Anasayfa / Ekonomi-Finans / Baskılar büyümeyi yıldıramayacak

Baskılar büyümeyi yıldıramayacak




Baskılar büyümeyi yıldıramayacak

Likidite bolluğu ekonomik büyüme beklentilerini yukarı çekiyor. İlk 2 aylık veriler büyümede güçlü seyre işaret ederken, cari açık beklentilerini artırıyor. Enflasyon ve işsizlikte baskı sürüyor.

Dolarda ise 1.75 civarında denge bekleniyor…

TÜRKİYE 2012 yılına endişelerle girmişti. Avrupa ve ABD’deki krizin tehdit ettiği küresel ekonomide belirsizlik vardı. Bu belirsizlik halen de giderilmiş değil. Ancak atılan adımlar en azından kötüye gidişi durdurmuş durumda.

Umutlar artarken, iyimserlik havası esiyor, beklentiler düzeliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, dünyada yaşanan para bolluğundan daha fazla pay almak istiyor. Şu ana kadar Türkiye, sermaye akımından olumlu etkileniyor. Piyasalarda adeta bir bahar havası var. Makro göstergeler açısından da yılın ilk günleriyle kıyaslandığında beklentilerin daha olumluya döndüğü dikkat çekiyor. Bu göstergelerden bol paranın en fazla kaymağını yiyecek olan elbette büyüme olacak. Yılın başında yapılan sıfır ya da yüzde 1-2 gibi düşük tahminler giderek rafa kalkıyor. Kötümserler bile daha yüksek büyüme tahminlerine kaymaya başladı.

Öte yandan, hem bir türlü hız kesmeyen ithalat hem de son açıklanan tasarruf oranları tüketimin güçlü olduğuna işaret ediyor. Avrupa’da toparlanma işaretleri ihracata destek olursa bu yılki büyümeye çifte bir katkı sağlayabilir.

Cari açık ise büyük oranda yumuşak iniş senaryosuna bağlı. Şu ana kadar veri-ler ışığında cari açığın yüksek kalacağı görülüyor. En büyük baskı petrol fiyatlarının etkisiyle yükselen enerji faturasından kaynaklanıyor.

Önemli bir daralma beklenmemekle birlikte, kurdaki artış ithal kısmen sınırlayabilir. Enflasyonda şubat verileri beklentilerin alt: da kalsa da artış baskısı devam ediyor. En büyük risk unsuru pet: fiyatlarındaki artış. Kötü senaryoda iğneden ipliğe zam gelea. unutulmamalı. Kurlarda da sermaye girişi desteği var. Ancak dok da yüksek eğilimin korunduğu görülüyor. Zaten Merkez Bank, da bir yerde doların yüksek kalmasını istiyor; ithalata fren olması cari dengeye destek olması açısından…

Şu ana kadar ortaya çıkan tablo vc açıklanan veriler 201.2 yılının tamamı için sert iniş senaryosunun gerçekleşmeyeceği yönünde. Uzmanlara göre, ekonomideki canlanma halen beklentilerin üzerinde. Güçlü seyir devam ediyor

BÜYÜME TAHMİNİ

2010 yılında gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme oranı yüzde 8 olmuştu. Çin, yüzde 10.3 büyümeyle ilk sırayı alırken, onu yüzde 9.7 ile Hindistan ve yüzde 9.7 ile Arjantin takip etmişti. Türkiye ise hatırlanacağı gibi 8.9 ile kendi rekorunu kırmıştı. Gelişmiş ekonomilerde ise 2010 yılı büyüme ortalaması yüzde 2.9 olmuştu. 20U’de ise bu oran ortalama yüzde 1.5’e geriledi.

Türkiye ekonomisi için 201 l’in son çeyrek verileri henüz açıklanmadı. Ancak tahminler yüzde 8’in üzerinde yoğunlaşıyor. Bu oran Türkiye’nin potansiyeli için oldukça yüksek ama sürdürülebilir değil. Uzmanlara göre, bu nedenle küresel piyasalarda olduğu gibi Türkiye’de de 2012 yılı büyümesi düşük olacak. Nitekim kapasite kullanım oranlarındaki daralma da sanayi üretiminin daralacağına işaret ediyor. Bu doğrultuda da yüzde 4.5-5 aralığında büyüme makul olarak görülüyor.



CARİ AÇIK ÇOK DARALMAYACAK

Ekonomideki en büyük kırılganlık olmaya devam eden cari açık, 2010’daki 46.6 milyar dolardan geçen yıl 76.1 milyar dolara yükseldi. Bu yıl ise son olarak açıklanan ocak ayı açığı 6 milyar dolar oldu. 2007-2010 arasında aylık ortalama 3-3.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşen cari açık, 2011’de 6.5 milyar dolara tırmanmıştı. 2012 yılının ilk verisinin de bu civarda olması endişe verici.

Cari açığın gerilemesine en önemli engel, enerjide dışa bağımlılığımız ve yüksek seyreden petrol fiyatları. Bununla beraber ihracat pazarlarında küresel krizin halen devam etmesi de hedeflenen ihracatta sorun yaşanmasına neden oluyor. Bu yıl cari açığa karşı hükümetin aldığı ithalat önlemleriyle petrol fiyatlanın seyri cari açıkta önemli bir düşüş olmayacağını gösteriyor.

ENFLASYON BASKISI VAR

2011 yılında yüzde 10.43’le iki haneye çıkan enflasyonda, şubat ayında kaydedilen gerileme sevindirici. Şubatta TÜFE bir önceki aya göre yüzde 0.56 artarken, ÜFE binde 9 geriledi.

Orta Vadeli Program’da 2012 yılı enflasyon hedefi yüzde 5.2, Merkez Bankası yıllık enflasyon tahmini ise yüzde 6.5. Merkez Baııkası’nın düşük faizle birlikte gevşek para politikası etkili olabilir. Bu arada, TL’de yılbaşından bu yana kaydedilen değerlenmeni yanı sıra petrol fiyatları baskıyı artırıyor. Piyasa çevreleri, enflasyonun hedeflenin düzeyin 1-2 puan üzerinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

DOLAR YÜKSEK SEYREDECEK

2011    ortasından bu yana dolar karşısında zayıf seyreden TL, yıl sonunda 1.89 seviyelerine çıkarak rekor kırmıştı. Bu yıl ise sermaye akışıyla tersine bir durum yaşanıyor. TL, yılbaşından bu yana yüzde 10 değer kazandı. Ancak Avrupa Merkez Ban-kası’nın 1 trilyon euro’yu aşan likidite enjeksiyonu paritede dolar lehine artış sağladı. Ayrıca içerde cari açıkla ilgili endişeler ve merkez bankasının düşük faiz politikası bundan sonrası için doların yüksek seyretmesini sağlayabilir.

Uzmanlara göre, şu anda dolarda düşüş için önemli bir ortam bulunmuyor.

Yıl sonu içinse do lar/TL kurunun 1.70-1.75 aralığında kalması bekleniyor. Kurun 1.83 düzeyini görmesi durumunda ise satışların başlaması ve yeniden 1.80’nin altına inmesi öngörülüyor.

SİPARİŞLER ARTIYOR

Ocak ayında sanayi üretimi yüzde 3.1 geriledi. Dayanıklı tüketim malları üretiminde de son üç aydır düşüş var. Avrupa ekonomisi ve 2012’ye dair endişeler yatırım iştahını azaltıyor. Kapasite kullanım oram ocakta 0.2 puan artarken, şubatta 1 puan azaldı. Özellikle yatırım malı üretiminde kapasitenin her iki ayda da düşüş gösterdiği görülüyor. Bu da üretimdeki yavaşlamayı destekliyor.

Ocak ayında yurtiçi siparişlerde yüzde 1.2 azalma, yurtdışı siparişlerde ise yüzde 0.4 artış var. Yani yurtiçi talep daralırken, yurtdışı talep artıyor.

İŞSİZLİK TEK HANE

Aralık döneminde (kasım-aralık-ocak) işsizlik oranı önceki yılın aynı dönemine göre 1.6 puan azalırken, bir önceki aya göre 0.7 puan artarak yüzde 9.8 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise yüzde 9.3 ile önceki yılın aynı dönemine göre 1.3 puan geriledi. Bir önceki aya göre ise aynı seviyede kaldı.

Küresel resesyonun işsizlik oranlarını yukarı çektiği gözleniyor. Türkiye, işsizlik oranı açısından G-20 sıralamasında 16’ncı sıraya geriledi. Ocak ve şubat ayında sanayi üretiminde gözlenen yavaşlamanın bu yıl için istihdamı olumsuz etkilemesi bekleniyor.

ERKAN KIZILOCAK





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir