Anasayfa / Kariyer ve İş / Sevdiği kıza kavuşamayınca fabrikatör oldu

Sevdiği kıza kavuşamayınca fabrikatör oldu




Ardahan Posof’a bağlı Taşkıran Köyü’nde aşık olduğu kızı alamayınca gurbete çıkan Abdurrahman Topçu, önce inşaatlarda çalıştı. Sonra Bursa’ya yerleşip oğulları Ali, Ergun ve Ercan’a nalburiye açtı. Bursa’da toptan ticarete geçiş yapan üç kardeş, İstanbul’da da vana, musluk ve armatür üreten fabrika kurdu ve 50 milyon lira ciroya ulaştı.

BİRÇOK girişimcinin hayatında başarı için dönüm noktası, doğduğu yeri terk etmesidir. Ardahan’ın Posof ilçesine bağlı ‘taş ustalarıyla’ ünlü Taşkıran Köyü’nde doğan Abdurrahman Topçu’nun hayatında da böyle bir örnek var. Yıllar önce köyünde aşık olduğu kızla evlenemeyince gurbete çıkan Topçu, inşaatlarda çalıştı, sonra kendi başına küçük inşaat işleri yaptı. Bursa’ya yerleşti. Oğulları Ali, Ergun ve Ercan için nalburiye mağazası açtı. Üç kardeş Bursa’daki nalburiye işinden Türkiye’yi kapsayan büyük toptan ticarete dönüştürdü. Sonra da İstanbul’da vana, musluk ve armatür üreten atölye satın aldı. İş hızlı büyüyünce de İkitelli OSB’de 20 bin metrekare kapalı alana sahip yeni fabrika inşa ettiler. Adell Yönetim Kurulu Bşakanı Ali Topçu, 250 kişinin çalıştığı fabrikada vana, musluk ve armatür ürettiklerini söylüyor ve 2010’da 50 milyon lira ciro yaptıklarını belirtiyor.

Aşk yüzünden gurbete

Ali Topçu, şöyle başlıyor anlatmaya: “Babamız sevdiği kızı alamayıp gurbete çıkınca Adana ve Balıkesir’de Hamilton firmasının inşaatlarında çalışmış. Taş ustası Abdurrahman Bey’i ABD’liler çok sevmişler. Ustalığını, ahlakını takdir etmişler. İngilizce bile öğretmişler ve ABD’ye götürmek istemişler. Ama o Türkiye’yi terk edememiş. Yine farklı illerde kendi başına inşaatçılık yapmış. Sonra da Bursa’da öğretmen olan amcamızın da etkisiyle ailece Bursa’ya yerleşmişiz. Biz Bursa’da büyüdük.”

İnşaat malzemeleri ticareti

Bursa’da bir taraftan okurken, diğer taraftan da babalarının kendileri için açtığı nalburiye mağazasında çalıştıklarını anlatan Ali Topçu, “Bir kardeşim tıp fakültesini bitirdi. Ben ve diğer kardeşim de üniversite okuduk. Bu arada inşaat malzemeleri ticaretimiz de büyüdü. Toptancılığa da başlamıştık. Bursa’da bütün Türkiye’ye ürün satan bir yapıya kavuşmuştuk. Ticarette o dönemde kâr marjları çok iyiydi. Sermayemiz birikiyordu ve üretimi düşünmeye başladık. Yalova yolunda yer aldık ama sonra İstanbul’da karar kıldık” diyor.

Önce küçük atölye aldık

İstanbul’da ilk üretime küçük bir atölye satın alarak başladıklarını söyleyen Ali Topçu, şöyle devam ediyor: “Bu atölye Sultanbeyli’deydi. Birkaç yıl sonra işi büyütmek istedik. 1995’te İkitelli’de 8 bin metrekarelik arsa aldık ve kendi fabrikamızı kendimiz yaptık. 20 bin metrekare kapalı alana sahip entegre tesis kurduk. 5 bin metrekarelik showroom ve 5 bin metrekarelik de idare binamız var. Bize bağlı üretim yapan atölyeler de var. 250 çalışanımızla  2010’da 50 milyon lira ciro yaptık. İhracatımız ise 2.5 milyon dolar civarında. 29 ülkeye ihracat yapıyoruz. En çok Orta Doğu ülkelerine ihracat yapıyoruz.”



Su kültürü sergisi açtı, şimdi su müzesi kuracak

ADELL’in markalaşma yolunda sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiğini söyleyen Ali Topçu, “Su kültürü konusunda 500’ün üzerinde etnoğrafik eserden oluşan tarihi koleksiyona sahibiz. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Resmi Etkinlikleri içerisinde Kültür Bakanlığı ile sergi açtık. Şimdi de ‘Su Müzesi ve Su Akademisi’ kurmaya hazırlanıyoruz. Su çok kiritik bir konu. Toplumu
bilinçlendirmeliyiz. 2025’de 3 milyar insan susuz kalacak” diyor.

Fotoselli ve dokunmatik üretiyoruz

2011’de ciroyu ikiye katlayıp 100 milyon liralık hedef koyduklarını söyleyen Ali Topçu, bunun için inovatif ürünlere ağırlık vereceklerini söylüyor. Topçu, “Pazarlama kanallarımızı güçlendiriyoruz ve ihracatı hızlı artırmak için çabalarımız sürüyor. Fotoselli yeni ürünler geliştiriyoruz. Dokunmatik musluklar ürettik. Hijyen, ve tasarruf öne çıktı. Biz de bu tür ürenler üretmeye başladık. 4 patent aldık. Ürünlerimize 6 yıl garanti veriyoruz” diye konuşuyor.

Çekirdeksiz patlıcan üretti adını ‘tatlıcan’ koydu

ÇEKİRDEKSİZ nar, limon ve karpuzdan sonra, bir Türk firması çekirdeksiz patlıcan üretmeyi de başardı. Antalya-Kumluca’da faaliyet gösteren E-Z Tohumculuk Firması, ıslah ettiği hibrit tohum sayesinde çekirdeksiz patlıcan üretimini gerçekleştirdi. Firma, çekirdeksiz patlıcanı, “tatlıcan” olarak tescil ettirdi. Kendi kendine döllenen (parthenocarp) patlıcan çeşitleri kullanılarak geliştirilen hibrit tohum sayesinde, kış aylarında, çiftçiler hormon ya da arı kullanmadan çekirdeksiz patlıcan üretebilecek. E-Z Tohumculuk’un sahibi Zekai İlter, ‘tatlıcanı’, özellikle mangal ve kebapçıların tercih ettiğini söyledi. Şimdiye kadar, 2 salatalık ve 4 domates tohumu da tescil ettirdiklerini söyleyen İlter, firma ortağı Esat Durceylan’ın geliştirdiği bu çeşidi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına “Tatlıcan F1” olarak tescil ettirdiklerini deneme üretiminin de  başarılı olduğunu anlattı.

Tever: Oduna zam sanayiciyi üzdü

AĞAÇ Mamülleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Abdullah Tever, Orman İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün oduna yüzde 4.1-8.62 zam yaptığını, KDV oranında düşüş beklerken bu zammın sanayiciyi üzdüğünü söyledi.

Tever, bu zammın tesis kapanmalarını hızlandıracağını ileri sürdü. Abdullah Tever, “2009’da 2 milyar 502 milyon dolar olan sektörümüzün ihracatı, 2010’da yüzde 17’lik artışla 2 milyar 928 milyon dolar oldu” dedi. Türkiye’deki odun miktarının sektörün ihtiyaçlarının ancak yüzde 60’ını karşıladığını ifade eden Abdullah Tever, yüzde 40’lık bölümün ithal ederek karşıladıklarını vurguladı. Tever, “Krizler ve odun yetersizliği yüzünden eskiden 25 olan fabrika sayısı şimdilerde 15’e düştü. Tesisler yarı kapasite çalışıyor” diye konuştu.

Sadi Özdemir/Hürriyet






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir yorum

  1. Gerçekten çok güzel bir büyüme hikayesi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir