bankalar, gerekse şirketler için uzun vadede sağlıklı bir uygulama olduğu biliniyor; ancak kısa vadede bilançolarda ne gibi etkileri olabileceğini araştırdık.

2009 yılında kriterleri uygulamayı kabul eden ülkelerden biri olan Türkiye’de, Basel H’nin zaten sağlamlığı sıklıkla vurgulanan bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik rasyolarını bir iki puanın ötesinde çok olumsuz etkileyecek bir durumun söz konusu olmadığı konusunda bankacılar hemfikir.

Geçtiğimiz haftalarda Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, sektörün sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 12 civarında dengeleneceği beklentisini dile getirmişti. Sektörde bu oran Nisan 2012 itibariyle yüzde 16,6 seviyesindeydi.

MODEL UYGULANIYORDU

Uzun zamandır beklendiği üzere bankalar, Temmuz ayından itibaren Basel II standart yöntemi kullanacak. Halihazırda bankalar, sistemin birçok kuralını kullandığı için bilançolarda ciddi bir değişim beklenmiyor. Basel II standart yöntemde şirketler, gelişmiş yöntemdeki gibi ratinglerine göre kredi maliyeti ile karşı karşıya kalmayacakları için iş yapış yöntemleri ve kredi taleplerinde ciddi bir değişiklik olmayacağı ifade ediliyor.

Bankalar bazında geçen yılın ortalarından itibaren iştiraklerle birlikte BBDK’ya paralel raporlama yapılıyordu. Bu durumda Temmuz’da paralel, yani model uygulamaya son verilip gerçek uygulamaya geçilecek.

İÇ NOTLAMA YETERLİ

Peki sermaye yeterlilik oranlarında öngörülen düşüş nereden gelecek? Ergun Özen, Eurobond ve Merkez Bankası’na ödenen döviz cinsi munzam karşılıklardan geleceğini açıklıyor. Daha önce bankalar, ellerinde bulundurdukları Hazine bonolar, TL ve yabancı para cinsi bonolar için yüzde 0 risk ağırlığına tabi tutuluyorlardı. Basel IFye geçilmesiyle birlikte ise yabancı para cinsi bonolar yüzde 100 risk ağırlığına tabi olacak. Bu durumun da bankalar üzerinde negatif bir etkisi olacak.



Kredi hacminde olası bir değişlik konusunda ise Özen, “Biz zaten kendi iç ratinglendirmemizi yapıyoruz. Bu nedenle kredi hacimlerinde değişiklik olmaz” diyor.

Eurobank Tekfen Genel Müdürü Mehmet Sönmez de bankaların riski daha yüksek firmalar için daha yüksek sermaye ayırması gerekeceği noktasına değiniyor. “Basel H’nin, Türk Ticaret Kanunu’nun ve Borçlar Kanunu’nun değişmesiyle firmalar sermaye artırımlarına gidecek ve nakit akımlarını yeniden revize edecekler” diyen Sönmez, “Bankalar da riske göre sermaye artırımına gidecek” diyor.

Öte yandan İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ise Basel uygulamalarına biraz şüpheci yaklaşıyor: “Basel tarzındaki uygulamaların yararlı ancak gelişen ülkeleri kısıtlayacağı kaygısındayım” diyor.

Iş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat ince ise Kobi kredilerinin yanısıra bireysel kredilere de avantajlı risk ağırlığı uygulandığından, özellikle kat ipoteği karşılığında kullandırılan kredilerde artış beklentisine değiniyor.

RİSK YÖNETİMİ OLUMLU

Denizbank KOBl ve Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sun da mevcut sermaye yeterliliği düzenlemelerine göre yüzde 100 risk ağırlığı uygulanan KOBt’lere ilişkin olarak, “Basel II ile eğer KOBİ, belirli özellikleri taşıması nedeniyle ‘Perakende KOBl’sınıfında yer alıyorsa yüzde 75 risk ağırlığına tabi olacak. Bu da perakende KOBl’lere kullandırılan kredilerin maliyetini düşürecektir” değerlendirmesini yapıyor.

Sun’a göre ‘Kurumsal KOBl’ sınıfında yer alan firmalar ise derecelendirme yapıp yüksek bir derecelendirme notu alırsa, bankalar tarafından daha düşük risk ağırlığında sınıflandırılacak ve dolayısıyla da sermaye maliyeti açısından daha az maliyetli olacak. Derecelendirme notu olmayan kurumsal KOBl’ler ise yüzde 100 risk ağırlığına tabi tutulacağı için mevcut duruma göre ilave bir olumsuz etkisi olmayacak.

DIŞ DERECELENDİRME AZ

Türkiye’de dış derecelendirme yapan şirket sayısı oldukça az olduğundan kredi hacimlerinde kısa vadede önemli bir etki beklenmiyor. Bu durumun da temel nedeni Türkiye’nin ülke kredi notunun yatının yapılabilir seviyenin altında olması. Yani Türkiye’nin kredi notu bu seviyeye gelene kadar uluslararası iş yapan firmaların dışında Türk firmalarının iyi rating alması için önemli bir teşvik yok. Dolayısıyla Basel II özellikle yüksek tutarda kredi kullanan işletmeleri daha fazla etkileyecek.

Finansbank Perakende Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkin Aydın da bu düzenlemelerle portföy çeşitlendinne-sine olumlu etkide bulunan KOBİ kredileri için kurumsal finansmana oranla daha avantajlı sermaye gereksinimi uygulamaları içerdiğini söylüyor. Aydın, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun sonucunda kredi portföylerinde KOBl kredilerine yönelimin artmasını bekliyorum.”





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir