Anasayfa / Pazarlama ve Satış / FOMO pazarlaması üzerine beş önemli ipucu

FOMO pazarlaması üzerine beş önemli ipucu




Çağın hastalığı olarak adlandırılan FOMO, pazarlamanın en önemli fırsatlarından birine dönüştü. İşte, FOMO’dan faydalanmak isteyen pazarlamacılar için beş önemli taktik…

FOMO da nedir?

EVET, nihayet bu da oldu. Daha önce ciddi bir hastalık olarak adlandırılan “FOMO”, pazarlama dünyası tarafından bir fırsata döndürüldü. “FOMO da nedir?” diye merak edenler için ise kötü bir haberimiz var. Bu kavramı daha önce duymadıysanız, olan biteni de kaçırmış olabilirsiniz.

Şaka bir yana, FOMO (fear of miss-ing out-olan biteni kaçırma korkusu), pazarlama dünyası için yeni; psikoloji açısından ise oldukça eski bir kavram.

Hatta psikoterapist ya da psikoloji uzmanlarına göre kavram, ilkel hayatta kalma dürtülerimize dayanıyor. Diğer insanların daha fazla hayatm içinde olduğu endişesi kişide güvensizlik, tehdit ve endişeye dair sinyaller gönderiyor. Eski çağlarda bu durum adeta ölüm-kalım meselesi idi. Günümüzde ise tablo biraz daha farklı.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Neyse, lafı daha fazla uzatmadan henüz duymamış olanlar için FO-MO’yu kısaca örneklerle özetleyelim. Diyelim ki çıktığınız tatillerden yediğiniz yemeğe, hayranı olduğumuz sanatçının konserinden doğum günü partilerine kadar her am yaşamak yerine görüntülüyor ve paylaşıyorsunuz. Sabah uyanınca ilk işiniz akıllı telefonunuzu kurcalamak oluyor. Sosyal medya hesaplarınızı veya e-postalarınızla what-sapp’ınızı sürekli kontrol ediyor, kaç kişinin yorum yaptığına, kaç beğeni aldığımıza, kaç takipçi kazandığınıza bakıyorsanız üzgünüz. FOMO sendromuna çoktan yakalanmış olduğunuzu söyleyebiliriz. Ama çok da dert etmeyin; yalnız değilsiniz.

ANI YAŞAMAK YERİNE PAYLAŞIYORUZ

Geçmişten bugüne sık yaşanan ve gözlemlenen bu durumun literatürlere girmesi için insanlık 2013 yıhna kadar beklemiş. Nedeni ise basit; sosyal medyanın hayatımıza bu denli girmesiyle birlikte kavram da adeta boyut değiştirmiş durumda. Öyle ki Facebook, Instagram ve Twitter başta olmak üzere, neredeyse uyanık kaldığımız her anı kaplayan sosyal mecralar, çağın hastalığı olarak adlandırılan FOMO’yu tetikliyor. Özellikle Snapchat’in 24 saat içerisinde kaybolan içeriklerinin Instagram ve Facebook gibi diğer popüler platformlara yayılması ise olan biteni kaçırmaya yönelik endişemizi maksimuma çıkarmaya devam ediyor.

Özellikle Y ve Z kuşağı, yüzde 50’ye varan oranla bu endişe durumunu en çok yaşayanların başında… 34-48 ve 48-67 yaş aralığındaki yetişkinlerin ise sadece yüzde 26’sınm dışlanmışlık hissine kapıldığı hesaplanıyor. Dahası araştırmalar, her 10 kişiden 8’inin, insanların sosyal medyada kendileri ve yaptıklarıyla övündüğünü, hatta böbürlendiğini düşündüğünü de ortaya koyuyor. Bu sonuçlarla birlikte bazı uzmanlar tarafından adeta “sosyal uyuşturucu” gibi travmatik kavramlarla özdeşleşse de, FOMO’nun pazarlama dünyasında çığ gibi büyüdüğü de inkar edilemiyor.



İZLE VE TÜKET!

Bu anksiyete durumunun neden pazarlamanın radarına girdiğine gelince… Öncelikle yapılan araştırmalar, FOMO’nun satın alma davranışım derinden etkileyebileceğini gösteriyor. Aynı araştırmalar, özellikle Y ve Z kuşağının neredeyse dörtte üçünün, başkalarının deneyiminden yola çıkarak tercihlerine yön verdiğini ortaya koyuyor. Ancak hemen ekleyelim, bu yön “arkadaşından ilham alma” durumundan biraz farklı. Sosyal medya ünlüleri ve rol modeller başta olmak üzere artık tüm dünyayı anlık takip edip, alelacele tüketme çağı içinde olduğumuz ise su götürmez bir gerçek.

Hal böyle olunca FOMO, şimdiden pazarlama dünyasında bilinen tüm doğrulan altüst ediyor. Üstüne FOMO kuşağına ürün veya hizmet satmaya odaklı bir şirketseniz, bu anksiyeteyi fırsata çevirmenizde fayda var. İşte bu şirketler için FOMO pazarlaması üzerine beş önemli ipucu:

• Endişe oluşturun: Aslında çok da yeni bir taktik değil, vitrinlerde görmeye alışık olduğumuz “indirimi kaçırmayın” veya “Son beş gün” sloganları artık internetle birlikte daha fazla işe yarar hale geldi. Zaman veya ürün sayısı sınırı koymak tüketicilerin FOMO’sunu kesinlikle tetikliyor.

• Deneyimi paylaştırın: Yukarıda da belirttiğimiz gibi “deneyim” artık takip ediliyor. Özellikle rol modellerin sosyal medyada ürün ve hizmetlerinizle ilgili deneyimlerini sunması, satışları ciddi o-randa artırıyor.

• Ayrıcalıklı hissettirin: FOMO’nun temelinde dışlanmışlık ve sıradan olma korkusunun yattığını unutmayın. Bu nedenle tüketicilerinizi ayrıcalıklı ve özel hissettirmek önemli. Mesela belirli kişilerin girebildiği mecralar, üyelere sunulan avantajlar ve ödüller, FOMO pazarlaması için tahmin edemeyeceğiniz bir değer yaratacaktır.

• Anlık yanıt verin: Yine unutmayın ki onlarm acelesi var; sizin de olsun. Tepkilerine ve sorularına anlık yanıtlar vererek, özel hissettirmeye ve dışlanmadıklarına karşı güven hissi sağlayabilirsiniz.

• Ürün satmayın, amaç satın: Bir önceki kuşak ürünün özelliklerini ve avantajlarını bilmek isterdi. Oysa Y ve Z kuşağı önce deneyim, ardından amacı öğrenmek istiyor. Bu ürün dünyayı nasıl değiştiriyor. Markanızın amacı ve felsefesi ne? Bu sorulara yanıt bulup, FOMO pazarlamasına başlayın.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir