Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye, ilaçta dünyanın en büyük 16’ncı pazarı

Türkiye, ilaçta dünyanın en büyük 16’ncı pazarı




Türkiye, ilaçta dünyanın en büyük 16’ncı pazarı. 2013’teki 9 milyar dolarlık pazarın 2014’te 9,5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. 2010’dan beri uygulanan fiyat politikaları sonucunda 2 bin 500-3 bin kişinin işini kaybettiği sektörde 2014’te de istihdam artışı beklenmiyor. 2013’te sahte ilaçla mücadele eden sektör, 2014’te kur ayarlaması ve yeni ürün ruhsatlarıyla ilgili konuların çözülmesini istiyor.

ilac sektoruDünyada ilaç sektörü yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir büyüklüğe sahip. Türkiye’de ise 2013 yıl sonu itibariyle tahminen 9 milyar dolarlık bir büyüklük var. Bu rakam ile Türkiye dünyada lö’ncı büyük pazar olarak niteleniyor.

Sektörde 2013 yılında da hareketli bir gündem vardı. Satış fiyatlan, reklam yasaklan, kamu ihaleleri, ‘Sağlıkta Dönüşüm’ projesiyle birlikte bedelsiz sağlık hizmeti alan nüfusun genişlemesi, yıllık doktor ziyaret sayısının 2’den 8’e çıkması yılın en önemli gündem maddeleri olurken, sektörü de önemli oranda büyüttü.

Makul bir büyümenin sadece hacimsel olarak değil, buna paralel olarak değer bazında da görmek gerektiğini söyleyen, Araştırmacı Haç Federasyonu Demeği (AlFD) Başkanı Güldem Berk-man, “Ne yazık ki global bütçe uygulaması ve bununla birlikte kur farklarının verilmemesi nedeniyle bu alanda bir büyüme kaydedilemedi” diyor.

KUR AYARLAMASI BEKLENİYOR

ilaç sektörünün 2014 yılında 2013 ile paralel bir gelişme göstermesini ve sabit kurla yüzde 6-7 oranında büyüyerek yaklaşık 9,5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmasını beklediklerim belirten Berkman, hacimsel artışı kontrol etmek için alınacak önlemler sayesinde ilaç birim fiyatlarında hayati hale gelen kur ayarlamasının 2014’te gerçekleşeceği öngörüsünde bulunuyor.

Türkiye’de ilaca erişimin kolaylaşması ve nüfusun yüzde 98’inin sosyal güvenlik kapsamına alınması ile birlikte artan ilaç talebi, 2014 yılında da devam edecek gibi görünüyor. Dolayısıyla ilaca ayrılan bütçenin kontrol altında tutulmasının hala gündemde olacağını söyleyen Berkman, şunları ekliyor: “İlaç sektörü, farklı terapötik ihtiyaçlar sebebiyle uzmanlaşmayı ve farklılaşmayı yapısı içerisinde barındıran bir sektör. Bu nedenle her zaman için sa-tınalma ve birleşmelerin gerçekleşmesi öngörülebilir. Türkiye’nin 2023 vizyonunda da ilaç sektöründe yerli üretimi, ihracatı ve AR-GE’yi artımıa hedefleri bulunuyor. 2014’te bu yolda pozitif adımlar atmayı istiyoruz.”

HARCAMALAR 17 MİLYAR TL

Öte yandan dünyada sağlık hizmetlerine ve ilaçlara olan talep artıyor. Buna karşılık hükümetler artan masrafları kontrol altına almaya yönelik önlemlere başvuruyor. Bu durum bazı pazarlarda büyümeyi yavaşlatsa da durduramıyor. 2012-2017 arasında reçeteli ilaç satışlarının büyüme oranının yüzde 5,3 olması bekleniyor ve 2017’de 1,2 trilyon dolarlık bir hacime erişmesi öngörülüyor.

Türkiye’de de benzer eğilimler var. Halen ilaç harcamalarının büyük çoğunluğu kamu tarafından yapıldığı için, sektörün büyüklüğünü değerlendirmek açısından ilaç harcamalan bütçesine bakmak gerekiyor. Hükümetin 2013 için belirlediği bütçe 15,7 milyar TL düzeyindeydi. 2014 yılı için belirlenen ilaç harcamaları bütçesi ise 17 milyar TL. Ancak sektörün bu büyüklüğe ulaşıp ulaşamayacağını şimdiden söylemek mümkün değil.

Yaklaşık 300 firmanın faaliyet gösterdiği Türk ilaç sektöründe, yaklaşık 35 bin kişi istihdam ediliyor. Sektörde 2010’dan beri uygulanan fiyat politikalannın sonucunda 2 bin 500-3 bin kişinin işlerini kaybettikleri tahmin ediliyor. 2014’te de istihdamda artış beklenmiyor.



GÜNDEMDEKİ İKİ KONU

ilaç sektörünün 2014 gündeminde iki madde var. Biri ilaç fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan ve 2009 yılında 1,9595 TL’de sabitlenen Euro kurunun güncellenmesi. Bu durumun sektöre ağır maliyetler yüklediği ve ilaç tedarikinin sürdürülebilirliğini tehlikeye soktuğu belirtiliyor. Diğer önemli gündem maddesi ise yeni bir üıün için ruhsat başvurusundan önce Sağlık Bakanlığı’ndan İyi imalat Uygulamaları Sertifikası’ alma uygulaması. Bu uygulamanın ruhsat başvuru sürecini daha da uzattığını ve hastaların yeni ilaçlara erişimini zorlaştırdığını belirten AİFD Genel Sekreteri Osman Kara şunlan söylüyor: “2014’te hükümetin bu konularda ilerleme sağlayacak düzenlemeler yapması sektörümüzü rahatlatacak.”

D1Ş TİCARET İYİ DEĞİL

2013 yılında ilaç sektörünün dış ticaretteki durumu parlak değildi, ilk dokuz aylık dönemde ihracat 523 milyon dolar oldu. Oysa 2012’nin aynı döneminde 662 milyon dolarlık ihracat vardı. 2013’ün ilk dokuz ayında ithalat ise 3,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam da geçen yılın sonunda 4 milyar dolardı.

2014 yılında da bu tablonun çok fazla değişmesini beklemediklerini dile getiren Kara, “Sektör açısından ihraçatın ithalatı karşılama oranı maalesef yine düşük seviyelerde kalacak. Bu durum ülkemizin ilaç sektöründe katma değeri düşük ürünler üretip ihraç etmesinden, buna karşılık katma değeri yüksek ürünler ithal etmesinden kaynaklanıyor” diyor.

SAHTE İLAÇ SORUNU

Dünyada 32 milyar dolarlık piyasası olan sahte ilaç konusunda 2013’ün son çeyreğinde Türkiye’de de önemli gelişmeler yaşandı. Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde sahte ilaç şebekeleri yakaladı. Her yıl 1 milyar 800 bin kutu ilaç tüketilen Türkiye’de 5,6 milyar TL değerinde 1 milyar 873 kutu ilaç ele geçirildi. Bu verilere rağmen Türkiye’nin dünyada sahte ilacın en az yapıldığı ülkelerden birisi olduğunu belirten sektör temsilcileri, “Dünyada ilaç Takip Sistemi’ni uygulamaya başlayan tek ülke olması ve devletin ilaç ihtiyacının tamamını karşılıyor olması sahte ilaca ihtiyacı azaltıyor. Sahte ilaç pazarında en çok kanser ilaçları taklit ediliyor. Türkiye’de sahte ilaçla mücadelenin 2014’te de devam edeceği kesin” diyor.

Biyoteknoloji önem kazanacak

Son yıllarda gerek ‘moleküler biyoloji’, gerekse de ‘gen teknolojisi’ alanlarında kaydedilen gelişmeler sonucunda, bu iki alan birleşerek giderek daha fazla önem kazanan’biyoteknoloji’ uzmanlaşma alanını ortaya çıkarmış bulunuyor. Gen ve protein çalışmalarının, hastalıkların moleküler bazda sebeplerine inip ‘kişiye özel tedavi’ yaklaşımlarının bulunmasına katkı sağlayacağını belirten Deloitte Türkiye Sağlık ve ilaç Endüstrisi Lideri Hülya Yılmaz, şu öngörülerde bulunuyor: “Nanoteknoloji alanındaki gelişmeler sayesinde bir metrenin yaklaşık yüz milyonda biri kadar çok küçük mikro izleme aletleri geliştirilmesi, bu aletlerin insan damarlarına yerleştirilmesi ve dolaştıkları damarlardan sağlıkla ilgili parametreleri takip edebilmeleri ve gene bu aletlerle yapılabilecek mikro müdahalelerle bazı patolojik durumların düzeltilmesi mümkün olabilecek. Dolayısıyla biyoteknoloji sağlık ve ilaç sektöründe her geçen yıl giderek artan bir önem kazanacak. Nitekim 2012 yılında getirilen yeni yatırım teşvikleri sayesinde biyoteknolojik ilaç üretimi yatırımları, ‘öncelikli yatırım alanı’ olarak belirlendi.”

Özlen Bay Yılmaz / Ekonomist






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir