Ekonomi Haberleri

Endeksten sıfır atılması ne anlama geliyor?

Endeksten sıfır atma konusu

DÜNYA genelindeki ana endeksler genel olarak 4 veya 5 haneli seviyelerde bulunmakta. Tarihsel olarak bakıldığında yüksek endeks rakamlarına sahip olan ülkelerin ağırlıklı olarak yüksek enflasyona sahip ülkelerde olduğu görülmekte. Bu durumun temel olarak yüksek enflasyonun görüldüğü ülkelerde satış ve kâr rakamlarının nominal bazda yüksek seyretmesinin sonucu olarak değerlemeler üzerinde yaptığı şişirici etkiden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Endeksin, 2013 yılında 93,398,33 seviyesindeki tarihi zirvesine . olan yolculuğunda da gündeme gelen ancak daha sonraki gelişmeler nedeniyle rafa kaldırılan “endeksten 0 atılmalı” minvalindeki tartışmalar, Borsa İstanbul’da 2017 yılında 100.000’in aşılmasıyla birlikte yeniden gündeme geldi. 2018 yılında yaşanan kur kriziyle birlikte tekrardan rafa kaldırılan “0 atma” konusu 19 Şubat 2020 Salı günü Borsa İstanbul Genel Müdürü Hakan Atilla tarafından tekrar gündeme taşındı ve pandemi sürecinde bir kez daha ertelenen sıfır atılması nihayet yeni haftaya başlarken gerçekleşmiş oldu.

Borsa İstanbul

ENDEKSTEN 0 ATILDIĞINDA NE DEĞİŞECEK?

Borsanın endeks olarak ifade ediliyor olmasından dolayı, endeks rakamından “0” atılması teorik açıdan çok bir anlam ifade etmemekte olup yalnızca psikolojik açıdan etkisi olabilmektedir. Bunu paradan sıfır atmaya benzetebiliriz. Paradan 6 sıfır önce atılmadan önce 1.000.000 TL’nin alım gücü ne ise sıfır atıldıktan sonraki 1 TL’nin de alım gücü aynıydı. Endeks için de aynı durumun gerçekleşeceğini söylemek mümkün. Endeksten sıfır atılması ihtiyacı sadeleşmeye yönelik teknik bir ayarlama olarak değerlendirilebilir.



Teorik olarak anlamlı bir değişim olmasa da, fiyat seviyesinin daha düşük rakamlarla ifade ediliyor olması psikolojik açıdan “ucuzladı” algısı oluşturabilir. Yüzde değişim bazında endeksin 100.000’den 110.000’e çıkması ile 1.000’den 1.100’e çıkması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki durumdaki artış da % 10 seviyesindedir. Ancak, algı açısından bakıldığında, zihnimiz, endeksin 1.000 puan seviyesinden 1.100 puan seviyesine (100 puanlık artış görülmesi) yükselmesinin, 100.000 seviyesinden 110.000 seviyesine yükselmesinden (10.000 puanlık artış) daha hızlı ve kolay gerçekleşeceğini düşünecektir. Sıfır atılmasının yatırımcıda oluşturabileceği olumsuz psikolojik etki ise değişimlere yıllardır puan üzerinden bakma alışkanlığı olan yatırımcıların 50 -100 puanlık değişimleri (yeni durumda %5-%10) küçümseme durumunun oluşması.

Bu durum yatırımcıların stop loss ve kar al reflekslerini zayıflatabilir.

İMKB Dönemindeki Sıfır Atılması Endeksi Nasıl Etkilemişti?

Bugünlerde tartışılan ve bu yazının konusunu oluşturan endeksten sıfır atma konusu Borsa İstanbul, eski adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) açısından aslında bir ilk değil. 3 Ocak 1986 tarihinde işlemlere başlayan borsa, 1996 yılı sonunda, o zamanki adıyla ÎMKB-100 endeksi 97.600 ile 100 bin sınırına dayanmış ancak bu seviye resmen görülmeden İMKB endekslerinden 1997 başından itibaren çift sıfır atılmıştı. 1996’yılını 97.600 puandan yani 2 sıfırın atılmasıyla 976 puan tamamlayan ÎMKB-100 endeksi 1997 yılının 2. işlem günü olan 3 Ocak 1997 günü endeks 1.035 seviyesini gördü. Yani iki sıfır atılmamış haliyle 103.500 puan ile endeks tarihinde ilk 100.000 üzerine geçmiş oldu. Endeksten iki sıfırın atıldığı 1997 yılı ocak ayında ÎMKB-100 endeksi aylık bazda % 64.4 artışla 1.605 seviyesine yükseldi. Ay boyunca görülen en yüksek seviye olan 1.748 baz alındığında yükselişin % 79.1’e ulaştığı görülüyor. Geçmiş dönemde endeksten 0 atılması sonrasında endekste oluşan hareket ve getirilerin; yine olası bir 0 atılması durumunda aynen tekrarlanacağına dair bir hüküm belirtmek çok mümkün değil. Örneğin pandemi sürecinin hemen öncesinde sıfır atılmış olsaydı, muhtemelen ilk bir ayda yaşanan kayıpları konuşuyor olurduk. Bu nedenle dönemin piyasa koşullarının endeks üzerindeki etkisi daha baskın olabilir.

PİYASADA PANDEMİ VE ABD-ÇİN GERİLİMİ ÖN PLANDA

Başta ABD’de olmak üzere küresel ölçüde vaka sayılarındaki artışın devam ediyor olması endişe oluşturuyor.




Geçtiğimiz hafta da ABD Başkanı Trump da rakamlarda iyileşme görülmeden önce bir kez daha durumun kötüleşebileceğini ifade etti. Diğer taraftan ABD’de aşı ile ilgili de pozitif gelişmeler mevcut. Geçtiğimiz hafta ABD hükümetinin salgınla ilgili aşının tedariki için Pfizer ve BioNTech firmaları ile anlaşma yapması olumlu olarak algılandı. Piyasalar salgınla ilgili artan vaka sayıları ve aşı beklentileri arasında kararsızlık sergilerken, son dönemde yeniden gerilen ABD – Çin ilişkileri de izlenmeye devam ediliyor. ABD’nin Houston’daki Çin konsolosluğunun kapatılmasının ardından, misilleme olarak Çin de ABD’nin Chengdu’daki konsolosluğunu kapatmasını talep etti.

Önceki hafta da Güney Çin Denizi konusunda gerilim söz konusu olmuştu. Bu süreçte firmalara ya da kişilere karşılıklı getirilen yaptırımları da göz önünde bulundurduğumuzda süreç fiyatlamalar üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Gerek salgında ikinci dalga gerekse ABD-Çin arasındaki gerilim altın, ABD faizleri, S&P volatilite endeksi gibi bir çok göstergede fiyatlanırken, hisse senetleri endeksleri buralarda riskten kaçışı yansıtan fiyatlamalara rağmen güçlü kalmaya devam ediyor. Uzun süredir devam eden bu ayrışmanın ne kadar daha devam edeceğini öngörmek zor olsa da bu göstergeleri ve oluşan aykırılıkları izlemekte fayda olduğunu düşünüyoruz.

BIST 100’de güçlenen dirençler ve yükselen trend arasında sıkışma

BIST 100 geçtiğimiz hafta önceki hafta gördüğü zirve seviye olan 120.200’ün (1.202) üzerine çıktıktan sonra Akdeniz’de Yunanistan ile gerilim yaşanabileceğine yönelik haberleri düzeltme bahanesi olarak değerlendirdi- Böylece 120.500 (1.2053 civarından dönüş yapan endekste bu bölgede ikinci bir tepe ve güçlenen dirençler oluşmuş oldu.

Bu nedenle 120.500 (1.205} geçilmeden önce bu bölgeye yakın yerlerden pozisyon alımlarında ekstra dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. Diğer taraftan güçlenen bu dirençler önümüzdeki günlerde geçilecek olursa da başlayacak hareket şiddetli olabilir. Geçtiğimiz hafta endekste görülen dip seviyeler ile 22 günlük ortalamanın bulunduğu aynı zamanda mart ayında başlayan ve önceki hafta test ettiği 112.500 (1.125) civarındaki rakamlardan geçen yükselen trendin bulunduğu 117 bin (1.170) civarı hafta başında en güçlü destek bölgesi olmaya devam ediyor. Bu trendin altına sarkıtması teknik görünümü bozarak satışların sertleşmesine neden olabilir. Bu nedenle hafta boyunca bu trend referans olarak izlenebilir.

ÜZEYİR DOĞAN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu