Anasayfa / Ekonomi-Finans / Wall Street İçin Bundan Sonrası

Wall Street İçin Bundan Sonrası



FİNANS DÜNYASI PROTESTOCULARLA KUŞATILMIŞ DURUMDA. AYNI ZAMANDA YAVAŞ BÜYÜME VE YENİ BİR YASAL DÜZENLEME DALGASIYLA KARSI KARSIYA. YENİDEN BÜYÜYEBİLMEK İÇİN BÜYÜK ŞİRKETLERİN HER ŞEYDEN ÖNCE SANCILI BİR DEĞİŞİMİ GÖZE ALMALARI GEREKİYOR.

Finansal felaketİn iyi tarafim görmek 2008 yılının sonlarında kolay değildi -kriz en akut evresin-deydi ve kimse de kıyametin kapıda olup olmadığını bilmiyordu- ama Barney Frank iyimserdi. Bir tüketici lobi grubuna, “Gelecek yıl Yeni Anlaşma’dan (ABD’de Büyük Buhran sonrası 1933-1936 yılları arasında uygulamaya konulan bir dizi ekonomik önlem) beri kamu politikası açısından en iyi yıl olacak” demişti. Wall Street’teki herhangi biri için Temsilciler Meclisi Finans Hizmetleri Komitesinin hükümetin temsil ettiği baş-kamnın bu sevinçli tahmini iyi bir haber değildi. Frank yalnızca zamanlamada yanılmıştı: Yeni Anlaşma’dan bu yana Wall Street’teki en kapsamlı yasal düzenleme olan Dodd-Frank yasasının uygulanması için 2010 yılma kadar beklemek gerekecekti. (Bu parlak başarısının ardından Frank kısa süre önce, gelecek yıİki seçimlerde yeniden aday olmayacağını açıkladı.) Yeni yasa o kadar geniş kapsamlı ki geçen 75 yıldaki finansal hizmetlerin tüm federal yasal düzenlemelerine eşdeğer.

Bu bile tek başına endüstriyi dönüştürebilir ama bu çifte darbenin yalnızca birinci bölümü. Diğer unsur iç karartıcı ekonomik ortam: ABD’deki ve Asya’daki yavaş büyüme ve Avrupa’daki Kıyamet Gününün tekrar yaklaştığını hissettirecek derecede ciddi kriz. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, Wall Street’in üç yıl öncesine kıyasla çok daha farklı bir yer olduğu ortaya çıkıyor. Değişiklikler yatırımcılar ve hatta kapsamlı yasal düzenlemeden yararlanması beklenen müşteriler için karışık bir çanta. Yeni yasalar her ne kadar tamamlanmamış olsa da, Wall Street şimdiden daha küçük ve daha az maceracı bir yere dönüşmüş bulunuyor.

Wall Street aynı zamanda nefret de edilen bir yer. işgalciler dağılmaya başlamış olabilir ama onları kışkırtan öfke henüz geçmiş değil. İletişim şirketi Edelmanin kotardığı son “Güven Barometresi” dünyada en güvenilen üç endüstrinin sigortacılık, bankacılık ve finans hizmetleri yani Wall Street olduğunu gösteriyor.

Endüstrinin en acil sorunu, kötü şöhretinden bile daha vahim durumda olan korkunç iş ortamı. 2007’de “subprime” felaketini öngören analist Meredith Whitney, “Büyük firmalar, inişe geçen bölgelerde aşırı büyümüş, kabarmış durumda” diyor; “Son yıllarda, Wall Street’teki gelirin yüzde 70-80’i ABD ve Avrupa’dan geldi. Her iki kıta da uzun süreli bir inişte. Şirketler artık rüzgarı arkalanna değil önlerine almış bulunuyor.”

Pek çok insanı şaşırtan halihazırda son derece düşük seyreden faiz oranlan, bir başka baş ağnsı. Bazıları FED’in bankaların düşük maliyetle fon elde etmelerini sağlamak suretiyle onları kurtarabilmek için faiz oranlarını düşük tuttuğunu düşünüyor.

Bu arada, yasal düzenlemeden kaynaklanan karmaşa da henüz yeni başladı. Dodd-Frank’ın yazılması için yüzlerce yeni yasa gerekiyor ve Washington da takvimin çok gerisinde. Bunun nedeni kısmen, Wall Street’in bu kuralları şekillendirmek için agresif bir biçimde çalışması. Kısacası, yasaların tamamlanması için iki ila beş yıl beklemek gerekiyor. Neyin bu kadar uzun sürdüğünü ve Wall Street’in gelen şeyle ilgili niçin bu kadar gergin olduğunu anlamak için aralarında en yüksek profile sahip olan Volcker yas tısını ele alalım.




Volcker yasası kavram olarak kısa bir cümleyle özetlenebilir: Bankalar kendi hesabına al sat işlemi yapamaz. Pratikte, mevcut tasan 288 sayfadan oluşuyor ve ban-kalann ve herhangi birisinin yanıt verebileceği bin soru içeriyor. Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) gelecek yıl yasanın nihai şeklini açıklayacak. Ancak daha sonra bankalar ve FDIC bunun ne anlama geldiğini tartışabilecek. Şu anki taslak haliyle, Whitney’in belirttiği gibi, Volcker yasası “oyunu bütünüyle değiştiren nitelikte.” Yasa uyannca, gayrimenkul alım satımına uygulanan yasağın ötesinde bankalar örneğin, müşterilerden birinin talep edebileceğini düşünerek envanterde menkul kıymet de bulunduramayacaklar; bankalann bu tür bir işlem için ilk önce müşterinin bunlan satın alma niyetini beyan etmesi gerekiyor. Whitney, “Mandırada herhangi bir şey tutmam yasak” diyor. “Sipariş verdiğinizde, gidip bir inek bulmak zorundayım. Ve bu da işi dramatik bir biçimde yavaşlatan bir durum.”

Sonuç itibariyle diğer yasalar da, özellikle de yasa ko-yuculann zorunlu kıldığı yüksek sennaye yeterlilikleri, benzer yükümlülükler getiriyor. Dodd-Frank’ın yarattığı bütünüyle yeni yasayı uygulayıcı kurumlar henüz tam bilinmiyor. Mali İstikrar Gözetim Konseyi çalışmalara daha yeni başladı. Tüketici Koruma Ofisi’ne şimdilik bir yönetici atanmış değil. Tüm bunlar ve hâlâ yazılmayı bekleyen yüzlerce yeni kural Wall Street’in erişimini kısaltıp, hızını kesecek. İşte bütün yasal düzenlemelerin esas hedefi bu.

Böyle bir dünyada Wall Street’in iş modeli ne? Sürekli duyduğunuz yanıt “geleceğe geri dönüş” şeklinde; yani girişimlerin finansmanı, birleşme ve satın alma konula-nnda danışmanlık ve son derece kaldıraçlı emlak alım satımından ziyade yatının yönetiminden alınan komisyon. Bu da yüksek kazancı olanlar için iyi bir haber: Size çok daha fazla sevgi gösterilecek. Bu firmalardan birinde çalışmış olan eski bir üst düzey yönetici, “Söz konusu şirketlerm hepsi de servet yönetimiyle ilgileniyor” diyor. Dalgalanması az kazancı yüksek olan, derdi tasası olmayan bir iş. Ancak hali vakti yerinde olan müşteriler da-nışmanlann temsil ettiği kuruluşlardan çok danışmanla-nna bağlı olduklarından bu yapıyı oluşturmak zor. Üstün nitelikli danışmanlan istihdam etmek ve bunlan geliştirmek zaman ister.

Öte yandan, Wall Street için daha büyük bir tehdit ise artık kendi sahasının finans dünyasının merkezi olmaması. 2005 yılında, dünyanın en değerli 10 bankasından beşi -en tepedeki beş bankadan dördü dahil- ABD menşeliydi; birinci sırada Citigroup yer alırken, ikinci sırada ise Bank of America vardı; ilk 10’dan hiçbiri Çin kökenli değildi. Şimdi ise ilk 10 bankadan dördü Çinli ve ikinci sırada China Construction Bank yer alıyor. Yalnızca dördü Amerikan ve aralanndan en değerli olanı Wells Fargo dördüncü sırada. Devasa Cariyle risk sermayesi kuruluşunun murahhas üyesi David Rubenstein esas sorulan soruyor: “ABD hâlâ küresel finans piyasalanna hakim olabilecek durumda mı?” 1960 yılında ABD dünya GSYIH’sinde yüzde 46 paya sahipti. Şimdi ise bu oran yüzde 21’e gerilemiş bulunuyor. Hâlâ fiilen dünyadaki yatınm bankalannın yüzde 100’üne sahip olabilir mi?

Yanıt tabii ki, hayır. Daha genel olarak söylemek gerekirse, Wall Street’in sancılı bir süreçten geçerek değişmesi gerekiyor. Daha birkaç yıl öncesine kadar kârlı olan büyük şirketler sermaye maliyetini kazanamıyor. Başan-sız oluyorlar ve herkes de yakın gelecekle ilgili hemfikir durumda: Daha düşük gelir ve daha düşük kâr. Şirketlerin küçülmesi, maliyetin düşürülmesi, kendileri için daha az para harcamaları ve çalışanlara da daha düşük ücret ödemeleri gerekiyor. Şaşaalı günler sona erdi.

Ama durun. Wall Street’in şaşaalı günleri saat gibi her 10 yılda bir sona erer. 10 yıllık bir piyasa durgunluğunun ardından 70li yıllann sonlannda da şaşaalı günlerin sonuna gelinmişti; satın almalar ve kaldıraçlı satın almalar devri kapandığında da…; dotcom’un söndüğü ‘90ların sonunda da…; ve şimdi de “subprime” felaketiyle… Her defasında da, Wall Street kimsenin hayal bile edemediği yeni yollarla geri dönüyor.

Bu durum şirketler için umut verici. Ancak Bamey Frank ve gündeme gelmesi için önayak olduğu yeni yasal düzenlemeler açısından endişe verici.




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir