Anasayfa / Şirket Haberleri / Türkiye’nin Yaşayan İnsan Hazineleri’ne Ödül

Türkiye’nin Yaşayan İnsan Hazineleri’ne Ödül




Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rolü bulunan ‘Yaşayan İnsan Hazineleri 2010 yılı ödülleri’ İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Anadolu Sigorta sponsorluğunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TRT Kurumu işbirliğinde 26 Kasım’da gerçekleştirilen törende, Abdallık Geleneği’nde Neşet Ertaş, Horlatma Kaval-Dilli Dilsiz Kavallar’da Yaşar Güç, Çini Sanatı’nda Mehmet Gürsoy, Dokumacılık ve Doğal Boyamacılık’ta Emine Karadayı, Aşıklık-Zakirlik’te Veli Aykut, Bağlama’da Bekir Tekeli, Kitap Sanatı’nda Uğur Derman, Hüsn-ü Hat’ta Hasan Çelebi, Ebru Sanatı’nda ise Fuat Başar ödüle layık görüldü.

Bu yıl ikincisi düzenlenen, 9 sanatçının belgesellerle tanıtıldığı ödül töreninde, Neşet Ertaş, Yaşar Güç ve Veli Aykut kısa performans sergiledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müşteşarı İsmet Yılmaz törende yaptığı konuşmada küreselleşmenin tek tipleşmeye ve tüketim odaklı yaşam tarzının yaygınlaşmasına yol açtığını, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde önceki kuşakların birikiminden habersiz bıraktıkları zengin mirastan kopuk kalacak kitlelerin, kültürel açıdan yoksul ve yoksun bir hale geleceğini vurguladı. Bu duruma kayıtsız kalmayan Unesco’nun kültür politikasında yeni bir açılım gerçekleştirerek, 2003 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ni kabul ettiğini, Bakanlığın Türkiye adına bu sözleşmeyi aktif olarak takip edip, uygulamaya başladığını ifade etti.

Sözleşme kapsamında araştırma ve envanter çalışmalarının yürütüldüğünü belirten Yılmaz, ulusal envanter sisteminin iki eksende gerçekleştirildiğini, Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanter Sistemi’nin de bunlardan biri olduğunu kaydetti.

Ödül ve tanıtım töreninin her yıl düzenlenmeye devam edeceğini ve bu şekilde miras taşıyıcılarımızın korunarak, kültür değerlerimizin de kuşaktan kuşağa aktarılacağını vurguladı.

Törende konuşan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, kültürel mirasın bir toplumu ileriye taşıyan en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle, Anadolu Sigorta’nın kuruluşunun 85. yıldönümünde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2008 yılından bu yana büyük başarıyla gerçekleştirdiği bu anlamlı projenin içinde yer almaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Mahmut Evkuran ise konuşmasında Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanter Sistemi ve değerlendirme kriterleri hakkında bilgi verdi. Ödül töreninde Unesco Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Nabi Avcı da bir konuşma yaptı.

‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ ödülleri, ‘Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması’ sözleşmesi kapsamında, ulusal envanterin oluşturulması amacıyla 2008 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından veriliyor.

İlk adım 1989’da UNESCO’da atıldı

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), küreselleşmeyle birlikte bazı kültürel değer ve kavramların değişmeye ve önemini yitirmeye başlaması üzerine, ‘Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ni tartışmaya açtı. İlk olarak 1989 yılında ‘Popüler ve Geleneksel Kültürün Korunması Tavsiye Kararı’ aldı.

2002 yılında ‘Kültürel Çeşitliliğin Aynasında Somut Olmayan Kültürel Miras’ adıyla İstanbul’da Kültür Bakanları 3. Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleştirildi.

2003 yılında da, toplulukların, grupların, bazı durumlarda bireylerin, kültürel mirasın bir parçası olarak tanımladığı uygulama, temsil, anlatım, bilgi, beceri ve bunlara ilişkin araç, gereç ve kültürel mekanlar anlamına gelen, ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi’ kabul edildi.

Türkiye de, sözleşmenin 2006 yılında TBMM’de kabul edilmesinin ardından, Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesine, resmen taraf oldu.

Hangi alanları kapsıyor?



Sözleşmeyle, ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ alanları; sözlü gelenekler ve anlatımlar, gösteri sanatları, toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları geleneği olarak belirlendi.

Amaç ise, somut olmayan kültürel mirası korumak, bu mirasın taşıyıcısı konumundaki toplulukların, grupların ve bireylerin somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek, bunların önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde duyarlılığı arttırmak ve karşılıklı değerbilirliği sağlamak, uluslararası işbirliği ve yardımlaşmayı sağlamak olarak ifade edildi.

Türkiye 2006 yılında taraf olduğu Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması sözleşmesi kapsamında ‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ (YİH) Türkiye Ulusal Envanteri’ni oluşturmak için gerekli düzenlemeleri başlattı.

‘Türkiye Ulusal Envanterinin’ oluşturulmasında insan yaratıcılığının bir kanıtı olarak, değeri, kültürel ve toplumsal gelenekler içerisindeki köklülüğü, belirtilen topluluk ya da grubu temsil niteliği ve kaybolma riski temel alındı.

Yaşayan insan hazineleri neye göre seçildi?

Somut Olmayan Kültürel Mirasın belli unsurlarını yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip kişileri anlatan ‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ de şu ölçütlere göre belirlendi:

‘Ustalığını 10 yıldır icra ediyor olması, sanatını usta-çırak ilişkisi ile öğrenmiş olması, bilgi ve becerisini uygulamadaki üstünlüğü, konusunda ender bulunan bilgiye sahip olması, kişi veya grubun yaptığı işe kendini adamışlığı, kişi veya grubun bilgi ve becerilerini geliştirme yeteneği (sanatının toplumla buluşmasını sağlayacak yenilikler içermesi), kişi veya grubun bilgi ve becerilerini çırağa aktarma becerisi (bir çırak yetiştirmiş olması).’

Bu çerçevede 2008 yılını kapsayan ilk ‘Yaşayan İnsan Hazineleri Ödül Töreni’ 14 Ocak 2010 tarihinde, Karagöz sanatçıları Metin Özlen, Orhan Kurt ve Tacettin Diker, Aşık Şeref Taşlıova, Çam düdüğü yapımcısı ve icracısı Hayri Dev, Keçe ustası Mehmet Girgiç, Çini ustası Sıtkı Olçar’a verildi.

2009 yılını kapsayan Yaşayan İnsan Hazineleri ödülleri ise 26 Kasım’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen törenle, Abdallık Geleneği’nde Neşet Ertaş, Horlatma Kaval-Dilli Dilsiz Kavallar’da Yaşar Güç, Çini Sanatı’nda Mehmet Gürsoy, Dokumacılık ve Doğal Boyamacılık’ta Emine Karadayı, Aşıklık-Zakirlik’te Veli Aykut, Bağlama’da Bekir Tekeli, Kitap Sanatı’nda Uğur Derman, Hüsn-ü Hat’ta Hasan Çelebi, Ebru Sanatı’nda ise Fuat Başar’a verildi.

Türkiye’den insanlığın kültürel miras listesine dahil edilenler

Türkiye’nin 2003 yılından bugüne kadar sürdürdüğü çalışmalar sonucu Meddahlık (2003), Mevlevi Sema Törenleri (2005), Aşıklık Geleneği (2009), Karagöz (2009) ve Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Pakistan, Özbekistan ile oluşturulan ortak dosya ile Nevruz (2009) UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne dahil edilen başyapıtlar arasında yerini aldı.

Aynı listenin 2010 yılı başyapıt adayları arasında ise Geleneksel Sohbet Toplantıları, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah bulunuyor.

Anadolu Sigorta Hakkında:

Anadolu Sigorta, özel bir sigorta şirketi olarak, kuruluşundan bugüne kadar geçen sürede Türkiye’de sigortacılık sektörünün gelişiminde ve bu gelişime paralel olarak sosyo-ekonomik ortamın çağdaşlaşmasında önemli bir rol oynadı. 1997′ de uygulamaya koyduğu “Yeniden Yapılanma Projesi”yle tüm acentelerini on-line ve real time sistemiyle, bilgi işlem ağına kattı. Bilişim teknolojisinden yararlanarak hizmette kalitenin yükselmesini, çağdaş düzeye erişmesini sağladı. Anadolu Sigorta’nın yıllardır değişmeyen, hasarları hemen ve eksiksiz ödeme ilkesi, insanlarımız için bir güven kaynağı oldu. Bugün, güçlü sermaye tabanı ve gelişmiş altyapısını arkasına alarak müşteri memnuniyeti odaklı öncü bir sigortacılık anlayışını “Maksimum Hizmet Sigortacılığı’nı” uygulayan Anadolu Sigorta, Türkiye’de sigorta bilincinin yaygınlaşmasını hedefliyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir