Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Koronavirüs Korkusu Uluslararası Tarım Ürünleri Ticaretine de Yansıdı

Virüs Salgını Tarım İhracatınıda Etkiliyor

İKİ aya yakın bir süredir koronavirüs felaketiyle boğuşuyoruz. Pek çok ülkede halk, piyasalardan olan taleplerini erteliyor ya da kısıyor. Bunun sonucu olarak yiyecek fiyatları dünya genelinde düşmeye başladı. Ama sevinmek için erken. Orta ve uzun vadede başımıza nelerin geleceğini bilmiyoruz. Hiç ummadığımız kalemlerde sıkıntı ya da yokluk yaşayabiliriz.

ÜRETİCİLER İHRACATLARINI SINIRLADI

Birleşmiş Milletler de, tarımla ilgili endişelerini bir raporla açıkladı. Dünyayı doyuran ülkelerin aldığı kararlar, iç açıcı değil. Buğday, pirinç, mısır, patates gibi küresel olarak tüketilen ürünlerle ilgili ihracat yasakları art arda açıklandı. Paniğe kapılan hükümetler, kendilerine fazlasıyla yetse bile bazı ürünlerin ihracatını durdurdu. Dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı Rusya, tahıl ürünleri ihracına on günlüğüne ara verdi. Nisan-mayıs arası üç aylık dönemde de bazı tahıl ürünlerinde ihracat kısıtlamasına gidebileceğini bildirdi. Bazı şartların oluşmaması halinde sürenin uzatılacağı ileri sürülüyor. Önemli bir tahıl ve bitkisel yağ ihracatçısı olan Ukrayna, çiftçilerden gelen ihracat sınırlaması talepleriyle uğraşıyor. Hükümet, tahıl üretimini gün gün izlemeye başladı. Başkent Kiev’de fırıncılar, koronavirüs vakasının kötüye gitmesi halinde fiyatların yükseleceği, buğday ihracatı da olmayacağı konusunda hükümeti ve yerel yönetimleri uyardılar. Kazakistan, un, şeker, ayçiçeği yağı ve başta havuç ve patates olmak üzere bazı besin maddelerinin ihracatım yasakladı. Pandemik hastalığın devam etmesi halinde yasağa son vermenin mümkün olmayacağı belirtildi. Dünyanın üçüncü büyük pirinç ihracatçısı olan Vietnam, bütün satış anlaşmalarını askıya aldı. Vietnam pirincini, Çin ve Filipinler’in yanı sıra çok sayıda Avrupa ve Afrika ülkesine ihraç ediyor. AvrupalI pirinç tacirleri, Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, bunun Avrupa ülkeleri için de felaket olabileceğini vurguluyorlar. Avrupa’nın ayçiçeği yağı deposu olan Sırbistan da, bu ürünü ihraç etmeyi yasakladı.

GIDA ÜRÜNLERİ PAHALANABİLİR

Halen bütün dünyada 2.5 milyar kişi, evinden çıkmıyor. Bir başka deyişle her üç kişiden biri gönüllü ya da zorunlu karantinada. Bu insanların büyük bölümü, ithal gıda maddelerine bağımlı. Alman haber ajansı Deutsche Welle’nin “gıda milliyetçiliği” adını verdiği akım yaygınlaşırsa, önümüzdeki aylarda gıda maddelerinin pahalanması kaçınılmaz olacak. Bu durum da özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde zaten kötü olan beslenme eksikliğini daha da körükleyecek. Pek çok Afrika ülkesinin, pahalı gıda ya da gıda eksikliği gibi durumlara cevap verebilecek kapasitesi bulunmuyor.



Tarım demişken…

■ İnsanoğlu on binlerce yıl, ağaçlardan meyve, kuytu yerlerden bal toplayıp, hayvanların etini yiyerek yaşamını sürdürdü. Araştırmalara göre Birinci Tarım Devrimi, MÖ 12.000 ile 7.500 yılları arasında başladı. Tarımı yapılan ilk ürünler, buğday, arpa, bezelye ve mercimekti.

■ Acaba tarım, önce nerede başladı? Rus bilim insanları, sırasıyla Meksika, Peru, Güney Avrupa ve Anadolu’da başladığını tespit etti. Daha sonra Güney Avrupa ile ilgili bulguların yanlış olduğu anlaşıldı ve Anadolu ilk üçe girdi.

■ Toprağı sürmek, insanlığın en önemli keşfiydi. Tarımsal etkinliklerin başlamasından kısa süre sonra toprağı kabartıp havalandırma işlemi, ilk kez Orta Doğu’da görüldü. Ama bunun için kullanılan araç, saban bile değildi. “Ard” adı verilen ve ağaçların büyük dallarının keskinleştirilmesiyle yapılan bir sürme aracıydı. Bunun için evcilleştirdikleri güçlü hayvanlardan yardım aldılar. Ama yine de zorlu bir işti (Ard, toplumların ilerlemesi açısından dünyanın en önemli on icadından biri olarak gösterilir).

■ Meyve yetiştiriciliği, MÖ 6000-3.000 yılları arasında başladı. İlk yetiştirilen meyve ise incirdi. MÖ 4.000’de, Güney Rusya’da tarla sulama sistemleri kullanılıyordu. Mezopotamya halkının sulama kanalları açmasını öğrenmeleri için, üç bin yıl geçmesi gerekti.

■ MS 600’lerde Araplar, tarlaya su pompalamak için yel değirmenleri icat ettiler. Yine Araplar, MS 1.000 yıllarında tarlaları gübrelemeyi öğrendiler.

■ İkinci Tarım Devrimi’ne teknoloji yardım etti. 1700’lerden 1900’lere kadar olan bu devrim sırasında, tarım yapmak için değişik aletler ve araçlar kullanmayı öğrendik. Bu devrimin son yıllarına (1880’ler civarı) traktörler de katkı sağladı. Buhar gücüyle çalışan bu traktörler, çok ağırdı ve çoğu zaman toprağa batıyorlardı. O zamanlar, hafif ve güçlü traktörler yapmak henüz mümkün değildi.

■ Çiftçiler, 1701 yılına kadar, tohumları elleriyle toprağa serpiyordu. Bu da bazı alanların az, bazılarının çok tohum almasıyla sonuçlanıyordu. Söz konusu tarihte İngiliz çiftçi Jethro Tull (1674-1741), tohumları düzgün bir sırayla toprağa bırakan bir düzenek icat etti. Atla çekilen bu düzenek, modern tarımın temeli kabul edildi (Müzikseverler, bu adı iyi bilir. Beş müzisyenden oluşan İngiliz rock grubunun adı da Jethro Tull).

■ Çiftçiler, 18’inci yüzyıl başlarında tarlalarının kenarlarına ağaç dikmeyi de öğrendiler. Böylece ağaçlar rüzgarın hızını yavaşlatıp, ürünlerin zarar görmesini önlüyordu. Eğimli arazilerde de toprağın erozyona uğramasını engelliyordu.

■ Üçüncü Tarım Devrimi’ne biz de şahit olduk. Daha çok, “Yeşil Devrim” olarak anıldı. İşin içine biyoteknoloji, genetik mühendisliği, yapay gübreler ve kitlesel üretim yöntemleri girmişti. Yetiştirilen ürünler, doğallığından uzaklaşıyordu ama birim alandan çok daha fazla ürün alınıyordu.



■ Günümüzde altı binden fazla elma türü bulunur. En büyük üretici Çin’dir. Onu ABD, İran, Türkiye, Rusya, İtalya ve Hindistan izler.

■ Sadece ABD’de 2 milyon 200 bin çiftlik vardır. Bu çiftliklerin yüzde 97’si aile işletmesidir. Yüz binlerce çiftçi de sadece ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için tarım yapar. Ürününü satmaz.

■ En büyük, en yüksek ağaçlar, en fazla meyveyi verir diye bir kural yoktur. Çiftçi ağacın dallarını keserek, belirli bir yöne doğru büyümeye zorlayarak, maksimum verimi almayı bilir. Bu, yılların tecrübesiyle başarılacak bir iştir.

■ Meyve yetiştiriciliğinin kralı, muzdur. Buğday, mısır ve pirinçten sonra dünyanın en çok yetiştirilen dördüncü ürünüdür. En çok muzu, Hindistan yetiştirir. Bu ülkeyi Filipinler ve Çin izler.

■ Bugün çiftçiler, 1950’li yıllara oranla, yüzde 2’den daha az girdi (tohum, gübre, iş gücü vs.) ile yüzde 262 oranında daha fazla ürün elde ederler.

■ Her üç çiftlikten biri, ürününü ihracata ayırır.

■ Tarihçilere göre keçi, evcilleştirilmiş ilk hayvandır. En temiz hayvanlar olarak bilinirler. Büyükbaş hayvanlardan, tavuklardan daha temizdirler. Keçi, yabancı madde bulaşmış veya yere düşmüş hiç bir yiyeceği yemez.

■ Dünyada yetiştirilen yüzden fazla ürünü, arılar polenler. Bu, insanların ısırdığı her üç lokmadan birinin arılar sayesinde olduğu anlamına gelir. Küresel tarımda arılar, yılda 15 milyar dolarlık bir pazarı temsil eder. Onun için bir bölgede arı nüfusunun azalması, insanları çok korkutur.

■ Çiftçiler, yakın zamana kadar “3F” insanları olarak biliniyordu: Food (gıda), feed (besleme) ve fiber (lifli yiyecek). Ama artık yetiştirilen mısırların bir bölümünden etanol, soya fasulyesi yağından dizel yakıtı yapılabiliyor.

■ Dünya nüfusu 2050’de 9 milyarı geçecek. Bu nedenle çiftçiler, bugünkü üretimlerini en az iki katına çıkarmalılar.

■ Tarımın argoya bile katkısı oldu. 1800’lerde mahkumlar “çiftliği kap” derlerdi. Bu, hasta olup revire gitmek anlamına geliyordu. Çünkü o zamanlar her mahkum ağır işlerde çalıştırılıyordu. Çiftlikte hem iyi besleniyorlardı hem de çalışmak zorunda kalmıyorlardı. İkinci Dünya Savaşı’nda da “Çiftliği satın aldı” demek, savaşta ölmek demekti.

■ Birleşmiş Milletler, tarım konusunda daha önce de uyarılarda bulundu. Yoğun çiftçilik yöntemleri, yapay maddeler kullanımı, bazı ürünlerin gen yapısının değiştirilmesi gibi uygulamalar, hastalıklara neden oluyor. Örneğin, kümes hayvanlarının, kuş gribi, Ebola, Sars gibi hastalıklara sebep olduğu biliniyor. Bu hayvanlardan şimdiye kadar 39 yeni hastalık ortaya çıktığı belirlenmiş durumda. Koronavirüs bunlardan biri değil. Çünkü bu virüsün kaynağı, kümes hayvanları değil.

ALEV RİGEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu