Güncel Ekonomi Haberleri

İnterneti demokratikleştirmeyi hedefliyor

Imagine ali the people*

SON yazımızda merkeziyetsiz şirketlerden ve merkeziyetsiz finanstan bahsetmiştik. Yazımızda çeşitli organizasyonlar mevcut finansal sistemleri kripto olanlarla değiştirmeyi hedefliyorlar demiştik. Böyle olunca ne olacak peki? Nasıl bir dünya, böylesi uygulamaları kucaklayacak? İşte orada web sisteminin doğasını icadından bu yana üçüncü kez değiştirecek bir sistem devreye giriyor:



Web3!

İlk hayata geçirildiğinde yazıların herkesin ulaşabileceği yerde olmasıydı web, yani ağ. Sonra 2.0 sürümü geldi ve kullanıcılar bir anlamda imece usulüyle içerikler yaratmaya başladı web üstünde. Evet, sosyal medya yokken bu yapılıyordu ve farkında değilsiniz ama hala yapılıyor.

Web3, kripto para birimleri, sanal ve artırılmış gerçeklik, yapay zekâ ve daha fazlası gibi yeni teknolojiler aracılığıyla interneti demokratikleştirmeyi hedefliyor.

Aslında internet, bilginin demokratikleşmesi için hayata geçmişti. Ancak birileri devreye girdi ve güvenilmez içerikleri bu sistemin içine saldı. Herkesin birbirini anlaması için kurulan sosyal medyayı botların cirit attığı bir alan haline dönüştürdü. ‘Deep Fake’ adı verilen yapay zekâ ile insanların yüz ve sesleriyle oynadığınız sistemle herhangi bir dünya liderini gerçeğinden çok zor ayırt edilecek şekilde istediğiniz şeyi söylüyormuş gibi gösterebilirsiniz.

İnterneti demokratikleştirme
Imagine ali the people

MORE’UN ‘ÜTOPYA’SINA BENZİYOR

Web3, internetin mevcut hizmetlerini ve ürünlerini, insanlara fayda sağlayacak şekilde yeniden tasarlamak anlamına geliyor. Web3 dünyasının bir vizyonu, temelinde açık kaynak protokolleri olan ve işletmelere uygun erişim ile ek özellikler sağlayan ara yüzler oluşturmaya odaklanıyor. Bir nevi Thomas More’un Ütopya adasına benziyor. Oluşturulabilir mi? Bunu oluşturacak gücümüz var. Bunun önüne geçilebilir mi? 1990’larda internetin dünyayı nasıl önüne geçilemez şekilde daha iyi bir yer yapacağını düşünüp bugünkü dünya düzenini gören herkes engellenebileceğini görebilir.

Bu noktada gerçekten iki tarafı da ayrı ayrı değerlendire-bilmeliyiz: Bu sistemin gelmesini büyük şirketlerin çökmesine rağmen mi istiyoruz? Eğer bu sistem hayata geçmek için korsanlıkları, şirketleri çökertmeyi, insanları bir süre için dahi olsa hizmetlerden uzak tutmayı göze alıyorsa o sistem gerçekten iyi bir sistem olabilir mi? Demokratikleşmeye doğru giden her yol mübah mı?.. Ve… O yolun sonunda demokratikleşme garantisi yoksa bizim daha kötüsüne gönüllü bir teslimiyetle gitmemiz doğru mu?

Şu soruyu soralım: Durduğumuz yerin daha iyi olmama ihtimali mi daha yüksek yoksa geleceğin kötü olma ihtimali mi? Bu soruya matematiksel bir cevap bulmanın mümkün olduğunu düşünmek zor.



POLİTİKACILAR MI, YAPAY ZEKA MI?

Belki bunu yapay zekaya sormalıyız. Teknolojik tekillik ya da ‘singularity’ adı verilen bir hipoteze göre eninde sonunda yapay zekâ insan zekâsından akıllı olacak. Acaba yapay zekâ insanlığın iyiliği için bu sistemleri merkezi ülkelerin elinden alıp merkeziyetsiz bir dünyaya, John Lennon’ın “Imagine” şarkısında dile getirdiği gibi ‘herkesin bir olduğu’ bir dünyaya taşıyabilir mi? Yoksa bunu makinelerin hüküm sürdüğü bir ‘Terminator/ Yok Edici’ evrenine mi çevirir? Acaba geleceğimizi ulusal devletlerin âri menfaatlerini savunduğunu öne süren politikacılara mı vermek daha doğrudur, yoksa Terminator’ün sunucularının bulunduğu Skynet’e öykünmeyeceğini umduğumuz yapay zekaya mı?

Konuyu bilişimin magazinsel yaklaşımıyla toparlayalım. Kimsenin sebebini çözemediği ardı ardına gelen bu büyük bilişim şirketi, çöküşlerinin müsebbibi şişe dibi kalınlığında gözlükler takan bilgisayar korsanları yerine kimsenin bilmediği bir ortama konumlanmış yapay zekâ olabilir mi? Ya öyleyse…

(*John Lennon’ın Imagine şarkısından bir alıntı: Tüm insanları hayal et)

MUSA SAVAŞ

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu