Anasayfa / Kariyer ve İş / Sosyal medyada kişisel marka olmak

Sosyal medyada kişisel marka olmak




Sosyal medyada kişisel marka olmanın hem çalıştığınız kuruma faydası var hem de bilinirliğinizi artırdığı, çevrenizi genişlettiği için size. Fakat herkesin kolayca giriş yaptığı bu mecrada nasıl sivrilip marka haline geleceksiniz? Bunun için belirli bir konuda paylaşımlara ağırlık vermek ve samimi olmak önemli.
Birçoğumuz sosyal medya araçlarını kullanıyoruz. Facebook, Twitter, LinkedIn, Foursquare, Instagram… Bu mecralarda tanınmak, çok takipçiye sahip olmak ve kişisel olarak marka haline gelmek kimileri için önemli. Var olan markalar bile bunu yapmakta zorlanırken, sosyal medyada kendilerine yer bulmaya çalışırken bireyler bunu nasıl yapacak?

Sosyal medyada kişisel marka olmak, sosyal medya ortamlarını iyi tanıyarak, sosyal medyadaki hedef kitlenizin, sizi uzmanlık alanınızda lider olarak algılamasına deniyor. İş hayatında yöneticilere bilgi ve becerileri göstermenin yolu kişisel pazarlamadan geçiyor. Bunun da en önemli aracı sosyal medya.

Ping Yaratıcı Yönetmeni Olcayto Cengiz sosyal medyada kişisel marka olmanın iki farklı anlama gelebildiğini söylüyor. Bir tanesi hali hazırda marka olan birisinin -ki bu kişi tanınmış, bilinen bir isim oluyor- sosyal medyayı aktif şekilde kullanması sonucu burada da varolması demek. Diğeri ise; kişinin çalıştığı kurumdan, sosyo ekonomik konumundan ve toplumdaki duruşundan bağımsız olarak, sosyal medya platformlarında ismi ya da kullandığı mahlası ile bir marka haline gelmesi demek.
Cengiz’e göre sosyal medya aslında gerçek hayat olarak adlandırdığımız dünyanın bir yansıması. Gerçek hayatta da belirli bir konumu ve saygınlığı olmayan bir kimsenin burada da karşılığının genelde aynı olduğunu belirten Cengiz, tek farkı şöyle açıklıyor: “Siz arkadaş çevrenizde bir marka olmuşken burada tanımadığınız ‘arkadaş’ çevreniz içinde marka halini alırsınız.”

İnsan kaynakları firmaları da eleman alımlarında ve elemanları değerlendirme sosyal medya mecralarını kullanıyor. Bilişim uzmanı Levent Karadağ, sosyal medyada kişisel marka olmanın, farklı iş alanlarında yer almayı sağladığını söylüyor. Örneğin, 3-5 yıl önce sosyal medyada içerik üretenler, internet girişimcisi ve internet profesyonelleri olarak kurumlarına katkılarda bulunabiliyor.

Bir konuya ağırlık verin
Peki sosyal medyada herkes kişisel marka olabilir mi? Twitter, Facebook, Instagram, Tumblr vb. sosyal medyayı yoğun olarak besleyen platformlardan en az birisini aktif olarak kullanan herkes kişisel marka olabilir. Değişen iş koşullarında kişisel değerlerini arttırmak ve daha fazla tanınmak isteyen çalışan ve yöneticiler, girişimciler ve küçük iş sahipleri, avukatlar, doktorlar, satış temsilcileri, iş arayanlar da buna dahil.

Cengiz sosyal medyada marka olmak adına şunları söylüyor: “Belli bir konu ya da duruşta uzmanlaşın. Otomobiller, videolar, teknoloji, kadın erkek ilişkileri, pazarlama… Kısacası her sosyal medya kullanıcısı gibi farklı konulardan farklı içerikler paylaşırken ağırlıklı olarak tek bir konu üstünde durmak sonuç verecektir. Burada önemli olan bir başka noktada; kullanıcının bu konuyu gerçekten sevdiği bir konudan seçmesi. Yani sanki sadece kendisi okuyacakmış gibi yazarak, aynı konuda yazan diğer sosyal medya kullanıcıları ile platformlar üstünden ‘takipleşerek’ ağır ve sağlam adımlarla kendi takipçilerini oluşturmaya başlar.”

Nerelerde olmalısınız?
Marka olmak istiyorsanız mutlaka bulunmanız gereken mecralar var. Bloglar, Facebook, Twitter, LinkedIn, Xing, Youtube, Google +, Slide Share, Flickr, Friendfeed, Foursquare, Instagram…

Bunlardan olmazsa olmazı ise Twitter. Twitter’ın bu konunun merkezi olduğunu belirten Cengiz, Instagram ve foursquare ile destekli aktif kullanılan bir Twitter hesabının; sosyal medyada 10 kaplan gücünde olacağını söylüyor.

Hangi mecralarda olunacağı belli, paylaşım içeriğinizi de belirlediniz… Ama ne sıklıkta paylaşım yapmalı, günde kaç tweet atılmalı? Bunun ne yazık ki bir formülü yok. Kullanıcının paylaşımlarının tarzına ve içeriğine göre bu rakam ve zamanlamalar farklılık gösteriyor. Cengiz, finans üstüne markalaşmayı hedefleyen birisi ile kadın erkek ilişkileri üstüne yazan birisinin paylaşım sayılarının ve daha da önemlisi zaman dilimlerinin ciddi farklılık göstermek durumunda olduğunu söylüyor. Ayrıca kullanıcı, kendine çizdiği yol doğrultusunda aktif olduğu hesapların hepsine eşit önem göstermeli. Bilişim uzmanı Levent Karadağ ise özgün içerik hazırlama ve paylaşma planı yapıp, nitelikli içerikleri özenle ve önceden hazırlayıp paylaşılması gerektiğini düşünüyor: “Facebook’ta günde en 2-3 içerik paylaşabilirsiniz, hedef kitleniz içerisinde bulunan kişilerin içeriklerini paylaşıp, onlarla etkileşime geçebilirisiniz. Twitter’da günde ortalama 4 tweet paylaşmanız yeterli olacaktır. Ancak takip ettiklerinizin tweetlerinden de günde en az 3-4 tane paylaşmanız önemli.”

Faydaları-zararları
Bu tür mecraları kullanmanın faydası da var zararı da.



Faydaları:
– Bilgi ve deneyimlerinizi herkesle paylaşabilirsiniz.
– Normal şartlarda kolayca ulaşamayacağınız kişilerle iletişime geçebilirsiniz.
– Eğer dijital bir alanda kariyer yapıyorsanız rakiplerinizden bir adım önde olursunuz.
– Saygınlığınız, bilinirliğiniz artar, başarı ve belki de maddi kazanç sağlar.
– İş ağlarınız genişler.
– Kurumunuza artı değer kazandırırsınız.
– Çeşitli meslek gruplarından uzmanlarla ilişkileriniz artarak, işlere farklı disiplinlerle bakmayı öğrenirsiniz.

Zararları ise:
* Başlangıçta zaman sorunu yaşayabilirsiniz.
* İşe konsantrasyonda eksiklik ve zaman kaybı olabilir.
* Çalıştığınız kurumun kurumsal hedeflerini, değerlerini bilmediğiniz durumlarda, paylaşımlarınıda kuruma ve dolaylı olarak kendinize zarar verebilirsiniz.
* Eskisi kadar özgür olamazsınız.

Başka olmayın kendiniz olun
Sosyal medyada kişisel marka olmak için öneriler:
– İş ve özel yaşamınızın geçmişten bugüne (okullar, işyerleri ve görevler, gönüllük, spor, sanat, alınan seminerler, kurslar, projeler, başarılar, ödüller, eserler vb) hikayenizi yazın.
– Kendinizi değerlendirin. Güçlü yanlarınız ve zayıf yanlarınız neler?
– Marka olmanın zorluğunu düşünerek tutkularınızı ortaya çıkarın. Para dışında sizi motive eden nedir, sizi en çok ne mutlu ediyor, başkalarının söylediklerini bırakıp içinize yönlendiğinizde, derinlerde neler var, ileride kendinizi nerede, nasıl ve ne yaparken görmek istersiniz?
– Sosyal medyadaki içerikleri ve kişileri iyi analiz edin. Kullanacağınız sosyal medya ortamlarını titizlikle belirleyin. Hedef kitlenizin hangi ortamı ne şekilde kullandığına bakın.
– Sosyal medya ortamlarındaki rakipleriniz kimler, ne yapıyorlar, onları üstün kılan nedir, eksiklerini belirleyin.
– Hedeflerinizi gerçekleştirmek için kendinize kişisel markalaşma takvimi hazırlayın. Ne zaman, ne yapacağınızı içeren bir pazarlama planı geliştirin.
– Bulunduğunuz sosyal medya ortamlarına ve ortamdaki hedef kitlesine uygun dili kullanın. Her zaman kendiniz olun ve doğruyu söyleyin. Örneğin; LinkedIn’deyseniz, daha resmi ve profesyonelce bir dil kullanmaya çalışın, Facebook’taysanız çok resmi bir dil kullanmayın.
– Spam yapmayın, ona buna laf atmayın.
– Sürekli alıntı yapmayın, sayfanızı retweetlerle doldurmayın.
– Başka biri gibi davranmayın, -mış gibi olmayın. Kendiniz olun, samimi davranın.
– Konusu her ne olursa olsun özgün içerik üretin.
– Sosyal ağları mutlaka birbiriyle bağlayın.
– Facebook, LinkedIn gibi arkadaşlarınızın gruplara ayrılabildiği sosyal medya ortamlarında 100-150 kişilik gruplar oluşturun ve her grubun özelliğine göre içerik oluşturup, paylaşın.
– Size gelen yorumlarla ilgilenin. Sizi kızdırabilecek içerik aldığınızda kendinize zaman tanıyın. Bir anlık sinirle cevap yazmayın.
– Sosyal medya izleme ve değerlendirme araçları edinin. Bu araçlarla hedef kitlenizin durumunu ve performansınızı analiz ederek, stratejilerinizi ve eylem planınızı güncelleyin.
– Reklamların, pazarlamacıların ve sahte profillerin gazına gelmeyin.
– Gizlilik, telif hakları konularına dikkat edin.
– Bilgi ve bilişim güvenliğine dikkat edin. Her an biri profilinizi ele geçirip, sağa sola saldırıp, size tamir edilmeyecek zararlar verebilir.

Hangi mecrayı nasıl kullanacaksınız
Bu mecraları nasıl kullanacaksınız? Bilişim uzmanu Levent Karadağ, sosyal ağların nasıl kullanılması gerektiğini şöyle anlatıyor:
Blog: Bir blog açarak işe başlayın, ‘içerik kraldır’ sloganıyla nitelikli ve arama motorlarına uygun içerikler oluşturun. Oluşturulan içerikleri diğer sosyal medya ortamlarına bağlantı kurarak dağıtın. Çok fazla içerik üretemiyorsanız ortak bloglar kullanın.
Slideshare: Uzmanlığınızla ilgili mutlaka sunumlar hazırlayın ve sunumu Slideshare yükleyin.
Facebook: Bu mecradan geçmişinizdeki kişilere ve hedef kitlenize ulaşabilirsiniz. Facebook’ta arkadaşlarınızı 100-150 kişilik gruplara ayırarak, gruplara uygun içerik üretip paylaşın.
Twitter: Twitter, haber kanalı olarak çıkmasına rağmen, kısa anlatımlarla, anında paylaşımla çok önemli mecra haline geldi. Mesajlarınızı Twitter’e göre kısaltmanın yolları konusunda çalışın. Kendi mesajlarınızı paylaştığınız gibi takip ettiklerinizin mesajlarını da paylaşabilirsiniz.
LinkedIn ve XING: İş profesyonellerinin yer aldığı ve her geçen gün üye sayısının arttığı bu ortamlarda profesyonel bir şekilde profil hazırlayın, kişisel gelişiminizde faydalı göreceğiniz gruplara üye olun. Gruplardaki hedef kitlenizdeki kişilerle etkileşime geçerek (bilgilerinizden faydalanacak kişileri/ size değer katacak kişiler) yaptıkları paylaşımlara samimi cevaplar vererek, onları kazanmayı sağlayın.
Youtube, Vimeo, İzlesene video siteleri: İnternet kullanıcılarının yüzde 90’dan fazlası video izliyor. Mutlaka video içerikleri oluşturarak diğer sosyal medya ortamlarında paylaşın.
Google+: Google’da ön sıralarda çıkmanız açısından bu ortamı az da olsa kullanın.
Foursquare: Konum bazlı pazarlama her geçen gün yükselen trend. Uzmanlık alanınıza uymasa bile asgari ölçülerde kullanmanız önemli.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir