Anasayfa / Ekonomi-Finans / Çelik üretiminde Avrupa lideriyiz

Çelik üretiminde Avrupa lideriyiz




Türkiye 2016’da gerçekleştirdiği 33 milyon 200 bin ton ham çelik üretimiyle dünyada sekizinci, Avrupa’da ikinci büyük üretici oldu. Devletten destek almadan yatırımlarını sürdüren çelik üreticileri 180 ülkeye ihracat yapıyor…

2000’Lİ yılların başında 19 milyon ton olan çelik üretim kapasitemiz bugün 50 milyon tonu aşıyor. Bu rakamın 2023’e kadar 70-80 milyon tona çıkacağı öngörülüyor. Emin adımlarla büyüyen demir çelik sektörü şimdi yeni bir eşiği aşmaya hazırlanıyor. Sektör bu yeni dönemde katma değeri yüksek yeni ürünlerle dünyada rekabet avantajı yaratılması için hummalı bir çalışma içinde. Bu doğrultuda sektörün öncü firmaları yeni yatırımlara hazırlanıyorlar. Örneğin, 2017’de üretim hedefini 6 milyon ton olarak belirleyen Tosyalı Holding, 2020’de bu rakamm 10 milyon tona ulaşmasını hedefliyor.

Global demir çelik piyasalarında yaşanan problemlere rağmen ülkemizde herhangi bir gerileme yaşanmadı. Türkiye’nin ham çelik üretim kapasitesi son bir yıl içinde 50.4 milyon tondan, 50.5 milyon tona yükseldi. Tüm bu özellikleriyle çelik sektörümüz, dünyadaki en dinamik ve rekabetçi sektörler arasında gösteriliyor. 2016 yılında ithalatta miktar yönünden yüzde 8, değer cinsinden yüzde 11.5 düşüş yaşandı, ihracatımızın ithalatı karşılama oranı yüzde 93 seviyesinden yüzde 99’a çıktı.

MEGA PROJELER SEKTÖRÜ BÜYÜTECEK

Türkiye Çelik Üreticileri Demeği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, “2023’e kadar Türkiye’de 250 milyar dolar değerinde mega projeler hayata geçirilecek. Bu yatırımlar Türkiye ekonomisi ve çelik sektörü açısından büyük fırsatlar taşıyor” diyor. Söz konusu projelerde yerli çelik kullanımının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Yayan, “Çelik sektöründe büyüyen ihtiyaçların ithalat yolu ile karşılanması Türkiye’nin hedeflerine uymuyor. Diğer pek çok ülkede olduğu gibi öncelikle büyük kamu projelerinde, ergitme aşamasından itibaren yerli çelik kullanma zorunluluğunun getirilmesine, yerli ürün tanımının çelik ürünlerini kapsayacak şekilde değiştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Her türlü ürünü üretebilecek bir yapının oluşturulmasına ihtiyaç var. Katma değeri yüksek ürünlere geçişe yönelik yatırımlara devlet desteği yok. Türkiye’de üretilmesini istiyorsanız bunu üretmeyi mümkün kılacak yatırımları desteklemelisiniz. Diğer sektörlere nasıl bir dizi destek veriliyorsa, çelik sektörüne de bazı destekler verilmeli” diyor.

İTHALAT GERİLEDİ

2016’da ham çelik üretiminde yüzde 5.2’lik artış oldu. Bu gelişme Türkiye’deki talebin artışından kaynaklanmadı. Türkiye’nin tüketimi yüzde 0.9 oranında düştü. Bu düşüşte de yılın ikinci yarısında yaşanan darbe girişimi etkili oldu. O tarihe kadar artış gösteren tüketim, daha sonra düşüş eğilimine girdi. Belirsizlikler başta inşaat sektörü olmak üzere, çelik tüketen sektörlerin çoğunun üretim faaliyetlerini yavaşlattı. Ama farklı bir gelişme oldu. 2015 yılında ithalatta yüzde 40 artış olmuş iken, 2016 yılında ithalatımızda gerileme yaşandı. 2016’da ithalatta miktar cinsinden yüzde 8, değer emsinden yüzde 11.5 düşüş yaşandı.



Bunda, dünyanın en büyük çelik ihracatçısı olan Çin’in dünya çelik piyasalarındaki varlığının gerilemeye başlaması etkili oldu. Çinli üreticiler, kendilerine gösterilen tepkilerin de etkisiyle, daha ölçülü ve dikkatli davranmaya başladı. Piyasalarda rekabetçi şartların oluşmasına katkı sağlayan bu durum, çelik sektörümüzün de konumunu olumlu yönde etkiledi. 2016’da ihracatta miktar yönünden yüzde 1.2’lik artış yaşandı. Ancak fiyatlardaki gerileme nedeniyle, değer yönünden ihracatta yüzde 8’lik düşüş gerçekleşti. Çin’den yaptığımız ithalat da yüzde 21.5 azaldı. 2015 yılında Çin’den yapmış olduğumuz ithalat 3 milyon ton civarındaydı; bu rakam 2016’da 2 milyon 350 bin ton seviyesine geriledi. Değer bakımından ise yüzde 24.7 oranında düşüş gerçekleşti.

İthalattaki gerileme, yurtiçi tüketimde yerli ürünlerin payının artmasına imkan sağladı. 2015 yılında yurtiçi çelik tüketiminde yüzde 56 seviyesine ulaşan ithal ürünlerin payı, 2016 yılında yüzde 51 seviyesine geriledi. Ancak halen ithalatın payı oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor. Avrupa Birliği’nde bu oran yüzde 25 ve AvrupalI üreticiler, ithalatın payının yüksekliği konusunda isyan ediyor. AB Komisyonu, bu çerçevede bazı tedbirleri uygulamaya alıyor. Bizde ise maalesef ithalatın önlenmesine ya da azaltılmasına yönelik bir önlem alınmıyor. Türkiye’de çelik üretiminde kapasite kullanım oranının yüzde 64 seviyesinde kaldığı ve yaklaşık 18 milyon tonluk kapasitenin kullanılamadığı dikkate alındığında, ithalatın yarattığı sorunlar net bir şekilde ortaya çıkıyor.

2017 BEKLENTİLERİ OLUMLU

Ocak 2017’de Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatı, geçen yılın aynı ayma kıyasla miktar açısından yüzde 14.1 artışla 1.49 milyon ton, değer açısından ise yüzde 26.9 artışla 960 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Öte yandan Türkiye’nin toplam çelik ürün ithalatı, Ocak ayında yüzde 3.6 azalışla 1.44 milyon ton, değer açısında yüzde 6.0 düşüşle 893 milyon dolar seviyesinde kaldı. Yassı ürün ihracatındaki yükseliş seyrinin, ocak ayında devam ettiği gözlendi. Ocak ayında yassı ürün ihracatı, yüzde 13.2 oranında artışla 202 bin tona ulaşırken, uzun ürün ihracatı yüzde 10.4 oranında yükselişle 953 bin tona çıktı.

Ocak ayında boru ihracatı yüzde 16.9 gibi büyük bir artışla 148.3 bin tona yükseldi. Diğer taraftan yarı ürün ithalatı yüzde 20.6 gibi keskin bir artışla 553 bin tona ulaşırken, yassı ürün ithalatı ise yüzde 14.9 oranında azalışla 673 bin tonda kaldı. Söz konusu ayda uzun ürün ithalatı yüzde 9.2 oranında düşüşle 131 bin tona geriledi. Ocak ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçtiğimiz yılın aynı ayındaki yüzde 80 seviyesinden yüzde 107’ye çıktı. 2017’de ithalattaki düşüş eğiliminin devam etmesi bekleniyor…

Fuat TOSYALI / Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Başkanı
Şimdi sıra teknolojik rekabette

Türkiye 20 milyon tonluk hurda ithalatıyla dünyanın en büyük hurda alıcısı konumunda. Sektörümüzün iki ana girdisinden biri hurda ve enerjidir. Hurdadan çıkıp, cevhere geçebilsek, hurda arzı artar, fiyatlar düşer, dengeler yerine gelir.

2014’te 38 milyon ton üretim yaptık. 2015’te ise 30 milyon tona ulaşılamadı. 2015 yılında sektör sürekli kan kaybediyordu. İflas ertelemeler oldu. Ancak 2016 yılı geçen senelere göre kendini onardı. Hiçbir oyuncusunu kaybetmedi. 2017 sektörümüzde yatırımların arttığı bir yıl olacak. Demir çelik dünyada bütün ülkelerde kalkınmanın motorudur.

Yapılaşma yapacaksanız, ülkenizi modernleştirecekseniz çeliğe ihtiyacınız var demektir. Sektörü korumak ve Türkiye’nin katma değerli ürünler üretmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde teknoloji rekabet açısından çok önemli bir güç olacak.

ERSAN ÇIPLAK





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir