Anasayfa / Ekonomi-Finans / Varlık yönetiminde planlama & psikolojik engelleri anlama ve aşma

Varlık yönetiminde planlama & psikolojik engelleri anlama ve aşma




Varlık yönetiminde planlama & psikolojik engelleri anlama ve aşma

Forex işlemi yapanlar, o psikolojik baskıyı yakından tanır. Ne yazık ki, çok az kişi bu durumun üstesinden nasıl gelinebileceğiyle ilgili bilgi sahibi. Trader’lerin asıl çabaları doğru bir sistem veya strateji bulmaktır. Piyasadayken doğru sistem oyunun sadece bir parçası… Yanlış anlaşılma olmasın, iyi bir işlem stratejisi oluşturmak mutlaka önemli, ancak kesinlikle atlanmaması gereken iki mevzu daha var ki bunlar kazançlarımızı en az strateji kadar etkiliyor: Toplam varlık yönetiminde planlama, psikolojik engelleri anlama ve aşma.

FOREX’I anlatan ve öğretenler, genellikle analizlere ve piyasayı yorumlama üzerine yoğunlaşmış durumda. Aslında gerekli olan, kazanmak için işlem yapmanın tüm yönlerine dikkat etmek ve onları dengelemek.

Yaptığınız işlemin yanlış olduğunu veya zarara gittiğini düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk fikir hangisi? Belki de; “sistemimde bir yanlışlık olabilir” veya “biliyordum, işleme girmemek gerekiyordu” (sistem pozitif sinyal vermiş olsa da). Bu fikirlere rağmen sorunları daha derin incelemek gerekiyor. Aradığımız çözümlere kavuşmak, ancak hatalarımızın doğasını inceledikten sonra mümkün olabilir.

Konu Forex piyasası olduğunda, unutulmaması gereken bir şey var: İşlemi yapanların sadece yüzde 5 kadarı hedefine ulaşıyor, yani düzenli ve sürekli kar ediyor. Bu yüzde 5’i oluşturanların diğerlerinden farkı, nerdeyse hiç yok aslında.

Hepsi aynı hatalardan geçmiş, tecrübeler edinmiş ve çeşitli dersler almış. Öyleyse fark nerede? içlerinden bazılarının, hatalarından ne derece ders çıkarabildiğinde, bir hatayı yaptıktan sonra durup, “Bunu daha iyi nasıl yapabilirim?” üzerine düşünüp bunu gerçekleştirmesinde… Bu küçük ayrım, daha sonra çok daha büyük farklara yol açıyor.

işlem sırasında yapılan hatalar

Çoğumuz hatayı, kazanılan veya kaybedilen para miktarı ile özdeşleştiriyoruz. Gerçekte ise hata, genellikle bir takım kurallara uymamaktan kaynaklanıyor. Asıl hataları, kendi sistemimizin kurallarına uymadığımızda yapıyoruz, para kaybettiğimizde değil. Para kaybetmek, her riskli yatırınım normal kabul edilen parçasıdır.

Bu durumun çeşitli senaryolarına birlikte bakalım:

Senaryo 1: Sistem, işleme girmek için sinyal verdi.

1.    Durum- Sinyali algıladınız. Sinyal, işleminizin doğru ve karlı olabileceğini gösteriyor. İşlemin sonucu: Kar. Tccrübe: “Sistemin verdiği sinyalleri takip etmek ve ona göre işlem yapmak iyidir, doğrudur. Bu sinyallere uyarsam, kar elde edebilirim.” Trader’in sisteme olan güveni artmaktadır. Burada hata yok. Ancak yine de trader, kar ile sonuçlanan işlemi yeniden kontrol ederek neden ve nasıl kar ettiğini aklına yazabilir.

2.    Durum- Sistem, sinyali vermesine rağmen para kaybettiniz. Tecrübe: Her işlemde kar elde etmek mümkün değildir. Para kaybetmek işin bir parçasıdır. İşlem zararlı olsa da trader, sistemine güvenmeye devam eder. Burada da hata yok.

3.   Durum- Sistem pozitif sinyal vermesine rağmen işleme güvenemediniz ve girmediniz. Sonuç olarak, işlem kar ile kapanabileceğini göstermiş. İşlem sonucu: Kar veya zarar yok. Trader kendi kendine hep zararlı işlemler yaptığını, karlı işlemleri ise kaçırdığını düşünebilir. Özgüveni kaybolmaya başlar. Yapılan hata: Sistem sinyal verdiği zaman işleme girmemek. Tecrübe: Hayal kırıklığı

4.    Durum- Sistemin verdiği sinyali dikkate almadınız. Girmediğiniz işlem zarar ile kapandı. İşlem sonucu: Kar veya zarar yok. Tecrübc: Trader, kendisinin verdiği kararların sistemin üstünde olduğunu düşünmeye başlayabilir. Kendisinin herhangi bir sistemden daha akıllı ve doğru karar verebileceğini düşünür. Bilinçaltında da olsa sistemin verdiği her sinyali sorgulamaya başlar, sisteminden daha akıllı olmaya çalışır. Bu hata ile sistemine olan güvenini ciddi bir şekilde sarsmış olur. Tecrübeye dayalı özgüven, bencilliğe ve kibire dönüşmeye başlıyor. Yapılan hata: Sistem sinyal verdiği zaman işleme girmemek.

Senaryo 2. Sistem işlem sinyalini vermiyor.

1.    Durum- tşlem açılmıyor ve işlemin sonucu nötr. Tecrübe: “Disipline uymak iyidir. İşlemler sadece şansımızın çok olduğu zaman açılmalı, sistemin sinyal verdiği zaman işlem için doğru zamandır.” Tra-derin sistemine ve kendine olan güveni artıyor. Burada hata yok.

2.    Durum- İşleme giriliyor ve işlem karlı çıkıyor. Tecrübe: “Sistem sinyal vermemesine rağmen para kazanmayı başardım, sisteme aslında pek ihtiyaç yok.” Trader’in sistemine olan güveni azalıyor, kendisine olan güveni artıyor. Bundan sonra sadece kendi düşüncesine güvenerek işlem yapmaya başlayabilir. Sisteme olan güvenini tamamen kaybedebilir. Fazla özgüven ve başarı inancı ön plana çıkıyor. Yapılan hata: Sistemin sinyal vermediği durumda işleme girmek.

3.    Durum- İşlem açılıyor. İşlem sonucu negatif, para kaybedildi. Tecrübe: Trader stratejiyi yeniden gözden geçiriyor. Sonraki işlemde, sistemin sinyal vermediği durumda işleme girmeden önce iki kere düşünüyor. Sistem, sinyal verdiği zaman işleme girmek gerektiğini düşündürüyor. Sisteme olan güveni artıyor. Yapılan hata: Sistem sinyal vermediği durumda işleme girmek.

Bu örneklerle anlıyoruz ki, yapılan halalar ile edinilen tecrübe sonucu çıkarılan ders arasında pek alaka yok.

En kötü sonuçlar ve başarısızlığa götüren para getirmiş bir işlem ve o işlemden çıkarılan dersler. Yukarıda da belirtildiği gibi, forex ticaretinde hatalar traderin kendi sisteminin kurallarına uymamasından kaynaklanıyor.

Bu hataların tamamı sistem işlem sinyali verdiği zaman yapılıyor ve bu hatalar, işlem kapanışları için de geçerli. Diğer hatalar ise traderin kendi varlık yönetimi planına uymamasıyla ilgili. Örneğin, kurallara rağmen gerekenden fazla para ile risk almak gibi. Bunlar dışında da hatalar yapılabiliyor.

Bu hataların çoğundan, iyi bir işlem planı ile kaçınabilirsiniz, tşlem planında işleme giriş ve çıkış kriterlerimiz, varlık yönetimi ile ilgili bir takım kurallar. Örneğin, en fazla kaç lot ile işleme girilebileceği. Diğer taraftan, kendi planına uyabilmek için, traderin yeterli disipline sahip olması gerekiyor. Bu tür planlar işlem sırasında kurgulanmaz; planlama aşamasında da psikolojik baskı ve engel yoktur. Dolayısıyla işlem sırasında yapılması gereken tek şey, kendi sistemine uymaktır. Uzun vadede bu davranış, çok iyi sonuçlar getiriyor. Ayrı ayrı her işlem için üzülmemize veya sevinmemize gerek yok. Ekstradan işlem aramaya veya hızlı kazanç peşinde koşmaya da gerek kalmıyor.



Hatalarla nasıl baş edilebilir?

Hatalarla savaşmanın birçok yolu var. Bununla ilgili, en iyi çalışan yöntemleri konuşacağız.

İlk adım: “Bakış açısını değiştirmek”

Her hata beraberinde bir tecrübeyi getirir ve her hatanın bir değeri vardır. Üzüntüyle çok vakit kaybetmeden, pozitif yaklaşmaya çalışmalı. ‘Tamam, hata yaptım. Ne oldu? Bundan hangi sonuçları çıkarabilirim?”

İkinci adım: “Yapılan hatayı tespit etmek”

Hata tespitinde bulunmak ve hatanın gerçek sebebini, doğasını araştırmak gerekiyor. Çoğu zaman hatanın nedenini, hiç beklemediğimiz detaylarda bulabiliriz. Kendi sistemine uymayan bir traderi ele alalım. Diyelim ki sisteme uymamasının sebebi kaybetme korkusu. Neden korkuyor? Belki de kullandığı sistem kendisine uygun değil ve trader her sinyali takip edemiyor. Kimi hataların sebepleri yüzeyde görünmez, çok daha derindir. Gerçek sebepleri ortaya çıkarabilmek için de zorlu bir çalışma yapmak gereklidir.

Üçüncü adım: “Hatanın sonucunu değerlendirmek”

Hatanın getirileri bize tecrübe kazandıran, daha sonraki işlemlerde bizi yeni yanlışlar yapmaktan kurtaran yeni kurallardır. Yukarıda verilen örneklerde nasıl bir tecrübe edinilebilir? Sisteme uymadığımızda, kendi sistemimize olan güvenimizi kaybederiz. Böylece, girilmemesi gereken işlemlere girer, girilmesi gereken işlemlerdense kaçınırız.

Dördüncü adım: “Durumu düzeltmek”

Sonuncu ve en önemli adım durumu düzeltmek için atılan adımlar.

Piyasayı değiştiremediğimize göre, kendi da vranışımızi değiştireceğiz.

Hataların, iyi ve gerekli tecrübeler sağladığından emin olmak gerekiyor. Hataların, bize gerçeği anlattığının da farkına varmak gerekiyor. Her hataya önem verir, sonuçlarını değerlendirir ve durumu kendimize yansıtarak davranışımızı değiştirmeyi başarırsak, bu durum forex ticaretindeki genel tutum ve başarımızda belirleyici bir yol çizecektir.

Örneklerimize dönecek olursak, sisteme gereğinden fazla önem vermek de yapılacak son hatalardan biri aslında… Her trader konforlu hissettiği, kendine özel bir sistem yaratmalı. Sistem sinyal verdiğinde forex’te olabilmeli, işlem açabilmeli.

Başarılı işlemin, yapılan hatalar ile her hangi bir alakası olmadığını kavrarsanız, kendinizin farklı yönlerinizi keşfedebilirsiniz, her hatanın da doğasını anlayabilirsiniz. Bunun sonucunda da forex ticaretinde iyi bir kariyer kapısını kendi kendinize açmış olursunuz ve hatalarınızı düzeltmeyi öğrenirsiniz.

Bıı yolun uzun, zaman alıcı ve yoğun çalışma gerektiren bir yol olduğu bir gerçek. Ancak forex ticareti geleceğimizin de uzun olmasını diliyorsak, bu yolda kendimizi geliştirmek iizere çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Varlığa değer biçmek

DAVRANIŞSAL Finans, insanların irrasyonel davranışlarının eğitim durumu, psikolojik etmenler, geçmiş tecrübeler ve önyargı gibi faktörlerden kaynaklandığını varsayar. Yatırımcıların, piyasada işlem yaparken risk ve belirsizlik koşulları altında psikolojik ve sosyolojik etmenlerin etkisiyle karar verdikleri öne sürülmektedir. Bu sebeple davranışsal finans, son zamanlarda üzerine en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Davranışsal Finans’ta bireyler normal kabul edilirler ve mantıksız davranışlar sergileyebilirler. Bu yaklaşımı benimseyen araştırmacılar, piyasada işlem yapan kişilerin nasıl hareket etmesi gerektiğiyle değil, nasıl hareket ettikleriyle ilgilenirler. Araştırmalarda önce bir model belirlenir. Daha sonra da bu modelin doğruluğu test edilmeye çalışılır.

Bireylerin karar alma aşamasında, duygularının onlara oynadığı oyuna dair bir deney:

DENEYDE 2 GRUBUMUZ VAR

Birinci gruba 20 dolar veriliyor ve bu paranın 5 doları ile bir yazı-tura oyununa girip girmeyecekleri soruluyor. Kazanırlarsa 5 dolar daha alacaklar, kaybederlerse 5 dolar kaybedecekler. Deneklerin yüzde 70’inden fazlası nasıl olsa en az 15 dolar kazanacaklarını düşünerek, oyunu kabul ediyorlar.

İkinci gruba ise yine aynı soru biraz değiştirilerek soruluyor. Oyunda kazanırlarsa 25, kaybederlerse 15 dolar alabilecekleri ya da oyuna katılmadan 20 dolar kazanabilecekleri söyleniyor.

Her iki soruda da kazanç ve kayıp aynı olmasına rağmen, bu kez deneklerin sadece yüzde 40’ı yazı-tura oyununa katılmaya razı oluyor. Görüldüğü gibi, insanlar yaşadıkları olayları zihinlerinde farklı şekillerde kategorize ederek, varlıklara farklı değerler biçiyorlar. Başka bir deyişle, kayıplarda risk alırken, kazanç elde edeceklerinde daha garantici davranıyorlar. Tıpkı piyasalarda en çok yapılan hataların başında gelen “zararda bekle, kara geçince kapat” düşüncesinde olduğu gibi.

İşte finansal piyasalarda açılan pozisyonlardan başlayarak, gittiğimiz bir lokantada garsona bahşiş vermeye kadar hayatımızın tamamında finansal davranışlar sergiliyoruz. Ancak, bu davranışları sergilerken rasyonel davranmıyoruz.

En basitleştirilmiş haliyle, 10 tane pantolonunuz varken 11. pantolonu neden aldığınıza mantıklı ve rasyonel bir cevap bu-ıbiliyorsanız, o zaman bu disiplinin tüm araştırmalarını ve varsayımlarını çürüt-müş oluyorsunuz.

Bütün bu irrasyonel davranışların temelinde aşırı güven, aşırı iyimserlik, hatayı kabul etmeme ve ısrarcı olma, sürü etkisi ve benzeri sebepler olduğunu düşünülmektedir. Oysa, piyasada kar elde edebilmek için fark yaratmak gerektiği en çok kabul gören düşüncelerdendir. 1930’lu yıllarda uygarlık tarihinin en büyük ekonomik krizi yaşandı. Buhran sadece ABD’yi değil tüm dünyayı etkiledi.

Şu an yaşadığımız kriz, bazı ekonomistleri star yaptığı gibi, 1930 buhranı da kendi starını yaratmıştı: John Maynard Keynes.

Keynes, ekonomide devlet müdahalesini gereksiz gören düşünceye karşı çıkarak zaman zaman buna gerek olabileceğini belirtti ve sadece hükümetleri oyuna davet etmekle kalmadı; bugünkü finansal sistemin düşünce tarzını ortaya koyan yaklaşımı da belirledi. Keynes, aynı zamanda iyi bir borsacıydı ve piyasaların doğasını gözlemliyordu. Hisse senedi yatırımcıları şirketlerin bilançoları üzerine analizler yapıp, şirket değerlemesi yaparak hisse fiyatını belirlemeye çalışırken Keynes, gazeteleri okuyor ve toplumun psikolojisini yakalamaya çalışıyordu. Çünkü yatırım, ona göre tam anlamıyla “psikolojik bir hadise”ydi. Toplumun psikolojisini, ancak doğru okuyan kazanırdı.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir