Anasayfa / Ekonomi-Finans / “İstikrar, Türkiyeyi 2023, 2071 hedeflerine taşıyacak”

“İstikrar, Türkiyeyi 2023, 2071 hedeflerine taşıyacak”




Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin önemli bir ihtiyacı olan Anayasa reformunun daha fazla istikrar sağlayacağını söyledi. Şimşek, Türkiye’yi 2023 ve 2071 hedeflerine böyle bir istikrar ortamının taşıyacağını vurguladı…

BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek, 2016’da da başta hain darbe girişimi olmak üzere içeride ve dışarıda yaşanan tüm olumsuz gelişmelere rağmen ekonominin yüzde 2.9 gibi azımsanmayacak bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, ekonominin kaydettiği bu performanstaki en önemli etmenin uyguladıkları yapısal reformlar olduğunu söyledi. Anayasa reformunun Türkiye’nin artık önemli bir ihtiyacı olduğunu, daha fazla istikrar sağlayacağını belirten Şimşek, böyle bir istikrar ortamının Türkiye’yi bilim ve teknolojide, Ar-Ge ve yenilikçilikte hızla ilerleyen, kendi tasarımlarıyla öne çıkan, ileri teknoloji gerektiren sektörlerde yerli projelerini hayata geçirebilen, üretim ve ihracatta katma değeri artıran, nitelikli işgücü yaratan ve yaptığı inovasyonlarla adını duyuran bir ülke olma hayaline, 2023 ve 2071 hedeflerine taşıyacağını kaydetti.

Hükümetin ortaya koyduğu uzun vadeli hedeflere ulaşmasının yolunun, kamu ve özel sektörün hiçbir siyasi çalkantının gölgelemeyeceği ve darbe tehditlerinin ortadan kalktığı bir idari yapının tesisinden geçtiğini dile getiren Şimşek, “Küresel tehditlerin tam anlamıyla kavranması, yarattığı fırsatların değerlendirilebilmesi, ekonomik ve sosyal dinamizmin güç kazanması için güçler ayrılığının tam olarak sağlanması, yürütmenin de bu dinamizmi destekleyen bir yapıya kavuşturulması gerekiyor” dedi.

“ŞOKLARA DİRENÇ ARTTI”

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, son 15 yılda ekonomide yaşanan dönüşüm sürecini ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ekonomiye yansımalarını anlattı.

2016’da yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisi açısından büyük bir test niteliğinde olduğunu söyleyen Şimşek, esasen 2007’de başlayan küresel krizin ekonominin değişen çehresini net bir şekilde ortaya koyduğunu anımsattı. Şimşek, Türkiye’nin krizi en hızlı atlatan ülkelerden biri olduğunu, kriz döneminde dahi istihdam sağlamayı başarabilmiş ve bankacılık sektörünün devlet müdahalesi olmaksızın ayakta kalmış ender ekonomilerden biri olarak göze çarptığını belirtti. 2016’da da başta hain darbe girişimi olmak üzere içeride ve dışarıda yaşanan tüm olumsuz gelişmelere rağmen yüzde 2.9 gibi azımsanmayacak bir büyüme performansı sergilendiğini söyleyen Şimşek, “Ekonomimizin kaydetmiş olduğu bu performanstaki en önemli etmen ekonomik temellerimizi yapısal reformlarla desteklemiş olmamızdır. Uyguladığımız reformlar sayesinde ekonominin kırılgan unsurlarmı önemli ölçüde bertaraf ettik, şoklara karşı direncini artırdık ve ekonomiye istikrar kazandırdık” diye konuştu.

ORTALAMA BÜYÜME YÜZDE 5.7

Bugün Türkiye’nin kamu mâliyesinde sağlamlık göstergelerini ifade eden Maastricht kriterlerini sağlayan sayılı Avrupa ülkesinden biri olduğunu, aynı zamanda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasmda yer aldığını belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin 2000’li yılların başında sık sık krizlerle karşı karşıya kalan, uzun yıllar yüksek enflasyonla yaşamış, kamu borçlarında sürdürülebilirlik endişesi yaşayan ve dünyanın en değersiz paralarından birine sahip olan bir ekonomi konumunda olduğunu anımsattı.

Kamu mâliyesinin finans sektörü ve sosyal sektörlerde biriken yapısal sorunlar sonucunda Türkiye ekonomisinin en büyük krizlerinden birini 2001’de yaşadığını dile getiren Şimşek, şunları söyledi:

“Krizden kısa bir süre sonra görevi devralan hükümetlerimiz döneminde yapısal sorun alanları tek tek ele alındı ve gerekli reformlar kararlılıkla hayata geçirildi. Güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefine hizmet edecek yapısal reformlar politika setimizin temelini oluşturdu. Reformlar neticesinde, ekonomimiz 2002-16 döneminde yıllık ortalama yüzde 5.7 büyüme kaydetti. Bu dönemde bir yandan büyüme oranlarımızı artırırken bir yandan oynaklığım düşürdük. Bu süreçte halkımızın refahı önemli ölçüde arttı ve sağlanan hizmetlerin kalitesi yükseldi. Refah artışını toplumun tüm kesimlerine daha adil paylaştırdık. Gelir dağılımında 90’lar-dan bu yana küresel eğilim kötüleşme yönünde iken gelir dağılımını iyileştirebilen birkaç OECD ülkesinden birisi olduk.”

7 MİLYON İLAVE İSTİHDAM



Ekonomik kazanımlarm kapsayıcı olmasının öncelikleri arasında yer aldığım ifade eden Şimşek, istihdam piyasasında kırılgan kesimlere yönelik pozitif ayrımcılık tanıyan politikaları da hayata geçirerek 2007’den bu yana yaklaşık 7 milyon ilave istihdam yarattıklarım belirtti. Kamu mali reformu ile artık sürdürülemez hale gelen kamu borç yapısına istikrar kazandırdıklarını dile getiren Şimşek, kamu yatırımlarının rasyonelleşmesini sağladıklarını söyledi. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkartıp hizmet bütçesi haline getirdiklerini aktaran Şimşek, 2002’de vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 86’sının faiz ödemelerine ayrılırken 2016’da bu oranın yüzde 1 l’e gerilediğini belirtti.

Ekonominin yaşadığı dönüşüm ve sağlanan istikrarlı büyüme ortamının katkısıyla ana sektörlerde önemli kazanımlar olduğunu dile getiren Şimşek, “Bu sektörlerin en önemlilerinden olan inşaat sektörü, 2002-16 döneminde reel olarak 3.8 kat büyüdü. 2007’den itibaren oluşturulan yaklaşık 7 milyon istihdamın 760 binini inşaat sektörü sağladı. İnşaat sektörü sadece yurtiçi yatırımlarıyla katkı sağlamıyor aynı zamanda yurtdışında da önemli projelerle ülkemizi temsil ediyor. Ülkemize ortalama 800 milyon dolar civarında yıllık döviz girdisi sağlıyor” diye konuştu.

FİNANSAL SİSTEM DESTEKLENİYOR

Bankacılık sektörünün kamu açıklarım finanse eden eski ve hantal yapısından ekonomik faaliyetleri destekleyen yeni ve dinamik yapısına kavuştuğunu söyleyen Şimşek, bu dönüşüm gerçekleşirken 2002’de yüzde 23 olan kredilerin aktiflere oranının 2016’da yüzde 63.5’e ulaştığını vurguladı. 2002’de yüzde 25’lerde olan sermaye yeterlilik rasyosunun sağlıklı bir biçimde gerileyerek 2017 şubat itibarıyla yasal alt sınırın yaklaşık iki katı olan yüzde 15.9 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Şimşek, “Finansal sistemi desteklemeye devam ediyoruz. Hazine destekli kefalet sistemi ile kredi büyüme hızında 2017’de önemli bir artış bekliyoruz” dedi.

“ANAYASA REFORMU İHTİYAÇ”

Şimşek, Hükümetin ortaya koyduğu uzun vadeli hedeflere ulaşmanın yolunun, kamu ve özel sektörün hiçbir siyasi çalkantının gölgelemeyeceği ve darbe tehditlerinin ortadan kalktığı bir idari yapının tesisi olduğunu söyledi. Şimşek, hızla değişen küresel ekonominin ortaya çıkardığı tehditlerin tam anlamıyla kavranması, yarattığı fırsatların değerlendirilebilmesi, ekonomik ve sosyal dinamizmin güç kazanması için güçler ayrılığının tam olarak sağlandığı, yürütmenin de bu dinamizmi destekleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin artık önemli bir ihtiyacı olan Anayasa reformunun Türkiye’de daha fazla istikrar sağlayacağını belirten Şimşek, böyle bir istikrar ortamının bilim ve teknolojide, Ar-Ge ve yenilikçilikte hızla ilerleyen, kendi tasarımlanyla öne çıkan, ileri teknoloji gerektiren sektörler- Başbakan Yardımcısı de de yerli projelerini hayata geçirebilen, üretim ve ihracatında katma değerini artıran, nitelikli işgücü yaratan ve yaptığı inovasyonlarla adını duyuran bir ülke olma hayaline, 2023 ve 2071 hedeflerine Türkiye’yi taşıyacağını kaydetti.

Reform gündemi yoğun

Son 15 yılda uygulanan politikalar sonucu Türkiye ekonomisinin önceki kırılgan günlerinin geride kaldığını ispatladığını vurgulayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin yakaladığı istikrar ortamıyla dünyanın en güçlü büyüme performansı gösteren ülkelerinden biri olduğunu ifade etti. Rekabet gücünü daha da artırmak, küresel değer zincirinde üst basamaklara çıkmak ve toplumun refahını yüksek seviyelere çıkartmak için önlerinde hala yoğun bir reform gündemi bulunduğunu dile getiren Şimşek, eğitim, rekabetçilik, işgücü ve yenilikçiliğin reform ajandasında yer alan ana alanlar olduğunu kaydetti. Önümüzdeki dönemde küresel ajandanın da önemli konuları arasında yer alan rekabet, üretkenlik, yeni üretim formları ve Sanayi 4.0 gibi konulara daha fazla odaklanmak gerektiğine dikkat çeken Şimşek şunları kaydetti:

“Bu odaklanma için ihtiyaç duyduğumuz enerji istikrarlı bir siyasi yapının temini ile daha fazla mümkün olacaktır. Bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasında sıramızı yükseltmekten, 2023 hedeflerinden, 2071 hedeflerinden, dev projelerden, milli savunma sistemlerinden ve yerli otomobil projesinden bahsediyoruz. ”

“Küresel pazardan daha çok pay almaya başladık”

Dünya ekonomisi ile entegrasyonu artan Türkiye’nin ihracatta, turizmde ve uluslararası yatırımlarda da küresel pazardan daha fazla pay almaya başladığını belirten Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ihracatın 2002’de 36 milyar dolar iken 2016’da 142.6 milyar dolara ulaştığını vurguladı. 1990’h yıllarda düşük teknolojili ürünlerin toplam ihracat içerisindeki payının yüzde 50’lerin üzerindeyken, bu rakamın 2016’da yüzde 35’lere gerilediğini; aynı dönemde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ihracatın payının ise yüzde 26’dan yüzde 37 seviyesine yükseldiğini belirtti.

Şimşek, ihracata benzer şekilde turizmde de önemli atılımlar yapıldığını aktardı. Türkiye’nin turizm alanında dünyada önde gelen bir merkez haline geldiğini dile getiren Şimşek, 2002’den günümüze kadar Türkiye’yi ziyaret eden yıllık ortalama turist sayısının iki buçuk katına, yıllık ortalama seyahat gelirinin ise üç buçuk katına yükseldiğini bildirdi.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir