Anasayfa / Şirket Haberleri / Sura Otel Sultanahmet’te İkinci Otelini Açacak

Sura Otel Sultanahmet’te İkinci Otelini Açacak




Sura markasıyla Sultanahmet’te bin yatağa ulaşacak

İlk otelini eylül ayında Sura ismiyle Sultanahmet’te açan ve ikinci otel için gelecek aylarda inşaata başlayacak olan İpekyolu Kuyumculuk, 2020 yılına kadar Sultanahmet’te bin yatağa ulaşmayı planlıyor.

Gümüş takı alanında Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olan İpekyolu Kuyumculuk, müşterilerinin daha güvenli bir ortamda konaklamalarını sağlamak amacıyla girdiği otelcilikte büyüme kararı aldı. Geçen ay İstanbul Sultanahmet’te ilk otelini Sura ismiyle açan şirket, önümüzdeki aylarda yine aynı bölgede ikinci otelinin inşaatına başlıyor. İpekyolu Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Kaygısız, bugün 60 olan yatak sayısını, 2020 yılına kadar bine çıkarmayı planladıklarını belirtiyor. Kaygısız, kuyumculuk, gümüş ve kıymetli taşlan ana iş olarak sürdüreceklerini ancak otelcilikte de kalıcı olmak ve büyümek için planlar yaptıklarım vurguluyor. 2010 yılında 95 ülkeye ihracatla Türkiye’nin en fazla gümüş takı ihracatı yapan şirketi olduklarına dikkat çeken Kaygısız, tüm dünyada tanınan bir marka olmayı hedeflediklerini ve bugün 95 olan ihracat yaptıkları ülke sayısını her geçen gün artırarak bütün dünyayı kapsayacaklarının altını çiziyor.

Kaygısız’ın otelcilik işine nasıl girdiğine geçmeden önce ilginç ticari geçmişine göz atmakta yarar var. Bugün hemen hiçbirimizin kabul edemeyeceği bir yaşta (altı yaşında) kuyumcu çırağı olarak iş hayatının içerisine giriyor. Hatta ilkokul sıralarında iken okulun ve kuyumculuğu yanı sıra simit de satıyor. Sabahın beşinde kalkıp okulun açılma saatine kadar simitlerini satıp sonra okula gidiyor. Okulun ardından da atölyeye koşuyor. Ancak bu tempo bir süre sonra okulun geri plana atılmasına neden oluyor. Kaygısız, ticaret hayatına bu nedenle altı-yedi yaşında başladığını söylüyor. Babası o dönemin kereste tüccarı ve ailenin hatırı sayılır bir mal varlığı olmasına rağmen ilkokul sonrasında okumayı terk ediyor. Ancak kuyumcu ustasının bir sözü ağrına gidince 14 yaşında yeniden okula dönüyor. “Ustam bir arkadaşıyla sohbet ediyordu ben de söze girip fikrimi söyledim. Bunun üzerine ustam, beni azarladı ve konuşmamamı söyledi. ‘Neden?’ diye sorduğumda da ‘Sen cahilsin’ dedi. Bunun üzerine ‘Cahil olmamak için ne yapabilirim?’ diye sordum. O da ‘Benim gibi üniversite bitir’ cevabını verdi. Hemen harekete geçip gece ortaokuluna yazıldım. Hatta 20 gün geç kalmıştım, okulun müdürü benim ısrarım üzerine bu dönemi yok saymayarak kaydımı yaptı.” Bugün gümüş takı ihracatında Türkiye’nin bir numaralı ismi olan İpekyolu Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Kaygısız okul hayatına nasıl geri döndüğünü bu cümlelerle anlatıyor. Ustasının kendisini “cahil” olarak tanımlamasının yarattığı hırsla gündüz çalışıp gece orta ve lise öğrenimini tamamlıyor. Ardından üniversite eğitimi başlıyor. Bu dönem siyasi sorunlar nedeniyle farklı yerlerde okumak durumunda kalıyor ama sonuçta Selçuk Üniversitesi Eğitim Enstitüsü’nden mezun oluyor. “Tek bir gün dahi öğretmenlik yapmadım. Zaten okuma amacım da bu değildi. Sırf ustamın o sözü üzerine okumuştum” diyen Kaygısız, eğitim anlamında hedefine ulaşmanın yanında ticari anlamda da ustasının yapamadığını yapıp, Gaziantep’ten çıkarak İstanbul’da büyümeyi tercih ediyor.

İstanbul’a çocukluk arkadaşları olan Altınbaş Holding’in sahiplerinin desteği ve zorlamasıyla gelen Kaygısız, burada en iyi bildiği iş olan kuyumculukla devam ediyor. Zamanla altından çok gümüş takı işine yönelen Kaygısız, geçen yıl 30 milyon dolarlık ihracat yapmayı başarıyor. Bugün kıymetli ve yarı kıymetli taş alanında Seibu markasıyla faaliyette bulunan İpekyolu Kuyumculuk, saat, takı ve gümüş alanında ise Sette markasıyla dünyada 2 bine yakın noktada satış yapıyor. Türkiye’de ise daha çok Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yaygın bir satış ağma sahip olduklarını belirten Kaygısız, satış noktalarının her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. “Bizim ilk işimiz altın ancak son yıllarda daha çok gümüşe ağırlık verdik. Her türlü gümüş takı üretimini yapıyoruz. Bugün yurtiçinde 600 civarında atölyeye fason üretim yaptırıp bunu dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Yurtiçindeki atölyelerin yanı sıra farklı ülkelerden 10 atölye de bizim için fason üretim yapıyor” diyen Kaygısız, Anadolu’nun özgün tasarımının yanı sıra dünyada trend olmuş takıların benzerlerini ürettiklerine dikkat çekiyor.



İpekyolu Kuyumculuk bir anlamda zorunluluğun sonucu olarak otel işine giriyor. Gümüş takı ihracatının artmasıyla Türkiye’ye farklı ülkelerden gelen müşterilerin konaklamadan yana sıkıntı yaşadıklarını gördüklerini belirten Kaygısız, “Gelen müşterilerimiz Laleli veya Beyazıt’taki otellerde kalıyorlardı. Zaman zaman sıkıntıya düşüyorlardı, malları çalınıyordu. Bu tür sorunlar yaşayan müşterilerimiz bir daha Türkiye’ye gelmeyeceğini söylemeye başladılar. Böyle olunca kendi otelimizi kurup, müşterilerimize güvenli ve iyi hizmet verme gereği doğdu” diyor. Vakit kaybetmeden Sultanahmet’te arazi aramaya başlayan Kaygısız, tarihi Sultanahmet Hamamı’nın yanında aradığı yeri bulunca hızlı bir şekilde otel inşaatına başlıyor. “İşin içerisine girdiğimizde bulunduğumuz yerin bizim bildiğimizden daha kıymetli bir yer olduğunu anladık” diyen Kaygısız, bunun üzerine “dizayn otel” yaparak, benzerlerinden farklılaşmayı tercih ediyor. Türkiye’nin önde gelen mimarlarından aldığı destekle Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin hakim olduğu bir otel tasarlıyor. Kaygısız, “Oteli fabrikasyon, seıi üretimi olmayan malzemeyle inşa ettik. Oteldeki her şey buraya yönelik bir tasarımdır ve bu ürünlerin yüzde 8o’nin kalıpları bizde. Örneğin Anadolu’dan toplayarak bir kapı koleksiyonu oluşturduk. Osmanlı ve Selçuklu mimarisi hakim oldu. Tabii bütün bunları toparlamak uzun bir zaman aldı. Yine Osmanlı dönemine ait çanak, tabak koleksiyonumuz var. Otelin İstanbul veya Türkiye’de bir benzeri olmadığım düşünüyoruz” diyor. Dört katlı otelin her katının birbirinden farklı mimari ile tasarlandığım belirten Kaygısız, “60 odalı bir otel. Ancak odalarımız bu bölgede bulunan otellere benzemiyor. Diğerlerinin oda büyüklüğü en fazla 20 metrekare iken bizimkilerin büyüklüğü 35 metrekare civarında. Dört katın hepsi birbirinden farklı tasarıma sahip. Yani gelen misafir her gün ayrı bir katta, ayrı bir konsept içerisinde kalabiliyor” diyor. Otelin maliyeti hakkında bilgi vermek istemeyen Kaygısız, “Uç otel fiyatına bir tane inşa ettik” demekle yetiniyor. “Mahşer günü sur borusu çalındığında ilk uyanacak kavim” anlamına gelen Sura ismini de tarihi bir anlamı ve akılda kalması nedeniyle tercih ettiklerini söylüyor.

Henüz bir ayı geride bırakan Sura Otel’in yüzde 80 doluluk oranıyla çalıştığına dikkat çeken Kaygısız, müşterilere son derece güvenli bir ortamda, çok iyi bir hizmetle konforlu bir konaklama sağladıklarını söylüyor. 300 kişinin aynı zamanda yemek yiyebileceği ocakbaşı restoranın yanı sıra otelde 150-250 kişiye hizmet verebilen iki farklı salon daha var. Yine 150 kişiyi ağırlayabilecek bir bahçeye sahip olan otel, tarihi Sultanahmet Hamamı ile sırt sırta olmanın avantajını müşterilerine sunuyor. Kaygısız, otelde kalan misafirlerin Sultanahmet Hamamı’ndan faydalanabileceğinin altını çiziyor. Otelcilik işine zorunlu olarak girmiş olsa da kuyumculuk, takıcılık nedeniyle Akdeniz ve Ege sahillerini ve dolayısıyla otelciliği iyi bilen Kaygısız, “Otelcilik işine ısındık. Beyazıt’ta Çorlulu Halil Paşa Medresesi’nin arkasında yerimiz var. Onun projeleri hazır, önümüzdeki aylarda inşaata başlayacağız. 80 odalı bir otel inşa edeceğiz” diyor. Üçüncü ve dördüncü otel için de yer baktıklarını belirten Kaygısız, 2020 yılı için iddialı bir hedefle Sultanahmet bölgesinde bin yatak kapasitesine ulaşmayı planladıklarını söylüyor. “Bu işe zorunluluktan girdik ama işi zincir haline getirmeye karar verdik. Amacımız Sura markasıyla zincir oteller kurmak” diyen Kaygısız, tüm otellerin tasarım olmayacağını, yerin konumu ve durumuna göre planlama yapacaklarının altını çiziyor. Sultanahmet’in yüksek bir potansiyele sahip olması nedeniyle bu bölgeye odaklanmak istediklerini belirten Kaygısız, buradaki hedeflerini gerçekleştirmeleri durumunda başka bölgelere yatırımı da düşüneceklerini söylüyor.

Otelcilikte iddialı hedefler ortaya koyan İpekyolu Kuyumculuk, hızlı büyümesini doğru bir zamanlama ile gümüş takı işine girmesine borçlu. Nitekim artan altın fiyatları bütün dünyada gümüş takıya ilgiyi artırdı. Bu talep artışını iyi görüp değerlendiren İpekyolu Kuyumculuk, ağırlığı gümüş takıya vermenin faydalarım görüyor. “Altın fiyatlarının yükselmesi altın takı oranının düşmesini beraberinde getirdi. Bizim üretimimiz altın takının ve pırlantanın birebir aynısı. Pırlanta veya altındaki renkleri verebiliyoruz, keza aynı taşları kullanıyoruz. Böyle olunca fiyatın da daha uygun olmasının etkisiyle yaygın olarak gümüş takı talebi geliyor” diyen Kaygısız, iç pazarda da gümüş takıya talebin arttığını söylüyor. Düğünlerde gümüş takı döneminin başladığını belirten Kaygısız’ın anlattığı “Gaziantep’te çok sevdiğim bir dostum oğlunu evlendiriyordu. Zirkon taşlarla yapılan gümüş takılarımızı kız evine verdiler” anekdot bu değişimi iyi özetliyor. Kuyumculuk sektörünün kendileri için ana iş olmaya devam edeceğini belirten Kaygısız, kuyumculukta marka bilinirliğini artırmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Krizlerde şirket yönetmeyi iyi öğrendiğini belirten Kaygısız, son 15 yıldaki büyümelerinin büyük bir çoğunluğunu kriz dönemlerinde sağladıklarına dikkat çekiyor. “Yoğunlukla özsermayeye dayalı bir yatırım anlayışı içerisindeyiz. Krizler bana şunu öğretti; krizlerle başarının yolu özkay-nak kullanımından geçiyor. Biz bu politika ile hareket ettiğimiz için büyümemizi, hamlelerimizi yoğunlukla kriz dönemlerinde yapabildik. Kriz bizim için sıçrama tahtası oluyor” diyen Kaygısız, “Krizde şirket yönetmenin temel kuralı özkaynağına göre hareket, kontrollü borçlanma. İşler kötüye gittiğinde kapatamayacağın borcu kullanmayacaksın” diye uyarıyor. Kaygısız’ın girişimcilere diğer bir uyarısı ise “Bildiğin, inandığın işi yap” oluyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir