Anasayfa / Teknoloji / Sosyal Medya İle İlgili Düzenlemeleri İçeren Yasa Hazırlığı

Sosyal Medya İle İlgili Düzenlemeleri İçeren Yasa Hazırlığı




Gezi Parkı olayları sırasında sosyal medyanın iletişim aracı olarak yoğun kullanılması ve etkisi, Başbakan tarafından bir ‘bela’ olarak tanımlanmıştı.

Şimdi hükümet sosyal medya ile ilgili düzenlemeleri içeren bir yasa hazırlığında. Bu yasanın uygulanması siber suçlarla mücadele için oluşturulacak merkez tarafından takip edilecek. Ancak hukukçular ve sosyal medya uzmanlan, bunun düzenleme değil içeriği kısıtlayıcı bir yasaklama olacağım ifade ediyor.

sosyal bela

Yaklaşık bir aydır gündemde olan Gezi Parkı olaylarının yarattığı etkinin başında kuşkusuz sosyal medyanın gücü geliyor. Sosyal medya kavramının gücünü ve yapabileceklerini de bu olaylarla birlikte daha fazla görmüş olduk. Özellikle genç kuşağın en yaygın iletişim yollarından biri olan Twitter, Gezi Parkı olayları sürecinin neredeyse tek iletişim platformu oldu. Bunun etkisi öyle büyük oldu ki, bu sosyal platformlara son günlerde ‘düzenleme’ adı altında bir tür iletişim kısıtlaması, denetlemesi getirileceği konuşulmaya başlandı bile.

Buna göre Adalet Bakanlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı’yla işbirliği içinde sürdüreceği çalışmalarla Sosyal Medya Yasası hazırlayacak. Bu hazırlıklar çerçevesinde Türk Ceza Kanunu (TCK) ile İnternetten Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Kanunu’nda değişiklikler planlanıyor.

Öncelikle AB ve dünya örnekleri incelenecek, bu incelemelerin ardından da yasal düzenlemeler yapılacak. Ancak şu anda dünyada böyle bir örneğe rastlanmıyor. Sadece sosyal medya mecrasını kısıtlayan ülkeler var. Bunlar ise Çin, Iran, Suudi Arabistan, Kuzey Kore gibi ülkeler.

YASAK MI GELİYOR?

Türkiye’de Sosyal Medya Yasası hazırlığı açıklamaları gelirken, toplumda da Acaba yasak mı geliyor?’ sorusu tartışılmaya başlandı. Yasanın düzenleme değil de kısıtlama getireceğini öne süren uzmanlara göre, internetin her türlü kontrol edildiği, her yazışmanın izlendiği bir ortam oluşabilir ve bu da kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı olur.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise, konu hakkında yaptığı açıklamada bunun gerekçeleri olarak şunlan söylüyor: “Türkiye’de internet ya da elektronik haberleşme üzerinden faillere belli bir erişim olanağı var. Ama Twitter üzerinde bu erişim şu anda sağlıklı değil. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, ilgili şirketlerdeki teknik altyapıya bakarak bir suç işlenmiş ise bu suçu işleyen kaynağa ulaşma noktasında teknik bir çalışma yapıyor.”

TWİTTER’DAN RET

Ancak bu tür bilgilere ulaşmak uzmanlara göre çok zor. Twitter gibi Türkiye’de temsilciliği olmayan şirketler, Türk makamlarına IP numarası vermiyor. Teknik yollarla bulunan IP numarasının o kişiye ait olduğu saptansa dahi, soruşturmaya konu mesajın atıldığı dakikada orada birden fazla kişi varsa, kesin suçlama yapılamıyor.

Sosyal medyada suç unsurunun belirlenmesinin kanşık bir süreç olduğunu söyleyen uzmanlar, Twitter’ın bilgi paylaşmaması nedeniyle otoritelerin, ancak DPI (Derin Veri Sorgulama) veya internet servis sağlayıcılar îe mobil operatörlerle kurdukları gizli hatlar aracılığıyla böyle bir tespite ulaşılabileceğini ifade ediyor. Bu da şu an için hukuk dışı bir yöntem. Zaten geçen hafta Bakan Binali Yıldırım, Taksim Gezi Parkı olaylarına ilişkin Facebook ve Twitter’la temasa geçtiklerini ancak Twitter’ın bu konuda işbirliğine yanaşmadığını bildirdi. Daha sonra Facebook da paylaşım yapmadığını açıkladı.

NE SUÇ, NE DEĞİL?

İzmir’de birkaç kişi Twitter’daki ifadeleri yüzünden gözaltına alınmış ancak daha sonra serbest bırakılmıştı. Bilişim Hukuku Uzmanı Kerem Altıparmak, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Neyin suç unsuru olduğu açısından sosyal medyada olmasının diğer iletişim araçlarından aslında çok bir farkı yok. Yani orada paylaşılan tweetler, e-posta da olsa mektup da olsa suç olmayacaktı. Bununla birlikte, tabii bazen çok kişiyle paylaşma ve etkileme ifadenin niteliğini değiştirebilir. AÎHM içtihatlarına göre; ifadenin kim tarafından söylendiği, hangi araçla söylendiği, muhataplarının kim olduğu ve söylenme biçimi/tonu sınırlandırma açısından dikkate alınmalıdır. Kamusal yetki kullanan bir kişinin, bir kişiyi ağır bir şekilde sosyal medya üstünden eleştirmesi, ifadenin konusu kişiyi hedef haline getirip özgürlükleri kullanmasına engel olacağı için sınırlandırılabilir.”

SINIRLAMA ZATEN VAR

Türkiye’de internete yönelik hali hazırda temelde üç farklı sınırlandırma yöntemi var. Bunlar, erişim engelleme, filtreleme ve genel hükümlerin internete uygulanması. Uzmanlara göre bu üç yöntem zaten özgürlükler açısından ciddi uygulama soaınlan içeriyor. Sosyal medyaya ilişkin bun-lann üstüne yeni önlemler getirilmesi de bu açıdan çok sorunlu olacak.



Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama Ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Dr. Özgür Uçkan ise “Hali hazırda suç olan tehdit, şantaj, açık şiddet kastıyla kışkırtmak gibi fiiller nerede işlenirse işlensin cezalandırılabilir. Bunun için sosyal medyaya düzenleme getinne-nin gereği yok. Böyle bir düzenleme ancak muhalif içeriği engellemeye yönelik olabilir; bu da hak ve özgürlükleri açıkça ihlal edecek” yorumunu yapıyor.

YATIRIMLAR ETKİLENİR

Özgür Uçkan’a göre Türkiye’de gerek internet sektörü gerekse sosyal medya pazan, hali hazırda mevcut olumsuz düzenlemelerin (5651 sayılı Internet Sansürü Yasası gibi) yarattığı istikrarsız ortam yüzünden zaten özgürce gelişemiyor. Bu tür bir düzenleme gelirse, yabancı yatırımlar başta olmak üzere tüm pazar bundan olumsuz etkilenecek.

“Sosyal medya yasası derken, izlemek, sitelerin kapatılması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, tek elden kontrol gibi kavramlar aklıma geliyor” diyen trend ve dijital pazarlama uzmanı, Useful ve Promoqube kumcu ortağı Özgür Alaz da, sosyal medyanın Gezi olayları sırasında yüzde 50 daha fazla büyüdüğünü, muhtemelen sonrasında da yüzde 15-20 bandında daha fazla kişiye ulaşarak devam edeceğini öngörüyor.

“Pazar olarak sosyal medya hem güvenilir bir damga aldı, hem de kitlesel bir mecraya dönüştü” diyen Özgür Alaz; “Yasaklar ve kısıtlamalar, ilk başta, yatınmcı güvenini azaltır. Türk dijital girişimlerine yatırım yapmak isteyenlerin aklında her zaman bir kapatılma şüphesi belirir. Dahası, özgürlüklerin kısıtlanması, insanlann katılmamı azaltır, internetin karadelik-lerinin daha fazla büyümesine neden olur” diyor.

SİBER SUÇ MERKEZİ

Bu arada Sosyal Medya Yasası’nın gündeme gelmesiyle birlikte siber suçlarla mücadele inisiyatifi de kuaı-luyor. Siber suçlar kapsamında siber güvenlik kurulu geçtiğimiz yıl sonunda oluşturulmuştu. Ardından Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) kuruldu ve siber güvenlik eylem planı onaylandı. Şu an taslak ve çalışma hazır değil ancak sosyal medya ile ilgili kısmın da bu kapsam içine dahil olacağı ifade ediliyor.

Önümüzdeki dönemde USOM ve Siber Olaylara Müdahale Ekiple-ri’nin (SOME) siber ortamlarda gerçekleştirilen olaylara anlık müdahale edilmesi için kurulacağı açıklamasını yapan BTK Başkanı Tayfun Acarer, “Siber güvenlik inisiyatifinin çalışmalarına devam ediliyor. Sosyal medyada kişisel hakaret ve mağduriyetin mutlaka önlenmesi gerekiyor. Sahte hesapla-nn çok kolay çıkartılmasının önünün alınması gerekiyor” diyor. Son olarak bu kapsamda kurulan merkezin 5 milyon içeriği incelediği ve bugüne kadar da 35 kullanıcının mesajında suç unsuru olduğunun tespit edildiği söyleniyor.

“SIBER SUÇLARA ÖNLEM ALINIYOR”

“Kritik altyapılara ait bilişim sistem ile verilerini hedef alan ısrarcı ve gelişmiş siber saldırıların kimler tarafından finanse ve organize edildiğinin tespiti neredeyse imkânsız görülüyor. Bu durum ve özellikler siber ortamdaki risk ve tehditlerin asimetrik karakterini ortaya koyuyor, mücadeleyi güçleştiriyor. Ülkede siber güvenlikten dolayı zarar görülmemesi amacıyla bir dizi tedbirler alınıyor. Bunların en önemlisi de siber güvenlik stratejisi ve eylem planı. Bu konuda yapılması gereken düzenlemeler varsa tespit edilerek bu konuda çalışmalar yapılacak. Yoksa özellikle sosyal medya düzenlemesi diye bir yapı yok. Bu dünyaya internet dünyası diye bakılmalı ve sosyal medyayı da internet dünyasının bir parçası olarak görmek gerekiyor.”

“İFADE YASAKLANMAMALI, İDDİALAR CEVAPLANMALI”

“Şu ana kadar somut tek öneri, sahte hesapların kapattırılması girişimidir. Buna ilişkin bilgiyi sosyal paylaşım sitelerinden elde edemeyeceklerine göre, tespit ettikleri kişilere cezai yaptırım uygulama yoluna gideceklerdir ki, bu da internette anonimlik hakkına açıkça aykırı olur, insan hakları hukukuna göre ifade kişilik haklarına saldırı niteliğinde değilse, şiddetle açık bir illiyet bağı yoksa veya doğrudan nefret söylemi değilse sınırlandırılabilir ifade açısından da her türlü yöntemin kabulü mümkün değildir. Bu nedenle örneğin bir mesaj yüzünden Twitter, Youtube veya diğer sosyal medya siteleri kapatılamaz. Zaten iddia edilenin tersine yalan haber yaymak bu anlamda sınırlandırılabilir ifade kategorisinde de değil. Devlet tüm bu iddiaları çürütebilecek olanakları elinde tutuyor. Yapması gereken, ifadeyi yasaklamak değil iddiaları şeffaf bir şekilde cevaplamak.”

İLK İKİ HAFTADA 13.5 MİLYON TWEET

Linkedin Türkiye Sorumlusu Ali Rıza Babaoğlan’ın yaptğı araştırmaya göre;

■ Gezi olaylarının başladığı ilk iki haftada 1 milyonu aşkın kişi sosyal ağa girdi.

■ Bu kişilerin attığı tvveet sayısı 13.5 milyon adeti buldu.

■ Sadece ‘direngezi’ etiketi 3 milyon kez kullanıldı.

■ 28 Mayıstan sonra Twitter’a girenlerin sayısı 40 bin oldu.

■ 29 Mayıs-13 Haziran döneminde yaklaşık 13.5 milyon Twitter mesajı incelendi.

■ Paylaşılan yaklaşık 13.5 milyon Twitter mesajının, yaklaşık 12 milyon adedi fotoğraftı.

■ Paylaşılan tweet’lerin yaklaşık 60 bin adedi ise video içeriğiydi.

Gözde Yeniova






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir