Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

İyi sürücü nasıl olunur?

Usta sürücü olmak

HERKES usta sürücüdür. Direksiyon cambazıdır. Yollarda atraksiyon yapar, makas atarlar. Ama bu. onları “iyi” sürücü yapmaz. Biz, iyi bir sürücü olup olmadığınızı sorguluyoruz.



Eskiden üç veya dört tekerlekli makineli araç kullanan kişilere “şoför” denirdi. İlk otomobiller, buhar gücüyle çalışıyordu. Aracı kullanacak kişi önce suyun kaynamasını ve buhar oluşturmasını beklemek zorundaydı. Bu nedenle Fransızlar onlara “ısıtıcı” anlamında şoför (chauffeur) demeye başladı. Oysa otomobil, Alman icadıydı. Onlarca icadın bileşkesiydi. Dolayısıyla mucit olma onuru Kari Benz’e verildi. Benz, bu icatları bir araya toplayıp ilk otomobili şekillendirdi. Ama 1950’li ve 60’lı yıllarda Türkçe’ye Fransızca egemendi. Biz de şoför kelimesini benimsedik (Bugün bile 200 kadar Fransızca kelimeyi, Türkçe imiş gibi kullanıyoruz). Günümüzde “sürücü” diyoruz ama şoför kelimesi de unutulmadı. Bugün limuzinleri veya şirket müdürlerinin, patronların büyük boy lüks sedan otomobillerini kullananlara şoför (sürücü kadınsa “chauffeuse”) deniyor. Her ne kadar ısıtacak su artık olmasa da.

Konumuza dönecek olursak, “iyi” sürücü ne yapar da bu sıfatı hak eder? ABD ve Avrupa’nın tanınmış otomobil sitelerinden ve sigorta şirketlerinin tavsiyelerinden derledik. Eminiz ki bilmediğiniz pek çok madde var:

■ İyi sürücü; bilgilidir, yeteneklidir, disiplinlidir, sabırlıdır, sorumluluk sahibidir ve tehlikelere karşı tetiktedir. Direksiyon başına geçmeden önce bir bardak su içer ve yanma da bir şişe su alır. Susuz kalmanın beden üzerindeki etkilerini saymakla bitiremeyiz. Konsantrasyonu azaltır, astım ve alerjiyi tetikler, tansiyonu yükseltir, kas kramplarına yol açar, mide ve bağırsakları bozar, başı ağrıtır, böbrek yetmezliğine, eklem ağrılarına neden olur. Burada önemli olan, konsantrasyon eksikliğidir. Motorlu araç sürerken hiç istenmeyen bir durumdur. Hatalı bir şekilde araç kullanıyor olabilirsiniz. Bir başka deyişle susuz araç kullanırken hata yapma ihtimaliniz yüzde 53 daha fazladır. Küçük bir ipucu verelim. Her gün, her kilonuz için 30 mililitre su içmelisiniz. 70 kiloysanız, iki litreden fazla su içmelisi-niz. Yaz günlerinde miktarı biraz daha artırabilirsiniz.

■ İyi sürücü, aracın içine girmeden önce etrafında bir tur atar. Aracın hareketini engelleyecek bir obje olup olmadığım gözler. Kaportada göçük, çizik, boya bozulması var mı kontrol eder. Lastiklerin inik ya da patlak olup olmadığına bakar. İnik lastikler, yol boyunca sizin daha çok yakıt yakmanıza neden olur. Lastikleriniz anormal şekilde aşınır. Lastiklerinizi kulaktan dolma bilgilerle şişirmeyin. Sürücü kapısının içindeki plakette yazılan rakamlara göre şişirin. Aracın yükü fazlaysa rakamın birkaç birim üzerinde ekstra hava basabilirsiniz (Pek çok basınç birimi olmakla birlikte otomobil lastikleri için “psi” – pound per square inch – birimi kullanılır, inç kare başına pound demektir. Bir başka deyişle 6.25 cm2 başına 453.6 gram. ABD, metrik sistemi kullanmayan üç ülkeden biri olmasına rağmen bütün araçlarda psi birimi geçerlidir. Diğer iki ülke, Liberya ve Burma’dır).

■ İyi sürücü, kontak anahtarını çevirdikten sonra paneldeki göstergeleri inceler. Yakıt, dörtte bir depodan daha az olmamalıdır. Çünkü yakıtınız, yakıt pompasının serin tutulması için önemlidir. Yakıt, dörtte bir seviyenin de altına düşerse, motorlu pompa ısınır ve arıza yapma ihtimali artar. Mutlaka bozulur demiyoruz. Ama aracınızın yakıtını ihmal etmeyin. Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde yakıtsızlıktan yolda kalmanın ağır para cezası vardır.

■ İyi sürücü, yağ göstergesinin yandığını görürse, hemen aracından çıkar ve bir çekici çağırır. Motoru çalıştırmaz. Bu ışığın yanması, iyi sürücü için kabustur. Motorda yeteri kadar yağ yoktur ve asla çalıştırılmamalıdır. Bu halde araç kullanmakta ısrar edenleri, ağır bir tamir faturası bekler. Motorda dönen parçalar, genelde yataklar üzerinde döner. Yatak ve dönen parça arasında film inceliğinde yağ tabakası olmalıdır. Aksi halde sürtünmeden kaynaklanan ısı ile “motor yatak sarar” ve parçaları aşınır ya da bozulur.

■ İyi sürücü, kısa mesafe yol alsa da emniyet kemerini takar (Kemer, yaralanmaların yüzde 45-50’sini önler). Yolun ilerisine odaklanır. Sağma soluna bakmaz, göz atar. Hız sınırını bilir (Saatte 35 km hızla gidiyorsanız, önünüzde kontrol edebileceğiniz 105 derecelik görüş açınız olur. 130 km hızla gidiyorsanız görüş açınız 30 dereceye kadar daralır), iyi sürücü, çok yavaş da gitmez. Kent içi yollarda 12-15 saniye, şehirlerarası yollarda da 20-30 saniye sonrasını görmek, olası tehlikeleri kolaylıkla savuşturmasını sağlar (Buna MELT – Minimum Eye Lead Time – Minimum Gözatma Süresi denir). Direksiyon başında taş gibi soğukkanlı davranır. Sadece gerektiğinde şerit değiştirir. Uykulu bir şekilde araç kullanmaz. Hele alkollü veya uyuşturucu etkisi olan ilaçlarla araç kullanmayı aklına bile getirmez. Önündeki araçla arasında güvenli bir mesafe bırakır. Hız limitleri içinde bu süre, üç saniyeden az olmamalıdır. Öndeki aracın dibinden gitmez. Direksiyonu “10’u 10 geçiyor” veya “9’u çeyrek geçiyor” pozisyonunda iki eliyle tutar. Her ne kadar direksiyonları farklı da olsa yarış pilotları da aynı pozisyonları kullanır. Fakat vatandaşın kullandığı binek otomobillerinde 9’u çeyrek geçiyor pozisyonu yüksek hızlarda tavsiye edilmez. Sebebi, binek otomobiliyle yarış otomobili direksiyonlarının sağa sola dönmek için aynı turda çevrilmiyor olmasıdır.

■ İyi sürücü, aracını “pürüzsüz” kullanır. Üç kez dünya şampiyonu olan, Formula 1 pilotu Jackie Stewart’ta “pürüzsüz otomobil kullanma” saplantısı vardı. Bugün 81 yaşında olan “Uçan İskoçyah” lakaplı Stevvart, kendi binek otomobilinin direksiyon paneline bir bardak su koyar, suyu bir damla bile taşırmadan/dökmeden sağ sol manevralar yapardı.

■ İyi sürücü, koma çalmaz (ABD’de koma çalmak, önündeki sürücüye küfür etmekle eş anlamlıdır). Yoldaki diğer sürücülerin ve yayaların haklarını ihlal etmez. Kavgaya girişmez. Kavga etmek, tansiyonu yükseltir ve durum tehlikeli bir hal alabilir. Dinlediği müzik, otomobilinin içinde kalır. Dışarıya yayın yapmaz. Sürüş sırasında cep telefonu kullanmaz. SMS, e-posta yazmaya kalkışmaz (ABD’de yaşlı sürücüler için “direksiyon başında telgraf çekmeyin” esprisi yapılır). Sağa sola dönerken mutlaka sinyal verir. Sinyali, döneceği yere 40 metre kala başlatır. “Arka koltuk süriicüsü”nü (back seat driver) dinlemez (Bunlar, araçta olup sürekli olarak sürücünün işine karışan tiplerdir). Yağmurlu havada, güneşli havadaymış gibi araç sürmez. Yazın parmak arası (flip flop) terliklerle direksiyon başına geçmez. Trafik polisine karşı nazik olur. Kaba olmanız, durumu kolaylaştırmaz. Hem bilgi veren hem eğlendiren bilgisayar ekranıyla (infotainment system) fazla meşgul olmaz. Biraz ters gelecek ama yolda otostop çekenleri otomobiline almaz. Otostopçunun niyetinin ne olduğunu bilemezsiniz.

■ İyi sürücü, kış bakımını ihmal etmez. Motor soğutma suyu antifrizinin, etkili olup olmadığını kontrol ettirir. Kış lastiklerini zamanında değiştirir (Aslında kış lastikleri normal lastiklerden daha yumuşaktır. Yere geniş basarak yuvarlak sürtünmeyi artırıp kaymayı önler). Karlı zeminde ilerlerken köprü veya viyadük üzerinde buzlanma olduğunu bilir ve yavaşlar.



■ İyi sürücü, hareket ederken gaz pedalı ile ayakkabısı arasında bir yumurta olduğunu farz eder. Gaza fazla yüklenmez. Ayağını gaz pedalına paralel basar. Açılı bir şekilde basmaz. Doğru motor devrinde vites değiştirir. Burada otomatik vitesli otomobillerin avantajı, motorun istediği devirde vitesi otomatik değiştirmesidir. Manuel viteste motorun beklediği vites değiştirme devrini tutturamazsınız. Bu açıdan otomatik vitesli otomobillerin motoru daha uzun ömürlü olun,Ama yüzde 20 daha fazla yakıt harcarlar. Bu sakınca, “start-stöp” (çalıştır-durdur) özelliği ile giderilebilir. Bu sistemde kırmızı ışıkta ya da sıkışık trafikte durduğunuzda motor kendini otomatik olarak kapatır. Frenden ayağınızı çekip gaza bastığınızda yine çalışır. Bu, kullanma sıklığına göre yılda bir veya 1.5 depo yakıt tasarrufu sağlar. Sistem, manuel vitesli otomobillerde de çalışır. Vitesi boşa almanız motoru durdurur, debriyaja basmanız yeniden çalıştırır.

■ İyi sürücü, sıkışık kent içi trafiğinde de yoğun şehirlerarası yollarda da otomobilini “savunmacı” kullanır. Asla sinirli ve saldırgan sürmez. Savunmacı ve kazaya yol açmayacak sürüş, yolların en önemli kuralıdır. (Eski ralli pilotlarından Renç Koçibey’in de sloganı, aracı savunmacı sürmekti. Ama ne yazık ki bir trafik kazasında hayatını kaybetti).

■ İyi sürücü, ağır vasıtalardan uzak durur. Özellikle yokuş aşağı inerken arkasına bir kamvon almaz. Hele
ağır vasıtaların sağında hiç oyalanmaz. Çünkü sol direksiyonlu ağır vasıtalarda sürücü, aracın sağ tarafını göremez. Bu nedenle ağır vasıtaların sağ tarafını sürücüye gösterecek aynalar eklenir. Sağ kapıya da otomobil sürücüleri için uyarı yazısı yazılır. Avrupa’da pek çok kaza, bu basit ayrıntıyı bilmemekten kaynaklanır.

■ İyi sürücü, benzin istasyonunda yakıt almadan önce otomobiline dokunarak statik (durağan) elektriğini boşaltır (ABD’de yakıt pompasını sürücü kullanır. Türkiye’de bu işi görevli yapıyor olsa da sıkıntı oluşturacak bu elektriği siz deşarj edebilirsiniz). Bu elektrik, özellikle soğuk havalarda birikir. Aracın lastikleri yalıtkan olduğundan topraklanamaz. Bu işi sizin yapmanız gerekir. Statik elektriğin depodan çıkan yakıt buharını tutuşturması çok düşük bir ihtimaldir. Ama yine de örneklerini YouTube’da görüyoruz. İyisi mi, siz bu ihtimali sıfırlayın.

■ İyi sürücü, akan fakat yoğun olan trafikte sollama yapmaz. Karınca sürülerini kendisine örnek alır. Yüzlerce karıncadan oluşan bir koloniyi inceleyin. Hiç bir karınca birbirini geçmeye çalışmaz. Bu nedenle de sürekli akan bir trafik görürsünüz. Motorlu araç trafiği için de aynı şey söz konusudur. İyi sürücü rahat yollarda sollama yapsa bile hemen orta veya sağ şeride geçer.

■ İyi sürücü, gece kent içi trafiğindeyse, kırmızı ışıkta durduğunda farlarını söndürür. Öndeki sürücünün gözlerini almaması, rahatsız olmaması için. Japonya’ya gittiyseniz, siz de kolayca fark etmişsinizdir. Japon nezaketi bunu gerektirir. Sadece Japonya’da değil, pek çok ülkede centilmenliğin göstergesidir.

■ İyi sürücü, otomobilini park ederken özenli davranır. Diyelim ki, trafiğin işlediği bir yolun kenarına, diğer araçlarla birlikte paralel park ettiniz. Araçtan çıkarken (sol direksiyonlu araçlar için), kapıyı sağ elinizle açmalısınız. Böylece vücudunuz 90 dereceye yakın bir dönüş yapar ve arkadan gelen araçları, bisikletlileri ve yayaları görmüş olursunuz. Aksi halde dikiz aynanızın kör noktasında kalırlar ve siz kapıyı açarken çarparlar. Buna “Hollanda usulü dönüş” (Dutch Reach) denir. İlk kez HollandalIlar buldukları için. Ya da bir otelin, marketin önüne park edecekseniz, binayı arkanıza alarak park etmelisiniz. Deprem, yangın gibi beklenmedik olaylarda aracınızı parktan çıkarmanız çok kolay olur. Aracın önünü binaya verdiğiniz takdirde onlarca otomobilin, geri geri çıkıp kaçmaya çalıştığını düşünün. Tam bir kargaşa olacaktır (Bizde cezası yoktur ama ABD’de böyle park eden araçların sahipleri ya uyarılır ya para cezasına çarptırılır. Türkiye’de faaliyet gösteren Amerikan otellerinde de bu uyarı yapılmaktadır). Ya da evinize geldiniz ve sokağın yapraklarla dolu bir köşesine park ettiniz. Büyük hata. Egzoz sisteminizdeki katalitik konvertör, bir kuru yaprak yığınını tutuşturacak kadar sıcak olur. Konvertörler, egzoz gazlarını süzer. 400-800 derece arasında ısınabilirler.

ABD’de sayıları yılda 8-10 da olsa böyle vakalar görülmektedir. Otomobilinizin durduk yerde yanmasına neden olmayın.

ALEV RIGEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu