Girişimcilik

Havadaki Nemden Su ve Elektrik Üretiyor

RePG Enerji

Enerji teknolojileri firması RePG Enerji ilginç projelere imza atıyor. Patron Hüseyin Karayağız 24 saat boyunca havanın içindeki nem ve ısı değişikliklerinden oluşan farkı kullanarak su ve elektrik enerjisi üreten bir teknoloji geliştirdiklerini açıkladı…


GÜNÜMÜZ ileri teknoloji yöntemleri enerji tanımını yenilemek istiyor. Enerji madenciliği, enerjilerin interneti gibi yeni kavramlar gündemimize geliyor. Amaç, insanların doğada var olan elementleri dönüştürerek enerji üretmesi. Bu durumun, bir ülkenin dışarıya bağımlı olduğu enerji miktarını azaltabileceği gibi, başta Afrika’da olmak üzere insanların yaşamsal ihtiyaçlarım minimum maliyetle sağlaması hedefleniyor.

Bu bakış açısıyla dünyanın dört bir yanında güneş, rüzgar, gaz enerjileri için alternatif .“enerji dönüşüm teknikleri” geliştiriliyor. Bir Türk girişimi de havadaki nem ve ısı değişikliklerinden su üretebilen bir cihaz geliştirmiş.

ÎTÜ Arı Teknokent’teki RePG Enerji isimli girişimin Yönetim Kurulu Başkam Hüseyin Karayağız, beta aşamasındaki bu cihazın dünyada ilk kez denenen bir yöntemle havadaki bağıl nemi suya ve istendiğinde elektriğe dö-nüştürebildiğini söylüyor.

RePG Enerji

PAHALI ÇÖZÜMLERE ALTERNATİF

RePG’nin teknolojisinin merkezinde 25 yıldır termodinamik üzerine kafa yoran bir mucit ve aynı zamanda şirketin genel müdürü Haşan Ayartürk yer alıyor. Lise yıllarında yaz aylarında sokağa su döküldüğünde buharlaştığını gördükten sonra, “Neden tam tersi olmasın?” diyerek başladığı termodinamik çalışmalarını bir cihaza uyarlayan Ayartürk, kullandıkları yöntemi en basit şekilde şöyle anlatıyor: “Bu teknoloji, 24 saat boyunca havanın içindeki nem ve ısı değişikliklerinden oluşan farkı kullanarak su ve elektrik enerjisi üretiyor. Nasıl rüzgâr enerjisi hava akımındaki enerjiyi kullanıyorsa, biz de gün içindeki ısı ve nem farkını kullanıyoruz. Bu makinenin sanayi, konut, elektrikli tipleri var. Havadaki nemi suya da çevirebilir, havadaki nemin ve ısının tüm enerjisini elektriğe de çevirebilir.”

Şimdiye kadar güneş enerjisi ve deniz suyundan su üretme teknolojilerinin mevcut olduğunu hatırlatan Ayartürk, bu enerjilerin kent yaşamında hem endüstriyel hem de kişisel kullanmı için karlı olmadığını belirterek, “Afrika’da çölün ortasında su üretmeye çalışan sistemler var. Ancak çok pahalı. 150 bin TL’ye saatte sadece 1 litre su üretebiliyor. Birçok yardım derneği bu tarz teknolojileri fonladığı için Afrika’nın çeşitli yerlerine bu sistemler hediye ediliyor. Dünyada çölün yanı sıra farklı coğrafi ortamlarda güneş paneli kullanarak hem elektrik üretilebiliyor hem de bir oda kadar bir yerde su üretimi yapılabiliyor. Ama bu sistemi kurmak da çok pahalı. Bunun yanında denizden su üretme sistemleri var. Onun da elektrik parası, deniz kenarından suyu taşıma vb. gibi dertleri var. Yani hem girişimcilik hem sosyal girişimcilik boyutundan bakarsanız hiçbir şekilde karlı olmuyor. Öte yandan devletler ve halk yararına olması gereken bir şey. Çünkü 100 milyar dolarla dünyadaki bütün su derdini tek seferde çözebilirsiniz. Afrika’nın etrafındaki denizden arıtabilirsiniz suyu” diyor.

CEP TELEFONUYLA KONTROL

Bu cihaz neye benziyor? Nasıl bir termodinamik sistemi var? Bir apartman dairesinde yaşayan bir aile bu sisteme sahip olabilir mi? Ayartürk, kişisel kullanım için bir çamaşır makinesi büyüklüğündeki cihazla ilgili bu soruları şöyle cevaplıyor:

“Havanın mevsim şartlarına göre enerji ve su üretimi değerleri var. 100 TL fatura ödeyen bir ailenin ortalama elektrik tüketimi 500 watt. Bu ise 5 kilovvatt’a kadar elektrik eneıjisi üretebilen bir cihaz. Ayrıca bu cihazı, evinizin varsa kombi tesisatına veya varsa klima sistemine bağlayarak ısıtma/soğutma ihtiyacını da karşılayabiliyorsunuz. Sistem çalışırken atık enerji olarak dışarıya ısı atıyor, aynı zamanda ortamdan ısı çekiyor. Çektiği ısı bir klimanın verdiği soğutma eneıjisine sahip, attığı ısı ise evi ısıtabilecek güçte. Nasıl güneş enerjisi güneş gördüğünde enerji üretiyorsa, bizim sistemimizde de hava ve nemde oluşan fark varsa enerji üretiyor. Bir fark oluşmuyorsa sistem durup, fark oluştuğunda üretime devam ediyor. İstediğiniz zaman su üretiminden elektrik üretimine geçiş yapabiliyor. Cep telefonunuzdan bunu da ayarlayabiliyorsunuz. Örneğin gece 2’de nem varken uyuduğunuzda su üretmeye ayarlayabilirsiniz. Ne lazımsa onu üretecek şekilde ayarlayabilirsiniz.”

“ENERJİNİN İNTERNETİ”

RePG Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karayağız ise dünyanın inovatif teknikler kullanarak doğadaki enerjilerin dönüştürülmesini öngören bir döneme girdiğini belirterek, “Buna Enerjinin İnterneti (Internet of Energy) de diyebilirsiniz. Doğada gördüğümüz gibi nasıl canlılar besin tüketerek enerji üretebiliyorsa, mekanik ürünler de aynısını yapabilecek durumda.



Türkiye’de buna benzeyen projeleri de tetiklemek istiyoruz. Elon Musk ülkemize gelip, güneş tarlaları, pil fabrikaları kurmayı teklif ediyor. Bunu neden kendimiz yapmayalım? Kendi ülkemizde neden pil üretmeyelim, aynı güneşten biz neden faydalanmayalım? Dünya artık merkezi olmaktan çıkıp dağılmaya gidiyor. Herkes kendi evinde enerjisini, gıdasını üretebilecek, evden eğitim alabilecek duruma geliyor” şeklinde konuşuyor.

Sistem nasıl çalışıyor?

• Bu cihazın doğadaki enerjiyi kullanma yöntemi basit bir örnekle açıklanıyor. Gece masaya bırakılan tuz sabah ıslak oluyor. Çünkü havadaki nemi çekiyor. Bu işlem 24 saat yapıldığında havadaki nem sürekli aşağıya indiriliyor. Cihaz, nemi sürekli çevirerek hem enerji hem su elde ediyor.

• Bu sistemde “akışkan kısmi buhar basıncı” suyun buhar basıncından çok daha fazla. Söz gelimi Marmara Bölgesi için saat sabah 5’te tuzlu su yoğunluğu yüzde l’e kadar düştüğü anlarda oluşan tonlarca su, bu cihaz tarafından “çekiliyor.” Saat 14 civarları havanın bağıl neminin en düşük olduğu saatler [yüzde 35-40 arasında). Sabah saatlerinde ise en yüksek değerde olup yüzde 95-100 arasında değişiyor. Yüzde 100 olması demek sis oluşması, hava içerisindeki suyun hava içerisinde yoğuşması anlamına geliyor. Saat 14’e kadar olan kısmı enerji üretimi için, saat 14’ten sabaha kadar olan kısmı su üretimi için kullanılıyor. Enerji üretimi neden önemli? Suyu havadan çektikten sonra içme suyuna çevirmek için bir enerjiye ihtiyaç var. Bu sistem bu enerjiyi şebekeden kullanmak yerine, havadan çekilen suyla enerji üretiyor.

• Sabaha kadar havadan çekilen suda düşük bir tuz konsantrasyonu oluşuyor ve öğlense bu konsantrasyon oranı yüzde 50’lere kadar çıkabiliyor. Bu, havadaki suyun bir kısmının buharlaşması anlamına geliyor. Denizlerden suyun buharlaşıp daha sonra yağmur olarak yağması gibi. Ancak tuz buharlaşmadığı için öğlen vaktine kadar da çok yüksek konsantrasyonlu bir tuzlu su oluşuyor. Sistem, ağaçların topraktan suyu alıp yapraklara çıkardığı mekanizmayı taklit ederek, yarı geçirgen, sadece su moleküllerini geçirip tuz moleküllerini geçirmeyen bir membran aracılığıyla gece-gündüz arasındaki bağıl nem farkıyla yaklaşık 500 bar’lık basınç elde ediyor. Bu basınç da bir su tribünüyle mikro boyutlarda enerjiye dönüşüyor. Bu şekilde üretilen enerji, yüzde 99 su yüzde 1 tuz konsantrasyonlu havadan çekilen suyu içme suyuna çevirmek için ihtiyaç duyulan enerjiden 10 kat daha fazla. Böylece fazla enerji, elektrik enerjisi olarak kullanılabiliyor. Hatta yürürlükteki yönetmeliğe göre şebekeyi satıp para da kazanabilme şansı yaratıyor.

• Cep telefonunuzdaki uygulamayla örneğin gece 2‘de nem varken uyuduğunuzda su üretmeye ayarlayabiliyorsunuz. Cihaz değişken bir şekilde üretim yaptığı için, otomatik olarak evdeki elektriğin yetersiz kaldığı durumlarda depodan enerji kullanmaya başlayabiliyor veya fazla ürettiği enerjiyi depolayabiliyor. Böylelikle elektrik kullanımını minimum seviyeye indiriyor.

• Sistem, bireysel bir ev için iki yılda kendini geri ödeyebiliyor.

RePG Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karayağız, önümüzdeki yıllarda insanların enerjiyi evlerinde üretmeye haşlayacağını, böylece tarımsal alanlara daha çok yer açılmış olacağını ve insanların kendi enerjilerini üretmesiyle enerji dağıtımı sorununun da çözüleceğini söylüyor.

RePG Genel Müdürü Haşan Ayartürk, yüzde 100 yerli olan bağıl neme dayalı bu teknolojinin güneş, rüzgar, hidroelektrik, termal ve biyokütle gibi enerji üretim kaynaklarına eklendikten sonra, satışının yapılabileceğini belirtiyor.

Şule Güner


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu