Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye’de İşsizlik ve Kayıt Dışılık

Türkiye’de İşsizlik ve Kayıt Dışılık




Önümüzde Cumhuriyetin 100’üncüyılı hedefleri var. İşsizlik ve kayıt dışı çalışan oranları ile esnek olmayan mevzuat sorunları bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor…

2012 Aralık ayı itibariyle istihdam ve işsizlik rakamları şöyle:

■ TÜİK istatistiklerine göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2012 yılı Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 214 bin kişi artarak 2 milyon 790 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise, geçen yılın aynı ayına göre 0,3 puanlık artış ile yüzde 10.1 seviyesinde gerçekleşti.

■ Tarım dışı işsizlik oranı 0.4 puanlık artış ile yüzde 12.4 ve 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1.7 puanlık artış ile yüzde 19.8 oldu.

■ İstihdam edilenlerin sayısı 2012 yılı Aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 88 bin kişi artarak 24 milyon 766 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 87 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 1 milyon bin kişi arttı.

■ İstihdam edilenlerin yüzde 23’ü tarım, yüzde 19.6’sı sanayi, yüzde 6.7’si inşaat, yüzde 50.8’i ise hizmetler sektöründe yer aldı.

■ Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında inşaat sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0.3 puan, hizmetler sektörünün payı 0.7 puan artarken, tarım sektörünün payı 0.6 puan, sanayi sektörünün payı ise 0.2 puan azaldı.

■ Yukarıdaki rakamlara bağlı olarak, istihdam edilenlerin oranı da, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,1 puanlık artış göstererek yüzde 43,8’deıı yüzde 44,9’a yükseldi.

■ Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, 2012 yılı Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,5 puan artarak yüzde 50 oldu. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0.5 puanlık artışla yüzde 70.4, kadınlarda ise 2.2 puanlık artışla yüzde 29.6 olarak gerçekleşti.

Aslında uzun süreli bir analiz yapıldığında, işsizlik istatistiklerinin yüzde 9-11 aralığında seyredip durduğu görülür. Bu oran, özellikle son küresel krize bağlı olarak ülkelerde yaşanan işsizlik oranlarına göre çok iyi sayılır. Yani, Türkiye’de işsizler ordusunun sayısının, en azından artmadığı ortada. Dolayısıyla bu istikrarlı gidişin nedenini araştırmak gerekiyor.



KAYIT DIŞI ÇALIŞAN SAYISI ÇOK DEĞİŞMİYOR…

Aralık 2012 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.8 puan azalarak yüzde 37.4 oldu.

2011 sonunda bu oran yüzde 39.2 idi. Özellikle 2012 ortalarında Mayıs-Ekim döneminde oran yüzde 40 bandında seyretti.

Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 83.4’ten yüzde 84’e yükselirken, tarım dışı sektörlerde yüzde 25.5’ten yüzde 23.5’e geriledi. Sosyal güvenlik kapsamında olmayan ücretli ve yevmiyeli çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 2.1 puan azalarak yüzde 20.6 oldu.

Demek ki, ekonomide kayıt dışı istihdamın oranı da yüzde 40 dolayında. Aynen vergideki kayıt dişilik oranı gibi yüksek bir oran. İşte, Türkiye’nin esas sorunu da burada. Ekonominin yarısına yakını kayıt dışında ise, çalışanların da bir bu kadarı kayıt altında değilse o ekonominin gelişmiş ülkeler liginde yer alması kolay değil. Dolayısıyla 2023 yılını yakalamak hiç kolay değil.

Bu ülkenin sanayicisinin, turizmcisinin, inşaatçısının, kısacası çok sayıda istihdam yaratan sektörlerin yetkililerinin en çok yakındığı konuların başında çalışma alanındaki ağır mevzuat geliyor. Çalışma hayatına ilişkin mevzuatın zorluğu ve külfeti, özellikle kayıtlı çalışanları sıkıntıya sokuyor.

SIKINTININ KAYNAKLARI

Türkiye’de istihdam üzerindeki vergi ve sigorta yükleri çok yüksek. Bir yandan yüzde 35 sınırına yaklaşan yüksek ücretlilere ilişkin vergi yükü ve bir yandan da işverene yüklenen işçi ve işveren sigorta primleri. Türkiye bu alanda uzun yıllar OECD ülkeleri içerisinde birinciliğini korudu. Şimdilerde de galiba dördüncü sırada. Öte yandan esnek çalışma esasları yok. Aksine çok katı ve işçiyi koruyan hükümler var. Yetmemiş gibi, şimdi de bunun üzerine sosyal güvenlik ile ilgili olarak işletmelere yüklenen ilave külfetler söz konusu. Örneğin, kıdem tazminatının kaldırılması yönünde gündeme gelen çalışma ve düşünce, şimdilerde bizzat Başbakan tarafından reddedilmiş durumda.

2023’e sadece 10 yıl kalmışken, Türkiye’nin temel ekonomik tercihlerinin şekillendiği söylenemez. Temel tercihler veya stratejiler neler? Sektör ve alt sektörler dağılımı nasıl olacak? Bu tercihlere bağlı olarak istihdam politikaları nasıl şekillenecek?

PROF. DR. NEVZAT SAYGILIOĞLU / PARA DERGİSİ





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir