Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yapısal, parasal ve Ali Babacan…

Yapısal, parasal ve Ali Babacan…




Cuma günü öğleden sonra, üç saate yakın bir süre Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve bazı Para Kurulu üyeleri ile birlikteydik.

Ali Babacan, bu gelenekselleşen çalışma yemeklerinin bir öncekinden bugüne kadar geçen süreçte, Türk ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri derinlikli bir analize tabii tutarak özetledi.

Babacan’ın o geniş anlatımı sırasında gıda fiyatlarındaki inatçı artışlar nedeniyle, son altı ayda dünyada 44 milyon insanın daha açlık sınırının altına yuvarlandığını öğrendim. “Tuzu kurular” bir yanda, küresel kriz nedeniyle sayıları daha hızlı artan “tutunamayanlar” diğer yanda…

***

Toplantıda Türkiye ekonomisindeki parasal konular ve bankacılık sektöründeki gelişmeler yoğun bir ilginin hedefi oldu. Hâlbuki ben her zamanki gibi ekonominin yapısal sorunlarına daha fazla girilir diye umut ediyordum… Öyle olmadı. Hatta gariptir, Türkiye’nin yapısal sorunlarını da toplantının bir aşamasında gene Ali Babacan resmetti…  Hâlbuki siyasetçi yapısal sorunları genellikle pas geçer ve mevcut icraatın propagandasına soyunur… Doğrusu borsadaki yatırımcı giriş çıkışları, faizler gibi teknik konular yanında, neredeyse sekiz yıldır Türk ekonomisini yöneten Babacan’ın “yapısal sorunların” bir envanterini yapması beni heyecanlandırdı… Türkiye’deki azımsanmayacak sayıdaki “tutunamayanların” kurtuluşunu, iktisatçı olarak teknik açıdan konuştuğumuz parasal gelişmelerde değil, o yapısal sorunların aşılmasında görüyorum… Çünkü tüm olumlu ama eklektik adımlara rağmen kişi başına düşen gelirde dünyada 58. sırada, rekabette 61. sırada ve son zamanlarda daha bir canavarlaşarak öldürüp durduğumuz kadınların erkeklerle eşitliği konusunda da 127. sıradayız.

***

Yukarıdaki göstergelerin doğal sonucu olarak da Türkiye’deki vatandaşların yaşam kalitelerini belirten ve yöneticilerin kullanmayı sevmediği Birleşmiş Milletler’in “İnsani Gelişme Endeksi’ne” göre de 169 ülke arasında 83. sıradayız.

Zaten “Türkiye ekonomisindeki yapısal sorunlar” konusu da bu noktada gündeme geldi.

Ali Babacan neden 83. sırada olduğumuzu merak etmiş… Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve DPT’yi “bakan” düzeyindeki heyetlerle toplantıya davet ederek konuyu masaya yatırmış…



En cılız nokta “eğitim” çıkmış.

Mamafih okul çağındakiler için okullaşma sorunu yok, hatta nüfus yaşlanmaya başladığı için okula yeni başlayanların sayısı 2009 yılından itibaren düşmeye başlamış… Ama konu 25 yaş ve yukarısına gelince durum çok değişiyor; Türkiye’de 25 yaş yukarısı nüfusun toplam okula gittiği yıllar her birine eşit bölününce 6,5 yıl çıkıyor. Şiirdeki gibi hepimiz ortaokul iki’den terkiz…

Babacan “orta iki’den terk çocuklar” konusunun kolayından düzelemeyeceğini ve uzun zaman alacağını anlatırken, yapısal sorunlar birden polemik konusu oldu. Yapısal denen konuların açık ve net olmadığı, işin aslının “parasal” konulardaki maharette yattığı söylendi.

***

Ve Babacan’ın yapısal sorunlar dökümü o noktada ortaya geldi. İlk sıraya enerjiyi koydu; enerjisi yetersiz bir ülkeyiz… Bu çıkmazı en rasyonel bir biçimde nükleer enerjiyle aşabileceğimizi söyledi. İkinci sıraya AR-GE ve inovasyonu koydu. Bir TIR tekstilden kazanılacak parayı 30 Iphone’un rahatlıkla eşitlediği bir dünyada, son gelişmelerle birlikte GSMH’nin binde 85’i AR-GE’ye harcansa da Türkiye olması gereken noktadan çok uzaktı. Ve istenilen menzile varılması da zaman alacaktı…  Babacan’ın üçüncü sırasında da yukarda detaylarını naklettiğim insan kaynağı konusu vardı. Ortalama 6,5 yıl okumuş bir 25 yaş sonrası nüfus ile ne, ne kadar yapılabilirdi?

Yeni bir kanun düzenlemesi yapılmaz ise görevi 18 Nisan’da bitecek olan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve Para Kurulu üyelerine Türkiye’den çıkan sıcak para konusu hakkında yağmur gibi soru yağarken ve katılımcıların ilgisini bankacılık sektörü çekerken, zihnim sadece Ali Babacan’ın gündeme getirdiği yapısal sorunlarla meşguldü… Çünkü benim açımdan bu kadar ağır yapısal sorunlarla boğuşan ülkelerde sıcak paranın çıkması değil, o ülkeye geliyor olması önem arz ediyordu; ayrıca yapısal sorunları bir bütün olarak ele alınca, bugünkü haliyle, para sahibi olmaktan çok uzaklarda seyreden tutunamayanların toptan kurtuluşunun da çok kolay ve yakın olmadığını maalesef bir kez daha görüyordum.

Mehmet Altan





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir