Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yunanistan’ın Temerrüde Düşmesi

Yunanistan’ın Temerrüde Düşmesi




Şant Manukyan

YUNANISTAN BAZLI MENKULLERE.

yani bonolar, hisse endeksleri ve CDS’lere baktığımızda artık tartışmanın sona erdiğini ve temerrüde düşmenin pratikte tamamen fiyatlandığını görüyoruz. Çok kısa bir şekilde kontrollü bir temerrüt ve ani bir temerrüt vakası arasındaki farka değinmek istiyorum. Şayet geçtiğimiz aylarda masada olan plandaki gibi bir temerrüt ile ne kadar zarar kaydedileceği (“haircut” yapılacağı), uzatılan vadelerin ve yeni kupon faizlerinin ne olacağı önceden piyasaya açıklanırsa, bu, varlık fiyatları üzerinde yıkıcı bir etkiye neden olmayacaktır. Zira kontrollü bir temerrüde düşme durumunda CDS’lerin çalışmayacağını biliyoruz, hangi bankanın ne oranda zarar edeceğini de kestirebildiğimiz bir durumda panik satışlar olmayacaktır. Ancak bir sabah kalktığımızda Yunanistan yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıklarsa, bu, “haircut” oranından CDS’lerin akıbetine kadar pek çok bilinmezlik oluşturacağından piyasaları ciddi anlamda rahatsız edecektir. Zaten küçük bir ekonomi olan Yunanistan’ın temerrütten kurtarılamaması AB’nin prestijini negatif etkileyecektir.

Ne olur?” analizini bu noktada keserek “Ne yapılmalı?” sorusuna bir cevap aramak istiyorum. Daha önce Arjantin örneği üzerinden Yunanistan’ın temerrüde düşmesinin o zamanlar iddia edildiği gibi kötü olmadığı üzerine bir çalışmamı okumuştunuz. Cari önlemlerle büyüyemeyecek olan bir ekonomiyi tasarruflarla düze çıkarmakta ısrar etmek yerine iyi hazırlanmış bir temerrüde düşme artık Yunan ekonomisi için tercih edilebilir bir çözüm. O halde euro bölgesi şu aşamada ne yapmalı? Öncelikle fonları Yunanistan’a aktarmak yerine ABD Hazine Bakanı Geithner’ın da tavsiye ettiği gibi, TALF (Varlığa Dayalı Menkuller İçin Kredi Fonu), TARP (Sorunlu Varlıklar Çözüm Fonu) tarzı bir fon kurularak, ki zaten EFSF (Avrupa Finansal İstikrar Fonu) bu özelliklere kısmen sahip, gerektiğinde bankaların yeniden sermaye-lendirilmesi veya kredi piyasalarına müdahale edilmesine hazır olmak gerekiyor. Yunanistan’ın olası bir temerrüde düşme durumunda spekülatörlerin finansal sektöre yapması muhtemel bir saldırı, bu fonlar kullanılarak engelenebilir. Ardından kontrollü bir şekilde Yunanistan temerrüde düşürülerek borç yükünün azaltılması ve bono alarak risk yüklenen yatırımcılara bu riskin tek karşılığının kâr değil zarar da olabileceğinin hatırlatılması gerekiyor.



Yunanistan başta olmak üzere tasarruf tedbirleri ile borcu azaltılamayacağı belli olan ülkeler euro’dan çıkarılmalı ve belirli bir devalüasyon sonrasında euro’ya bağlanacak bir para birimi ile yola devam etmeli. Bu gelişmeler sürerken karar mekanizması 27 bankacılık otoritesi, 11 farklı parasal otorite ve 30’a yakın siyasi otoriteden değil, ABD’de olduğu gibi çok daha ufak ve hızlı karar verebilecek bir ekipten oluşturulmalı. Cari faiz oranları çok ayrıştığı için şu anda doğru bir adım gibi görünmese de ortak bir eu-robond da işler düzeldiğinde mutlaka üzerinde durulması gereken bir konu olacak. Avrupa Merkez Bankası Portekiz, İtalya gibi ülkelerin tahvillerini almak yerine bu ortak eurobondu alarak piyasalara müdahale etmeli.

Bir paralellik kurmamız gerekirse, ABD’de eyaletlerin borçlanma senetleri olmasına rağmen, ABD Merkez Bankası (FED) sadece ABD tahvilleri alarak piyasada hareket eder (normal zamanlarda tabii). Ve elbette verimlilikte, ücretlerde var olan eşitsizlikler bir an önce çözülmeli.

Çok kısa olarak piyasaya da değinirsem, altının en kötü senaryoda 1550 – 1650 dolar bandına çekilerek daha sonra 2 bin 300 dolara doğru hareketlenmesini bekliyorum. Euro-dolar pa-ritesinde doları tercih etmeye devam ediyorum. FED’in çabalarına rağmen parite yılı 1,35’in altında kapatacaktır. Hisse senedi piyasası ise hiç ucuz olmamasına rağmen yüzde 1,9 getiri-li ABD tahvili tutmak yerine üretim yapan bir şirkete ortak olmayı tercih ederim.

Şant Manukyan





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir