Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yatırımcıların Yeni Cazibe Merkezi İzmir

Yatırımcıların Yeni Cazibe Merkezi İzmir




Yatırımcının Yeni Cazibe Merkezi İzmir

İzmir, son zamanlarda Marmara bölgesi ve özellikle İstanbul’un ticari ve sınai alanda doygunluk sınırına dayanmasıyla birlikte yerli ve yabancı yatırımcılar için yeni cazibe merkezi haline geldi. Bu durumun, İzmir’in 60 ve 70’li yıllardaki yükselişine benzer yeni bir dönemi işaret ettiğine değinen Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Bakanı Temel Ayçan Şen, “Eğer bu fırsat iyi değerlendirilir ve doğru politikalarla desteklenirse İzmir Türkiye ekonomisine sağladığı katma değeri rahatlıkla ikiye katlayabilir” diyor.

İzmir son dönemdeki durgunluğundan sıyrılıyor. EXP0 2020 adaylık sürecinin de İzmir’in potansiyelinin harekete geçmesi yolunda ivme kazandırıcı önemli bir rolü olacağını belirten Ege Genç İşadamları Demeği (EGtAD) Yönetim Kurulu Bakam Temel Ayçan Şen, Capital’in sorularını şöyle yanıtladı:

EGİAD olarak İzmir ekonomisinin son bir yıldaki performansını ve öne çıkan sektörleri değerlendirir misiniz?

İzmir, Türkiye ekonomisinin genel dinamiklerini en doğru yansıtan kentlerden biri. Yatırımlar açısından göreceli olarak durgun bir dönem geçirse de, genel seçimler sonrasında, özellikle altyapı yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte canlanma eğilimine girdi. İzmir, ağırlıklı olarak ihracata yönelik çalışan sektörleriyle Türkiye’nin cari açık sorununun çözümüne büyük katkı sağlıyor. Tarımsal ürünler, işlenmiş gıda, hazır giyim, elektronik, makine imalat ve otomotiv yan sanayi sektörleri ihracata dönük öne çıkan sektörler. Son olarak liman, yenilenebilir temiz enerji, petrol ve petrokimya sektörlerinde dev yeni yatırımlara sahne olan İzmir, yeni bir gelişme sürecinin içine girmiş bulunuyor.

Sizce önümüzdeki dönemde İzmir’in gelişimine en fazla katkıda bulunacak projeler neler olacak?

İzmir’in orta vadede önünü açacak ve sıçrama yaratacak en büyük proje olarak EXPO 2020’yi görüyoruz. Bu projeyi sadece 6 aylık bir süreçte İzmir ve ülke ekonomisine sağlayacağı müthiş katkıyla ölçmemek gerekiyor. EGİAD olarak biz EXPO’ya İzmir’in dünyaya tanıtım projesi olarak bakıyoruz. Bu sayede EXPO 2020’nin yapılacağı kentin seçimi sürecinde yapılacak çalışmalarda ve sonrasında İzmir’in yalnızca turistik, kültürel ve tarihsel değerleri değil avnı zamanda insan kaynakları, yatırım ortamı, imkanları ve ekonomik potansiyeli de dünyaya tanıtılacak. İstanbul-İzmir otoyolu, Ankara-izmir hızlı tren bağlantısı gibi ulaşım projeleri ve Teknokent projesi de İzmir’in ihtiyaç duyduğu ekonomik sıçrama için önemli katkılar sağlayacak.

Bu gelişimden beklentileriniz neler? Sizce bu süreçte kentin yapısında bir değişiklik olacak mı?

Biz İzmir’in kentsel gelişim planlarının bütüncül bir anlayışla ve uzun vadeli bir perspektifle ele alınması, geleceğin İzmir’ine yakışmayan kentleşme hatalarının ve yerleşim planlarının acilen düzeltilmesi gerektiğini savunuyoruz. İzmir’in depremselliği ile ilgili çalışmaların da dikkate alınmasını, kent içi ve diğer kentlerle olan ulaşım planlanırken İzmir’in en az 20-30 yıllık gelişme potansiyellerinin ve bu arada EXPO 2020’nin göz önünde tutulmasını, İzmir’in gelecekteki siluetinin sadece yüksek binalardan değil geniş parklar ve yeşil alanlardan da oluşmasını istiyoruz.

İzmir’in Türkiye’nin fuar kentlerinden biri olabileceğini, kongre turizmi, inanç turizmi, termal turizm, sağlık turizmi ve tarım turizmi gibi farklı turizm temaları ile öne çıkabileceğini düşünüyoruz.

Kayseri, Gaziantep gibi kentler yükselirken İzmir ekonomisinin geçen 20-30 yılda girişimciliğin az olduğu durgun bir dönem geçirdiği yorumlanna katılıyor musunuz?



EGtAD üyesi genç iş adamları olarak İzmir’in büyük bir potansiyeli olduğunu biliyoruz. Bu potansiyelin en önemli girdileri, sayısı sürekli artan üniversitelerin yarattığı kaliteli eğitim ve araştırma ortamı, insan kaynakları, geleneksel yatırım kültürü, modern ve yeniliklere açık yapısıdır. Bu faktörler İzmir’in avantajlarıdır. Ancak İzmir’in, yatırımcılık-girişimcilik açısından temkinli hareket eden yapısı, dikkatle adım atan bir kent olması, kanunlara kurallara azami riayet eden anlayışı, ki bunlar aslında sahip olunması gereken olumlu özelliklerdir, dezavantaj gibi algılanabilir.

Kayseri, Gaziantep ve Denizli gibi kentlerin yükselişi, yılların kalkınma açığını kapatma olarak değerlendirilmeli. Bu kentlerin İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya gibi illerle aradaki gelişmişlik açığını kapatmak için sarf ettikleri çabalar, İzmir başta olmak üzere bazı kentlerin durgunluk dönemine girdiği şeklinde yanıltıcı bir tablo yaratıyor. Bu durum İzmir’in duraklamasından değil, diğer illerin açığı kapatmak için daha hızlı bir gelişme temposu yakalamalarından kaynaklanıyor.

Türkiye’nin kalkınmasında her bölgenin ve her ilin ayrı rollerinin olması sağlıklı bir yapıyı gösterir. Vergi, mevduat, banka kredileri, katma değerle ilgili ekonomik göstergeler ve sosyal veriler İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa ve Antalya gibi illerin Türkiye ekonomisi içindeki yerini tartışılmaz biçimde ortaya koyuyor. Bu göstergelerin önemli bir bölümünde İzmir hep ilk üç sırada yer alır.

Sizce İzmir ekonomisinde yaşanan olumsuzlukların nedeni ne olabilir? EGİAD olarak bu olumsuzlukların önüne geçmek için ne gibi planlarınız var?

İzmir’in ilkeli, etik değerlere sahip çıkan, dürüst iş adamlarının oluşturduğu yatırımcı kimliği nedeniyle istenen ölçüde hızlı gelişme gösteremediği bir gerçek. Türkiye’de kayıt dişiliğin en az olduğu ekonomik merkezlerden biridir İzmir. Dolayısıyla vergisini tam olarak ödemeye, istihdamda yasalara uygun davranmaya özen gösteren İzmirli iş adamları, özellikle kayıt dişiliğin çok olduğu bazı sektörlerde haksız rekabetle karşı karşıya kalıyorlar. İzmir’in göreceli olarak kan kaybettiği bir dönem yaşandığı doğru, İzmir bazı köklü sanayi kuruluşlarını kaybetti. Bu olumsuz durumun ortaya çıkmasında biraz da dünyada ortaya çıkan yeni iş modellerinin İzmirli iş adamları tarafından iyi adapte edilememesi ve değişen rekabetin gereklerinin göz ardı edilmesinin payı olabilir.

Ancak algı ne olursa olsun, bizler genç iş insanları olarak bu tür olumsuz söylemlerin ardında olmamaya kararlıyız. Bu tür olumsuz söylemlerin ilerlemeye hiçbir katkısı olmaz. Bize düşen görevin, hedeflerimizi iyi saptamak, yenilikçi ve girişimci bir kimlik ve gençliğin dinamizmi ile bu hedeflere ulaşabilmek, bövlece işlerimizi, şehrimizi ve ülkemizi daha ileriye götürebilmek olduğuna inanıyoruz.

Genç iş adamları olarak İzmir’in yeni bir yükseliş dönemine girdiği görüşlerine katılıyor musunuz? İş görüşmelerinizde yerli ve yabancı yatırımcılarda İzmir’e yönelik bir ilgi artışı gözlüyor musunuz?

İzmir, son zamanlarda Marmara bölgesi ve özellikle İstanbul’un ticari ve sınai alanda doygunluk sınırına dayanmasıyla birlikte yerli ve yabancı yatırımcılar için yeni cazibe merkezi haline geldi. Bu durum İzmir’in 60 ve 70’li yıllardaki yükselişine benzer yeni bir dönemi işaret ediyor. Eğer bu fırsat iyi değerlendirilir ve doğru politikalarla desteklenirse İzmir Türkiye ekonomisine sağladığı katma değeri rahatlıkla ikiye katlayabilir. Burada en önemli görev, yine başta yerel yönetimler olmak üzere İzmir’in meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. EXPO 2020 adaylık sürecinin İzmir’in potansiyelinin harekete geçmesi yolunda ivme kazandırıcı önemli bir rolü olacak. Ayrıca son dönemde derneğimizi ziyaret eden yabancı diplomatik ve ticari heyetlerin sayısının giderek arttığını ve İzmir’e olan ilginin yükseldiğini görüyoruz.

Gençler olarak 20 yıl sonra İzmir’i nasıl bir konumda görmek istiyorsunuz?

20 yıl sonrasının İzmir’ini kentsel gelişimini planlı bir biçimde sürdüren, her yaş grubundan insanın yaşamak için tercih edeceği, yaşam standardı ve kalitesi gelişmiş dünya kentlerindeki gibi yüksek olan, altyapısı tamamlanmış, bilişim, tarım ve sanayi alanlarında potansiyelini doğru yönde geliştirip etkin ve verimli olarak kullanan, ticari ve sanayi alanlarında gelişmiş, kültürel ve turistik çekiciliği olan bir dünya kenti olarak hayal ediyoruz.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir