Anasayfa / İş Fikirleri / Türk Girişimciden ABD’de Yatırım Yapma İmkanı

Türk Girişimciden ABD’de Yatırım Yapma İmkanı




Türk Girişimci, ABD’de Yatırım Yapma İmkanı, Yatırım Yapma İmkanı, ABD’de Yatırım Yapma, Astrum Fund, Nevin Şanlı, yurt dışında yatırım yapmak, yurt dışı yatırımları

Nevin Şanlı

Okyanus Ötesi Yatırım

Nevin Sanlı kendisinin geliştirdiği modelle dizayn ettiği emlak fonu sayesinde ABD’de yatırım yapma imkanı sağlıyor hem de yüksek getiriyle.

Astrum Fund hem şirketlerin nakit akışını düzeltiyor hem de yatırımcıya yüksek getiri vaat ediyor.

Türk Hava Yollan, İstanbul – Los Angeles seferlerini efsane basketbolcu Kobe Bryant’lı tanıtımla başlattığında sessiz sedasız küçük bir sponsorluğa da imza atıyordu: Astrum Investment Management’ın kurduğu Astrum Fund’un Türkiye road – show programı. Bu sayede bir yıldır uçaklarda ülke ülke dolaşan Nevin Sanlı bu defa bussiness class uçtu. Ekibiyle birlikte İstanbul’a gelen Sanlı, arka arkaya aile ofisleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Çantasında yeni bir fikir vardı ve bu fikri satmak istiyordu. Türk zenginlerin varlıklarını yöneten aile ofisleri, Sanlı’nın getirdiği modele ilgiliydi. Ancak karar verecek olan ‘büyük’ patronlar, ABD’de emlak fonuna para yatırma fikrine pek sıcak bakmadı. Üstelik Türkiye’de emlak yatırımları da gayet iyi gidiyordu. Sanlı şimdilik iki tanınmış zengin ile Florida ve Los Angeles’ta iki ayrı otelin alimini yapmak üzere anlaşma yaptı ve Birleşik Devletler’e geri dönerek buradaki çalışmalara ağırlık verdi. İstanbul’u da kapsayan road -show dizisinin Beverly Hills ayağında fikrini satmayı başardı ve 5 milyon dolar topladı. Arkasından New York merkezli bir aile ofisi, 20 milyon dolarlık pay almak istediğini söylerken fonlara yatırım yapan bir fon (funds of fund) 10 milyon dolarlık bir dilim için harekete geçti.

Astrum Investment Management 2009’da kurulmuş bir şirket. Henüz genç olan şirketin temelleriyse çok daha köklü. 1962 İzmir doğumlu Nevin Sanlı’nın kaderi, NATO’da mühendis olarak çalışan babasının Brüksel’e atanmasıyla yıllar önce değişti. Eğitimine burada başlayan Nevin Sanlı daha öğrenciyken okulun sinemasını işletmeye başlamış. İşletmedeki başarısı nedeniyle okulun küçük restoranının da işletmesini alan Sanlı ilk defa para kazanmanın tadını çıkartmış. İşlerin daha çok yönetim kısmıyla ilgilenirken ilk olarak bu dönemde aklına kendi şirketini kurmak ateşinin düştüğünü anlatıyor. Üniversite seçimini de hayalleri doğrultusunda yapan Sanlı, 1982’de Kaliforniya Üniversitesi’nde İktisat bölümünde öğrenimine başladı. Amerika’da iş hayatım öğrenmek, buradaki tecrübelerini de daha sonra Avrupa’ya dönerek sınamak istiyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Üniversite yıllarında başarılı bir öğrenci olan Sanlı, profesörlerin yanında çalışmaya başladı. Onur derecesiyle mezun olduğunda yanında çalıştığı bilim adamlarının referansıyla küçük bir yatırım bankası olan Unireal Investments’ta analist olarak işe başladı. Şirket alım satımı yapan ekip beş kişiden oluşuyordu ve işlemlerin durum tespitini yapmıyorlardı. Sanlı burada bir prosedür mekanizması kurarak işe başladı. Burada çalıştığı iki yıl boyunca fınansal ve ekonomik analiz, şirket değerleme gibi teknik konularda bilgi birikimini artırdı. Unireal iki yıl sonra Japonlar’a satıldığında Sanlı da işten ayrılıyordu; “Ben kendi işimi kurmak istiyordum. Tecrübe kazanmaya çalışıyordum. Daha büyük bir yapıda çalışmak istemediğim için ayrıldım” diyor. Sonraki bir yılı küçük firmalarda analistiik yaparak geçiren Sanlı, 1992’de beraber çalıştığı Thomas E. Pastore ve Clinton Hill ile kendi şirketlerini kurmanın zamanının geldiğine karar verdi.

Bekar olan üç ortak Sanlı’nın bir oda bir salon olan evinin salonundaki mobilyalardan kurtularak 10 bin dolar sermaye ile Sanli Pastorey & Hill isimli şirketlerini kurdular. “Gençtik ve bilmemekten kaynaklanan bir cesaretimiz vardı” diyerek hatırlıyor o günleri Sanlı. Altı yıllık iş hayatında bütün tanıdıklarına duyurular yaptılar ve olabildiğince insanla tanışmak için kolları sıvadılar. İlk işleri kurulduktan bir hafta sonra geldi. L.A.’da yaşayan Fransızlara hitaben çıkartılan Sarı Sayfalar telefon kataloguna ilan vermek için bu şirkete giden Sanlı’yla tanışan şirket sahiplerinden biri, birkaç saat sonra telefonla ulaşarak bir ortağın hissesini almak istediklerini bunun için şirketin değerlemesini yapıp yapamayacağını soruyordu. Sanlı “400 dolar reklam parası vermiştim. Tarifemiz beş bin dolardı ancak ilk işimiz olduğu için bin 500 dolara yaptık. 400 dolarlık yatırımdan bin 500 dolar kazanmıştık” diyor gülerek.

Katıldıkları network grup toplantılarında Martin Pichinson’la tanışan Sanlı bir anlamda onun himayesine giriverdi.

20 yıldır sektörde olan Pichinson, San-lı’ya “Seni beğendim. Tanıdığım herkesle tanıştıracağım ancak bir kere hata yaparsan asla senin sözünü bile etmem” dedi -bugün hala arkadaşlar- ve böylece Sanli Pastorey & Hill hızlı bir başlangıç yaptı. Şirket kurulduktan üç ay sonra ilk ofislerine taşındı. İki yıl sonraysa taşındıkları binaya sığamadıkları için yaptıkları kontratı erken bozarak yeni bir binaya taşınmak zorunda kaldılar. Sanli Pastorey & Hill 20 yılda iki binin üzerinde şirket ile iş yaptı. Şirketlerin yönetim kurullarına değerleme danışmanlığı aynı zamanda da şirket evliliklerinde danışmanlık yapıyorlar. Sanli Pastorey & Hill’in belki de en ilginç özelliği mahkemelerde bilirkişi olarak görevlendirilmeleri. ABD’de şirket satın alma ve birleşmelerinde ters giden bir durum olduğunda taraflar jet hızıyla birbirini dava ediyor. Bu davalarda Sanlı’nm şirketi bilirkişiliği üstleniyor.

Sanlı bu işte çok önemli bir ekspertiz geliştirdiklerini ekliyor.

Nevin Sanlı’nın Sanli Pastorey & Hill şirketi sayesinde en büyük kazanımı, 22 bin kişilik bir database sahibi olması. 20 yılda elde edilmiş bu bilgi bankası iş yaptıkları şirket yöneticileri, avukatlar ve ortaklardan oluşuyor. Bu isimlerin hepsi karar verici düzeyde. “Sadece telefon toplamadık, insanlarla arkadaş olmayı ve iyi ilişkiler geliştirmeyi yola çıkarken vizyonumuza koymuştuk” diyor Sanlı.



Bu netvvork önemli çünkü Astrum Investment’ın kendine has fonunun temelini bunlar oluşturuyor. Sanlı bir yandan şirketiyle ilgilenirken diğer taraftan da ortaklarıyla Los Angeles emlak piyasasında alım satım yaptıklarını anlatıyor. 2007’ye kadar bu işe devam etmişler. Ancak piyasadaki anormallik ve spekülasyon o kadar çok artmış ki 2007’de bütün varlıklarını satarak -ver-giler çıktıktan sonra net iki milyon dolar kalmış ellerine- piyasadan çıkmışlar. “Benim işim değerleme yapmak. Yıllardır yapıyorum. Ancak emlak balonu öyle bir şişiriliyordu ki piyasa mantıksızlaş-mıştı. Berberden otoparkçıya kadar herkes emlak uzmanı olmuştu. Bu işten bir süreliğine çıkmamız gerektiğini o an anladık” diye anlatıyor Sanlı krizden kurtuluşlarını. Gerisi malum, sub-prime mortgage kredileriyle başlayan ve bugün dünya ekonomisine diz çöktüren kriz. 2009’da balon söndüğünde Nevin Sanlı yeniden emlak işine girmek istedi. Ancak ortada çok büyük ‘risk’ vardı. İki milyon doları ancak bir yere bağlayabiliyor ve yatırımı yapan bütün riski üstlenmek zorunda kalıyordu. Kriz hala devam ettiği için bütün parayı bağlamak ve belki de yıllarca beklemek mantıklı değildi. Bu yüzden Sanlı ortaklarıyla bir karar aldı ve Astrum Invest-ment’ı kurdu. Bir emlak fonu kuracak, fonun kaldıraç etkisini de kullanarak alım yapabilecekti. İlk fon 50 milyon dolar olarak tasarlandı. Sermayenin yüzde 60’ı kadarı da borçlanmayla fonun değeri 110 milyon dolara çıkacak böylece 10-12 bina satm alabilecek hale geleceklerdi. Portföydeki çeşitlilik riski dağıtacaktı ancak yine de piyasadakilerden farklı olmadığı için kim alacaktı ki bu fonu? Ve Sanlı’nın aklına yeni bir fikir geldi. Sanli Pastorey & Hill’in iş yaptığı şirketlerin çoğu -hatta hepsi-nakit sıkıntısı çekiyordu. Kriz nedeniyle bankalar kredi musluklarını cirosu 50 – 100 milyon dolar olan şirketlere iyice kapatmışlardı. Sanlı başta bu şirketlerin binalarım almayı düşünmüştü ancak bunlar binalarını satmak istemiyorlardı. “O gün güzel bir rakı ve iyi bir puro vardı herhalde” diyor Sanlı ve devam ediyor: “Birden bu şirketlerin binalarını beş – altı yıllığına satın almak geldi aklıma. İşte bu aradığımız farklılığı yaratacak olan fikirdi.” Fikri tam olarak anlayabilmek için önce Amerikan şirket sahiplerinin hayatlarını nasıl geçirdiklerine göz atmamız gerekiyor.

Amerikan KOBİ’lerinin sahipleri, emeklilikleri geldiğinde şirketi satarak önce kendilerine güzel bir ikramiye alıyorlar. Bununla tekne, çiftlik gibi keyfi yatırımlarını finanse ediyorlar. Şirketin emlak varlığımysa satmıyorlar ve kira geliriyle kendilerini garantiye alıyorlar. Borç üzerine dönen bir ekonomide şirketler binalarını, üretim yaptıkları tesisleri uzun vadeli kredilerle satın alıyorlar ve bilançolarına bu alım borç olarak geçiyor. Sahibi de binayı satmak istemediği için durum krizle beraber iyice çetrefilleşiyor. İşte Sanlı tam bu noktada devreye giriyor. Şirket sahiplerini tanıyor ve daha da önemlisi bu şirketlerin değerlemesini yapmış ve nasıl çalıştıklarım biliyor. Şirket sahibiyle bir anlaşma yaparak bina satm alınıyor. Sanlı binayı eski sahiplerine kiralıyor. Eski sahipler de binanın mortgage borcunu kapatarak bilançolarından çıkartıyorlar. Ekside olan bilanço birden artıya geçiyor ve şirketin nakit akışı rahatlıyor. Üstelik binanın eski sahibi beş yıl sonunda -önceden belirlenen fiyattan- geri alım yapabiliyor. Böylece şirkete taze nakit girişi oluyor, bilançodan borçlar siliniyor ve şirket büyümesi için gereken yatırımı yapabiliyor. Astrum Fund’un getirisi ise kira oluyor. Eğer eski sahip geri alamazsa fon, piyasa fiyatının çok aşağısından binaya sahip oluyor. İşte bu model Sanlı’nın akima gelir gelmez hemen kolları sıvayarak Astrum Investment üzerinden yeni bir çalışma başlatıyorlar ve fonlarının hukuki ve ticari altyapısını bu fikre uyduruyorlar. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Nevin Sanlı fikrini ve fonunu satmak için yollara düşüyor. Bir yıl boyunca Türkiye, Belçika, İngiltere, İsviçre ve ABD ekseninde ‘havada’ yaşamaya başlıyor. Haberin başında sözünü ettiğimiz yolculuğun sonunda Sanlı iki şeyi fark ediyor: İlki Türk zenginlerin emlak yatırımında kontrolü başkalarına bırakmak istememesi. “Tapu isterim” yaklaşımı Astrum Fund’u biraz zorluyor. Ancak Türk emlak piyasasındaki gelişmeler nedeniyle artık bu isteklerde biraz daha yumuşama olduğunu da belirtiyor Sanlı. İkinci önemli sorun ise 100 milyonun üzerinde varlığı olanların bir milyonluk fon payıyla pek ilgilenmemesi (Astrum Fund’da yabancı ülkelerden yapılacak yatırım en az bir milyon dolarla başlıyor). Bu bilgiyle ABD’ye dönen Sanlı Beverly Hills’de yaptığı (yine netvvork’ünü kullanarak) road – shovv’da Amerikalı katılımcıların en az 100 bin dolarla katılabilmesinin önünü açıyor. “Amerika içinde fon yatırım yapmak daha kolay ve az maliyeti var, bu yüzden girişi aşağı çektik” diyor Sanlı. Böylece bir günde 5 milyon dolarlık yatırımı fona koymuşlar. Fikir o kadar cazip gelmiş ki New York merkezli bir aile ofisi, 20 milyon dolarlık alım için işlemleri başlatmış, bir başka fon da 10 milyon dolarlık alım yapacağını açıklamış. Sanlı şu anda 50 – 60 milyon dolar olarak planladığı ilk fonun yarısını satmış durumda. Bu yılın ilk çeyreğinde kalan yarısını da satmayı ve fonu kapatmayı planlıyor ki ikinci ve daha büyük olan (250 milyon dolar hedefleniyor) fonu başlatabilsin. Sanlı ikinci fon için iddialı konuşuyor: “İki bin şirket var elimizde. Bunların 200 tanesi kendi binalarının sahipleri. Bunların da 60 tanesi bizim kriterlerimize uygun büyüklük ve lokasyon-dalar. İlk fonda 10-12 işlem yapabiliriz. Geriye 50 tane bina kalıyor. Onlarla da iş yapmak istiyorum. İkinci fon burada devreye girecek.”

Peki ya getiri? Amerika’da bankaların yüzde 1 verdiği bir ortamda Sanlı dolar bazında yıllık yüzde 8,5 -10 getiri garantisi veriyor. Fona yatırım yapıldığı anda bu faiz oranı işlemeye başlıyor. Mesela ilk binayı bu ay içinde alacaklar ancak önceden topladıkları 5 milyon doların faizi ilk günden itibaren işliyor. Bu büyük bir iddia. Şirketleri yakından tanımayan bir fonun bu riskleri alması güç olabilirdi ancak bu şirketlerle yıllardır iş yapan Sanlı nereye yatırım yapacağını biliyor. Emlak alımları Amsterdam’da kurulu bir Limited Partnership üzerinden yapıldığı için yatırımcılara herhangi bir vergi problemi çıkartmıyor. Vergiyi bu şirket ödüyor. Yatırımcı ABD vergi dairesinin ‘gözlerinden’ ve tonlarca evrak işinden kurtulmuş oluyor. Yatırımcının güvenliği için de Deutsche Bank ile anlaşmışlar, para Deutsche’de saklanıyor.

Astrum Investment Management bu ay içinde Türkiye ve İsviçre ofisini açmayı planlıyor. Şirketin Türkiye temsilcisi Globaltuık Capital’in kurucusu Barış Öney olacak. Nevin Sanlı da Globalturk’ün ortakları arasında yer alıyor. Zamanla İstanbul’da ofis yapılanmasına geçecekler.

Sanlı’nın hedefi dünya çapında bir emlak fonuna sahip olmak. Astrum Investment şirket değerlemesi, finansal analiz, makro ve mikro analizin yanı sıra fon yönetimi, kurumsal finansman, şirket satın alma ve birleşme becerilerinin hepsini tek potada toplayan bir fonun öncülüğünü yapıyor.

ADİL UÇAR





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir