Anasayfa / Ekonomi Haberleri / Fonlardan bankalara kaynak

Fonlardan bankalara kaynak

SPK’nırı müdahalesi ile para piyasası fonlarının bir bölümü bankacılık sistemine yönlendirildi. Düzenleme bankacılık kesimine ek kaynak sağlaması açısından önemli bir adım oldu…

KÜÇÜK yatırımcıların para ve sermaye piyasalarında yatırım yapabilmesinin yollarından birisi olan yatırım fonları, bütün uğraşılara bütün çabalara rağmen ancak 68 milyar büyüklüğe (BES fonları hariç) ulaşabildi. Onun da büyük bir kısmı para piyasası fonlarından (29 milyar) oluşuyor. Para piyasası fonları genellikle acil ihtiyaçlar için hesaplarda tutuluyor. TEFAS üzerinden banka ve aracı kurumlardan bütün para piyasası fonlarına erişmek mümkün. Fiyatları günlük olarak belirleniyor. ,Bu fonlar kısa vadeli ve likiditesi yüksek yatırım araçlarını portföylerinde bulundurduklarından, getirileri genellikle pozitif ve piyasa faiz oranına yakın seyrediyor. Son dönemde gecelik faizlerin yüksek olmasından dolayı, para piyasası fonlarının getirisinin, mevduat faizleri üzerine çıktığı ve mevduattan fonlara geçiş olduğu belirtiliyor. Yılbaşından bu yana yaklaşık 16 milyar TL’lik bir büyüme olmuş para piyasası fonlarında. Bu fonlar, mevduatın alternatifi veya mevduata rakip bir yatırım aracı olarak konumlanmıyordu, piyasalar tarafından. Ancak getiri nedeniyle, mevduattan para piyasası fonlarına doğru doğal bir akış oluşmuş. Bu doğal akış, SPK tarafından yapılan müdahale ile sermaye piyasalarından bankalara doğru çevrilmiş oldu.

Para

PARA PİYASASI FONU

Fonların içeriğinde hangi yatırım araçlarının, hangi oranlarda yer alacağı mevzuatla belirlenmiş. Normalde para piyasası fonları portföylerinde, günlük ağırlıklı ortalama vadesi 45 gün ve en uzun vadesi 184 gün olan para ve sermaye piyasası araçlarını tutuyor idi. Para piyasası fonlarının portföyüne aldığı yatırım araçları, kamu borçlanma araçları, özel sektör borçlanma araçları, kira sertifikaları, Takasbank- borsa para piyasası işlemleri ve repo-ters repo işlemlerinden oluşuyordu. SPK’nın 12 Mart 2019 tarihli kararında, para piyasası fonlarının toplam portföy değerinin en az yüzde 50’sinin mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirileceği belirtiliyor. Tek bir bankada değerlendirilebilecek mevduat veya katılma hesabı, toplam fon portföyünün yüzde 6’sı ile sınırlandırılmış. Yani para piyasası fonlarının yapacağı mevduatların, bankalara yayılması-dağılması istenmiş. Söz konusu fonlar tarafından yapılacak ters repo işlemleri, Takasbank para piyasası işlemleri ve yurtiçi organize para piyasası işlemleri fon portföyünün yüzde 40’ını aşamaz, denilerek, bu işlemlere de, bir üst sınır getirilmiş.



Fon sektöründe zaman zaman ufak-tefek bazı iyileştirmeler, değişiklikler yapılırken, bu kez para piyasası fonlarının portföylerini yüksek oranda etkileyen, ciddi bir düzenleme yapılmış. SPK kararında fonların 15 Mart itibariyle bu portföy yapısına geçmesi isteniyor. Bu durumda fon yöneticileri birkaç gün içerisinde yeni portföy yapısına uyum sağlayacaklardır.

BANKALARA ETKİSİ

Bankacılık kesimi uzun süredir krediler için kaynak yaratmaya çalışıyor. Geçmişte tasarruf oranlarının düşüklüğü nedeniyle iç piyasadan fonlanamayan krediler, bankalar tarafından sendikasyon kredileri ile dışarıdan fonlanıyordu. Ancak geçen yıl ağustos ayında yaşanan kur krizi, bir anda bankacılık kesimi üzerine ciddi bir yük bindirdi. Bankalardaki toplam mevduatın da, yılbaşından bu yana daralması kredi kanallarının yeniden açılması için kaynak arayışlarını gündeme getirdi. Para piyasası fonlarının portföy büyüklüğü mevcut durumda 29 milyar TL demiştik. Bunun yarısının mevduata döndürüleceğini düşündüğümüzde, yaklaşık 15 milyar TL’lik bir kaynağın bankacılık kesimine aktarılacağı görülüyor. Bu büyüklükte bir kaynağın bankacılık sektörüne aktarılması hem kredi kanallarının açılması tarafından hem de bankacılık gelirlerinin artması tarafından bankaları olumlu olarak destekleyecek bir gelişme olarak görülebilir.

FAİZLERE ETKİ ÇİFT TARAFLI

Para piyasası fonlarının portföyünden bankacılık kesimine aktarılacak kaynak, mevduat faizleri ve kredi faizleri üzerinde az da olsa aşağı yönlü baskı yaratabilir. Bu da kredi faizlerinin yüksekliğinden yakman iş dünyasında ferahlama sağlayabilir. Ancak mevduat faizlerinin enflasyonun çok altında getiri sunması halinde, dövize yönelme eğiliminin güçlenebileceği konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor.

Diğer taraftan, para piyasası fonlarının portföyünde, ağırlıklı ortalama vadesi 45 gün olan varlıklar da var. Portföyün tamamı repodan oluşmuyor. Dışarıdan para girişi yok ise, bu varlıkların satılarak portföylerin nakde dönüşmesi sırasında, piyasa faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşması söz konusu olabilir.

PORTFÖY YÖNETİM ÜCRETLERİ

Diğer taraftan aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, mevduata aktarılan yaklaşık 15 milyar TL büyüklüğündeki portföyün alım-satım komisyonları ve fon yönetim gelirlerini kaybetmiş oldu. Denilebilir ki, bu o kadar da büyük bir kayıp değil. Ancak para piyasası fonlarının ortalama vadesinin 45 gün olduğu, her 45 günde bir alım-satım komisyonu yarattığı düşünüldüğünde, yıllık bazda ciddi bir gelir kaybı oluştuğu görülebilir. Diğer taraftan yeni düzenleme ile para piyasası fonlarının fon yönetim ücretinin de yarı yarıya düşürüldüğü göz önüne alındığında, hem bankacılık kesimine akan portföyden oluşan kayıp, hem de kalan portföyün yönetim ücretlerinin yarıya düşürülmesi, portföy yönetim sektörünü etkileyecek bir büyüklüğe ulaşabilir.

ZEYNEP CANDAN AKTAŞ




Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir