HaberlerSağlık Haberleri

Küresel Ekonomide Corona Virüsü Tehdidi

Corona Virüsünden Korunma

KABUS geri döndü. 2003 yılının nisan ayıydı. Sars adı verilen ağır bir solunum yolu hastalığı, Çin’de patlak verdiğinde diğer ülkelerle birlikte 8 binden fazla kişiye bulaşmış, sekiz yüzden fazla kişinin de hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Bir grip olarak ortaya çıkıyor, ağır bir zatürreye dönüşüyordu.



Çin, hastalığı gizlemiş ama 26 ülkeye yayıldıktan sonra varlığını itiraf etmek zorunda kalmıştı. Çin bu tutumu yüzünden Birleşmiş Milletler tarafından sert bir biçimde eleştirildi ve kınandı ama olan olmuştu. Yedi bin vaka, Çin ve Hong Kong’a aitti. Avustralya, Hindistan, Yeni Zelanda, Endonezya, Tayland, Batı Avrupa, Güney Afrika, ABD, Kanada başta, olmak üzere pek çok ülkede de bin kadar Sars vakası görüldü.

Aradan 17 yıl geçti. Çin, bu kez coronavirüsün sebep olduğu ağır bir hastalıkla dünyayı bir kere daha korkuttu. Virüs Çin’in Wuhan (veya Vuhan) kentinden çıktı. Nüfusu 11 milyonu bulan bu kent, tamamen karantina altında. Çin hükümeti, sokağa çıkma yasağı ilan ederek vakaları tek tek bulmaya çalışıyor.

Sorun, sadece sağlıkla bitmiyor. Ekonomiler de etkileniyor. Virüsle ilgili endişeler, Asya borsalarını da korkutmaya yetti. 2002-2003 arası Sars salgınının ekonomik zararı ile ilgili anılar hala hafızalardan silinmiş değil. Günümüzdeki bu salgın da yüz milyonlarca insanın alışveriş alışkanlıklarını değiştirecek, turizmde on binlerce rezervasyon iptaline neden olacak. Bu sektörlerdeki firmalar ve milyonlarca çalışan, ağır maddi kayıplara uğrayacak. Üstelik virüs korkusu, petrol fiyatlarının düşmesine de neden oluyor. Uluslararası petrol piyasalarında fiyatlar, yüzde 3 oranında düştü bile. Bu da Uzakdoğu’da günde 260 bin varil daha az petrol talebi anlamına geliyor. Çin’de Batı kaynaklı restoran ve kafe zincirleri geçici olarak kapandı. Bankaların personeli de günlük işlemleri evlerinden yürütüyor.

Virüs

Pekiyi acaba Çin, geçmişteki olaylardan ders aldı mı?

DERS 1: Diğer ülkelerle birlikte çalışın

Sars, Çin için büyük bir sınavdı. Hem kamu sağlığı hem siyasi teamüller açısından. Dünya Sağlık Teşkilatı WHO, ülkenin güney kesimlerinde bu hastalığa neden olan virüsü bulmasaydı Çin, belki de hiç bir şey olmamış gibi davranacaktı. Yerel yetkililer, 2002’nin kasım ayında Guangdong eyaletinde 300 kadar hasta olduğunu bildirmekle yetindi. Bulaşıcı hastalığın yerel olduğu düşünüldü ve haberler gazete manşetlerinden düştü. Tıbbi analizciler işin içine girene dek. Ülkedeki Sars hastalığının boyutlarını öğrenmek, altı ay kadar sürdü. Böylece değerli uzun bir zaman kaybedilmiş oldu. Çinli doktor Jiang Yanyong’un 2003 nisan ayında bazı itiraflarda bulunması ve analistlerin topladığı veriler, sorunun çok daha büyük bir tehdit olduğunu ortaya koydu. Sars, önemsizmiş gibi gösterilmişti. Çin Hastalık Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi, özür dilemek zorunda kaldı. Dünya Sağlık Teşkilatı doktorlarından David Heymann, İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu kez coronavirüsün bir patojen olarak duyurulması, çok daha kısa sürede gerçekleşti” dedi. Heymann’a göre Çinli yetkililer, ellerini çabuk tutup salgını dünya kamuoyuna zaman kaybetmeden duyurdular. Aynı zamanda WHO yetkililerini de ayrıntılı bir şekilde bilgilendirdiler. WHO da karşılığında Çin hükümetini övdü.

DERS 2: Asla örtbas etmeye çalışmayın

Sars sorununda şeffaflıktan yoksun olan Çin hükümeti, uluslararası platformda zor durumda kaldığını hatta ekonomik büyümesinin bile yavaşladığını fark etti. Bu kez hastalık vakalarını hasıraltı etmedi. WHO’nun sağlık uzmanları virüsün, hele hele bilinmeyen bir virüsün yayılmasının önlenmesinde şeffaflığın hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Sars’ın kontrol altına alınması aylar sürmüştü.

Şimdi salgının erken öğrenilmesi halinde bu sürenin çok kısalacağı tahmin ediliyor. Wuhan, halen haya-\ let kent görünümünde. Hastalığın en çok görüldüğü ikinci kent Hong Kong’da ise sağlık görevlileri tam bir teyakkuz yaşıyor. Herkes maske ile dolaşıyor, vücut sıcaklıklarını sürekli ölçüyor. Asansör düğmeleri bile saatte bir mikrop öldürücü solüsyonlarla temizleniyor. Televizyonlarda sürekli olarak halktan ellerini yıkamaları konusunda duyurular yapılıyor.




DERS 3: Halktan bir şey saklamayın

Çinli yetkililer artık geçmişte olduğu kadar kapalı değil. Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping (Şi Cinping), virüsle savaşmanın en doğru yolunun halkı bilgilendirmek, ne yapmaları ya da yapmamaları gerektiği konusunda uyarılarda bulunmak ve onları doğru bir şekilde yönlendirmek olduğunu kabul etti. Partisinin kongresinde konuşan Jinping, “Savaşmakta olduğumuz bu virüsle ilgili olarak kasten vaka bildirmeyen, saklayan ya da bildirimi .erteleyen biri, sonsuzluğun utanç abidesine çivilenmeyi hak edecektir” dedi. Her şeye rağmen bazı uluslararası bilim insanları, coronavi-rüs vakalarının kamuya açıklanandan daha fazla olabileceği konusunda endişelerini muhafaza ediyor.

DERS 4: Tıbbi müdahaleleri geliştirin

Sars vakalarında hastaneler, hasta ile ilgili bir form dolduruyor, bunu merkez ofise posta ya da faks ile gönderiyordu. Bu da hastalığın iyileştirilmesinde önemli zaman kaybı demekti. Çin’in artık yüksek teknoloji ürünü bir gözetim sistemi var. Ülkenin bir köşesindeki vaka, anında bütün Çin’in sağlık birimlerinde duyuluyor. Hong Kong Üniversitesi Kamu Sağlığı Ana Bölüm Başkanı Gabricl Lcung, “Artık teşhis, rapor etme ve tedavi aşamalarında çok hızlıyız. Kamu sağlığı üzerine reformlar yaptık” diyor. Her ne kadar reformların bazı bölümleri uygulanmamış olsa da dikkat çekici bir nokta var. Sars hastalığını ilk kez tanımlamış olan doktor Zhong Nanshan, 2006’da ülkedeki bütün vahşi doğa pazarlarının kaldırılması gerektiğini söylemişti (Ne yazık ki Çin halkı, başta yarasa, fare, yılan, köpek yavrusu, her tür böcek ve sağlık açısından tehlike arz edecek diğer hayvanları yemekten hoşlanıyor).

KORUNMA YÖNTEMLERİ

Coronavirüse karşı ne gibi koruma yöntemlerimiz olmalı? Riski minimuma indirecek temel hijyen kuralları dışında korunmak için herhangi bir aşı yok. Vakalarda tam bir karantina uygulanıyor. Bu durumda doktorlar da tehlikede oluyor. Öncelikli amaç, hastaları sağlıklılardan tecrit etmek. Ama virüsün tam olarak tanımlanması, bir aşının geliştirilmesine yardımcı olacak. Doktorların bile bu konuda öğrenmeleri gereken çok şey var. Çin’den, özellikle de Wuhan’dan alınmış eşyaların ya da hediyelik eşyaların virüsü diğer ülkelere taşıyıp taşımadığı da bilinmiyor.

Virüsün insan vücudu dışında bile aylarca yaşayabileceği gerçeği doktorları endişelendiriyor. Fransa ve bazı Avrupa ülkelerinde bir-iki vaka görülmesi, bu düşünceleri kuvvetlendiriyor. Anadolu’da bir söz vardır. Zarar göreceğimiz bir durumdan kaçmayı ifade eder: “Baktın ki kar havası, hemen eve dön kör olası” derler. Bizim de, öksüren, aksıran, tıksıran, yüzü gözü kıpkırmızı olmuş kişilerden kaçınmamız gerekir.

ALEV RİGEL



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu