Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yüksek kârlar hayal mi olacak?

Yüksek kârlar hayal mi olacak?




Hükümet, tüketimi yavaşlatıp tasarrufu desteklemek, yatırım ve ihracatı yükseltmek hedefiyle bankacılık sektörüne getirdiği düzenlemeleri artırdı. Mayıs aynıdan bu yana yaşanan süreçte faizlerdeki yükseliş de bankaların özsermaye kârlılıklarını düşürdü. Bankacılar, elde ettikleri kârları sermayeye ilave ettiklerini hatırlatıyor ve özsermaye kârlılıklarının yüzde 15’in altında olmaması gerektiğini kaydediyor.

yuksek kârlar

Bankacılık sektörü, Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı cari açığı frenlemek ve kronikleşen düşük iç tasarruf sorunuyla başa çıkmak için en çok düzenleme getirilen sektörlerden biri. Hızlı büyüyen kredileri frenlemek isteyen hükümet, bireysel krediler, tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla ilgili tedbir üzerine tedbir alıyor.

Tüketimi frenleyip yatırıma ve ihracata desteğini artırmayı hedefleyen hükümet, kredi kartı zorunlu karşılıklarını artırırken, kredi kartı limitlerine ve taksit sayısına da sınırlama getirilmesinin gündemde olduğunu açıkladı. Bu konuda son olarak geçen hafta konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Aşırılığın ekonomiye zararlarına karşılık gerekirse ek tedbirler alınabileceğini” vurguladı.

Yine mayıs ayından itibaren FED kaynaklı olarak piyasalarda yön tersten esmeye başladı. Yüzde 4,6 seviyelerine kadar gerileyen gösterge tahvil faizi, mayıs ayından sonra hızlı bir şekilde yukarı yönlü eğilim sergiledi ve yüzde 9’u aştı. Bu durum bankaların bilanço kalemlerinde özsermaye kârlılığını olumsuz yönde etkiliyor. Gündeme gelen yeni düzenlemeler, banka kârlılıkları üzerindeki gelecek dönem beklentilerini de negatife çevirdi.

Yer verdiğimiz tablolarda da görüleceği gibi, bankaların ilan ettikleri 9 aylık bilançolarda, özkaynak karlılığı, geçen yıl sonuna göre geriledi. Ayrıca, bankaların menkul değerler değerleme farkları, bankaların sermayelerini olumsuz etkiliyor.

EK YÜK GELECEK Mİ?

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, “Bankacılık Sektöründe Gelişmeler” raporunu açıkladığı toplantıda “Makro dengeleri sağlam tutmak istiyoruz” ifadesini kullanırken, bir yandan da “Sektöre getirilen ek yükler sektörü olumsuz etkiliyor. Sermaye yeterliliği ek yüklerle düşebilir” dedi. Aydın, “Bankacıların çok para kazandığı söyleniyor. Para kazanmak zorundayız. Kâr edemezsek yüksek hacimlere, riskli alanlara giriyoruz. Risklerin daha iyi yönetilmesine ilişkin önlemler sağlıklı. Ancak ek yük getirilmemesini talep ediyoruz” diyor.

Hüseyin Aydın, kredi kartı düzenlemelerinin bankaların bilançosunu ciddi oranda etkilemeyeceğini doğrulayarak, ek promosyonlarla ilgili sorumuza, “Bir müşteriden 50 kazanıyorsak artık 25 kazanacağız. Bunlar promosyonları da azaltacaktır doğal olarak” yanıtını veriyor.

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebi ci’ye göre ise bankacılık sektöründe kârlar düşse de sermaye yeterlilikleri açısından ciddi bir tehlike oluşmadı. “Sermaye yeterlilik oranı yüzde 12 oluncaya dek bir sorun yaşanmaz” diyen Leblebici, “TEB olarak da stres testi yaptık. Düzenlemeler büyüme stratejimizi engellemiyor. Nispeten küçük bir bankayız, kârlılıkta ciddi düşüş hesaplan yapamayız. Piyasanın ne kadar büyüyeceği ile doğrudan ilgili bir durum. Bu yılki yüzde 30’lara varan kredi büyümesi oranları kötü değil. 2014’te düşüşler olsa da, finansman kaynağı sıkıntısı yaşamayacağız” ifadesini kullanıyor.



2014’TE TOPARLANABİLİR

Deloitte Türkiye’nin düzenlediği Bankacılık Liderler Toplantısında, Akbank CEO’su Hakan Binbaşgil, Denizbank CEO’su Hakan Ateş, Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalm, sektörün kâr rakamları ve yasal düzenlemelerin kârlılıklar üzerindeki etkisi konusunda değerlendirmede bulundular.

Mayıs ayından bu yana yaşanan süreçte faizlerde yaşanan yükselişle bozulan aktif-pasif dengesini tutturmanın bir süreç olduğunu anlatan Hakan Binbaşgil, üçüncü çeyrekte bunun ilkinin yaşandığını ve muhtemelen son çeyrekte de olumsuz tablonun süreceğini ifade ediyor. Vade farkından doğan kârlılık kaybı konusunda sektörün 2014’ün birinci çeyreğinden itibaren toparlanmasını bekleyen Binbaşgil, “Türkiye’nin büyümesini destekleyecek bir bankacılık sektörünün öz-kaynağmm güçlü olması gerekiyor” diyor. Binbaşgil, özkaynaklarm güçlü olmasının bankaların kârlılığını sürdürmesiyle sağlanabileceğini anlatıyor ve bankaların kârlarının ortalama yüzde 80’ini özkaynaklara ilave ettiğini kaydediyor.

EN AZ YÜZDE 15 OLMALI

Sektörün 2012 kârının 24 milyar TL olduğunu, 2013 kârının ise 26 milyar TL seviyesinde beklendiğini kaydeden Hakan Ateş, daralan kâr marjlarına dikkat çekerek ve şunları söylüyor: “Bankacılığın minimum yüzde 15 özvarlık getirisine ihtiyacı var. Aksi halde bankaların gelecek beklentisini iyi gönnüyorum. Bankalar elde ettikleri kârları temettü olarak dağıtmıyor, yine sermayeye ilave ediyor. Biz 17 yıllık bir bankayız, üç ortak değişti, bir kuruş temettü ödemesi yapmadık. Elde ettiğimiz tüm kârı sermayeye ekledik, kredi olarak kullandırdık.”

Faik Açıkalın da kâr marjının azaldığını belirterek, sektörün sermaye yeterliliğinin düştüğünü ve sürdürülebilirlik noktasında çok dikkatli olunması gereken bir döneme girildiğini ifade etti.

Kredi kartlarıyla ilgili düzenlemelerin banka bilançolarını olumsuz etkileyeceğini söyleyen Garanti Bankası Ödeme Sistemlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alpaslan Özbey, cari açıkta en büyük payın petrol ve petrol ürünleri olduğunu kaydediyor. Kredi kartıyla alman cep telefonu ve bilgisayarların cari açık üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu savunan Özbey, “Bu düzenlemelerle perakendeciler senetle ödeme yoluna gidebilir. Takibe düşen kredi oranı artabilir. Alabileceğimiz daha fazla risk yok. Onaylanması beklenen, Meclis’ten geçen Tüketici Yasası da bizi etkileyecek. Kredi kartlarının ağırlığı bilançoda azalacak” diyor.

FAİZLER YÜKSELİYOR, BİLANÇOLAR BOZULUYOR

Bankaların yatırım portföyündeki kağıtların alış maliyeti ile bilanço tarihi arasındaki fiyat farklarından oluşan kâr ya da zarar, özkaynakların altında değerleme farkları adı altında gösteriliyor. 2013 yılında bu kalemdeki azalış özkaynakları olumsuz etkiliyor. Bu durum menkul kıymet portföyündeki değer azalışı bittiğinde ya da faizler aşağı geldiğinde düzelecek. Bu da 2014’ün ikinci çeyreğinde olabilir. Yurtiçinde ve yurtdışında faizleri etkileyen faktörler düzelmedikçe bu değer azalışı bu seviyelerde kalacak. 2014 yılına bakıldığında, Mart ayında yerel seçim, sonrasında ise Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bu tablo, faizlerde aşağı yönlü beklentileri sınırlıyor. 2014’te faizlerin daha fazla artmayacağı varsayımıyla özkaynaklardaki azalış duracakmış gibi düşünülüyor. A Bank Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Semerciler, piyasada belirsizliğin olduğunu ve faiz ve kur riskinin devam ettiğini kaydediyor.

Kıvanç Özvardar





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir