Anasayfa / Ekonomi-Finans / Olası yükselişte ilk prim yapacak hisseler

Olası yükselişte ilk prim yapacak hisseler



Borsa dolar bazında son 10 yılın en düşük seviyelerine geriledi. Yılın son üç ayında borsa yatırımcısı için ciddi fırsatlar sunuluyor. Uzmanlar, orta ve uzun vade için 53 BIST-30 ve BIST-100 hissesine dikkat çekiyor…

BORSA İstanbul’da fiyatların dip seviyelere inmesi ve geçtiğimiz hafta Para Politikası Kurulu’nun (PPK) yüzde 17.75 olan politika faizini yüzde 24’e yükselterek 625 baz puanlık bir faiz artırımı gerçekleşmesi borsayı olumlu etkiledi. Endeks 96 bin 298 puana kadar yükselirken işlem hacminin de yükselişe destek verdiği görüldü. Analistler PPK’nın geçtiğimiz haftaki hamlesini oldukça pozitif olarak değerlendirirken, söz konusu hamlenin güçlü ve koordineli maliye politikaları ile desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu noktada uzun zamandır beklenen Orta Vadeli Program’ın enflasyonla ve yüksek cari açıkla mücadele ile ilgili bir politika içermesinin önemini vurguluyorlar.

Öte yandan uzmanlar dolar bazında neredeyse 10 yılın en düşük seviyelerine gerileyen BIST-100 endeksinin ve oldukça makul seviyelere gelen hisse senedi fiyatlarının, uzun vadeli düşünen ve biriktirme amaçlı portföy oluşturan yatırımcılar için alım fırsatı sunduğuna dikkat çekiyor. 2001 ve 2008 krizleri gibi borsanın sert gerilediği dönemleri incelediğimizde hisse senetlerinin bu tür dönemlerin ardından ortalama 1-1.5 yıllık bir süreçte kayıplarını geri aldığı ve yükseldiği, oldukça makul seviyelerden devreye giren yatırımcıların yüksek getiri fırsatları yakaladığını hatırlatan uzmanlar, ancak her ne kadar birçok hisse değerlemeler açısmdan cazip seviyelere gerilemiş olsa da, her dip seviyeye inen hissenin alınmayacağım ve olası yatırım tercihlerinde mutlaka seçici yaklaşılması gerektiğini hatırlatıyorlar. Bu kapsamda ise 53 hisseye dikkat çekiliyor.

“KÜRESEL YATIRIMCI İLGİSİ”

Borsa İstanbul’un uzun vade için hikayesinin ucuzluk olduğunu tekrarlayan GCM Menkul Kıymetler A.Ş. Araştırma Uzmanı Enver Erkan, ancak her ne kadar emsal piyasalarda kayda değer oranda ucuzluğumuz olsa da, temel şartlarda düzelmenin yatırımcı algısı açısından gerekli olduğunu ve borsanın da bunu beklediğini söylüyor. Nominal değer bakımından borsada kısa vadeli destek bölgesinin yakın zamanda test edildiğini dolar bazında dip fiyatlamasmın sürdüğünü hatırlatan Erkan, “Temel şartlarda düzelme olursa getiri arayışındaki küresel yatırımcının Türk hisselerine ilgisi yeniden artabilir. Veya en kötünün görüldüğü algısı yatırımcıyı uzun vade için alıma geçmeye itebilir. Ancak bu noktada ‘uzun vade’ kavramının altını çizmek isteriz. Merkez Bankası, yapmış olduğu faiz artışı ve şahin politika açıklamasıyla endekste belli bir toparlanma sağladı. 20 EylüPde açıklanacak olan OVP beklentisi faiz artırımını tamamlayıcı unsur olarak devreye girerek, Türk varlıklarına ilişkin pozitif algıyı destekleyebilir. Dip fiyatlaması uzun vade için dikkate alınabilir, ancak yatırımcı kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına dikkat etmeli ve hikayesine, karlılığına, bilançosuna, mali yapısına güvendiği şirketleri tercih etmeli” diyor.

“DİPTEKİ HER HİSSE ALINMAZ”

Dibine yakın hisselerin olası bir yükselişte, daha fazla yukarı hareket potansiyeli taşıdığını aynı şekilde zirveden uzak olan hisselerin de, yukarı doğru tepki potansiyelinin daha yüksek olduğunu da hatırlatan Erkan şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Tam tersi bir şekilde zirvesine yakın olan hisseler yukarı yönlü az potansiyel sundukları gibi, olası gerileme açısından da daha fazla düşüş potansiyeli taşırlar. Bunlar tabii sadecc fiyatı ve dip/zirve uzaklığını göz önüne alarak yaptığımız tanımlardır. Bu hisselerin dipten potansiyel sunmaları veya zirvede az potansiyel sunmaları daha çok temel şartlara ve hissenin hikayesine bağlıdır. Yani her dipte olan hisse prim potansiyeli taşıyor diyemeyiz”.

Erkan, bu kapsamda Aselsan, Banvit, Koç Holding, Pegasus, Sabancı Holding, TSKB, Turkcell, Katmerciler, Pınar Süt, Logo Yazılım, Vestel, Mavi Giyim, Tat Gıda, Bizim Toptan, Vestel Beyaz Eşya, Teknosa, Türk Telekom, Coca-Cola İçecek, Aygaz ve Borusan Mannesman’ı orta ve uzun vade için ‘aP verdiği hisseler olarak sıralıyor.

“CAZİP SEVİYELERDE”

Türkiye piyasasının bazı gelişmekte olan borsalarla birlikte son yılların en düşük seviyelerini test ettiğini belirlen Işık FX Araştırma Uzmanı Yusuf Kavak, buna paralel olarak birçok şirketin hisse senedinin yerel para birimi açısından da, dolar bazında da çok cazip seviyelere geldiğini hatırlatıyor. Hisselerin bu denli ucuzlamış olması her ne kadar yatırımcıların risk iştahını cezbetse de yatırım yapmak için tek başına yeterli bir kriter olmadığını hatırlatan Kavak, “Zira, Türkiye’nin lokal problemlerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası’nm (FED) sıkılaştırma adımlarının devam ediyor olması da aralarında TL’niıı de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini olumsuz yönde baskıla-makta. Kurlarda görülen zayıflamalar döviz net pozisyonunda açık bulunan şirketler için riskleri oldukça yükseltirken, ileriye dönük bazı belirsizliklerin de oluşmasına neden oldu” diyor. Diğer yandan FED’in yanı sıra, ilerleyen süreçte ECB, BOE ve BOJ gibi diğer majör merkez bankalarının da sıkılaştırmaya gidebileceği beklentilerinin lokal sorunlarla birlikte yine gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskıyı derinleştirebileceğinden endişe ediyor. Bu kapsamda borsada mevcut seviyelerin Ocak sonunda başlayan düşüş için bir dip olup olmadığını söylemek için biraz daha zamana ihtiyaç olabileceğini hatırlatıyor.

TCMB’nin yapmış olduğu faiz arıtımı sonrası gözlerin yeni haftada açıklanacak olan Orta Vadeli Program (OVP)’da olacağım hatırlatan Kavak, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın da belirttiği üzere kamu mâliyesinde başlatılacak olan sıkı-laştırma hamlelerinin de tutarlı bir OVP ile birlikte yurtiçi taraftaki riskleri minimize edebileceğini söylüyor. Aksi takdirde yeniden faiz-enflasyon kısır döngüsüne dönebileceğimizden ve bunun da borsada senenin yeni dip arayışlarına neden olmasından endişe ediyor.

“LİKİT HİSSELER SEÇİLMELİ”

Bu seviyelerden hisse alırken önceliklc endekste düşüşlerin devamı halinde pozisyon azaltmak veya stop loss kullanmak açısından likit olan hisse senetlerinin seçilmesinin mevcut durumda avantaj sağlayacağını belirten Kavak, mevcut dönem karlılığı yüksek ancak görece olarak sektör ortalaması ve endekse göre ucuz kalmış hisselerin öncelikli olarak seçilebileceğini hatırlatarak, “Zarar yazsa bile varlıkları üzerinde risk oluşturmayan ve yatırım harcamalarını bitirdiğinden dolayı artık kâr yazabilecek şirketler seçilebilir.

Ayrıca ihracat ağırlıklı çalışan şirketler yurtiçindeki olası ekonomik risklerden minimum düzeyde etkilenebilir. Bu nedenle sektörel veya başlı başına bir hikâyesi olan şirketler de mevcut durumda avantaj sağlayabilir. Keza, devlet teşviklerinden ve kamu ihalelerinden yararlanabilen şirketler de endeksten daha hızlı toparlanabilir” diyor.

Kavak, bu kapsamda Doğuş Otomotiv, Emlak GYO, Enerjisa, Hürriyet Gazetecilik, Mavi Giyim, Sabancı Holding, Turkcell, Ülker Gıda, Yataş, Zorlu Enerji, Göltaş Çimento, Tiimosan, Pegasus, Türk Tel ekom, Migros, Gübre Fabrikaları, Karsan, Türk Traktör, Erbosan ve Brissa’yı orta ve uzun vade için ‘al’ verdiği hisseler olarak sıralıyor.

“10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYELERİ”

Dolar bazında neredeyse 1 ü yılın en düşük seviyelerine gerileyen BIST-100 endeksi ve oldukça makul seviyelere gelen hisse senedi fiyatlarının, uzun vadeli düşünen ve biriktirme amaçlı portföy oluşturan yatırımcılar için alım fırsatı sunduğunu belirten Ahlatcı Yatırım Yatırım Uzmanı Emrah Parlan, “2018 çarpanları ile borsa son beş yıllık ortalamanın yüzde 25 altında, 7.52 F/K oram civarında bulunmakta” diyor.

Ancak risk faktörlerinin oldukça yükseldiği ve borsanın düştüğü dönemlerde yatırımcıların daha geniş perspektifle hisse senetlerine yaklaşması ve daha uzun vadeli stratejilere odaklanması gerektiğine dikkat çeken Parlan, 2001 ve 2008 krizleri gibi borsanın sert gerilediği dönemleri incelediğimizde hisse senetlerinin bu tür dönemlerin ardından ortalama 1-1.5 yıllık bir süreçte kayıplarını geri aldığı ve yükseldiği, oldukça makul seviyelerden devreye giren yatırımcıların yüksek getiri fırsatları yakaladığının altını çiziyor.

Hisse fiyatlarında dip seviyelerin görülmesinin tek başına bir alım kriteri olduğunu söylemenin doğru olmayacağını hatırlatan Parlan, ancak değerinin üzerinde işlem gören hisselerin bu tür dönemlerde daha makul seviyelere gelmesinin, yatırımcılara güçlü şirketlere ortak olma şansı verdiğine dikkat çekiyor. Bu noktada şirket hisselerinin genel piyasa eğilimine bağlı mı ucuzladığı, yoksa şirketin temel verilerini etkileyen olumsuz bir gelişme mi olduğunun araştırılması gerektiğini hatırlatarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Hisse fiyatı yatırımcı tarafında algının bozulması ve beklentileri olumsuz etkilemesi nedeniyle düşüş kaydetmiş olabilir. Fakat ekonomik dengesizlikler şirket faaliyetini olumsuz etkilemişse bu süreçte şirketin ne kadar sürede faaliyetlerinin normale döneceği ve hisse fiyatında toparlanmanın hangi hızda gerçekleşebileceği değerlendirilmeli.”

“OVP ÖNEMLİ”

Parlan, TCMB kararı sonrasında yükselişten ziyade yatırımcıların algısını güçlendirecek diğer gelişmelerin önümüzdeki süreçte yakından takip edileceğini, özellikle 20 Eylül tarihinde açıklanacak OVP’nin ardından borsadaki hareketlerin yorumlanması gerektiğini düşünüyor. Parlan bu seviyelerden hisse alırken özellikle nakit oram 1 seviyesine yakın veya üzerinde, borç/öz sermaye oranı yüzde 70 altında, satış gelirlerinde büyüme kaydetmiş, satışların maliyetinde ve faaliyet giderlerinde sınırlı artış yazmış, net finansman gelirine sahip, yabancı para varlığı yüksek, ihracat gelirine sahip ve yüksek öz sermaye karlılığı bulunan hisselere öncelik verilebileceğini söylüyor. Bu kapsamda da Ereğli, Tekfen Holding, Soda Sanayi, Tofaş Oto, Netaş, BIM, Enka inşaat, Ege Endüstri, Anel Elektrik, Konya Çimento, Vestel, Erbosan, Orge Enerji, İpek Doğal Enerji, Aksa Enerji, Federal Mogul İzmit Piston, Bosch Fren Sistemleri, İskenderun Demir ve Çelik ve Koza Altın İşletmeleri’ni orta ve uzun vade için ‘al’ verdiği hisseler olarak sıralıyor.

Enver ERKAN / GCM Menkul Kıymetler AŞ Araştırma Uzmanı
“Banvit sektör liderlerinden”

BANVİT: Şirket Türkiye kanatlı sektörünün liderlerinden. Son açıklanan 2018 altı aylık bilançosunda da karın yıllık bazda yüzde 58 azaldığı ve 44 milyon TL olduğu görülmekte. Şirketin cirosu altı aylık dönemler kıyaslandığında geçen yıla göre yüzde 7 oranında artış göstererek 1 milyar 335 milyon TL olurken, satılan malın maliyeti kaleminde görülen artış, net karın ve faaliyet karının gerilemesinde etkili oldu. Sektörün yılın ilk yarısındaki kanatlı et ihracatı 230 bin 417 ton ve 278 milyon dolar olarak gerçekleşti. Öte yandan son dönemde Brezilya’dan Türkiye’ye getirilen büyükbaş hayvanlarda şarbon hastalığı teşhisi konulması kırmızı et ürünlerinde tedirginlik yaratmış ve kanatlı hayvan etine yönelimi artıracağı beklentileri hisselere olumlu yansımıştır. Şirket hisselerinde yüzde 21 yükseliş potansiyeli ile 19.30 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

KOÇ HOLDİNG: 2018 ikinci çeyreğinde holdingin fınans ve otomotiv sektörlerinde yer alan şirketlerinin mali performansa olumlu katkı verdiğini, enerji ve dayanıklı tüketim malı kolunun ise holdingin genel net karındaki düşüşte etkili olduğunu görüyoruz. Holding altı aylık net karını 3 milyar 669 milyon TL olarak açıkladı. BIST içerisindeki en iyi risk çeşitlendirmesine sahip olan Koç Holding hisseleri, makro türbülanslara karşı dayanıklı. Piyasanın olumlu yönde seyretmesinde de, olumsuz yönde seyretmesinde de getiri sağlayabilmekte. Holdingin konsolide karına enerji grubu yüzde 24, otomotiv yüzde 31, fınans sektörü ise yüzde 35 oranında katkı yapmakta. Enerji grubunda stok değer kazançları olumluyken, rafine marjı ve kapasite kullanımında düşüş görülmekte. Otomotiv halen yüksek ihracat hacminden istifade etmekte ve döviz girdisi sağlamakta. Euro/TL kurundaki yükselişten de olumlu etkilenmekte. Ancak hammadde maliyetlerinde ki artış ve daralan iç pazar olumsuz yansıyabilir. Holdingin fınans kolu olan Yapı Kredi’nin ise bankacılık faaliyetlerinden elde edilen gelirler bakımından karlılık konusunda başarılı olduğu görülmekle beraber, beklenenden olumsuz faizlerde meydana gelen artış ve artan mevduat maliyetleri bankacılık sektörünü geri planda bırakabilir. Koç Holding, piyasa çarpanlarına göre iskontolu görünüme sahiptir. Holding hisselerinde yüzde 12 yükseliş potansiyeli ile 18.40 TL hedef fiyat öngörüyoruz.




ASELSAN: Şirketin uzun vadeli siparişleri ve 8.1 milyar dolar tutarında bakiye siparişleri 2022 sonrası döneme kadar olan bir zaman dilimini kapsıyor. Bu projeler her sene istikrarlı ciro yaratacak. Türkiye askeri harcamalar bakımından dünyada 15’inci sırada. Türkiye’nin savunma atımları stratejisi dışa bağımlılığı azaltmaya ve yerli üretimi desteklemeye yönelik. Yerli tank, hava savunma sistemi, firkateyn, uçak gibi projelerde Aselsan önemli tutarda iş alacaktır. Son dönemdejeopolitik risklerin öne çıkması ve Suriye’deki karışıklıklar, savunma sanayisini ön planda tutmaya devam edecektir. Şirketin yeni alınan sözleşmelerinin tutarı 2.1 milyar dolar, bakiye siparişleri ise 8.1 milyar dolar tutarındadır. Ocak-Haziran döneminde net satışlar TL cinsinden yüzde 48 artmış, FAVÖK artışı da yüzde 47 olmuştur. Aynı dönemde net karın yüzde 73 artarak 942 milyon TL olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Aselsan, Ar-Ge teşvikleri sayesinde 2023 yılına kadar kurumlar vergisi ödemeyecektir. Şirket hisselerinde yüzde 27 yükseliş potansiyeli ile 33.50 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

PEGASUS: 2018’in ilk yedi ayındaki yolcu trafiği geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artış gösterdi. Uçak doluluk oranlarındaki iyileşme ve artan uluslararası uçuşları şirket için pozitif olarak değerlendiriyoruz. Dış hat yolcu verilerindeki önemli toparlanma nedeniyle yolcu trafiğindeki artış güçlü bir momentum yakaladı. Şirket 2018 yılının ilk yarısında kuvvetli operasyonel performans göstermiştir. Bu dönemde tarifeli dış hat gelirleri büyümeye en fazla katkıyı sağlamıştır. Yan gelirlerde artış hızı devam ederken, doluluk hem iç hat hem de dış hat için tarihi yüksek seviyelere geldi. Bu dönemde birim gelirler de artış gösterdi. Misafir başına rekor yan gelirler, petrol fiyatlarındaki artışa rağmen yüzde 14.5 ile sağlam bir görüntü veren FAVKÖK marjı, yakıt hariç birim giderlerde yüzde 12’lik gerileme olumlu faktörler olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda 2018’de filoya 10 yeni uçak katıldı; 2019’da 18 tane daha bekleniyor. Şirketin net zararı ilk yarı sonunda 100 milyon TL seviyelerine geriledi. Kurdaki dalgalanmalardan kaynaklanan belirsizliği aktif olarak yöneten şirket TL bazlı gelirlerin önemli bir kısmını dolara çevirerek risk yönetimi yapmakta. Buna ilave olarak çeşitli türev araçları da kullanmakta. Sektörün genel görüntüsündeki iyileşme, 3. Havalimanı ve artan operasyonel verimlilik çerçevesinde Pegasus hisselerini beğeniyoruz. Şirket hisselerinde yüzde 16 yükseliş potansiyeli ile 30.50 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

Yusuf KAVAK / Işık FX Araştırma Uzmanı
“Emlak GYO mali yapısını güçlendirmeyi hedefliyor”

EMLAK GYO: Son açıklanan ikinci çeyrek fınansalları itibariyle gelirlerini önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 oranında artıran şirket, net kârını ise yüzde 80 oranında yükseltmiş durumda.

Yüzde 42 civarındaki kaldıraç oranının yanı sıra, 2.91’lik cari oran rasyosuna sahip olan şirket, 2 milyar TL tutarında yeni çıkartılan kira sertifikasından elde edilecek gelir ve yurtdışına yönelik başlatılması düşünülen kampanyalar ile de mali yapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Düzenli olarak her sene FAVÖK marjında artış sağlayan şirket, Türkiye’de son zamanlarda görülen zorlu fınansal koşullara rağmen yılsonunda net kârını önceki yılki seviyesinde tutmayı hedefliyor. Borsadaki geri çekilmeler neticesinde 2011 yılında test edilen fiyatlara kadar gerileyen şirket hisselerinde toparlanma çabası gözlemlenmekte. Şirket hisselerinde orta-uzun vadeli görünümde yüzde 28’lik yükselme potansiyeli ile 2.35 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

DOĞUŞ OTOMOTİV: Son zamanlarda kısa vadeli yükümlülüklerinin yüksekliği ile gündeme gelen şirket, iştirakleri ve solo yapısı üzerinde bir dizi yapılanmaya giderek mali yapısını güçlendirmeye çalışıyor. İlk altı aylık ” fınansalları itibariyle önceki yılın aynı dönemine göre satışlarını yüzde 11 civarında artıran şirket, net kârını ise yüzde 96 oranında yükseltti.

Kısa vadeli borçlarında yaşanan artışı dönen varlıklarında sağladığı eş güdümlü yükseliş ile bertaraf eden şirket; öz sermayesinin yüzde 17’si oranında ki net döviz pozisyonu ile kur artış riskini ortadan kaldırdığı gibi kambiyo kârı da yazabilecek durumda. 2015 Ağustos ayından bu yana düşen trend içerisinde hareket eden şirket hisselerinde orta-uzun vadeli trendde yüzde 36’lık yükseliş potansiyeli ile 7.40 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

SABANCI HOLDİNG: 2018 ikinci çeyrek fınansalları itibariyle satışlarını yüzde 15 oranında artıran holding, net kârını ise yüzde 52 oranında yükseltmiş durumda. Özellikle son yıllarda enerji sektörüne yaptığı yatırımlarla dikkat çeken grup, diğer birçok sektördeki dinamik yapısını da devam ettiriyor. Düzenli temettü politikası ile yatırımcıları cezbeden holdingin yükümlülüklerindeki yüzde 19’luk artışa karşın varlıklarını da yüzde 17 oranında artırdığı görülmekte. Borsa şirketleri arasında en yüksek tutarda döviz net pozisyonuna sahip olan şirket, bu kapsamda kur kaynaklı riskleri bertaraf etmenin yanı sıra kambiyo kârı yazma potansiyeline sahip. Borsada yaşanan düşüş ile 2014 Mart ayından bu yana en düşük seviyelerini test eden grubun hisselerinde orta vadeli trendde yüzde 20 yükseliş potansiyeli ile 8.50 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

HÜRRİYET GAZETECİLİK: 1.26’lık cari oran ve 1.19’luk asit-test oranı rasyolarının yanı sıra 0.31’lik kaldıraç , oranı ile dikkat çeken şirketin, kısa vadeli yükümlülüklerinde sağladığı yüzde 18’lik azalış da pozitif görünümüne katkı sağlıyor. 2018 ikinci çeyrek satışlarında önceki seneye göre yüzde 18’lik azalışı yüzde 28’lik gider azaltımı ile bertaraf edip, yatırım faaliyetlerinden elde ettiği yüksek kâr ile geçtiğimiz yıl 70 milyon TL’ye yakın ettiği zararı 275 milyon TL’nin üzerinde kâra çevirmiş durumda. Öz sermayesinin yüzde 34’ü oranında bulundurduğu net döviz artışı ile de mevcut durumda güven veren şirket hisselerinde, orta-uzun vadeli trendde yüzde 34’lük yükseliş potansiyeli ile 1.40 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

Emrah PARLAN / Ahlatcı Yatırım Yatırım Uzmanı
“Koza’da pozitif görünüm devam eder”

KOZA ALTIN İŞLETMELERİ: Satış gelirleri 644 milyon TL ile ikinci çeyrekte yüzde 77 oranında artan Koza Altın İşletmeleri 357 milyon TL net kar açıkladı. Açıklanan net kar rakamı, yıllık bazda yüzde 159 ve çeyreksel bazda ise yüzde 152 artışa işaret etmekte.

145 milyon TL’lik kur farkı geliri net karın artmasına destek Koza Altın İşletmeleri oldu. Ayrıca şirketin net nakit pozisyonu çeyreksel bazda yüzde 18 büyüyerek 2.070 milyon TL olarak gerçekleşti. Finansal rakamlarda mevcut pozitif görünümün devam etmesini beklediğimiz hisse için yüzde 11 yükseliş potansiyeli ile 50 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

FEDERAL MOGUL İZMİT PİSTON: Düşük borçluluk oranı ile ön plana çıkan ve 7.51 cari orana sahip Federal-Mogul İzmit Piston, 2018 ikinci çeyrek dönemde 7.5 milyon TL net kar açıklamış, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre net karını yüzde 60.3 oranında artırmıştır. İkinci çeyrek karı ile birlikte şirketin 2018 yılının MOGUL yarısındaki net dönem karı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 79.5 oranında artarak 15.1 milyon TL olarak ^gerçekleşti. Karlılık tarafında görülen güçlü performansın devamı beklenirken, bunun yanında şirketin gerçekleştirdiği ihracatın satışlar içerisindeki deki payının yüzde 67.34 olması dikkat çekmekte. Şirket hisselerinde yüzde 12 yükseliş potansiyeli ile 20 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

BOSCH FREN SİSTEMLERİ: Şirket ihracat satışlarını yılın ilk yarısında 24 milyon TL seviyesine taşıyarak bir önceki yıla göre yüzde 85 yükseltti. Öte yandan 2018 ikinci çeyrek döneminde 54 milyon TL satış geliri elde ederek bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 45 bir artış yakaladı. Böylelikle ikinci çeyrek sonuçlarıyla birlikte şirketin altı aylık net dönem karı 16.9 milyon TL olarak gerçekleşti. Yüzde 2.82 cari orana sahip şirket kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücüne sahip. Güçlü finansal tablo ile birlikte şirketin satışlarında ve ihracatında artışın devam etmesi beklenmekte. Şirket hisselerinde yüzde 9.30 yükseliş potansiyeli ile 175 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

İSKENDERUN DEMİR VE ÇELİK: Yılın ilk altı ayında geçen yıla göre yüzde 42 artışla 6.7 milyon TL satış geliri elde eden İskenderun Demir ve Çelik, kar marjlarını yükseltmeyi r- başararak karlılığını pozitif yönde destekledi. Bununla birlikte 2018 ikinci çeyrek sonunda yıllık bazda yüzde 103 ve çeyreksel bazda yüzde 44 artışla 1.13 milyon TL net kar açıkladı. Şirketin net nakit pozisyonu 4.6 milyon TL seviyesinde. Demir çelik sektörü ülke ekonomileri için lokomotif görevi görürken, şirket güçlü nakit pozisyonu ve satışlarındaki büyümeyle ön plana çıkmakta. Şirket hisselerinde yüzde 11.5 yükseliş potansiyeli ile 9.20 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

Bu seviyelerden hisse alırken dikkat!

  • Her dip seviyesinde olan hisse alınmaz.
  • Temel kıstas hissenin dip seviyelerinde seyrediyor olmasından ziyade, hisseye ilişkin olumlu beklenti yaratabilecek bir hikayenin olup olmamasıdır.
  • Öncelikli olarak o hissenin prim yapmasını engelleyen faktörler olup olmadığı analiz edilmelidir.
  • Yüksek fınansal borç taşıyan, operasyonel kar üretemeyen ve güncel konjonktür içerisinde döviz hareketine duyarlılığı yüksek olan şirketlerde alım yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • Şirketin mali yapısı sürdürülebilir ve güvenli olmalıdır.
  • Operasyonel karlılığı önemli bir kıstas olabilir.
  • Döviz pozisyonlarına dikkat edilmeli, kurların arttığı ortamda döviz varlığı olan şirketler daha cazip olabilir.
  • Döviz açık pozisyonu var mı, gelir/ giderler arasında kur uyumsuzluğu söz konusu mu, ihracat ile döviz girdisi sağlıyor mu, türev araç kullanıyor mu gibi şeylere bakılmalıdır.
  • Piyasa çarpanları tarihsel olarak veya emsallerle mukayese edildiğinde uzun vade için ne kadar potansiyel sunabilir, hisse ucuz mu değil mi dikkat edilmelidir.
  • Sektörlerin faiz hassasiyeti incelenmelidir.
  • Hisse uzun vade için düşünülmelidir.

Ömer ERYILMAZ / Yatırım Finansman Genel Müdürü
“Aselsan, Enka, Anadolu Efes ve Tekfen”

Borsanın bir yükseliş trendine girebilmesi için öncelikle temel ekonomik göstergelerde öngörülebilirliğin artması gerekiyor. Kısa vadede sıkı para ve maliye politikaları ile kur volatilitesinin sona ermesi, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın önüne geçilmesi için önemli ön koşullar olarak görülmekte.

Gelişmekte olan piyasalardaki satış baskısının hafiflemesi başka bir önemli etken. Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasına yönelik olarak sabit getirili menkul değerlere ve pay piyasasına yönelik olarak yatırım iştahının artması da şu aşamada gerekli görünüyor.

MB faiz kararı ve sonrasında açıklanmasını beklediğimiz OVP ışığında makroekonomik tahminlerimizi revize edeceğiz. Sonrasında sektör ve şirket kar beklentisi ve değerlemelerimizi güncelleyerek endeksle ilgili hedef maksimum ve minimum seviyelerden bahsedebiliriz. Geldiğimiz noktada F/K bazında endeksin ucuz olduğunu düşünsek de kar tahminlerindeki belirsizlik kısa vadede yükseliş potansiyelini sınırlamakta. Yatırımcıların ise mevcut koşullarda ekonomideki yavaşlama ve yükselen faiz ortamını göz önünde bulundurarak daha defansif sektör ve hisseleri tercih etmelerini tavsiye ediyoruz. Döviz kuru artışlarından fazla etkilenmeyecek bilanço yapısı bir diğer tercih sebebi olmalıdır. Tavsiye ettiğimiz hisseler arasında Aselsan, Enka, Anadolu Efes ve Tekfen yer alıyor.

Metin AYIŞIK / Gedik Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür
“Portföylerde borsa için mutlaka pay ayrılmalı”

Kur ve faiz tarafındaki öngörülebilirliğin artması ve güçlü bir orta vadeli planın açıklanması borsanın bir yükseliş trendine girebilmesi için çok önemli. Siyasi/jeopolitik gelişmelerin ekonomi gündeminin önüne geçmesinin sonlanması ve ülke risk primini azaltacak yönde gelişmelerin görülmesi de piyasaları rahatlatacaktır.

Bu koşulların sağlanması durumunda ilk aşamada borsada 98-101 bin civarlarına kadar sürebilecek bir yükseliş gözlenebilir. Olumlu yönde ekstra gelişmelerin gözlenmesi durumunda bu hareketin 103-105 bin aralığına doğru devam etme olasılığı da kuvvetlenebilir. Yakın dönemde artan oynaklık ve risk fıyatlaması nedeniyle birçok hissenin fiyatı orta-uzun vadeli değerlemeler açısından cazip seviyelere gerilemiş durumda. Yatırımcıların kısa vadeden ziyade orta-uzun vadeli beklentilerle pozisyon almalarının yerinde olacağını söyleyebiliriz. Ayrıca, tek bir hisseye, sektöre odaklanmaktan ziyade tercihleri bir miktar çeşitlendirmek ve tek seferde pozisyon almak yerine biriktirme şeklinde zamana ve farklı fiyat kademelerine yayarak pozisyon almak da daha sağlıklı tercihler olacaktır.

Her ne kadar birçok hisse değerlemeler açısından cazip seviyelere gerilemiş olsa da, olası yatırım tercihlerinde mutlaka seçici yaklaşılmalı. Mevcut kur-faiz seviyelerini dikkate alarak borçluluğu düşük, net yabancı para pozisyonu artıda olan veya kur riskini türev enstrümanlarla azaltan, satış gelirleri içinde ihracatın payı yüksek ve maliyetleri büyük ölçüde TL olan, yıllar itibariyle istikrarlı kârlılık performansına sahip şirketler bu anlamda öncelikli olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, orta-uzun vadede, tarihsel olarak görüldüğü gibi, yine yatırımcıya en yüksek getiri sağlayan yatırım aracının borsa olacağını düşünüyor ve alınabilecek riskler dikkate alınarak mutlaka portföylerde borsa için bir pay ayrılması gerektiğini öneriyoruz. Standart bir piyasa bilgi, tecrübesine sahip yatırımcıyı göz önüne alacak olursak mevcut durumda portföylerde en azından yüzde 20 civarında borsaya pay ayrılmasının uygun olacağını söyleyebiliriz. Olası geri çekilmelerde veya yukarıda belirtilen koşulların gerçekleştiğinin gözlenmesi durumunda bu oran kademeli bir şekilde artırılabilir.

İDİL TARAKLI





Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir