Anasayfa / Kariyer ve İş / Yöneticilik Halleri

Yöneticilik Halleri




Hep merak etmişimdir, orkestra şefleri olmadan bir orkestra uyum içinde bir parçayı çalabilir mi? Nedir şefin asli görevi?

Orkestra şefi, yönelirken aynı zamanda bir enstrüman çalmıyor. Belki de bu nedenle en rahat iş sanki şefin işiymiş gibi geliyor. Halbuki ‘Yöneticilik‘ başlı başına bir iştir. Hem de en zorlarından. Hele bir de hem çalıp hem yönetmeniz bekleniyorsa!

Yönettiğiniz fonksiyonlar ile ilgili çok derinlemesine olmasa da mutlaka teknik bilgiye sahip olacaksınız. Eğitmen bir kimliğiniz olacak ki astlarınızı yetiştiresiniz. Herkese eşit mesafede duracak ve adil olacaksınız. An gelecek savaşçı olacaksınız. Ekibinizi koruyacak kollayacak, haklarını savunacaksınız. Motive edeceksiniz. Empatik, sempatik, objektif, kararlı, sonuç odaklı, planlamacı ve bunun gibi onlarca yetkinliğe sahip olacaksınız.

HERKESİN YÖNETİCİSİ

Hele bir de insan Kaynakları Yöneticisi iseniz süper üstü bir varlık olmanız gerekecek. Yukarıda saydığımız yetkinlikleri en alttan en üst seviyeye kadar bütün şirket çalışanları için yapacaksınız. İşin biraz genetik / kültürel /coğrafi / tarihsel /yetişme tarzı / eğitim sistemi vb. çoklu boyutlarına bakarsak tablo gittikçe enteresan hale gelecek. Yönetmek zorlaşacak, zaman zaman içinden çıkılmaz haller alacak.



Bu sene ortasında, dünyada 1 numara olarak niteleyebileceğim, meslek hayatımın ve 20’li yaşlarımın başında tanışma ve eğitim alma fırsatı bulduğum sevgili eğitmenimiz Mehmet Kocabaş’tan 2 gün süren ‘Etkin insan becerisi kazanmak için çok okumamız, ülkemizi ve İnsanımızı derinlemesine anlamamız. Durumsal Liderlik konusunda kendimizi yetiştirmemiz, operasyonel olmakla stratejisi olmak arasında denge kurmamız gerek.

Yine insan Kaynakları alanında devam eden 20 yıllık deneyimim süresince kullandığım Kişilik Envanterleri gösteriyor ki temel yöneticilik yetkinliklenni taşıyan insan profilimiz maalesef bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az…

NEDEN BECEREMİYORUZ?

Neden içimizden etkin liderler çıkaramıyoruz? Karar alma, delegasyon, geleceği planlama, organizasyon, yaratıcılık gibi yetkinliklerimiz neden gelişmiyor? Bunları düşününce aklıma havuz problemleri geldi…

Hemen hepimiz yazlık yerlerde turistlerin çocuklarını; sessiz sakin yemeklerini yerken, havuz kenarında bağırıp çağırma eğlenirken pusetlerinde mışıl mışıl uyurken gıpta ile izleriz.

Bizim tanıdık manzaralarımız şöyledir:

Havuzda her an çocuk boğulacakmış gibi “Dur! Yapma! Atlama! Yavaş! Haykırışları”
Kumda özgürce kale yaparken illa ki bir büyüğün müdahalesi.
Duş aşamasında çocuğun neredeyse hamamdaymış gibi merasimle yıkanması ve kurulanması.
Diskoda terleyip üşütmeye karşı sırta mendil, havlu sokuşturmaya çalışma.

Belki de sorumluluk alamama, kendi kendine olamama, her daim başka birilerinin hayatımıza dair kararlar vermesi işte bu aşamadan başlıyor ve hayatımızın her dönemine dalga dalga yayılıyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir