Anasayfa / Girişimcilik / Günümüz Girişimcilerine Gerçekci Öneriler

Günümüz Girişimcilerine Gerçekci Öneriler




Büyük işler yapıyoruz demek yeterli değil Önemli olan çağın ötesinde olmak. Günümüz girişimcileri sıradanlıktan değil, geleceğin farklılıklarından besleniyor…

ABD’NİN ünlü fütüristlerinden Alvin Toffler yıllar önce tahminde bulunup şöyle demişti: “Yakın gelecekte ekonominin sermaye anlayışı değişecek; para ve taşınmaz değerlerin yerini entelektüel sermaye alacak! Böylece bilgi toplumunda girişimcilerin altm çağı başlayacak.” Öngörü son çeyrek asırda neredeyse gerçekleşmiş bulunuyor.

Bilgi toplumuna yön veren unsurlar şimdi sadece para değil, entelektüel aklın yarattığı tedavül edilebilir bilgi. Yönetim uygulamalarından pazarlama stratejilerine her şey entelektüel aklı öne geçiriyor, girişimciliğin öz benliği değişiyor. Buna kimileri yakm geçmişin orijinal tanımıyla network ekonomisi diyor; kimi de bilişim evreninin altın çağı.

Klasik buluşların; devasa yatırımların yerini daha faydacı, bilgi eksenli girişimler alıyor, girişimci profili hızla başkalaşıyor. Özellikle Batı’daki günümüz girişimcisi herkesin gittiği yolu terk edip, bilgiyle donanmış yeni nesil işleri tercih ediyor. Bunu yaparken önüne belli bir reçete koymuyor. Entelektüel algının ölçülemeyen sermayesini işletip, şaşırtıcı, şok edici işlere imza atmayı tercih ediyor.

Böylece süreç girişimci için bilgi eksenli yenilik peşinde koşmayı alışkanlık haline getiriyor, her şey bitmeyen bir yaratıcılık sayesinde ‘sermaye birikimi’ haline geliyor. Amaç günün gerektirdiği farklılıkları yakalamak, herkesin alışık olmadığı ilkleri başlatmak.

GİRİŞİMLER YENİLİKLERDEN BESLENİR

Bu haftaki yazımızda yeni girişimlerle ilgili entelektüel sermayenin yön verdiği, buluşsal zekasının önderlik ettiği bazı önerilerde bulunacağız. Bunların önemli bölümü işin yalnız biyolojisini değil, kendine özel psikolojisini kapsıyor.

Fakat önce işletme literatüründe giderek unutulan ‘Sigmoid Eğrisi’nden kısaca bahsedelim: Sigmoid Eğrisi yalın biçimiyle büyükçe bir S harfi gibidir. İstatistikte ve anatomide simgeleştirilen bir şeklin iz düşümü gibidir. Girişimci için zaman akışını sembolize eder. Ancak burada S harfinin dikey değil; yatay biçimde kullanılır.

Başarılı her girişim önce kısa bir durgunluk döneminden sonra yükselmeye başlar. Büyümeyi ifade eden düzenli çıkış eğrisi olası fırsatları içine alarak gelişir, büyür. Yükselişten sonra yıllar boyu sürecek aşamalara geçilir; böylece S eğrisinin ortada kalan yatay bölümü uzadıkça uzar. Sonunda sürpriz bir sonlanmayla aniden düşüşe geçebilir.

Çünkü hiç bitmeyecekmiş gibi görünen o parlak girişimlerin sonu gelmiş; önüne yeni bir teknoloji, buluş ya da ihtiyaç geçivermiştir. Bu düşüş güçlü girişimleri simgeleyen markalar için bile kaçınılmazdır. Kısacası ünlü kabule göre her iş doğar gelişir ve sonunda ölür. Kimi çok uzun yaşar kimi de çok kısa. Tıpkı canlı organizmalarda olduğu gibi.

ÖNEMLİ OLAN ZAMANA YENİLMEMEK

Süreyi uzatan şey başta kültürel ve bilimsel gelişmeler olmak üzere yeni icatlar ve ürünleri ihtiyaç kavramıyla yenileyen dinamizmdir. Sürekli yenilenme olmaz ise ürün, marka ya da şirket zamana yenik düşer, taklitleri çoğalır, en ikonik markalar bile geriye kaymaya başlar.



Ulaşılamaz gibi görünen her girişim duraksamaya başlayınca, birileri onu geçer.

İster küçük ister büyük olsun bu kural değişmez. (Büyük girişimler için tipik örnek eneıjidir. Enerji ihtiyacı hiç tükenmeyecektir ama sadece petrole dayalı dev işletmeler günün birinde yok olacaklardır!)

Bunca laftan sonra biz girişimlerin nasıl büyütüleceğinden; sonsuza yönelen zaman akışında bir şekilde ayakta kalmanın sırlarına değineceğiz. Önce ufak bir notumuz var: Ekonomi politik dünyasının dev isimlerinden sosyolog Max Weber yıllar önce şöyle demişti: “Yükselişini sürdürerek yaşayan kurumlar parasal sermaye birikimi nedeniyle değil, sistemin hayat verdiği yenilikçi liderler sayesinde ayakta kalırlar.”

Sürekli yenilik yaratarak devrimci bilince sahip çıkmak burada çok önemlidir. Bizce yenilikçi liderlik geleceği görerek umulmadık yeniliklerin oluşmasında katalizör görevi üstlenmektir. Bu gerçek eski nesil girişimcilerin pek itibar etmedikleri bir durumdur. Günümüzde birbirini kopya etmeyen, vizyon misyon kompleksini yenmiş yenilikçi şirketlerde ‘sigmoid eğrisi’ yatayda sonsuza kadar uzayabilir.

BASİT GİBİ GÖRÜNEN ÖNERİLERE DİKKAT!

Yeni teknolojiler, yeni anlayışlar ve geleceğe ilişkin yeni bakış açılarıyla sürekli değişimin gerçek sırrı nedir” Ne yapmalı da sonsuza değin hep yenilik çizgisinin içinde kahnmalı” işte eski nesilden yeni nesil girişimciliğe aktarılması gereken başlangıç kurallarının kısa bir özeti:

■ îş, talimatlara, buyruklara ve bürokrasinin hantal kalıplarına göre değil; gelecekteki nesillerin ihtiyaç ve algısına göre şekillendirilmeli. Eskiden ihtiyaçlar yenilikleri doğuruyordu; şimdi yenilikler ihtiyaçları doğuruyor.

■ Geleceğin sigortası sandığımız geleneksel ürünlerimize güveniyorsak yanılıyoruz! Yeni ekonomide geleneksel ürün ve markalar geriye doğru kayarken, her an farklılıkla taçlanmış yeni nesil ürünler ortaya çıkıyor; inanç ve alışkanlıklarımızı tersyüz ediyor. Acaba farkında mıyız”

■ Yeni nesil girişimciliğin kuralları dört duvar arasmda, ofislerde, fabrikalarda değil, her katmandan halkın zihinsel algı laboratuarında gerçekleşiyor. Yöntem “anket yapmak’ gibi klasik çarelere itibar ederek değil; Batıda olduğu gibi toplumun ‘ortak tutku aurasını’ psikolojik analizlerle keşfetmekten geçiyor.

■ Batı Dünyasımn yenilikçi akımları olan ‘Bitcoin’, ‘Hücresel Mikroçipler’, ‘Dalga Enerjisi’ gibi binlerce yeni konu yapay zekanın risklerini taşısa da son neslin girişimcileri yenilikleri kendi dünyalarına göre geliştirmeli, klonlama ucuzluğu için beklememeli.

■ Bizde girişimci olduğuna inanılan kimi şirketler bugün sadece stratejik planlamalardan medet umuyor. Yarının yeniliklerini fırsat olarak değerlendirmek yerine, güncel problemleri tekrar tekrar tartışmaya açıyor. Bu durum yeniliklere odaklanmayı yok ediyor. İnandıklarını yenilik düşüncelerine dönüştüremeyenler eninde sonunda düşüşe geçecek, pazara yenilik olarak sunulan her şey kısa zamanda eskiyecek. Özellikle gıda, tarım, ev aletleri, eneıji, eğitim sistemleri ile elektronik ve haberleşme bu konuda en duyarlı sektörler.

■ Uzun lafın kısası, sürekli yenilik olmadan büyümek sadece tatlı bir rüyadır (ki bunlar ambalajlarla oynamak, formülleri güya değiştirmek, sözüm ona yeni ürün çıkarıp birkaç fonksiyonla işi idare etmek değildir) Amaç, yalnız kendi tüketici çevremizde değil; orijinal yeniliklerle dünya çapında dikkat çekebilmektir. En azından şu düne kadar bizim gerimizde seyreden Güney Kore gerçeğinde olduğu gibi…

Nur Demirok





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir