Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye Sermaye Akışında Cazibesini Koruyacak

Türkiye Sermaye Akışında Cazibesini Koruyacak




İştah var, para akışı sürece

Euro bölgesine sağlanan 500 milyar euro’luk kaynak sonrasında likidite bolluğu yaşanıyor. Türkiye’nin bu yıl da sermaye akışında cazibesini koruyacağı düşünülüyor…

PİYASALAR karakışta bayram yerine döndü. Borsadaki yükseliş eğilimi geçen hafta hızlandı ve 60 bin direncini kırdı. Bono-tahvil faizleri yüzde 9’lara, dolar kuru ise 1.75’lere geriledi…

Aslına bakılırsa küresel piyasalarda son bir aydır beklentilerin de üzerinde bir iyimserlik havası var. Buna gerekçe ise global likiditedeki ciddi artışlardı. Keza Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçen yılın sonuna doğru euro bölgesindeki bankalara 489 milyar euro ile beklentinin 200 milyar euro üzerinde kredi kullandırmıştı.

İşte bu fonlama sonrasında Avrupa piyasaları hızlı bir yükseliş trendine girdi.

Tam anlamıyla bir likidite bolluğu yaşanıyor. İyimserliği artıran diğer bir açıklama da Amerikan Merkez Bankası’ndan (FED) geldi. FED, politika faizini 2014 sonuna kadar artmayacağını belirtirken, likiditeyi de gerekirse güçlü şekilde desteklemeye devam edeceği mesajını verdi.

Uzmanlar, piyasalardaki bu iyimserliği biraz da serotonin (beyinde rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygulara yol açan salgı) etkisine benzetiyor. Oysa dünya ekonomisinin sağlığı halen bozuk. Ortada bir türlü atlatılamayan bir hastalık var. Bu hastalığa kesin çözüm bulmak yerine likidite enjekte ediliyor. Ekonomiler hasta olsa da geçici uyuşturucularla hızlı bir mutluluk, kaygı azalması sağlanıyor ve finansal piyasalar coşuyor.

Piyasalarda bu serotonin etkisinin ne zaman geçeceği bilinmiyor. Ancak kalıcı olmadığı muhakkak, işte bu yüzden 2012, finansman sıkıntısının ciddi biçimde yeniden hortlayacağı bir yıl olarak görülüyor. Yani bu yıl uluslararası sermaye akışında azalma bekleniyor. Nitekim Uluslararası Finans Ensti tüsü’nün (IIF) gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarıyla ilgili yeni tahminleri de bu doğrultuda. IIF, söz konusu ülkelere daha önce 1 trilyon 50 milyar dolar civarında tahmin edilen sermaye akışının 910 milyar dolarda kaldığını açıkladı. Enstitü, bu yıl gelişmekte olan ülkelere toplam fon akışının 789 milyar dolara ineceğini, 2013’te ise yeniden 927 milyar dolara çıkacağını öngörüyor. IIF bu tahminin biraz muhafazakâr olduğunu kabul ediyor. Ancak en kötü senaryo olmadığını da vurguluyor.

KIRILGAN AMA GÜVENLİYİZ!

IIF, özellikle Avrupa bölgesine yönelik sermaye girişlerinin azalacağı görüşünde. Sermaye girişleri bölge genelinde azalacak. Ancak temelleri zayıf ve yüksek dış borç ihtiyacı olan ülkeler fazla etkilenecek. Bu kapsamda Ukrayna ve Macaristan’ın en kırılgan ülkeler olduğuna işaret eden IIF raporunda, Türkiye’nin de yüksek cari işlem açığı ve yüksek dış borç ödeme ihtiyacı nedeniyle baskı altında kalabileceğine dikkat çekiliyor.



Türkiye’nin bu yılki finansman ihtiyacıyla ilgili bir açıklama da Dünya Bankası’ndan geldi. Bankanın 2012 pro- w jeksiyonuna göre, Türkiye’nin bu yılı GSYH’sının yüzde 19’u oranında dış finansman ihtiyacı var. Bu da yaklaşık 156 milyar dolara denk geliyor. Bu nedenle Türkiye, gelişmekte olan ekonomiler arasında en kırılgan 6’ncı ülke olarak gösteriliyor.

Uzmanlara göre ise Türkiye, bu yıl yabancı sermaye girişinde dünyanın en güvenli limanlarından biri olacak. Fon girişinde bir sorun yaşanmayacak. Geçen yılın ilk 8 ayında 10.1 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye girişi olduğu hatırlatılıyor. Portföy yatırımları açısından bakıldığında ise bu yıl hisse senedi piyasasına sermaye girişinin artacağı savunuluyor.

“TÜRKİYE HEP KAZANDIRDI”

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Can Karaşıklı, geçen yıl sermaye girişi açısından Avrupa’daki krizden etkilensek de görece çekiciliğimizin sürdüğünü düşünüyor. Önümüzdeki dönemde likiditenin biraz artmasını bekleyen Ka-raşıklı, sermaye girişlerinde rakipsiz olduğumuza inanıyor. Gerekçelerini de şöyle ekliyor:

“İstikrar devam ettiği ve cari açık azaldığı sürece sermayenin Türkiye’den da-ha iyi bir liman bulması zor. Keza en kötü zamanlarımızda bile ne portföy yatırımcısına ne de sabit sermaye yatırımcısına kalıcı zararlar verdik. Dönemsel zararlar sonradan hep telafi edildi. Ayrıca özellikle doğrudan yatırıma gelen yabancı sermaye artık Türkiye üzerinden yakın ülkelere ulaşmak için değil, Türkiye içindeki potansiyelden faydalanmak için geliyor. Bu yıl doğrudan yatırımların portföy yatırımlarına göre daha fazla olacağını düşünüyorum. Bu artışta cari açıktaki iyileşmenin önemli etkisi olacak.?

“HİSSE SENEDİ CAZİP OLACAK”

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma Merkezi (OKFRAM) Direktörü Doç. Dr. Dilek Teker, geçen yıl Türkiye’ye yaklaşık 13 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye girişi olduğunu belirtiyor. Buna karşılık sıcak para miktarının ilk 11 ayda 33 milyar doları bulduğunu, bunun 15.9 milyar dolarının da portföy yatırımı olarak geldiğini vurguluyor.

Teker’e göre, önümüzdeki günlerde yeni likidite kararları gelebilir. Ocak ayıyla beraber kur düzeyinde gevşeme ve İMKB cephesinde genişleme var. Bunda iç piyasaya yeniden giriş yapan fonların etkisi büyük. 2012 yılında ECB ve FED’in faizlerde artışa gitmeyeceği beklentisi gelişmiş ekonomilerde yatırım yapma olasılığını zayıflatıyor. Bu yüzden makro verilerin çok daha parlak olacağı gelişmekte olan ekonomilere sermaye akışı bu yıl da devam edecek. Türkiye de bu trendden payına düşeni alacak.

Teker, bu yıl portföy yatırımı açısından hisse senetlerine ilginin 2011’e göre daha yüksek seyredeceğini düşünüyor. Keza düşük faiz ortamı, hisse senetleri piyasasını yabancı fonlar için daha cazip kılacak.

ERKAN KIZILOCAK






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir