Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Çam balı üretimi sekteye uğrayabilir

MUĞLA’NIN Marmaris bölgesi, sadece turizm potansiyeliyle değil, çam balı üretimiyle de ön planda olan bir yer. Hatta dünyada çam balı üretimine en elverişli yerlerden biri. Nitekim Türkiye, dünyada en büyük çam balı üreticisi konumunda bulunuyor.



Dünya toplam çam balı üretiminin yüzde 92’sinin gerçekleştirildiği Türkiye’de üretimin yüzde 75-80’i Muğla’daki kızılçam ormanlarından karşılanıyor. Üretimin önemli bir kısmı göçer arıcılar tarafından yapılıyor.

2018 yılı TÜIK verilerine göre Muğla, 14 bin 777 ton ile Türkiye bal üretiminde ikinci sırada yer alıyor. Kısacası Marmaris, Türkiye için büyük öneme sahip. Sanayileşme, kentleşme, modern tarım uygulamaları ve çevre kirliliği sonucunda yaşanan iklim değişiklikleri ekolojik dengeyi bozduğu gibi, arıcılığa da büyük zarar veriyor. Peki, yaşanan bu yangınlar ile gerçekten çam balının sonu geldi mi? ya da ne kadar bir zarar var? Eski haline dönemsi ve üreticilerin tekrardan bu işi yapabilmesi için ne kadar zaman ihtiyacı var? Uzmanlara göre; çam balının hava durumunda yaşanan değişiklerden dolayı geçen yıl üretimi olmazken, bu yıl da yangınla birlikte üretim riskli hale geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bir önceki haberimizde orman yangını olan bölgelerde yeni bal ormanları kurulacağını açıkladı.

Çam balı üretimi sekteye uğrayabilir

40 YIL SÜREBİLİR

Türkiye’nin dünya bal üretiminde ikinci sırada yer aldığını söyleyen Bee’o Propolis Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Aslı Elif Tanuğur Samancı, bal üretiminin yaklaşık 100 bin ton olduğunu ve çam balının bu üretimde yüzde 25-30’luk bir paya sahip olduğunu söylüyor. Ancak yangından sonra bu oranda ciddi değişimler yaşanabilir. “Akdeniz Bölgesi’ne yayılmış ve bölgeye özgü olan bitki örtüsünü oluşturan kızılçam ağaçları koruma statüsünde olmayıp, popülasyonundan endişe duyuluyor. Yaşanan bu orman yangınları da aromalı ve zengin bir bal olan çam balını riske attı. Kızılçam ağaçları orman yangınları sonrasında sert kabuklara sahip olduğundan uzun yıllar çimlenmese de tohumunu koruyor” diyen Samancı, Marmaris’te tekrar çam balı üretiminin başlamasının, ağaçlandırma çalışmalarına bağlı olmakla birlikte, 40 yıl alabileceğini söylüyor. Marmaris bölgesi, çam balı üretiminde kuşkusuz önemli lokasyonlardan biriydi.

Yangın bölgesinin tekrar hayat bulması ve arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için öngörülen süre yaklaşık 40 yıl ve üzeri. Yani bu nesil için çam balı görmek zor denilebilir. Samancı; “Dünya’da çam balı açısından çok kıymetli bir bölgemiz bu doğa felaketine kurban gitti. Sadece bal üretimi değil bu bölgedeki doğal bitki örtüsü ve orman varlığı da zarar gördü. Araştırmacılar orman yangınları sonrasında tarımsal üretimde de yaklaşık yüzde 50-60’lık bir düşüş beklediklerini belirtiyor” diyor ve bölgenin tekrar ağaçlandırılmasının bizlerin elinde olduğunu söylüyor.

8 MİLYON 128 BİN 360 KOVAN

Yaklaşık 100 milyon yıldır ekosisteme katkıda bulunan bal arıları tozlaşma ile bitki çeşitliliği, tarımsal üretim ve arı ürünlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunuyorlar. Yangınla beraber bölgede pek çok kovan içerisinde arılarla beraber yanarken, bu da ekosisteme ciddi zararlar veriyor. Arılar, meyve ve tohum üretimini sağlayan tozlaşma olayında büyük pay sahibi canlılar. Dünya tarımsal üretiminin 3’te biri bal arılarının tozlaşma işlemini gerçekleştirmesiyle oluşuyor. Kısacası arılar besin zinciri için değerli canlılar.

Türkiye’de 8 milyon 128 bin 360 kovan varlığı ve 80 bin 675 arıcılık faaliyeti yürüten işletmesiyle dünyada ikinci sırada yer alıyor. 150 bin aile ise bu sektörden geçimini sağlıyor. Samancı; “Arıcılık sektörü; biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılması, sürdürülebilir gıda güvenliği ve aynı zamanda topraklarımızın büyük bir kısmını tehdit eden erozyonun önlenmesi bakımından desteklenmesi gereken stratejik bir sektördür. öncelik arılarımız, doğamız ve yaşamdır. Sonrasında ise arıların bize getirdiği değerli ürünlerdir” diyerek arılara ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzun bir kez daha altını çiziyor. Firma, yangın sürecinde etkilenen arıcılara kovan desteği ve bölgenin tekrar ağaçlandırma çalışmalarına katkıda bulunarak, sektörü ayakta tutmak istiyor.

“HİBE DESTEĞİNE İHTİYAÇ VAR”

Muğla’nın Marmaris ilçesinde 40 yıllık bal üreticisi olan Ahmet Bağran Aksoy, kuraklık, toplu arı ölümleri ve hastalıklar sebebiyle çam balı üretiminin istenilen seviyeye ulaşmadığını söylerken, yangın ile beraber çok fazla kovanın zarar gördüğünü belirtiyor. “Bu sene umudumuz Ege Bölgesi’nde ürettiğimiz çam balıydı.

Onu da yangında yanan kovanlarla kaybettik. Hal böyle olunca o bölgede arıcılık yapan meslektaşlarımızı da düşünmemiz, ne lazımsa yapmamız gerekiyor. “Ekosis-temimiz çöküyor. O bölgeleri kullanıma açmayarak ormanın kendini yenilemesine müsaade etmemiz gerekiyor. Bu 20-30 yıl gibi bir zaman alacak ama ancak bu şekilde arılarımızı ve diğer canlılarımızı geri kazanabiliriz” diyen Ak-soy, arıcıların zararlarının bir an önce tespit edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Aksoy, bir üretici olarak yapılması gerekenleri ise şu sözlerle özetliyor:

“ilk olarak devlet, ormanlarda geçim kaynakları kül olan vatandaşları için hibe çıkarmalı. Endüstriyel markaların elini taşın altına koyması gerekiyor. Biz Etabal ailesi olarak elimizden geleni yapıyoruz ama yetmez. Bu enkazdan hep birlikte çıkmamız gerekiyor. Yangından az hasar almış ağaçlar hemen tedavi edilmeli ve kayıpların yerine yenisi dikilmeli. Çam dikimi konusunda çok ufak fide dikilirse ormanın tekrar kendine gelmesi ve arıların geri dönme süreci çok uzayacaktır. En az 2-3 metre boylarında çamlar dikilmeli.”

BASRA BÖCEĞİNİN ÖZ SUYU

Çam balı, salgı balları arasında en çok bilinen ve tercih edilen bal çeşitlerinden biri. Süzme bal olarak görmeye alışkın olduğumuz çam balı Muğla ve Akdeniz’in kıyı bölgelerinde yaygın olarak üretiliyor. Muğla yöresine ait çam balı bölgenin yöresel balı olarak biliniyor. Çoğu yerde, yayla ballarında olduğu gibi şehir ve bölge ismiyle özdeşleşerek Muğla balı veya Muğla çam balı diye de adlandırılıyor. Muğla kızılçam-larında yaşayan basra (marchalina helleni-ca) isimli böceğin salgısından elde ediliyor ve bundan ötürü salgı balı olarak sınıflandırılıyor. Ayrıca ham bal olarak da kategorize ediliyor. Ham bal, balın en saf ve doğal hali olup hiç bir kimyasal ve endüstriyel süreçlerden geçmeden son tüketiciye ulaşıyor.




Çam balının oluşma süreci ise oldukça sistematik ilerliyor. Çoğu kişi balın arılar tarafından direk yapıldığını düşünse de işin aslı öyle değil. Basra böceği kendi besin ihtiyacı için çam ağacının öz suyunu emerek bir salgı bırakıyor. Ekolojik denge ve uyum içerisinde gerçekleşen bir döngü ile besin zinciri oluşuyor. Protein, mineral ve enzim açısından oldukça zengin olan bu salgı daha sonra bal arıları tarafından alınarak kovana taşınıyor. Petek gözlerine depolanan salgılar hem arıların besin ihtiyacını karşılar hem de lezzetli bir bal türüne dönüşüyor. Çam balı fiziksel yöntemlerle süzülerek süzme bal halini alıyor. Pastörizasyon ve ısıl işlemlerden geçmeden süzülen çam balını ham bal (çiğ bal) olarak da tarif edilebilir.

FARKI SALGI BALI OLMASI

Çam balını diğer bal çeşitlerinden ayıran en önemli özellik salgı balı olması. Balın ham maddesini oluşturan malzeme bir çiçek nektarı değil, böceğin salgısı. Çam balı oluşumunda göze çarpan en önemli nokta, çam ağacından gelen öz suyun besin değerinin yanı sıra basra böceğinin de kendi enzimleri ve proteinleriyle karıştırarak ürettiği salgı. Daha sonra bu salgı arılar tarafından da işlenerek ortaya son derece zengin bir bal çıkmış oluyor. Tüm bu besin zinciri ilişkisi çam balını farklı ve özel kılıyor.

Balın kıymetli bir gıda olması ve insanlar tarafından çok talep görmesi bal üretiminde birçok suistimale sebep oluyor. Sahte balı fiziksel özelliklerine göre ayırt etmemizin zor olduğu günümüzde, bal satın alırken mutlaka kimyasal içeriğinin belli olduğu ve bakanlık tarafından onaylanan balları tercih etmek gerekiyor. Çam balının bilinen kimyasal özellikleri bakımından hakiki çam balında olması gereken prolin, diastaz ve glikoz-fruktoz değerleri şu şekilde olmalıdır; 100 g çam balında ortalama prolin proteini 450±20 mg, glikoz-fruktoz değeri 56±8 g, diastaz enzimi 14 olması gerekiyor.

Çam Balının Özellikleri

  • Çam balı, çiçek ballarından dah koyu renkli bir bal çeşididir.
  • Aromatik bir kokuya sahiptir, çam reçinesi ve odunumsu kokusu ile hemen fark edilir.
  • Çam balının pH değeri düşüktür ve hafif asidik özellik gösterir.
  • Diğer çiçek ballarına göre geç kristalleşir ya da hiç kristalleşmeden uzun süre dayanabilir.

Özen ALTIPARMAK / Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı
“Felaket tellallığı yapmak için erken”

Şu anda öldük bittik diyerek felaket tellallığı yapmak için çok erken. Bu konuda kesin konuşmak için öncelikle eylül ayını beklemek gerekiyor. Her şey çok iyi diyemeyiz ama kötünün iyisi durumunda olduğumuzu söyleyebiliriz. Çam balı için öncelikle Basra Böceğinin salgısını yapması gerekiyor. Bu da Ağustos’un 20-25’inden sonra gerçekleşir. Ve bu da doğa koşullarına bağlıdır. Şu anda Türkiye’de 4-5 milyon arılı kovan mevcut. Bunların 1.5-2 milyonu Marmaris’e gelecekti. Bunlar zamanlama olarak şükür orada değildi. Ve arıların yüzde 95’i kurtuldu. Ama ne yazık ki, yangınlarda bal alacağımız kaynağın yarısını kaybettik. Dolayısıyla burada bal veren ağaçların hepsi yanmış değil. Yine arılar uçacak, yine bal olacak. Ancak ne kadar çabalarsak çabalayalım eski yıllarda aldığımız çam balını alamayacağız. Tabii yanan sadece çam ağaçları değil; ayılar, kaplumbağalar, karıncalar, böcekler de cayır cayır yandı. Ancak bölgedeki Basra Böcekleri duruyor. Dolayısıyla geçmiş yıllarda aldığımız bal miktarının yarısını alma imkânımız var. Geçmiş yıllarda 15 bin tona yakın çam balı üretimi oluyordu. Bu yıl her şey iyi giderse (doğa koşuları iyi giderse, nem olursa, Basra Böceği salgısı ve arılar güçlü ve sabahları çiğ gerçekleşir poyraz esmez, hava sıcaklığı 40 dereceyi aşmaz ise] en fazla 7 bin 500 ton çam balı alabiliriz. Umutları her zaman yeşertmemiz gerekiyor. Bizim önceliğimiz arı varlığını korumak, sürdürülebilir arıcılığı desteklemek ve arı ürünlerini sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmek. Bu önemli misyonumuz için bizde elimizden gelen ne varsa her türlü desteği vermeye çalışıyoruz.

Can SEZEN / Anavarza Bal Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı
“Marmaris’te çok fazla arıcı yoktu”

Çam balında yanlış bir algı var. Orman yangınları olduğunda insanlar sanki çam balı deyince, kovanlar yanmış gibi düşündü. Hâlbuki o bölgede şu anda arıcı yok. O bölgede yanan kovan sayısı tahmini olarak 3 bin ile 4 bin civarında. Eğer yangın 10 gün sonra olsaydı, 3.5 milyon kovan orada yanardı. Bu da Türkiye’nin kovan varlığının neredeyse yüzde 45-50’si demek. Şu anda arılar yönünden büyük denecek bir problem yok. Ancak o bölgedeki ağaçlardaki basra böceği denilen bir böcek yardımıyla çam balı oluyor. Dolayısıyla şu anda o basra böceği yandı mı, ne kadarı kaldı, hangi bölgelerde kaldı, hem Arıcılar Birliği hem de o bölgedeki yangın sonrası afet ekipleri ve Tarım Orman Bakanlığı bunun bir çalışmasını yapıyor. Mutlaka rekoltede düşüklük olacaktır ama yüzde 100 çam balı bitti diyemeyiz. Türkiye, dünyanın ikinci büyük arıcılığına sahip. Ülkede 80 bin civarı arıcı ailesi var. 8 milyon civarı arı kolonisi var. Çin’den sonra en fazla üretimi Türkiye yapıyor. Ama tabii ki yeni kuşakların da arıcılık yapması gerekiyor. Çocuklara arıcılığı anlatmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 30 bin çocuğa anlattık. Normalde geçen yıl çam balı hiç olmadı.

Çam balının olması hava şartlarına çok bağlı. Geçen yıldan bu yana fiyatlarda zaten bir artış yaşandı. TÜİK rakamlarına göre baldaki enflasyon bir yıl içerisinde yüzde 31. Geçen yıl çam balı olmamasının etkisi, bu orana da yansıdı. Kovan yardımı yapalım diyorlar ama şu anda bir kargaşa yaşanıyor. Şu anda, kovanlık bir durum bulunmuyor. Bir kargaşa ve bilgi sıkıntısı yaşanıyor.

AYŞEGÜL KÜÇÜKKURT ZOR


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu